01-03 NİSAN TARSUS TURİZM GÜNLERİ’NİN ARDINDAN

Nisan 6, 2010 tarihinde tarafından  
EĞİTİM VE KÜLTÜRÜN TARİHİ - M.ALİ SULUTAŞ kategorisinde yayımlanmıştır.

01-03 NİSAN TARSUS TURİZM GÜNLERİ'NİN ARDINDAN

Yatmadan önce açık bıraktığım doğu balkon kapımdan giren turunçgiller çiçeği kokusu evin içini ve ciğerlerimi gece boyu hoş koku içinde okşadı. Yeni yaz saati uyarlamasına göre 6’da ayaktayım. Balkona çıkıp sabah alıştırma hareketlerimi yaparken de, geceyi aydınlatan dolunay konumundan geri dönmeye başlayan aydedenin de gözleri altında bir güzel gerindim…

Üniversite yıllarında aynı gençlik kurum ve ortamlarında, birbirimizden habersiz ülkümüzün birleştiği, ben İktisat Fakültesi’nde, o Yüksek Ticaret Okulu’nda tahsillerimizi tamamlayıp ayrıldığımız, 25 yıl önce Mersin’de turizm alanında kaderimizin buluştuğu Hitit Turizm sahibi Orhan Sulayıcı ile önceden görüştüğümüz gibi, Tarsus’a gideceğiz, birlikte.

Bu 10,000 yıllık kentimizde ilk kez düzenlenen “Turizm Günleri”nde bulunmamız grektiğinin bilincindeydik. Herkes de biliyor ki, “Kambersiz düğün olmaz!..”

Sabah 8:30’da tren garında buluşmak için sözleşmiştik. Ben saat 9 trenine bindim, biraz sonra Orhan telefon etti. Kendisinin 9:30 trenine yetişebileceğini söyledim ve deyim yerindeyse, göz açıp kapamadan hızlı tren 15 dakikada Tarsus’a vardı bile. Etkinlikler Tarsus Kültür Merkezi’nde (TKM) yapılacağına göre, 8-10 dakika yürümeyi yeğledim.

Bir kent bu kadar mı geliştirilir, güzelleştirilir!.. Belediye otobüsleri vızır vızır geçiyor, caddeler genişletilmiş, bakımlı ve tertemiz. Eski evler onarılıp yeni işlevler kazandırılmış. Yeni yapılan binalar belli bir düzen ve boyut içinde yükselmiş. Ara sokaklardan biri “Yarenlik Alanı” adı verilerek araçlara kapatılmış. Kentin ve halkın soluk aldığı Park cıvıl cıvıl. Yerel Gündem 21 adına ana cadde kenarında bir sıra el sanat ürünlerinin sergilenip satıldığı barakaları geçer geçmez, TKM’nin yanıbaşındaki açık alan, başka bir etkinlik için hazırlanmakta.

O arada Orhan telefon etti, Tarsus Garı’ndaydı, yol sordu, yönlendirdim. Çok geçmeden o da yanımızdaydı. Dün başlayan etkinliklerin bugünkü sunumlarına hemen başladık, giriş salonunda açılan Tarsus Fotoğref Derneği’nin (TFD) fotoğraf ve değişik kadın derneklerinin el sanatı ürünleri sergilerini gezdik, sanatçılarla yarenlik ettik. ‘Ateşler’ cezeryesi, ‘Okyay’ helvası ve daha da ilginci, doğum sevinci yaşayan evlerde ziyaretçilere sunulan “kaynar” denilen sıcak içecek ikram ettiler. Orhan, zaten tatlı olduğu için tatlılara itibar etmedi, ama kaynar içmeyi ıskalamadı. Onu tanıyan turizmciler, adını duyan rehberler hemen çevresinde bir halka oluşturdu.

Biraz sonra, 16 yıldır kesintisiz iş başında olan Belediye Başkanı Burkanettin Kocamaz ile yardımcıları Kerim Tufan ve adaşım geldiler. Orhan’la birlikte onlarla kısa bir sohbet edip etkinliğe katılan turizmcilerle muhabbeti koyulaştırdık. Mersin’den ikimiz mi katıldık diye sorgularken, İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Çalışkan da ulaştı Kaymakam ve MV ile birlikte. Onunla de göz temasına geldikten sonra, “Siz de aramızda olunca, omuzlarımızdaki yük hafifledi…” deyiverdim, tokalaşıp kucaklaşırken.

Açılış kordelası kesileceği için hepimizi dışarı çıkardılar. Bir de gördük ki, salonda yapılacağını sandığımız protokol konuşmaları hmen oracıkta yapıldı. Yaklaşık bir saat kadar süren konuşmaları insanlar ayakta dinlemek zorunda kaldı. Kimi insanlar da ilişecek bir taş, basamak, trabzan aradı. Bu uygulamanın sonraki buluşmalarda kaldırılmasını ve konuşmaların salona taşınmasını önerdim, bu etkinliği kotaran takımın üylerine. Evet, G-21, TFD ve Tarsus Turizm Derneği (TTD) işbirliğinde düzenlenmişti bu etkinlikler dizisi.

Burada öğrendik ki, 15 yıl önce önayak olduğumuz Karabucak Turizm Bölgesi arazileri yatırımcılara teslim edilmiş. Yine 15 yıl kadar önce, Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Kaymakam Ali Ülger, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Teoman Sungur, Tarsus’a beni Turizm Müdürü olarak istemelerine ve kadro olmasına rağmen, mümkün olmamıştı. Bugün hâlâ yok.

TFD’nin Tarsus içerikli saydam gösterisinden sonra, Antik Yol yanındaki Cumhuriyet Meydanı’nda hizmet veren “Antik Anadolu Sofrası” lokantasında öğlen yemeğine gittik. Bir Cumhuriyet dönemi iki katlı yapısı taş bina, önce ‘Halkevi’ sonra Kütüphane olarak hizmet vermiş. Şimdilerde, ‘Şark Köşesi’yle birlikte lokanta olarak kullanılmaktadır.

Öğleden sonraki tarih ve turizm sunumunda yeni bilgiler edindik. Tarsus sadece bir Sen Pol (Saint Paul), bir Sezar, Kleopatra, Antonyos kenti değil, aynı zamanda bir peygamberler kenti de. Helen, Hitit, Pers, Roma, Bizans, Osmanlı ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti yönetimleri egemen olmuş, tarih boyunca. Bolluk Peygamberi Danyal  türbesi, Şit Peygamber ve Lokman Hekim makamları Tarsus’a ayrı bir değer katmaktadır. Camileri, kiliseleri, hanları, hamamları ve bedestenleriyle, toprağın altında ve üstünde bir tarih yaşamaktadır. Öğreniyoruz ki, burada ölen Roma İmparatoru Julianus’un mezarı kent içinde bir yerde, ama bulunup ortaya çıkarılmayı bekliyor sessizce, geçmişin alüvyonlu, verimli topraklarında.

Tarsus bir anlamda, kültür ve medeniyetlerin kaynaştığı, bir potada oynaştığı bir ulu kent. Böğreği denilen beldedeki mağara ve duvarlarındaki resimler yeni bulgular olarak yakında su yüzüne çıkacak gibi. Günün geri kalan etkinliklerine ve akşam yemeğine kalmadan, Orhan Sulayıcı’yla birlikte yürüyerek Gara geldik. Birkaç dakika ile Mersin hızlı trenini kaçırdık. Yirmi dakika sonra normal trene bineceğiz. Gar yöneticileriyle biraz söyleştik.

Müdür Hüseyin Yıldırım ile bir keşif bile yaptık. Sabah trenden indikten sonra Perondan çıkarken yükseltinin sonunda düşmekten dikkatli olmam sonucu kurtuldum. Peron çıkışındaki cadde seviyesine iniş basamakları Peron genişliğinde değildi. Uç tarafta kısacık bozulmuş basamaklar yeterli değildi. Bu boşluğun değerlendirilmesinin çok başağrısını ortadan kaldıracağını belirttim. Orhan da, trenle yerli ve yabancı turist gezdirme tasarısını ortaya attı. Öğrendik ki, 150 TL’ye bir ay boyunca sınırsız tren seyahati yapılabiliyormuş. Biline!..

Bir fırsat bulup kendimi tanıtmaya kalkıştım, ama Müdür, “Beyefendi ben sizi falan filan yerden tanıyorum. Yenice Barış Parkı, İnönü-Churchill buluşması…” deyince güleç yüzüm biraz daha gevşedi ve bu mutluluk içinde eski vagonlardan oluşan trenle Mersin’e döndük. Yarım saatlik bir süre sohbet ederken, tam kapanmayan pencere camının yarattığı sesi perde ve bilet sıkıştırarak kesmeye çalışırken Mersin’e vardık bile. Biraz sonra da evlerimize… (4.4.10)

Mehmet Ali Sulutaş

Bir turizm gönüllüsü

  • Netinial Internet

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari