2 BİN HASTAYLA NİKAH KIYDI – BİR “SELVİ ARI” RÖPORTAJI

Aralık 27, 2009 tarihinde tarafından  
PARAGÖZ - HALUK MEHMET ATASOY kategorisinde yayımlanmıştır.

2 BİN HASTAYLA NİKAH KIYDI - BİR

Bizim Kocaeli Gazetesi’nde bir röportaj gördüm. Röportajın her iki tarafı da boşuna konuşmayan kişiler. Gazeteci Selvi Arı ve Doç. Dr. Haluk Akbaş.DOÇ.DR.HALUK AKBAŞİlgimi çekti, okudum. Zamanınızı ayırın ve sizlerde okuyun. Sağlıklı yaşam veya sorunlu yaşam bir adım ötemizde…

Kalp hastalıklarında doktor ile hastanın nikahlandığını biliyor muydunuz?

Peki Doç. Dr. Haluk Akbaş’ın şimdiye kadar 2 bin hastayla nikah kıydığını…

Kalbinizin de yaşlandığını ve korunmaya muhtaç hale geldiğini unutmayın;

Yeni yıla girerken kalbiniz için de yeni bir başlangıç yapın!

En değerli varlığımız, olmazsa olmazımız kalbimize yeni yılda daha iyi bakmak istiyorsak, sağlıklı beslenmeli ve spor yapmalıyız.

Geç kaldıysak, kendimizi emin ellere teslim etmeliyiz.

Kalp damar cerrahisi dalında uzmanlaşmış, kendi tabiriyle ‘kentin doktoru`  Doç. Dr. Haluk Akbaş`la kalbimize nasıl iyi bakabileceğimizi konuştuk.

Ve bir sorun yaşadığımızda ne yapmamız gerektiğini…

Doç. Dr. Akbaş, kalbin şakaya gelmeyecek kadar önemli olduğunu söylerken, kalp rahatsızlığı olan kişilerin doktorlarını iyi seçmeleri gerektiğine de vurgu yaptı.

Kalp damar hastalıklarının yaygın olduğu Kocaeli`de, Özel Konak  Hastanesi`nden Özel Akademi Hastanesi`ne geçiş yapan Doç. Dr. Akbaş, beraberinde yüzlerce hastanın gelmesini de şu çarpıcı cümleyle açıkladı:

“Kalp cerrahisinde doktor ile hasta nikahlanır ve ömür boyu ayrılmazlar.

Çünkü kalp hastalıkları kalıcıdır ve tedavi sürecinde güven ister.”

Kalp damar hastalıklarda hangi alan üzerine yoğunlaştınız?

Artık “ne iş olsa yaparım ağabey” dönemi kapandı. Bizler de kendi alanımız içinde daha özel alanlara çekiliyoruz. Ben  koroner by-pass cerrahisi, kalp kapak cerrahisi, büyük damar (aort) cerrahisi, periferik arter cerrahisi, varis ve venöz hastalıkları cerrahisi üzerinde yoğunlaştım. Bir kere şunu kabul etmek lazım, damar tıkanıklığıyla ortaya çıkan hastalık grubu toplumda en yaygın hastalıklardan biridir. Her 3 insandan biri kalp damar hastalığı nedeniyle yaşamını yitiriyor. Koroner kalp hastalıkları tüm kanser çeşitlerinden sonra en yaygın, en ciddi hastalık grubu olarak karşımıza çıkıyor.

Son yıllarda kalp krizi geçiren kişi sayısı arttı. Bir insan neden kalp krizi geçirir?

Aslında  bu süreç doğumla başlayan bir süreç. Hepimizin damarları doğduğumuz andan itibaren yaşlanmaya başlıyor. Nasıl vücudumuz yaşlanıyorsa, saçınız dökülüyorsa damarlarda da yaşlanma süreci başlıyor. Yaşlanma sürecinden anladığımız şey ise kolesterol plakların yavaş yavaş lokalize olması ve daha sonra büyüyerek damar içerisinde tıkayıcı bir problem haline gelmesidir. Ancak insan organizmasının rezervleri fazladır. Mesela iki böbreğimiz var. Bir böbreğin 3`te 1`inin çalışması  dahi tüm vücudun ihtiyacını karşılayabilir. Damar sisteminde de damar yüzde 50`ye kadar tıkanmadığı sürece herhangi bir problem hissedilmiyor. Ancak yüzde 50`yi geçince durum kritikleşiyor.

KALP KRİZİ YAŞI DÜŞTÜ

Peki böyle bir durumda ne yapmak lazım?

Tabi bu süreçte sadece ilaç tedavisi yeterli değil. Ya stent takıp orayı açmak ya da bay-pas yapmak gerekir. İşte bu süreçte hiçbir operasyon yapılmazsa bu damar tam tıkanmaya gider. Tam tıkanmaya sebep olan şey kireçlenme değil orada ortaya çıkan pıhtılaşmadır. Bir damar tam tıkandığında ki bu kalp damarı ise ortaya çıkacak olan klinik tablo kalp krizidir.

Kalp krizinde belli bir yaş söz konusu mu?

Tabi bu tip hastalıklar genelde ileri yaşlarda beklediğimiz problemler. Ama özellikle post modern yaşam tarzının getirdiği bir sonuç olarak her geçen gün kalp krizi geçirme yaşının öne kaydığını görüyoruz. Mesela benim asistanlığımın ilk yıllarında 40 yaşındaki hastayı çok nadir görürdük. Fakat şimdi 30 yaşında bile kalp krizi geçiren insanlarla karşılaşabiliyoruz. Bazı insanların doğuştan kalp damarının anatomisi farklıdır ve bu nedenle kalp krizine maruz kalabilir. Özellikle fast-food alışkanlığı, yoğun sigar içiciliği, kolesterolün yüksek oluşu, bir takım aşırı katkılı gıdaların fazlaca tüketilmesi, yüksek tansiyon, şeker hastalığı kalp krizini tetikleyen bir unsur.

Kalp krizinde genlerin etkisi var mı?

Bunların içerisinde hiç değiştiremeyeceğimiz bir durum var ki o da anne babadan aldığımız genetik materyalimiz. Eğer anne babanız 35-40 yaşında ani bir kalp krizi geçirerek vefat etmiş ve yahut ağır bir hastalık atlatmışsa bunun çocuklarda da olma olasılığı yüksektir. Özellikle erkek çocuklar dikkat etmeli. Ama 70-80 yaşında kalp problemleri yaşanmışsa edişe duymamakta fayda var. Bu zaten yaşlanmanın getirdiği bir süreçtir.

KADINLAR DAHA ŞANSLI

Bayanlarda kalp krizine pek rastlanmıyor. Bu neden kaynaklanıyor?

Burada hormonların büyük etkisi var. Erkek ve kadının hormonel yapıları, hatta belli ölçüde genetik yapıları farklıdır. Özellikle menstruasyon döneminde olan yani henüz adetten kesilmemiş bayan hastalarımızda kalp krizi geçirme riski sıfır değil ama daha azdır. Kadınlarda menopoz sonrası 10 yıllık sürecin sonunda neredeyse erkeklerle eşit düzeyde koroner kalp hastalığı geliştiğini görebiliyoruz. Tabi bayan çok sigara içen biriyse ve diğer risk faktörleri de varsa menopozu beklemeden de kalp krizi geçirebilir.

Kocaeli kalp hastalıkları konusunda nasıl bir noktada?

İzmit enteresan bir kent. Bir sosyolog gözüyle bakmak lazım. İstanbul`a çok yakın bir kent. Bunun olumlu ve olumsuz tarafları da var elbet. Özellikle sağlık konusundan bundan 11 yıl önce kent oldukça geri bir noktaydı. Hatırlayabildiğim kadarıyla bir tane devlet hastanesi, iki sigorta hastanesi vardı. Ve yeni kurulmuş bir üniversite hastanesi vardı. Özle hastane yoktu. Ve 1998 itibariyle anjiyo yapılamıyordu bu kentte. Kent halkı sadece kalp için değil her türlü sağlık sorununda İstanbul`a gitmeye adeta şartlandırılmıştı. Hekimler de problem biraz büyüse hemen İstanbul`a yönlendirir olmuştu. Dolayısıyla zor bir süreçte başladık bu işe. Deprem sonrası kamuya sağlık bakımından ciddi yatırımlar geldiğini düşünüyorum. Devlet hastaneleri toparlandı ve özel hastaneler açıldı. Şu an sağlık noktasında Kocaeli belli bir düzeye geldi.

Hala kalp ameliyatları için İstanbul`a gidiliyor mu?

Özellikle kalp ameliyatları gündeme geldiği zaman bundan 3 yıl öncesine kadar hala bu kent insanı İstanbul`a gitme konusunda çok istekliydi. Çarenin orada olduğunu düşünüyordu. Ben üniversitedeyken ne kadar uğraşsak da yılda 200 civarında kalp ameliyatı yapıyorduk. Kentin yıllık ihtiyacı ise bin 500 civarındadır. Oysa ben istiyordum ki bu kentte kalp ameliyatı ihtiyacı olan insanlar bu kentin hastanelerinde ameliyat olsunlar. İstanbul`a, Ankara`ya gitmeye ihtiyaç duymasınlar. Tek tük giden olacaktır, ancak bir güvensizlik nedeniyle olmasın istiyordum. Tabi bunu yılda 200 ameliyat yaparak başarmak oldukça güç diye düşündüm ve özel hastaneler faaliyete başladığında ben de geçiş yaptım.

YILDA 600 AMELİYAT

Sayıda bir artış oldu mu peki?

Ve o süreçte kentin diğer hekimlerinin de desteğiyle adeta bir sinerji yaratarak yılda 600 ameliyata ulaştık. Kentin hastalarının yarısına yakınını bizzaati ameliyat etme imkanı bulabildim. Ve hedeflediğim misyona da bu bağlamda ulaştığımı düşünüyorum. Bu noktaya gelmemizde de epeyce bir katkım olduğunu düşünüyorum. Tabi bu yeterli değil, hala uzun bir yolumuz var. Siz hekim olarak ürettiğinizde halk zaten onu değerlendirecektir. İstanbul`da şu ya da bu nedenle yapılmayan pek çok ameliyatı İzmit`te gerçekleştirdik ve ciddi bir performans da aldık.

KOCAELİ`DE KALP HASTALIĞI YAYGIN

Peki Türkiye ortalamasına göre Kocaeli insanının kalbi nasıl?

İstatistiksi veriler noktasında çok fazla bilimsel bir şey söyleyemem. Bir de Türkiye`de her şey kayda girmiyor ve nasıl kayıt dışı ekonomi varsa kayıt dışı sağlık da var. Hala hacılara hocalara gidilen bir ülke burası. Ama şunu söyleyebilirim ki Kocaeli`de kalp hastalıklarının oldukça yaygın olduğunu görüyorum. Tabi başta sanayi kenti olmanın verdiği özellikle kanser ve sonarsında kalp hastalıkları. Burası etnik yapısı karışık bir kent. Karadeniz`den oldukça fazla göç alıyor. Karadeniz mutfağında tereyağı ve türevleri yoğun olduğu için, bunun yanı sıra hava kirliliği, sigara kullanımı ve pek çok nedenden dolayı kalp hastalıklarının oldukça yoğun olduğunu söyleyebilirim.

Yasakçı bir hekim misiniz?

Her şeyden önce her hekimin bir tarzı vardır. Ben hekimliğim boyunca yasaklamalara hep karşı olmuşumdur. Hastalarıma hep şunu söylemişimdir, ‘Biz sizi ameliyat ediyoruz, amacımız sizi normal yaşamınıza iade edebilmek.` Yoksa ‘onu yapmayacaksın`, ‘bu yasak` diyeceksek bu ameliyatı niye yapıyoruz. Şunu da göz ardı etmemek lazım; kalp ameliyatlarında başarı oranları artık çok yüksek. Yüzde 98`lere varan bir başarı oranı bu. Sadece ameliyat olduğumuz geceyi yoğun bakımda geçiriyoruz, ertesi gün odaya alınıyor ve 4 ya da 5 gün sonra evimize gidiyoruz. Ameliyatın toplam prosedürü budur.

Tam anlamıyla ne zaman iyileşiyor hasta?

4 ile 6 hafta içerisinde hasta normal yaşamına dönüyor. Vücut bu süre zarfında hem travma etkisinden kurtuluyor, hem de kesilen göğüs kemiğinin kaynama süresi 4 ile 6 hafta arasına değişiyor.

Hasta yemek konusunda nelere dikkat etmeli peki?

Ameliyat sonrası hastadan, koroner by-pass ameliyatı olmuşsa kesinlikle sigara içmemelerini istiyorum. Sigara yasağı bu anlamda çok olumlu. Toplumda da yüzde 30`a varan bir sigara tüketiminin azaldığı beyan ediliyor. Yasaklamıyoruz, ancak kırmızı et noktasında bilhassa kuzu ve koyun etinden kaçınmamız gerekiyor. Yağda kızartma türünden uzak duracağız, haşlama ve ızgarayı tercih edeceğiz. Tavuk ve balık etini ısrarla öneriyoruz. Yeşillik, meyve, sebze konusunda hiçbir sıkıntı yok. Süt ve yoğurt tüketiminde hiçbir sıkıntı yok. Yumurtayı yasaklamıyoruz. Ancak haftada bir ve ya iki gün yiyebilirler. Taze yemişlerde sorun yok sadece kuru yemişlere dikkat.

AĞIR SPOR YASAK

Kalp krizi geçirmiş biri spor yapabilir mi?

Spor hasta için önemli tabi. 15. günden sonra hastanın yürümesini öneriyoruz zaten. Ama spor denilince Türk toplumunda bir yanlış algılama söz konusu. Özellikle halı sahada top oynama alışkanlığı bir spor değil. Ki futbol oynarken insanların ciddi travmalar yaşadığını görüyoruz. Sadece kırık çıkık değil, maç yaparken kalp krizden ölen bir sürü insan var. Biz yürüyüş ve yüzme dışındaki sporları hiçbir şekilde sağlıklı ya da hasta kişilere tavsiye etmiyoruz. Tabi tenis oynamak isteyen ya da futbol oynamak isteyen oynayabilir. Ama bunlar ağır sporlar. Sağlık maksadıyla halı saha da top oynanmaz. Ancak keyif içindir. Ancak bunun için genel bir checkuptan geçmek lazım. Spor yapıyorum demek için asgari haftada 3 gün yarım saat yürümek gerekiyor. Ya da haftada 3 gün yarım saat yüzmek  en ideal spordur.

Sigarayı bırakamayan hastaları korkutmak gibi bir girişimde bulunuyor musunuz?

Korkutmak gibi bir yol izlemem ben. 50 yaşına gelmiş erişkin bir insanı korkutamam zaten. Kişi zaten sigaranın zararlarıyla ilgili pek çok şey okumuş ve görmüştür. Hastalığının kendisine getirdiği sıkıntılar onu korkutmalı. Onlar korkutmuyorsa benim sözlerim onu zaten korkutmaz. Ben içtiği takdirde neler yaşayacağını kendisiyle paylaşıyorum, doğrusunu anlatıyorum.

KOLUNU BACAĞINI KESTİK

Sigarayı bir türlü bıraktırmadığınız hastanız oldu mu?

Soruya bir anımla cevap vermek istiyorum. Asistanlığımın ilk dönemlerinde Adana`dan bir hasta geldi. Tamamen sigaraya bağlı bir damar hastalığı nedeniyle hastaneye yattı. Bir ayağını  kestik, hastanın tedavisine devam ettik ve gönderdik. ‘Sigara içmeyeceksin` dedim, ‘tamam` dedi. Bir yıl sonra geri geldi, öbür ayağı aynı şekilde kesildi. Sigarayı bırakamamış. Hastayı gönderdik, bu esnada dostluğumuz arttı hastayla. Sonra yine geldi, bu sefer kolda aynı hastalık ve derken öbür kolu da  kestik. İnanın 5-6 yıllık bir sürede hasta yatakta bir bebek gibi kaldı. Ve hala eşi eliyle sigara içirtiyor. Artık bu noktaya gelmiş bir insan sigarayı bırakmıyorsa ben ne yapabilirim?

İçkiye herhangi bir sınırlama var mı?

İçki konusunda sigarada olduğu gibi katı bir yaklaşımımız yok. Ölçüyü kaçırmamak suretiyle bir kadeh şarap ya da bir duble rakı veya benzeri içkiler olabilir.

DOKTOR İLE HASTA NİKAHLANIR

Peki hocam siz Özel Konak Hastanesi`nden, Özel Akademi Hastanesi`ne geldiniz ve tüm hastalarınız da sizinle beraber transfer oldu…

Bu durumu şöyle açıklayayım. Kalp damar cerrahisi bir ekip işidir. Bu alandaki başarı sadece benim kişisel başarım olamaz. Arkamızda çok ciddi bir ekip desteği var. Ve bir aile gibiyiz. Ben başka bir hastaneye geçince de bu ekip benimle birlikte buraya geldi. Bir noktaya daha değinmek istiyorum. Kalp cerrahisi artık ülkenin pek çok yerinde yapılıyor. Ama ameliyat olmakla bitmez bu iş. Kalp ameliyatı şudur; doktorla hasta nikâhlanır. İşte kiminle  nikahlanacağınıza çok iyi bakmalısınız. Ameliyatı kimin yapacağını çok iyi seçmelisiniz. Hastanelerin alt yapıları birbirine çok benzer. Bu anlamda Türkiye`de ciddi bir yönetmelik vardır. Ve o koşullar yoksa siz Türkiye`nin en iyi cerrahı da olsanız o ameliyatı yapamazsınız.

Hastalarınız size kolay ulaşabiliyor mu?

Kocaeli bir taşra şehri olmasının yanı sıra büyük bir kent. Ve ben 11 yıldır bu kentte yaşayan bir insanım. Çok riskli, ucunda ölüm kalım olan bir iş yapıyorum. İşimi çok iyi yapmak zorundayım. Yoksa sokağa çıkmakta zorlanırım. Ben akşam arabama binip İstanbul`a gitmiyorum. Ya da bir iki yıllığına bu kentte doktorluk yapmaya gelmedim. Bu kentin halkı bilir ki 24 saat Haluk Bey`in telefonu açıktır. Ben reklam sloganımda da ‘kentin doktoru` olarak kendimi lanse ettim ve bu hakkı da kendimde buluyorum. Bu bir gönül işidir. Ekonomik boyutu elbet vardır. Ama benim temel hedefim bu kent insanına bir şeyler vermek. Ki onlardan da çok olumlu düşünceler alıyorum bu anlamda. Ben artık şuna inanıyorum ki bu kent insanı artık Kocaeli dışına çıkmıyor.

Kocaeli`de kaç kişinin kalbinin iyileştirdiniz?

2 bine yakın insanın ameliyatını yaptım.

Masada kaybettiğiniz hastanız oldu mu?

Olmaz mı. Bakın kalp cerrahisinde 100 hastayı ameliyat ettiğinizde asgari olarak birini kaybedersiniz. Bu iki de olabilir. Kendinizi başarılı saymanız için ikiyi geçmemeli. Eğer bu sayı 4-5 ise bir yerlerde  sorun var demektir. Eğer ilk 100`de kaybetmediyseniz ikinci 100`de en az 2 ya da 3 hastanızı kaybedersiniz. Bunlar istatistiksi sayılar, Amerikan verileridir. Çok doğrudur. Çünkü kalp ameliyatında kalbi durduruyorsunuz, akciğeri durduruyorsunuz, makinelere bağlıyorsunuz.  Bir uçak yolculuğuna benzer. Uçak kazaları kara kazalarına oranla düşük, ancak kaza olduğu zaman kurtuluş imkanı yoktur. Kimse ‘Ben uçakla problemsiz her yere giderim` diyemez. Uçak düşer mi düşmez mi endişesini taşır. Kalp ameliyatı da böyle bir şeydir. Siz en iyi kalp cerrahı olsanız da her hasta bu riski düşünecektir ve her cerrah da ‘bu hastayı inşallah kaybetmem` psikolojisini taşıyacaktır.

AZRAİL’İN GÖREVİ

Hastanızı kaybedince neler hissediyorsunuz?

Hani ömrümden ömür gitti denir ya aynen öyle oluyor. Kesinlikle bir iki haftamız çok başka geçiyor. Çünkü size emanet edilmiş bir canı koruyamamış oluyorsunuz. Ve bu çok ağır bir travma. Bu mesleği yapmamak gerek diyecek noktaya geliyor insan. Göz doktorusunuzdur, hasta ameliyat olur, gözünü kaybeder, ortopedistsinizdir hasta bacağını kaybeder, ama yaşamaya devam eder. Bizde ise durumun telafisi yok. Yani ölümün geri dönüşü yok. Çok mistik olacak ama bazen tanrının Azrail`in işini bize bıraktığını bile düşünüyorum.

Halkımıza son olarak söylemek istedikleriniz var mı?

Kalp hastalıkları bir gün hepimizin kapısını çalabilir. Ama artık korkmaya gerek yok. Kalp hastalıklarında tedavi imkanları gerek cerrahi anlamda gerek kardiyolojik anlamda arttı. Dolayısıyla zamanında tedavilerini yaptırsınlar, tanılarını koydursunlar. Bu kentte kalp hastalıklarında çıta çok yükselmiştir. Gönül rahatlığıyla hekim arkadaşlarımızın hepsine başvurabilirler. Tabi bu noktada seçici olmaları da gerekiyor.

Doç. Dr. Haluk Akbaş kimdir?

1964 doğumluyum.  İTÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi`nden 1980 yılında mezun oldum. Koşuyolu Kalp Araştırma Hastanesi`nde Kalp Damar Cerrahisi Bölümü`nde 2 yıl kadar baş asistanlık yaptıktan sonra 1998 yılında KOÜ`ye geldim. Doçentliğimi KOÜ`den aldım. 3 yıl önce de özel sektöre geçtim. 2,5 yıl kadar Özel Konak Hastanesi`nde çalıştıktan sonra da son 2 aydır Özel Akademi Hastanesi`nde kalp damar cerrahı olarak görev yapıyorum.

  • Netinial Internet

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari