8 MART DÜNYA ÇALIŞAN KADIN GÜNÜ

Mart 8, 2010 tarihinde tarafından  
EĞİTİM VE KÜLTÜRÜN TARİHİ - M.ALİ SULUTAŞ kategorisinde yayımlanmıştır.

 8 MART DÜNYA ÇALIŞAN KADIN GÜNÜ

Birleşmiş Milletler 1977’de 8 Mart’ı “Dünya Kadın Günü” olarak kabul etti.

Bu özel gün nedeniyle kadınlar din, dil, ırk ayrımı yapılmaksızın “8 Mart Dünya Kadın Günü”nü kutluyorlar. Ancak ülkemizde Cumhuriyetin kuruluşunda Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk;

“Daha selametle, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz bir yol vardır. Büyük Türk kadınını çalışmalarımızda ortak yapmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, Türk Kadınını ilmî, ahlakî, içtimaî, iktisadî hayatta erkeğin arkadaşı, yardımcısı yapmak yoludur…” diyerek, o yıllarda kadınımızın hak ettiği yere gelmesi gerektiğini tüm ulusa ilân etmiştir. Ancak, bizler onun işaret ettiği bu konuya gereken özeni gösteremedik. Eğer bunu başarsaydık günümüzde kadın konumu ile ilgili toplantılar, açıkoturumlar düzenlememize gerek kalmayacaktı. Şairin dediği gibi,

“Köyde tarlada, kentte fabrikada çalışır / Hayatın zorluğuna gün geçtikçe alışır /
Sanılmasın ki arzularına hep kavuşur / Hayal perdesinin süsüdür kadınlarımız…”

Öyleyse kadının öğrenme, düşünme, üretebilme, çalışabilme, özgür ve güvenli olabilme yolunda beklediği saygın kimliği zaman geçirmeden kendilerine vermek zorundayız. Yoksa kadına ilişkin sorunlar İranlı yazar Sadık Hidayet’in bir satırında çok güzel ifade ettiği gibi,

“Yaralar vardır cüzam gibi kapanmayan…”

DÜNYA ÇALIŞAN KADINLAR GÜNÜ KUTLÜ OLSUN!..

Mehmet Ali Sulutaş, MBA (Ottawa), İktisat (İstanbul)
Mersin Sivil Toplum Birliği Platformu Kurucu Başkanı
Tüm Çeviri İşletmeleri Derneği Kurucu Genel Sekreteri

—————–

DÜNYA KADINLAR GÜNÜNDE: CEMRE, KÜRE ve TÖRE

KÜRESEL ISINMA, SUSUZLUK, DÖRDÜNCÜ CEMRE VE TÖRE…

Mehmet Ali Sulutaş

Cemre diye bilinen olgu, Şubat ayında önce havada, bir hafta sonra suda ve bir hafta sonra da toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişidir. Doğanın ısınmasıyla insanoğlunun kanı da ısınmaya başlıyor. İşte bahar ateşi, bahar heyecanı ya da kanın kaynamaya başlaması dediğimiz olgu da budur. Doğa gibi insanın da kanı kaynıyor kanlı, canlı ve anlı-şanlı bahar başlangıcında… Ülkemizde görülen kuraklık ve olağan dışı sıcak geçen kış mevsimi sadece uzmanları değil, her duyarlı insanı etkilemekte ve düşündürmektedir. İnsanlığın hoyratlığı sonucu ortaya çıkan bu sera etkisi ‘küresel ısınma’ olarak karşımıza çıkmaktadır.

Münevver Özgenç, “Biz bu dersi sevmedik!” başlıklı yazısında, “Türkiye küresel ısınma sonucu oluşacak iklim değişikliklerinden ve yol açtığı kuraklıktan en çok etkilenecek (…), sera gazı salınımında en hızlı artış gösteren ülke olarak gösterildi.  (…)

“Önümüzdeki elli yıl içerisinde artık dört mevsim hayal olacak, sonbahar ve ilkbahar ortadan kalkacakmış. Peki ya baharlara adanmış onca şiir, türkü, şarkı havada mı kalacak?  Örneğin ‘Bir bahar akşamı rastladım size,’ hayıflanması ya da, ‘İbibikler öter ötmez ordayım’ tesellisi boş mu çıkacak?” diye vurgulayıp sorgulamış…

Zeynep Oral da, “Benim Tuhaf Ülkem” başlıklı yazısında, “Ahlak nerede başlar, nerede biter?” sorusunu ortaya atarak, “…aile meclisi kararıyla kümese gömülüp öldürülen 16 yaşındaki Medine ile ya da Medine’yle aynı kaderi paylaşan başka kız çocuklarıyla ilgili…” kaygılarını dillendirmiş. Sanıyorum önce eğitimcilerimizi eğitmemiz gerekiyor…

Aslında bu yıl kışı görmeden bahara ulaştık. “Baharı görmeden yaz geldi geçti” der gibi… Felsefeyi ve sanatı yaşamın nötronları (atomları, molekülleri) olarak kabul edersek; Cemre, evrenin doğal ısı enerjisini doğaya aktaran sanal ulaktır, benim felsefe anlağıma göre…

Töre de, insancılık kapsamında bir toplulukta benimsenmiş, sevgiye dayalı, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek, gelenek ve varanakların, ortaklaşa alışkanlıkların, izlenen yolların bütünü; dar anlamda bir toplumdaki ahlâkî davranış biçimleridir.

Töre kurallarıyla ahlâk ve din kurallarını karıştırmamak gerek. Dahası, töreler kesinkes birer tabu olarak alınmamalıdır. Ne de olsa töreler, yaşam koşullarına ve çağdaşlığın gereklerine uygun olarak evrim geçirir. Başka bir deyimle, törelere bağlılık bağnazlık demek değildir… Ayrıca, hayat umulandan da çok kısa… Dua edelim de cemreler üstümüzden eksik olmasın!..

“Akasya, badem, iğde ağaçları en fazla kaç bahar çiçek açacak?

Kaç Şubat daha peş peşe düşecek cemreler bu batık yeryüzüne?..

Ya yürekleri de terk ederse cemreler…” demiş Şair Orhan Veli…

‘Cemre’ ve ‘töre’yi, kol kola, yan yana, can cana görünce, kanım kaynadı, biraz da oynadı ve daha fazla dayanamadı: Töreye bağlılık adına, ‘Töre Yasası’ uyarınca, ‘Aile Meclisi’ kararıyla ölüm fermanı çıkarılan nice saf, temiz, üretken ve cefakâr Anadolu kızının anısına…

Cemre Düştü Kanıma

Bitti sayılır kış
gitti sayılır,
derken cemre düştü havaya
suya, toprağa

Etmeyin anam, babam
abam, ağam
kıymayın canıma
cemre düştü kanıma!…

Mersin, Mart 1996 / Mart 2010

  • Netinial Internet

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari