ATATÜRK’ÜN MUSİKİ ANLAYIŞI -2

Ekim 26, 2009 tarihinde tarafından  
İÇİMDEKİ SESLER - A.CENAN AKPINAR kategorisinde yayımlanmıştır.

ATATÜRK’ÜN MUSİKİ ANLAYIŞI -2

ATATÜRK, bütün memleket işlerinde olduğu gibi, kültür ve sanat varlığımızda da, dünya ölçüsünde bir yeniliğe ve başarıya ulaşmanın mümkün olabileceğini, musikide milli olabilmenin dayandığı temel unsurlardan biri olan folklor değerlerinden faydalanmanın önemini de belirtmiş oluyordu.

Nitekim bir başka zaman da şöyle söylemiştir: ”Bizim musikimiz Anadolu halkından işlenebilir.” ATATÜRK, bu sözleriyle de, memleketin Milli Kültür hazinesi olan halk musikisini araştırılarak, ilmî esaslar ve metotlarla kültür canlılıklarıyla ortaya konulmasını vurgulamış oluyordu.

ATATÜRK Türk musikisine alaturka damgasını vuranlardan değildi, hele Arap, Fars ve Bizans musikilerinden etkilenmiş olduğu görüşünü asla tasvip etmemiştir. Alaturka, her ne kadar, Türk’e mahsus, Türkvari gibi bir anlama geliyorsa da, bunu tezyif yollu kullanmayı âdet edinenler vardır. Başıbozukluk, gerilik, uyuşukluk gibi anlamlarda kullanılmak istenmektedir. Gerçekte Türk musikisinin, bu anlayışla vasıflandırılması son derece amiyane bir yakıştırmadır.

ATATÜRK’ e ait olduğu söylenen bazı sözler, yanlış aktarılmış, ya da nakledenler, işlerine geldiği gibi yorumlamışlardır. Bunlardan biri şudur: “Esas müzik batı müziğidir, ulusumuz için de bu müziği normal görmeliyiz.”

Türk musikisini sevmeyenler, daha doğrusu bilmeyenler, musikimizi temelli hor görmüşlerdir. Onlara göre, alaturka musiki; Bizans, Arap ve Fars musikilerinin etkisinde kalmıştır. Tek sesli olması dolayısıyla de iptidaidir. Daha da ileri giderek: “Kozmopolit ve egzotik, melankolik bir havası vardır, onun için bu musikiyi kaldırıp atmalı, batı müziğini almalıdır.”

ATATÜRK’ e mal edilen bu sözler, nakledenlerin yorumladıkları şekilde ise, aynı konularda belgeleşmiş sözleri de vardır ki, tam bir çelişki meydana geliyor demektir. ATATÜRK gibi bir insan, böyle bir çelişkiye düşmezdi. Şu halde bu sözler, ya noksan, ya da yanlış aksettirilmiş ya da ATATÜRK bunları başka maksatla söylemiştir. Bazı müfrit muhafazakârlar da ATATÜRK’ ün batı musikisini sevmediğini, dinlemekten hoşlanmadığını ileri sürmüşlerdir.

Her ikisi de doğru değildir. ATATÜRK, hiçbir zaman Türk musikisini tezyif yollu, yerme ve kötülemede bulunmamış, tersine; “Yüksek bir medeniyetin musikisi olduğunu.” söylemiştir. Nitekim Türk Musikisinde ki ses zenginliği bugün Batı veya Alafranga olarak tabir edilen müzik türünde yoktur.

ATATÜRK:
“Bir ulusal eğitim programından söz ederken, yabancı düşüncelerden, doğudan ve batıdan gelebilen bütün etkilerden arınmış, ulusal birliğimize, gelenek ve tarihimize uygun bir kültür kastediyorum, herhangi bir yabancı kültür, şimdiye kadar takip edilen yabancı kültürlerin bozucu sonuçlarını tekrar ettirebilir. Kültür, ortamla uyumlu olmalıdır. Bu ortam ulusun öz benliğidir.” diyor. (Temmuz 1924)

Böyle söyleyen ATATÜRK, doğrudan doğruya: “Bizim için esas müzik batı müziğidir, bu müziği ulusumuz için normal görmeliyiz.” sözünü yorumlayan biçimde söylenmiş olabilir mi?

ATATÜRK, Türk musikisinin en iyi şartlarla korunmasını ve geliştirilmesini istiyor, batı musikisini de seviyor ve hoşlanarak dinliyordu. Halkı çoksesli musikiye alıştırmada eğitici bir yol tutulmasını, batıya yönelik çalışmalarda, çağdaş milletler seviyesine ulaşma safhalarında, musiki ürünlerinin önemli yeri olduğunu takdir ederek, milli bütünlüğümüzü belirten, kültür değerlerimizi ve geleneklerimizi göz önünde tutarak, milli ve evrensel literatürden de faydalanarak, Türk musikisinin kudretini batı dünyasına tanıtmak ve göstermek gerektiğine inanıyordu. Bu, Türk duygusunu ve milli heyecanını batı ölçüleri ve tekniği içinde işleyerek, bütün dünyaya tanıtmak demektir.

Konuyu musiki tekniği açısından biraz açacak olursak, ulu önderimizin vurgulamak istediği asıl gerçek, Türk Musikisi’nin tüm dünyaya tanıtılabilmesi, kabul ettirilebilmesi için her alanda olduğu gibi, gelişimlere açık olması hususudur. Bu; diğer bir deyimle Türk Musikisinin armonik katkılarla, gerektiğinde batı enstrümanlarının eşliği sağlanarak daha zengin ve çok sesli hale getirilmesi olarak düşünülebilir.

Nitekim, yakın geçmişte Türk Musikisi’ne armoni eşliği ilave eden, batı enstrümanlarının desteği ile musikimizi icra etme yoluna giden sanatçılarımızın olduğunu ve icraatlarında son derece başarılı olduklarını görmekteyiz. Bu durum gelişime ayak uyduramayan, uydurmak istemeyen, sadece musiki değil tüm alanlardaki gelişimlere muhalif kesimlerce eleştirilse dahi, Türk Musikisi’nin dünya ölçeğinde belleklere kazınması için musikimizin armoni ve gerektiğinde batı enstrümanlarının katkısının sağlayarak gelişimi kaçınılmaz bir gerçektir. Bu şekilde Türk Musikisi’nin icrası ile musikimizin özü ve karakter yapısı asla ve asla bozulmaz.

Önemli olan da özünü muhafaza ederek musikimizi modernize etmek ve onun ses üstünlüğünü, makamsal zenginliklerini dünyaya kabul ettirebilmektir. Musikimizde de devrim ancak bu şekilde gerçekleşebilir. Ulu önderimizin ifadelerinin altında yatan, işaret etmek istediği husus da budur…!

A. Cenan AKPINAR
Tüketiciler Birliği Antalya Şube
Kültür ve Sanat Komisyonu Sorumlusu

  • Netinial Internet

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari