AVRUPA MEDENİYETİ BİZDEN ÖĞRENDİ

Nisan 1, 2010 tarihinde tarafından  
BİLGE KALEM - SAMET BEYAZ kategorisinde yayımlanmıştır.

AVRUPA MEDENİYETİ BİZDEN ÖĞRENDİ

Bugün ilmine, bilimine, sanatına, teknolojisine ve hatta kültürüne heveslenip birçok alanda örnek aldığımız ya da almaya çalıştığımız Batı ya da başka bir deyişle Avrupa, sahip olduğu bu özellikleri Müslüman Türk Âlimlerinden öğrendiler.

Eski bir Arap atasözü “Allah’ın şanı göklerdeki kitaplarda yazılıdır” der. Müslümanlığın şanı da göklerle ilgili kitaplarda yazılıdır. İslâm medeniyeti, daha ilk çağlarından beri, özellikle Astronomi’de çok ileri gitmiş, Türk, Arap, İranlı Bilginler bu alanda büyük keşiflerde bulunmuşlardır.

Batı Astronomi’yi Müslümanlardan öğrenmiştir. Nitekim yıldız adlarının birçoğu Batı dillerine Arapça’dan geçmiştir. Aldebaran (al-Dabarân), Algenib (al-Cenûb), Altair (al-Tayr) gibi. Başucu (yeryüzündeki bir noktada çekül doğrultusunda olan üst yön anlamına gelen Zenith Arapça Semt-ül Re’s) ayakucu (onun ters yönü) anlamına gelen (Nadir de Nazir) kelimelerinden gelmiştir. Bunlar gibi Astronomi ile ilgili daha birçok kelimeler, terimler o çağın Türk, Arap ve İranlı bilginlerin eserlerini yazarken kullandıkları ortak dil olan Arapça’dan geçmiştir.

IX.Yüzyılda Bağdat’ta büyük bir rasathane kurulmuştu. Timuroğulları’ndan Türk Hakan’ı Uluğ Bey (1394 – 1449) aynı zamanda dünyanın en büyük Matematik, Astronomi bilginlerindendir. Yıllarca Semerkand Rasathanesinin başında bulunmuş, yaptığı incelemelerle eski Yunan Bilginlerinin, daha sonraki ilk Arap Astronom’larının yanlışlarını düzelterek bugünkü Astronomi biliminin temelini kurmuştur.

Ay’ın, yıldızların yörüngeleri, Dünya’nın eğim derecesi, Astronomi takvimi, Gel-Git Kanunları hep Müslüman Bilginlerinin buluşları arasındadır.

Matematik de, Müslüman Bilginlerine çok şey borçludur. O çağlarda Batılılar Lâtin rakamlarını kullanırlardı. I (1), II (2), III (3), IV (4), V (5), X (10), L (50), C (100), D (500), M (1000)… gibi işaretlerle yazılan bu rakamlarla aritmetik işlemleri yapmak çok zordu. Hele (0) Sıfır hiç bilinmezdi. Bugün kullanılan rakamları Müslüman Matematikçiler geliştirmişler, Batılıların “Arap rakamları” dedikleri bu rakamlarla Matematik büyük gelişme imkânları kazanmıştır. Cebir de İslâm Matematikçilerinin bir buluşudur.

Coğrafya ve Gemicilikte de Doğu’nun Batı’ya büyük yardımı olmuştur. Mıknatıs Çinlilerin buluşu ise de bundan yararlanarak pusulayı Araplar yapmış, böylece denizcilikte de büyük gelişmeler sağlanmıştır.

Bugün Amerika kıtasını Cristof Colomb’un keşfettiği söylense de ondan çok uzun yıllar önce dünyaca ünlü denizci Piri Reis’in eliyle çizdiği haritada bugünkü teknolojiyle ancak uydudan çekilen fotoğraflardan elde edilen ayrıntıların bulunuyor olması da unutulmaması gereken bir gerçektir.Tıpta da Batılılar Müslüman Bilginlerinden çok şeyler öğrendiler. Bu arada büyük Türk Bilgini İbni Sina bugünkü hekimliğin kurucusu sayılır. O’nun “El-Şifa”, “El-Necat”, “El-Kanun Fi’t-Tıp” gibi eserleri bütün Avrupa Üniversitelerinde XVII.Yüzyıl sonlarına kadar okutulmuştur.

KÂĞIDI DA BATIYA TÜRKLER TANITTI

Kâğıt da, kitap basma sanatı da bundan İkibin yıl kadar önce Çin’de icat edilmiştir. Yalnız o devirlerde Çin’den Batı ülkelerine ipekli kumaşlar başta olmak üzere birçok eşya geçtiği halde, bugünkü medeniyetin temellerinden kâğıtla basım Batı’ya ancak ondan Bin yıl sonra geçmiştir.

Kâğıdın Çin’den Batı’ya doğru yayılması dolayısıyla Avrupa’nın kâğıdı tanıması Türkler sayesinde olmuştur. Türkler kâğıt yapmayı Çinlilerden öğrenmişlerdi. Bu sanatı daha da geliştirerek, VIII.Yüzyılda Semerkand’da ilk kâğıt fabrikasını kurdular. Böylece kâğıt yapımı Türklerin aracılığı ile ülkeden ülkeye Batı’ya doğru ilerledi. Bu arada Araplar da kâğıt yapmayı Türklerden öğrendiler. XII.Yüzyılda Endülüs’te Arapların kurdukları kâğıt fabrikaları bütün İspanya’ya oradan da Avrupa memleketlerine kâğıt sağlıyordu. İtalya’da kâğıt ticareti Müslümanların elindeydi. İlk İtalyan kâğıt fabrikası ancak XIII.Yüzyılda Fabriano’da kuruldu.

Öte yandan, yine Çinlilerin icadı olan baskı sanatı da, Türkler aracılığıyla Arap ülkelerine gelmiş, tahta kalıplarla kitaplar basılmaya başlanmıştı. Haçlı seferleri sırasında yakın doğu ile ilişkiler kurulunca, Avrupalılar bu sanatı da Türklerden, Araplardan öğrenerek memleketlerine götürdüler.

Bu kadarla da kalmıyor, Seramik de Avrupalıların Müslümanlardan öğrendikleri sanatlardan biridir. Türklerin, Çin’den geldiği için “ÇİNİ” dedikleri bu sanat da, yine başta Türkler olmak üzere Müslümanlar yoluyla Batıya geçmiştir. VIII.Yüzyıl başlarında Sicilya’da, Floransa’da Türk, Arap, İranlı Çini ustaları çalışıyorlardı. Bunlar sanatlarını İtalyanlara öğrettiler. İtalya’nın, Faenza şehrinde seramik yapılmaya başlandı. “Fayans” kelimesi buradan doğmuştur.

İlimde, bilimde, sanatta, teknolojide vesair tüm alanlarda bildikleri her şeyi bugün beğenmedikleri; hatta barbarlık, eğitimsizlik, gericilik, yobazlık ve daha birçok çirkin ifadelerle suçladıkları Müslüman Türklerden birçok yiyecekleri de öğrenmişlerdir.

Haçlı seferlerine kadar şeker nedir bilmezlerdi. Tatlı olarak ancak bal kullanırlardı. Pirinç, Susam, Darı, Zencefil gibi birçok bitkiler de Avrupa’ya Müslümanlar yoluyla geçmiştir. Cam’ı, Cam’dan yapılmış aynayı da Avrupalılara Müslümanlar tanıtmıştır.

Görüldüğü gibi Türk İslâm dünyasını her fırsatta dışlamaya, aşağılamaya çalışan Batı (veya Avrupa) Haçlı Seferleri olmasaydı bugün yiyeceklerini tatlandıran şekeri bile bulamamış olacaklardı. Ya da bulabilseler bile kim bilir ne zaman bulabileceklerdi.

Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız ki, Batı’nın Doğu’ya en son vurmaya çalıştığı darbenin iç yüzü de Irak savaşında çok açık ve net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Baskı ve Diktatörlük rejimini yıkıp, medeniyet ve özgürlük getireceğini söyleyen Batılıların bu sözlerini ne kadar yerine getirdikleri de hemen yanı başımızdaki savaşın ardından ortaya çıkmıştır.

Tabi bu arada Cenab-ı Hak’kın “gören gözler için ibretler halk ettik” buyurduğu gibi yanı başımızdaki savaşın siyasi, ekonomik boyut ve hedefleri açıkça ortaya çıkmış, görmeyi bilenlere ilmiyle, bilimiyle, teknolojisiyle övünen, gurur duyan Batı’nın kendi birliklerini imha eden, kendi askerini tanımayan ilim, bilim ve teknolojileri de birer ibret vesikası olarak gözler önüne serilmiştir.

Uzun sözün kısası;

Ey Türk Gençliği,

“MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR”

Samet BEYAZ

Tüketiciler Birliği Antalya Şube Üyesi

Sametbeyaz24@hotmail.com


  • Netinial Internet

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari