<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>eKemer - Antalya Kemer&#039;in Yorum Portalı &#187; DOĞRUYU ARAMAK-SEBAHATTİN EMÜL</title>
	<atom:link href="http://www.ekemer.com/c/dogruyu-aramak-sebahattin-emu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ekemer.com</link>
	<description>Antalya Kemer&#039;in Yorum Portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 04 Jun 2010 21:05:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>EKMEK VE DİĞERLERİ</title>
		<link>http://www.ekemer.com/ekmek-ve-digerleri</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/ekmek-ve-digerleri#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 14:59:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞRUYU ARAMAK-SEBAHATTİN EMÜL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8433</guid>
		<description><![CDATA[Sofralarımızın vazgeçilmezi olan ekmekle ilgili olarak; yazılı ve görsel basındaki bilgilendirilmelere, denetimlere ve kesilen cezalara rağmen olumsuz uygulamalar maalesef devam ediyor. Sabahın erken saatlerinde hijyenik olmayan kasalara doldurulup kamyonetlerle taşınarak bakkal ve market önlerine bırakılan ekmekler, bazen satılana kadar dışarıda eksoz gazı v.s. gibi olumsuz tüm etkenlere maruz bırakılıyor. Tarım Bakanlığınca bakliyat ve kuru gıdaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sofralarımızın vazgeçilmezi olan ekmekle ilgili olarak; yazılı ve görsel basındaki bilgilendirilmelere, denetimlere ve kesilen cezalara rağmen olumsuz uygulamalar maalesef devam ediyor. Sabahın erken saatlerinde hijyenik olmayan kasalara doldurulup kamyonetlerle taşınarak bakkal ve market önlerine bırakılan ekmekler, bazen satılana kadar dışarıda eksoz gazı v.s. gibi olumsuz tüm etkenlere maruz bırakılıyor.</p>
<p>Tarım Bakanlığınca bakliyat ve kuru gıdaların <strong>ambalajsız satılmaları yasak olup</strong>, bu kurallara uymayanlara cezai müeyyideler uygulanıyor. Baklagiller, bulgur, pirinç, makarna v.s. gibi gıdaların açıkta ve ambalajsız olarak satılmaları yasak. Oysa bu gıdalar pişirilmeden yenilmiyor ve yüz derecenin üzerinde dakikalarca kaynadıktan sonra pişirilip sofralarımıza geliyor. Ambalajlı veya ambalajsız satılsa dahi fazla bir riski yok.</p>
<p>Sağlığımızı olumsuz yönde etkilediği bilimsel olarak kanıtlanmış olan <strong>sigara marketlerin en güzel yerlerinde, ekmek ise marketin içerisinde bile değil ambalajsız olarak dışarıda;</strong> ya hijyenik olmayan bir dolapta veya açıkta kasalarda. Gelen müşteri bir ekmek alacak fakat el sürmediği ekmek kalmıyor. Müşteri markete girince tezgahtar ekmeği alıp poşete bırakıyor ve bedelini alıyor. Bu ekmek dokunulan paralar ve diğer etkenlerle bulaşan mikroplarla birlikte soframızdaki yerini alıyor ve tüketici de yiyor. Bu mu ekmeğe gösterilen saygı?</p>
<p>Hayvanların besini olan yemlerin ambalajsız ve açıkta satılmaları yasak. Hayvan yemlerini satan tüm bayiler denetlenerek, ambalaj ve etiket bilgileri kontrol edilir ambalaj yönetmeliğine uymayanlara yasalarla belirtilen müeyyideler uygulanır.</p>
<p>Bitkilerin besini olan gübrelerin de ambalajsız olarak satılmaları yasak. Gübre satan bayiler de denetlenip ambalaj ve etiket bilgileri kontrol edilip aksine uygulama yapanlara gerekli cezalar verilir.</p>
<p>İnsanların besini olan gıdaları da, hayvanların besini olan yemleri de, bitkilerin besini olan gübreleri de aynı bakanlık yani Tarım Bakanlığı denetliyor. Bu nasıl uygulamadır ki <strong>hayvan ve bitki besinlerinin ambalajsız satılmaları yasak</strong>. Ancak kutsal bir değere sahip olan ekmeğin ambalajsız olarak ve açıkta satılması serbest. Belirtilen tüm kuru gıda, havyan ve bitki besini olan gübre ambalajlarında bunları üreten firma bilgileri olmasına rağmen ekmekte böyle bir zorunluluk yok ve fırından dışarı çıkıldığı andan itibaren ekmekle ilgili hangi olumsuzlukla karşılaşılırsa karşılaşılsın ekmeği nereden aldığını ispat ettiremezsin.</p>
<p>Tüketiciler birliği Antalya Şube olarak ekmekle ilgili bu tezat uygulamaların tekrar gözden geçirilmesini, kutsal olan ekmeğimize hak ettiği saygının yetkililer tarafından da gösterilip, imalatçı bilgilerini de içeren hijyenik ambalajlara konulması gerektiğini vurguluyor ve bu konudaki gelişmeleri kamuoyuna duyuracağımızı belirtmek istiyoruz.<a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/05/TÜKETİCİLER-BİRLİĞİ-ANTALYA-ŞUBESİ-BANNER.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-8435" title="TÜKETİCİLER BİRLİĞİ ANTALYA ŞUBESİ  BANNER" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/05/TÜKETİCİLER-BİRLİĞİ-ANTALYA-ŞUBESİ-BANNER.jpg" alt="" width="315" height="504" /></a></p>
<p><strong>Sebahattin EMÜL</strong></p>
<p><strong>Tüketiciler Birliği Antalya Şube</strong></p>
<p><strong>Tarım ve Gıda Komisyonu Sorumlusu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/ekmek-ve-digerleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SOĞAN FİYATLARI VE KÖYLÜNÜN EFENDİLİĞİ</title>
		<link>http://www.ekemer.com/sogan-fiyatlari-ve-koylunun-efendiligi</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/sogan-fiyatlari-ve-koylunun-efendiligi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2010 06:01:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞRUYU ARAMAK-SEBAHATTİN EMÜL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8226</guid>
		<description><![CDATA[Canlıların gıda almadan yaşamaları mümkün olmadığına göre; böylesine hayati önem taşıyan besinleri alın teri akıtıp yetiştiren köylüye Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ‘’Köylü Milletin Efendisidir’’ diyerek onurlandırmıştır. Bu söylemi birçok devlet büyükleri çiftçi toplantılarında, seçim meydanlarında ve muhtelif tarım ürünleri festivallerinde dile getirerek çiftçilere hatırlatmış, köylülerden aldıkları alkışın kendilerine kazandırdıkları gurur ve de coşkuyu da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Canlıların gıda almadan yaşamaları mümkün olmadığına göre; böylesine hayati önem taşıyan besinleri alın teri akıtıp yetiştiren köylüye Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ‘’<strong>Köylü Milletin Efendisidir</strong>’’ diyerek onurlandırmıştır. Bu söylemi birçok devlet büyükleri çiftçi toplantılarında, seçim meydanlarında ve muhtelif tarım ürünleri festivallerinde dile getirerek çiftçilere hatırlatmış, köylülerden aldıkları alkışın kendilerine kazandırdıkları gurur ve de coşkuyu da sanırım içlerine sindirebilmişlerdir.</p>
<p>Gerçekten köylü milletin efendisi midir, yoksa  ‘’E‘’ ile başlayan  başka bir tanımlama mıdır. İrdelemeye çalışalım.</p>
<p>Soğan zengin fakir tüm mutfakların vazgeçilmezi olup köylü emeği ile yetiştirilir. Benim de yıllarca ziraatçı olarak görev yaptığım Bursa’da, bilhassa Karacabey,</p>
<p>M.Kemalpaşa ve Yenişehir ovaları en çok soğan yetiştiren bölgelerdir. Sabah; Belirttiğim ilçelerin Ziraat Odası yetkilileri ile görüştüm. Sezonda tüccarların çiftçilerden yani milletin efendisi olan köylülerden kilosunu <strong>60-70 kuruş</strong> arasında alıp stokladıkları soğanları <strong>domuz gribinin de ilacı olarak</strong> millete lanse ettirerek kilosunu 3-4 TL arasında satıyorlar. Yani köylüden aldıkları soğanı, yine köyün bir köşesinde yaptıkları depolarda bekletip çok zaman köylünün parasını da soğanları şehirlerde köylüden aldıkları fiyatın 5-6 kat fiyatına sattıktan sonra ödüyorlar. Bu duruma başta köylüye efendi diyen <strong>devlet büyükleri olmak üzere tüm yetkililer seyirci kalıyor</strong>.</p>
<p>Yine aynı bölgeler salçalık domates yetiştiriciliği için de oldukça cazip ve verimli olduğundan salça fabrikalarının da çoğu o bölgededir. Çiftçi temsilcileri ile görüştüm Salçalık domatesin kilosunu köylüden 10 kuruşa aldılar, salçanın kilosunu 3-4 TL ye satıyorlar. 5-6 kilo salçalık domatesten 1 kg salça elde edilir. Dolayısı ile 1 kg salçanın domates maliyeti 50-60 kuruş arasındadır.</p>
<p>En temel besinlerimizden olan süt de köylü emeği ile üretilir. Süt fabrikaları üreticiden litresini 70-80 kuruştan alıp paketleyerek tüketiciye litresini 2-3 TL arasında satmaktadır.</p>
<p>Bu örnekleri çoğaltabiliriz milletin efendisi sıfatı yakıştırılan köylünün, tüccarlar tarafından nasıl sömürüldüğünü sadece üç örnekle izah etmeye çalıştım.</p>
<p>Maliyetlere gelince hiçbir tüccarın maliyeti köylüden daha fazla değildir. Yukarıda örneklerini verdiğim soğanı, domatesi ve sütü çiftçinin ailece çalışıp kaç liraya mal ettiğini, aşırı yağış veya aşırı kuraklıktan dolayı hiç ürün alamama riskinin bulunduğunu, yetiştirdiği süt sığırlarının her an hasta olup telef olma riskinin tüccarların üstlendiği riskten daha fazla olduğunu bilhassa vurgulamak istiyorum.</p>
<p>Tüketiciler Birliği Tarım Komisyonu olarak, tüm tüketiciler adına bu olumsuzluklara göz yuman yetkilileri göreve çağırıyor ve diyoruz ki; eğer köylüye efendi söyleminizde samimi iseniz lütfen bu efendilerin tüccarlar tarafından sömürülmesine mani olup,  tüketicilere de en temel ihtiyaçları olan tarım ürünlerinin makul fiyatlardan satılmalarını sağlayınız.<strong> </strong></p>
<p><strong>Sebahattin EMÜL</strong></p>
<p><strong>Tüketiciler Birliği Antalya Şube</strong></p>
<p><strong>Tarım ve Gıda Komisyonu Sorumlusu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/sogan-fiyatlari-ve-koylunun-efendiligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SÜT VE SÜTTOZU TÜKETİMİ</title>
		<link>http://www.ekemer.com/sut-ve-suttozu-tuketimi</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/sut-ve-suttozu-tuketimi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 15:21:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞRUYU ARAMAK-SEBAHATTİN EMÜL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7772</guid>
		<description><![CDATA[Süt ve süt ürünlerinin insanlar tarafından kullanılmaya başlanması; insanların ve memeli hayvanların oluşumu kadar eskidir. Dolayısı ile süt ilk insanlardan günümüze kadar insan yaşantısındaki önemini korumakla birlikte her geçen gün süt ve süt ürünleri sanayi dalında faaliyet gösteren firma sayısı ve çeşitlilik artmaktadır. Yine diğer birçok iş kollarında olduğu gibi süt mamulleri üreten firmalar da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Süt ve süt ürünlerinin insanlar tarafından kullanılmaya başlanması; insanların ve memeli hayvanların oluşumu kadar eskidir.</p>
<p>Dolayısı ile süt ilk insanlardan günümüze kadar insan yaşantısındaki önemini korumakla birlikte her geçen gün süt ve süt ürünleri sanayi dalında faaliyet gösteren firma sayısı ve çeşitlilik artmaktadır. Yine diğer birçok iş kollarında olduğu gibi süt mamulleri üreten firmalar da maalesef daha fazla para kazanma uğruna halkın yaşantısını hiçe sayan uygulamalarla sağlıklı yaşantımızı tehdit etmektedirler.</p>
<p>Tabi her konuda olduğu gibi süt ve süttozu hususunda da bilenlerle bilmeyenler birbirine karışmakta ve bilhassa bilmeyenlerin ahkâm kesmelerinden dolayı haklı olarak tüketiciler de tereddüde düşmektedirler. Tüketicilerimiz sütle ilgili bilgiye yeterince sahip olduklarından detaya girmeyi gerekli görmüyorum. Süt alınırken üretimden tüketime kadarki aşamaların soğuk zinciri takibine, güvendikleri firma ve marketlerden almalarını ve etiket bilgilerini okuyup; üretim izni, yağ oranı ve son kullanma tarihlerine dikkat etmelerini gerekmektedir.</p>
<p>Süttozu; sütün uzun süre dayanıklı hale getirilme yöntemlerinden biridir. Sütün yağı alındıktan sonra bileşiminde bulunan suyun tamamına yakın kısmının uzaklaştırılması ile elde edilir. Bu bir teknoloji olup sıcak veya püskürtme yöntemi ile elde edilir.</p>
<p>Sıcak yöntem; sıcaklığı 100-130 derece olan bir silindir aracılığı ile yapılır. Süt buharla ısıtılan ve sürekli dönen bu silindir yüzeyine ince bir film şeklinde yayılır ve kurudukça kazınarak süttozları alınır.</p>
<p>Püskürtme yönteminde ise süt çok ince zerrecikler halinde sıcak bir odaya püskürtülüp kurutulması ile süttozu elde edilir. Bu yöntemle daha kaliteli süttozu üretilir ve oldukça detaylı bir teknik uygulanır.</p>
<p>Süttozunun içerisine herhangi bir katkı maddesi katılması yasak olup buna riayet etmeyenlere cezai müeyyideler uygulanır. Ülkemizde zaman zaman farklı amaçlarda kullanılmak üzere içerisinde muhtelif katkı maddeleri bulunan süttozunun ithalatının yapıldığını ve bunun ithalat amacı dışına süt ve süt mamullerinde kullanıldığını duyuyoruz. Bu kişilerin caydırıcı cezalara çarptırılarak sektörden uzaklaştırıldıklarına inanmak istiyoruz.</p>
<p>Süttozu sütle elde edilip içerisine de herhangi bir katkı maddesi konulmadığından sütle aynı proteinleri içermektedir. Yetkililerin bu bilinci kitlelere yayması ve halkımızın süttozu konusunda yeterince bilgilendirilmeleri gerekir. Süt veriminin çok yüksek olduğu dönemlerde elde edilen sütün israf edilmeden muhafazasını teminen yerli firmalarca süttozu üretilmesinin teşvik edilmesi ve bu işletmelerin devlet tarafından desteklenmeleri gerekir.</p>
<p><strong>Süttozunun dış yardım adı altında veya başka amaçlarla da olsa ithalatına kesinlikle izin verilmemelidir. Zira art niyetli firmalar tarafından ithal edilen ve katkı maddesi içeren süt tozları, yine art niyetli işletmelerce süt ürünlerinde kullanılabilir.</strong></p>
<p>Neticede tüketiciler birliği olarak yetkililerden ricamız ülkemizde süttozu üretiminin yasal prosedürler çerçevesinde yerli işletmeler tarafından üretilmesi, bu işletmelerin periyodik denetimlerinin yapılarak tüketicilerin tereddütsüz kullanımlarının sağlanması ve gelişmiş ülkelerde olduğu gibi halkımızın da gönül rahatlığı ile süt tozu tüketmeleridir.</p>
<p>Sebahattin EMÜL</p>
<p>Tüketiciler Birliği Antalya Şube<br />
Tarım ve Gıda Komisyonu Sorumlusu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/sut-ve-suttozu-tuketimi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GIDA GÜVENLİĞİ EYLEM KURULU</title>
		<link>http://www.ekemer.com/gida-guvenligi-eylem-kurulu</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/gida-guvenligi-eylem-kurulu#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 20:24:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞRUYU ARAMAK-SEBAHATTİN EMÜL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7225</guid>
		<description><![CDATA[Yaşantımızı idame ettirebilmemiz için olmazsa olmaz olan gıdanın; üretimden tüketime kadarki tüm aşamalarının güvenli olması tüketiciler için oldukça önem arz etmektedir. Bu itibarla 2005 yılından bu yana muhtelif zamanlarda Antalya Valisi veya görevlendirdiği vali yardımcılarından birinin başkanlığında; Tarım İl Müdürlüğü, ilgili resmi kurum ve kuruluşların temsilcileri, gıda sektöründe faaliyet gösteren meslek odası başkanları, sivil toplum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşantımızı idame ettirebilmemiz için olmazsa olmaz olan gıdanın; üretimden tüketime kadarki tüm aşamalarının güvenli olması tüketiciler için oldukça önem arz etmektedir.</p>
<p>Bu itibarla 2005 yılından bu yana muhtelif zamanlarda Antalya Valisi veya görevlendirdiği vali yardımcılarından birinin başkanlığında; Tarım İl Müdürlüğü, ilgili resmi kurum ve kuruluşların temsilcileri, gıda sektöründe faaliyet gösteren meslek odası başkanları, sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinden oluşan ve Tüketiciler Birliği Antalya Şubesini temsilen benim de katıldığım Antalya Gıda Güvenliği Eylem Kurulu toplantıları yapılıp, alınan kararlar tutanakla belgelendirilerek gereği yapılmaktadır.</p>
<p>Kurul bugüne kadar 28 toplantı yapmış olup, bu toplantılarda 91 karar alınmıştır.</p>
<p>Tarım Bakanlığı tükettiğimiz gıda maddelerinin hammaddesini oluşturan ürünlerin tarladan sofraya kadarki tüm aşamalarını denetleme görevini üstlenmiş olup, bununla ilgili olarak denetim faaliyetlerini; denetim elemanlarının özverili çalışmalarıyla sürdürmektedir.</p>
<p>Ancak her sektörde olduğu gibi gıda sektöründe de haksız kazanç uğruna halkın yaşantısını hiçe sayan kişilerle karşılaşılmakta ve bilhassa pazar yerlerinde gayri sıhhi şartlarda ve açıkta satılan gıdaların sağlığımız açısından ciddi tehditler oluşturduğu tespit edilmektedir.</p>
<p>Gıda Güvenliği Eylem Kurulu toplantılarında da en çok gündeme getirilen konular <strong>pazaryerleri</strong> olup, alınan kararların büyük çoğunluğunu da yine pazaryerleri oluşturmaktadır. Tüketicilerin sebze ve meyve dışındaki yiyecek ihtiyaçlarının yapılmamasının önerildiği, bilhassa et ve süt mamulleri gibi üretimden tüketime kadarki tüm aşamalarında <strong>soğuk zincir gerektiren</strong> gıda ürünlerinin pazarlardan alınmaması hususundaki tüm öneri ve önlemlere rağmen bu olumsuzlukların önüne geçilememektedir.</p>
<p><strong>Bir ürünün alıcısının olduğu müddetçe satıcısının da olacağı bir gerçektir</strong>. Dolayısı ile tüketiciler açıkta ve gayri sıhhi şartlarda satılan gıda ürünlerini aldıkları müddetçe satıcılar da bunları satmaya devam edecektir. Gıda Güvenliği Eylem Kurulunda alınan kararlar ve Tarım İl Müdürlüğünün rutin denetimleri de maalesef bu olumsuzlukları önleyememektedir. Zira her satıcının peşine bir denetim elemanı göndermek imkansızdır.</p>
<p><strong>Beyaz Bayrak ödülü </strong>de bu kurulda verilmekte olup, Tarım İl Müdürlüğü denetim elemanlarınca rutin olarak yapılan habersiz denetimlerde gerekli şartları oluşturan lokanta ve otellerden müracaatlar değerlendirerek oldukça titiz bir çalışma sonucu ilgili kuruluşlara verilerek onura eden, tüketicilere de güven veren önemli bir ödüldür.</p>
<p>Tüketicilerimizin aldıkları gıda maddeleri, alışveriş yaptıkları marketler, yemek yedikleri lokanta ve restoran, çocuklarının okul kantinleri v.s. gibi her türlü gıda maddelerinin alınıp satıldığı yerlerdeki tespit edilen olumsuzluklar ALO 174 Gıda hattına bildirildiği takdirde en kısa zamanda gereği yapılacak ve Tarım İl Müdürlüklerince şikayet sahibine de yapılan işlem hakkında bilgi verilecektir.</p>
<p><strong>Sebahattin EMÜL</strong></p>
<p><strong>Tüketiciler Birliği</strong></p>
<p><strong>Antalya Şube Tarım ve Gıda</strong></p>
<p><strong>Komisyonu Sorumlusu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/gida-guvenligi-eylem-kurulu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EKMEK BULAMAZSANIZ MAKARNA YİYİN</title>
		<link>http://www.ekemer.com/ekmek-bulamazsaniz-makarna-yiyin</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/ekmek-bulamazsaniz-makarna-yiyin#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 07:42:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞRUYU ARAMAK-SEBAHATTİN EMÜL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=6649</guid>
		<description><![CDATA[Ekmek çeşitlerinin hammaddesi olan hububat; dünyada üretim alanı ve üretim miktarı bakımından en yüksek ürün grubunu teşkil eder. Buğday da en çok üretilen ve tüketilen hububattır. Buğday üretimden tüketime kadar birçok sektör için geçim kaynağıdır. Ekmek yurdumuzda olduğu gibi dünyanın birçok ülkesinde temel gıda maddelerinin başında gelir. Medeniyet kültürünün gelişmesi de ekmeğin gelişmesi ile yakından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/01/DEPREM-VE-EKMEK.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-6653" title="DEPREM VE EKMEK" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/01/DEPREM-VE-EKMEK.jpg" alt="DEPREM VE EKMEK" width="454" height="316" /></a><a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/01/ekmek.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-6654" title="ekmek" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/01/ekmek.jpg" alt="ekmek" width="300" height="229" /></a>Ekmek çeşitlerinin hammaddesi olan hububat; dünyada üretim alanı ve üretim miktarı bakımından en yüksek ürün grubunu teşkil eder. Buğday da en çok üretilen ve tüketilen hububattır. Buğday üretimden tüketime kadar birçok sektör için geçim kaynağıdır.</p>
<p>Ekmek yurdumuzda olduğu gibi dünyanın birçok ülkesinde temel gıda maddelerinin başında gelir. Medeniyet kültürünün gelişmesi de ekmeğin gelişmesi ile yakından ilgilidir. Genelde vücudumuza enerji veren en ucuz gıda maddesi olarak biliriz.</p>
<p>Dünyada kişi başına yıllık ekmek tüketimi ortalama 40-300 kg, yurdumuzda ise kişi başına yaklaşık 180-200 kg. arasındadır. En fazla israf ettiğimiz gıda maddesi de yine maalesef ekmektir.</p>
<p>Yetişmiş kalifiye insan gücünü ile kıyaslandığında en eğitimsiz işçilerin bu sektörde çalıştığı, en fazla denetimin fırınlarda yapılmasına rağmen yine en fazla gayri sıhhiliğin tespit edildiği ve gramajından çalınarak tüketicilerin aldatıldığı da bir gerçektir.</p>
<p>Sezon içerisinde çiftçiden kg 0,35 &#8211; 0,40 TL den alınan buğday tüccarlar aracılığı ile 0,58 ile 0,60 TL arasında satılmaktadır. Bir kg. buğdaydan yaklaşık 750 gram un çıkmasına rağmen ekmeklik unun kg. fiyatı 0,80- 0,90 TL dir. (Çiftçiden alınan buğday fiyatının iki katından fazla)  Bir kg. undan 300 gr. lık en az dört ekmek yapılır. Dolayısı ile 300 gr.lık bir ekmeğin maliyeti yaklaşık 0,20 ile 0,25 TL arasındadır.</p>
<p>Ekmek fiyatlarındaki uygulamaya baktığımızda 300 gr ekmeğin 0.60 TL den başlayıp satıldığı mekana ve çeşidine göre 1 TL ye ve hatta daha yüksek fiyatlarla tüketicilere ulaştığı görülecektir. (Kg. olarak hesaplanırsa en az 2 TL den başlayıp çeşitlerine göre 4 TL ye kadar satılıyor)  Yani maliyetinin en az dört katından sekiz katına kadar.</p>
<p>İşçilik ve sabit giderleri de dikkate aldığımızda her şeye rağmen ekmek fiyatların tüketicilere yansımasının çok yüksek olduğu aşikârdır. Fırıncılara sorarsak zarar ettiklerini veya çok az kazandıklarını beyan ederler. Zira kapasitelerinin 1/10 kadarını ancak kullanabiliyorlar, nerede ise her sokakta bir fırın var. Bu onların sorunu sabit giderlerini azaltmak için birleşip ortak çalışsınlar.</p>
<p>Ekmeğe alternatif olan makarna fiyatlarına gelince; makarnanın yapımında daha fazla teknoloji ve yetişmiş insan gücüne gereksinim olmasına rağmen açık makarnanın kg fiyatı yaklaşık 0,80 TL, Ambalajlı olarak ise 500 gramı 0.70 TL (Kg 1.40 TL) dir.</p>
<p>Yani Bir Kg ekmeğin fiyatı, Ambalajsız satılan makarna fiyatının 2,5 katına tekabül ediyor.<br />
Rakamlar vererek tüketicilerin daha fazla kafalarını yormak istemiyorum. Ancak ekmek neticede un, su, tuz ve mayadan oluşuyor.</p>
<p>Maliyetlere gelince çiftçinin ailecek hangi şartlarda çalışıp hangi masrafları yaparak bir Kg buğdayı 0,35 TL ye sattığını bundan kazancının emeğine ve kutsal alın terine değip değmediğini belirmeye bile gerek yok. Ancak buğday fiyatının yaklaşık sekiz katına yakın bedel ödeyerek ekmek almamızdan sorumlu olanlara söyleyecek çok söz var.</p>
<p>Tüketiciler birliği olarak; sofralarımızın vazgeçilmezi, inancımız ve geleneğimiz gereği kutsal olarak değerlendirip, yere düşürdüğümüzde öpüp başımıza dokundurduğumuz, ekmeğimizin olması gereken fiyatla tüketicilere ulaşması için konunun takipçisi olacağımızı belirtip, yetkilileri göreve davet ediyoruz.</p>
<p>Sebahattin EMÜL<br />
Tüketiciler Birliği Antalya Şube<br />
Tarım ve Gıda Komisyonu Sorumlusu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/ekmek-bulamazsaniz-makarna-yiyin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜKETİCİYİ KİM DÖVÜYOR?</title>
		<link>http://www.ekemer.com/tuketiciyi-kim-dovuyor</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/tuketiciyi-kim-dovuyor#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 18:08:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞRUYU ARAMAK-SEBAHATTİN EMÜL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=5269</guid>
		<description><![CDATA[21 Aralık Dünya Kooperatifçilik günü; Antalya’da Tarım İl Müdürlüğünün Organize ettiği bir panelle, panelistler tarafından Antalya ve çevre illerden gelen davetlilere detaylı olarak anlatılıp, Türk Tarımının geçmişten bugüne nereden nereye geldiği sine vizyon gösterileri ile de detaylandırıldı. Organizasyon çok güzel olup Panele konuşmacı olarak katılanların da hepsi konularına hakim uzman kişilerdi. Akıcı ve güncel konuşmaları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>21 Aralık Dünya Kooperatifçilik günü; Antalya’da Tarım İl Müdürlüğünün Organize ettiği bir panelle, panelistler tarafından Antalya ve çevre illerden gelen davetlilere detaylı olarak anlatılıp, Türk Tarımının geçmişten bugüne nereden nereye geldiği sine vizyon gösterileri ile de detaylandırıldı.</p>
<p>Organizasyon çok güzel olup Panele konuşmacı olarak katılanların da hepsi konularına hakim uzman kişilerdi. Akıcı ve güncel konuşmaları ile dinleyicileri adeta koltuklarına bağlayıp tabiri caizse pür dikkat dinlettiler.</p>
<p>Kooperatifin anlamını Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk kısaca şöyle tarif etmiştir. ‘’Kooperatif maddi ve manevi kuvvetleri, zeka ve maharetleri birleştirmektir’’ bir başka deyişle; tek başına yapılamayan işlerin birlikteyapılmasıdır.</p>
<p>Panelist olarak Akdeniz Üniversitesinden katılımcı hocalarımız; Tarım politikalarımız ve yetişmiş insan gücümüze değinip, tarım konusunda istatistiki bilgiler ve somut rakamları, Ankara’dan gelen Tarım Bakanlığı bürokratları; Çiftçilere verilen onlarca çeşit hibe ve düşük faizli teşvik kredilerini, Kooperatif yöneticileri de verilen bu kredileri nasıl değerlendirip üretim olarak tarıma kazandırdıklarını, Tarım İl Müdürlüğü yetkililerinin bu projeleri uygulama gayretlerini ve son olarak ta bu kredilerin kullanımlarını denetleyen uzmanların çalışmalarını zevkle dinledik.</p>
<p>Hepsinin ağızlarından deyim yerinde ise bal damlıyordu.</p>
<p>Dünyada tarım ürünleri üretiminde; Çin, Hindistan ve ABD den sonra dördüncü olduğumuz da istatistiki rakamlarla anlatıldı. Tabi ki önce tüketici olarak, sonra uzun yıllar tarım teşkilatında teknik eleman olarak çalışıp emekli olan bir kişi olarak gururlandım.</p>
<p>Ancak soru, cevap bölümüne çok kısa zaman ayrıldığından panelistçi ve Bakanlık yetkililerine aklıma takılanları sorma fırsatım olmadı ve bunu da okuyucularla paylaşmak durumunda kaldım.</p>
<p>Eğer anlatıldığı gibi Dünyada tarım ürünlerini en çok yetiştiren dört ülkeden biri isek neden nerede ise ithal etmediğimiz tarım ürünü kalmadı? Yetiştirilen bu ürünler ihraç edilip, bize de ithal ettiğimiz tarım ürünleri mi yediriliyor?</p>
<p>Üreticilere, bilhassa hayvancılıkta onlarca kalem hibe ve sembolik faizlerle verilen krediler nerelerde kullanılıyor da biz hala tarımda gelişmiş ülkelerin çok gerisinde et ve süt ürünleri üretiyor ve tüketiyoruz. Tarımda gelişmiş ülkelerdeki et ve süt fiyatlarının gerilemesine rağmen neden bizde bu ürünlerin fiyatları her geçen gün artıyor.</p>
<p>Nüfusumuz dikkate anıldığında bu olumsuzluğun bizi önemli bir Pazar olarak gören ülkelerin iştahlarını kabarttığının farkında mıyız?  Görünen o ki yakın bir zamanda et ve süt ürünleri ithal etmek durumunda kalacağız. Bunun sorumluluğuna kim katlanacak.</p>
<p>Denetimler çok iyi yapılıp verilen kredilerin de usulüne uygun olarak harcandığı takip ediliyorsa neden geçmişte verilen hayvancılık kredileri ile yapılan ahırlar konuta dönüştürülüp sığırlar da elden çıkartılmak zorunda kalındı?<br />
Eğer her şey yolunda ise, anlatıldığı gibi tarımda çok ileri seviyelere doğru hızla ilerliyor ve yanlış ta yapılmıyor ise yukarıda anlattığım olumsuzluklar dikkate alındığında aklıma şu soru geliyor.</p>
<p><strong>O zaman biz tüketicileri kim dövüyor?</strong></p>
<p>Biz Tüketiciler Birliği olarak bilhassa tarım ürünlerinin üretim ve pazarlanmasında kooperatifleşmenin önemine inanıyor ve üreticiden tüketiciye ulaşan her satış zinciri halkasının, tüketici fiyatlarındaki katlanmalara çözüm olarak, üreticilerin kooperatifler aracılığı ile tüketicilerle buluşmasının sağlanmasını istiyoruz.</p>
<p>Sebahattin EMÜL<br />
Tüketiciler Birliği Antalya Şube<br />
Tarım ve Gıda Komisyonu Sorumlusu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/tuketiciyi-kim-dovuyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GDO LU (TRANSGENİK-FRANKEŞTAYN) ÜRÜNLER</title>
		<link>http://www.ekemer.com/gdo-lu-transgenik-frankestayn-urunler</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/gdo-lu-transgenik-frankestayn-urunler#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 11:55:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞRUYU ARAMAK-SEBAHATTİN EMÜL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=4431</guid>
		<description><![CDATA[Son günlerde tüketicilerin GDO lu ürünler hakkında bilgi kirliliğiyle karşı karşıya olduğunu görüyoruz. Tarım ve gıdadan bihaber kişiler ahkâm kesip duruyorlar. Tabi söz verilirse bazen konu uzmanı yetkili ve yetkisiz kişiler de yorum yapıyor, ancak konu uzmanlarının ihtiyatlı söylemlerine karşın, bu tür ürünler hakkında bilgisi olmayanlar daha fazla seslerini duyuruyor. Pazaryerlerindeki satıcılar her türlü sebze [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde tüketicilerin GDO lu ürünler hakkında bilgi kirliliğiyle karşı karşıya olduğunu görüyoruz. Tarım ve gıdadan bihaber kişiler ahkâm kesip duruyorlar. Tabi söz verilirse bazen konu uzmanı yetkili ve yetkisiz kişiler de yorum yapıyor, ancak konu uzmanlarının ihtiyatlı söylemlerine karşın, bu tür ürünler hakkında bilgisi olmayanlar daha fazla seslerini duyuruyor.</p>
<p>Pazaryerlerindeki satıcılar her türlü sebze ve meyvenin etiket bilgisine “GDO’ suzdur” yazıp bangır bangır bağırıyorlar. Sebze ve meyve resimleri bilgisayar ortamında değiştirilerek ne olduğu belirsiz bir görünüm verilip internet ve medya aracılığı ile milyonlara ulaştırılmak suretiyle tüketicilerin kafaları karıştırılıyor.</p>
<p>Bugüne kadar hiçbir sebze ve meyvenin GDO lu olduğuna dair herhangi bir bulgu ve belgeye rastlanmamıştır. Tarla bitkilerinden  GDO lu olduğu bilinen Mısır, Soya, Kanola ve Pamuğun ise yıllardır denetimsiz olarak sınır kapılarından girip onlarca sektörde ham madde olarak kullanıldığı bir gerçektir. Dolayısı ile bu sorun yeni olmayıp yılların birikimidir.<br />
Konuyu takip edenler hatırlayacaktır; Hibrit (Melez) tohumların da uzun yıllar AB ve tarımda ileri ülkelerde kullanımları serbest olup teşvik edilmelerine rağmen yasal yollardan yıllarca ülkemize girişi engellendi. Bazı kişiler bu sebze tohumlarını elbiselerinin ceplerinde getirip tane ile satarak çok yüksek paralar kazandılar.</p>
<p>Zaman içerisinde bu tohumların girişi ile ilgili yönetmelikler hazırlandı. Kayıt altına alındı ve günümüzde ithalatının serbest olduğu gibi bizim tohum firmalarımız da hibrit tohum üreterek hem iç pazarda ,hem de dış pazarda 30 a yakın ülkeye ihracat yapıp dünya piyasalarına hakim firmaların tekellerini kırarak kıyasıya rekabetin içerisinde yerlerini aldılar.<br />
Kısaca anlatmak gerekirse Hibrit (Melez) tohumlar doğal olup aynı cinsten iki farklı ürün üzerinde çalışılıp daha verimli bir çeşit elde edilerek üretilmiştir. GDO da ise tohumların genleri ile oynanıp bitki dışında başka  organizmaların genleri karıştırılarak  insan sağlığı üzerinde ne tür olumsuz etkiler yapacağı şaibeli bir tohum elde edilmiştir.</p>
<p>Ülkemizin tarımsal potansiyeli dikkate alındığında GDO lu ürünlere ihtiyacımızın olmadığı görülecektir. Bu ürünlerin tartışmasını dünyada açlık sorunu olan Afrika ve tarım ülkesi olmayan ülkeler yapsınlar. Açlıktan ölmek mi, GDO lu ürün yemek mi bu onların sorunu. Kalıcı tarım politikaları izlenirse Hibrit tohumlarla üretilen her türlü sebze ve tarla bitkileri ülke nüfusumuzun beslenmesine yeter ve artar bile.</p>
<p>Peki  dünyada milyonlarca hektar alanda üretilip pazarlanan GDO lu ürünler hakkında bizim bilim adamlarımız hiç bir çalışma yapmasınlar mı?.Elbette bizim genetik uzmanı bilim adamlarımızın da bu hususta çalışma yapmaları teşvik edilmeli ve milyarlarca dolarlık bu pazarda ulusal çıkarlarımız dikkate alınarak alıcı olarak değil de satıcı olarak söz sahibi olmamız sağlanmalıdır.<br />
GDO lu ürün pazarı yurdumuzda olduğu gibi diğer ülkelerdeki tüketiciler tarafından da tüm engelleme ve gösterilere rağmen her geçen gün büyüyor. Tüketiciler bu ürünleri bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da dolaylı veya dolaysız olarak  tüketeceklerinin haklı  endişesini taşıyorlar.</p>
<p>Örnek vermek gerekirse. Mısır; hayvan yemi, yağ, un ve şeker olarak, Soya; un, yağ ve birçok gıda ürünlerinde karşım  olarak, Kanola da yine yağ olarak günlük gıda ihtiyacımızın karşılanmasında, Pamuk ise giysilerimizde yaşantımızla iç içe durumdadır.</p>
<p>Biz tüketiciler birliği olarak tüketicilerimizin bilgilendirilmesi adına genetik uzmanlarının görüş açıklamalarının yararlı olacağına inanıyor, yetkisiz ve konu uzmanı olmayanların ise bilgi kirliliğine sebep olmamalarını istiyoruz. GDO lu ürünlerin sağlığımız üzerindeki şaibeleri netleşinceye kadar da  Ülkemize girişine kesinlikle izin verilmemesini, yetkililerden de Hibrit (Melez) tohumla üretilen her türlü gıda ürünlerinin yetiştirilmesinde ülkemiz kaynaklarının en randımanlı şekilde değerlendirilmesini bekliyoruz.</p>
<p>Sebahattin EMÜL<br />
Tüketiciler Birliği Antalya Şube<br />
Tarım ve Gıda Komisyonu Sorumlusu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/gdo-lu-transgenik-frankestayn-urunler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAYVANSAL BESİNLER VE ET FİYATLARI</title>
		<link>http://www.ekemer.com/hayvansal-besinler-ve-et-fiyatlari</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/hayvansal-besinler-ve-et-fiyatlari#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 21:56:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞRUYU ARAMAK-SEBAHATTİN EMÜL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=3256</guid>
		<description><![CDATA[Etin bilimsel olarak tanımını yapacak olursak; taze veya işlenmiş olarak kasaplık hayvanlardan elde edilen ve insanlar tarafından yenen kısımlardır. Hayvansal ürünler büyüme ve gelişmenin devamı, aşınan dokuların onarılması, hastalıklara karşı direnç kazanılmasında oldukça önem arz etmekte, uzmanlar da insanların günlük protein ihtiyaçlarının %50 sinin hayvansal kökenli olmasını önermektedir. Zaten etlerin büyük bir kısmını da proteinler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Etin bilimsel olarak tanımını yapacak olursak; taze veya işlenmiş olarak kasaplık hayvanlardan elde edilen ve insanlar tarafından yenen kısımlardır.<br />
Hayvansal ürünler büyüme ve gelişmenin devamı, aşınan dokuların onarılması, hastalıklara karşı direnç kazanılmasında oldukça önem arz etmekte, uzmanlar da insanların günlük protein ihtiyaçlarının %50 sinin hayvansal kökenli olmasını önermektedir. Zaten etlerin büyük bir kısmını da proteinler oluşturur.</p>
<p>Ülkemiz tarımda olduğu gibi hayvancılık için de çok uygun şartlara sahip olmasına rağmen, istikrarsız tarım politikalarından dolayı maalesef et tüketimimiz gelişmiş ülkelerin çok altındadır. Yine ülkemizde hayvan başına süt ve et üretimi gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında nerede ise 1/8 i kadardır.</p>
<p>Hükümetlerin soruna çözüm için zaman zaman bazı girişimlerde bulunduğunu görüyoruz. Ancak bu girişimler bir türlü popülist politikalardan ileri gitmiyor. Verilen kredilerle yapılan ahırların bir müddet sonra tadilat yapılarak konuta dönüştürüldüğüne, ithal edilen sığırların da bilinçsiz beslenme ve barınma şartlarından dolayı çevreye uyum sağlayamadıklarına Anadolu’nun birçok köyünde şahit oluyoruz.</p>
<p>Bu istikrarsızlığın devamı, spekülatörlerin tetiklemesi ve yaklaşan kurban bayramı nedeniyle piyasaya canlı hayvan sürümünün yetersizliğinden dolayı et fiyatları neredeyse ikiye katlandı. Gerekli tedbirler alınmazsa tavuk fiyatlarının da kontrolden çıkacağı bir gerçektir. Hatırlanacaktır EBK(Et ve Balık Kurumu) bir devlet kuruluşu olarak yıllarca piyasada denge unsuru oluşturarak vatandaşların hesaplı et yemelerine vesile oldu.</p>
<p>Yine Süt Endüstrisi kurumu (SEK) da uzun yıllar piyasada bir denge unsuru oluşturdu. Hayvancılık sektörünün yem ihtiyacı da yine bir devlet kuruluşu olan Yem Sanayi T.A.Ş. den karşılanmaktaydı. <strong>Bu kurumların önce yanlış politikalar izlenerek zarar ettirilmesi,</strong> sonra da özelleştirilmesi ve daha sonra başka amaçlarla kullanılması, günümüzde hayvancılığı ve et fiyatlarını bu olumsuzluğa taşıyan sebeplerden bazılarıdır.</p>
<p>Her türlü yem bitkilerinin yetiştirilmesine uygun iklim ve tarım alanlarına sahip olmamıza rağmen sığırcılıkta, elverişli yaylalarımıza rağmen koyun ve keçi yetiştiriciliğinde, üç tarafımız denizlerle çevrili olmasına rağmen balıkçılıkta bir türlü olmamız gereken yerde değiliz. Belirtilen avantajlara sahip hangi ülke yetkilileri bu imkanları değerlendirip halkının istifadesine sunmaz. Bunun hesabını ülkemizde tarıma yön veren yetkililerden sorma duyarlılığını göstermeliyiz.</p>
<p>Görünen o ki bir tarım ülkesi olmamıza rağmen nerede ise ithal etmediğimiz tarım ürünü kalmadığı gibi bu sefer de büyük tartışmalar ve şaibelere neden olabilecek et ithali gündeme gelecektir. <strong>İthal et olarak aldığımız etler bufalo etimi, domuz eti v.s.mi daha ismini bilediğimiz hangi hayvanların etleri bize dana eti diye yutturulacak zamanla göreceğiz. </strong></p>
<p>Tarım ürünleri ve et ithal edeceğimiz ülkelerin bu ürünleri yetiştirdiği tabiat şartları ve yetişmiş insan gücü bizden çok mu ileri. Kesinlikle hayır.  Binlerce ziraat mühendisimiz ve veteriner hekimlerimiz işsiz olmasına rağmen bunlara iş imkânı sağlanmadığı gibi her yıl yeni ziraat ve veteriner fakültelerinin açıldıklarını, bu okullardan mezun olanların iş bulamadıklarını görüyoruz.</p>
<p>Tüketiciler birliği Antalya Şubenin tarım komisyonu olarak yetkililere soruyoruz. Tarım ve hayvancılık için iklim ve coğrafyaya ilaveten her türlü teknik donanım da dahil olmak üzere teknik eleman ve yetişmiş insan gücüne sahip olmamıza rağmen neden tarımda gerilerdeyiz. Ziraat ve veteriner fakültelerimizde tarım ve hayvancılıkta gelişmiş ülkelerin hangi metotları uygulayarak ileri seviyelere ulaştıkları örneklerle anlatılıyor. Neden uygulamaya bir türlü geçilemeyip bizleri petrol, gübre v.s. gibi tarım ve et ürünlerinde de dışa bağımlı hale getirmeye çalışıyorsunuz.</p>
<p>Biz Tüketiciler birliği olarak ülkemiz kaynaklarının en verimli şekilde değerlendirilip tüketicilerin istifadesine sunulması için yetkililerin uyguladıkları tarım politikalarını tekrar gözden geçirmelerini istiyor ve tüketicilere iyi haberler vermenin özlemini çektiğimizi vurgulamak istiyoruz.</p>
<p>Sebahattin EMÜL<br />
Tüketiciler Birliği Antalya Şube<br />
Tarım ve Gıda Komisyonu Sorumlusu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/hayvansal-besinler-ve-et-fiyatlari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GIDA GÜNÜNÜ KUTLADIK, GIDA YILI DEVAM EDİYOR</title>
		<link>http://www.ekemer.com/gida-gununu-kutladik-gida-yili-devam-ediyor</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/gida-gununu-kutladik-gida-yili-devam-ediyor#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 21:49:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞRUYU ARAMAK-SEBAHATTİN EMÜL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=3042</guid>
		<description><![CDATA[Bir gıda gününü daha geride bıraktık, ancak Tarım Bakanlığımızın ilan ettiği 2009 gıda yılı ise ülkemizde devam ediyor. 16 Ekim 1945’te FAO’nun kabul ettiği Dünya Gıda günü başta Kenya, Etiyopya ve açlıkla mücadele eden diğer ülkelerin yanı sıra, gıda israf eden gelişmiş ülkeler ve ülkemizde de kutlandı. Günün anlam ve önemine binaen gıda günü muhtemelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gıda gününü daha geride bıraktık, ancak Tarım Bakanlığımızın ilan ettiği <strong>2009 gıda yılı</strong> ise ülkemizde devam ediyor.</p>
<p>16 Ekim 1945’te FAO’nun kabul ettiği <strong>Dünya Gıda günü</strong> başta Kenya, Etiyopya ve açlıkla mücadele eden diğer ülkelerin yanı sıra, gıda israf eden gelişmiş ülkeler ve ülkemizde de kutlandı. Günün anlam ve önemine binaen gıda günü muhtemelen tüm dış temsilciliklerimiz ve KKTC’deki lüks otellerde de çeşitli etkinliklerle kutlanmıştır.</p>
<p>Antalya’daki kutlamaların yapıldığı bir mekanda ben da bulundum. Oldukça lüks bir yerdi, koltuklar, avizeler, ışık düzeni ve daha birçok detay ve ayrıntılar unutulmamıştı. Konuşmacılar da konularına hakimdi. Öğretmenlerinin eşliğinde İlköğretim Okullarından getirilen çocuklar da rengarenk giysileri ve cıvıl cıvıl sesleri ile salona renk katmıştı. Hele ana sınıfı çocuklarının gösterileri büyük beğeni ve alkış topladı.</p>
<p>Salonun en önünde protokole dahil devlet büyükleri, arkada birkaç sıra korumalar, makam şoförleri ve memurlar, diğer sıraların tamamı yani salonun yüzde doksandan fazlası ilköğretim okullarından getirilen öğrencilerdi. Konuşmacılar ise protokolde ön sırada olan devlet büyükleri ve konunun uzmanı Akdeniz Üniversitesinden bir gıda hocası.</p>
<p>Öğrenciler önce bulundukları ortama adapte olmaya çalıştılar, sonra heyecanlarını yendiler, sıra hocanın slayt gösterili bilimsel konuşmasına gelmişti ki, önce fısıldanmalar, sonra sesli konuşmalar başladı. Zira konuşan Üniversitede gıda hocası, dinleyenler ilköğretim öğrencileri neticede <strong>öğretmenlerin özverili çabaları sonucu çocuklar susturuldu</strong>.</p>
<p>Gelen öğrencilere de birer boyama kitabı ile birer kutu ¼ lük süt ikram edildi. Mülki erkanın her biri ayrı ayrı makam arabalarına binip dairelerine, öğrencilerin de okullarına dönmeleriyle bir gıda günü daha kutlanmış olundu.</p>
<p>Bu önemli gün tabi ki yurdumuzun diğer illerinde de lüks mekanlarda kutlandı. Fakir semtlerde açlıkla mücadele eden vatandaşlarımızın yoğun olarak bulundukları mahalle ve sokaklarda, senede bir gün dahi olsa gıda yardımı yapılarak kutlanacak değildi ya. <strong></strong></p>
<p><strong>Neyse ki gıda yılı devam ediyor</strong>. Bakarsın birilerinin aklına hiç değilse bu yıl yurdumuzun birçok illerinde milyonlarca lira harcanarak yapılan festivallerin, önümüzdeki yıl iptali ve bu yıl  festivallere kaç lira harcanmışsa, 2010 yılında bedelinin açlıkla mücadele için harcanması gelir.</p>
<p>Antalya altın portakal festival şenlikleri de aynı güne denk geldi. İstanbul’dan gelen sanatçılarımız görkemli bir şekilde ağırlanıp, en iyi mekanlarda konuk edilerek kusursuz ikramlardan sonra uğurlandılar. Bu festivalin kaç liraya mal olduğunu yetkililer muhasebe kayıtlarından kuruşuna kadar takip etmişlerdir herhalde.</p>
<p>Benim tahminin sırf bu festival için harcanan paralarla dahi gıda alınıp fakir semtlere dağıtılsa, belki de Antalya’da açlık sorunu yaşayan aile kalmaz. Tabi yetkili makamlardaki toklarımızın aklına aç insanlarımız gelirse.</p>
<p>Gelişmiş ülkelerde <strong>insanların aldıkları gıda maddelerinin 1/7 sinin israf edildiği</strong> ve dünyada birinci derecede açlık çekip açlıktan ölme noktasına gelen insanları doyurmanın da bu israfa eşdeğer olduğu, yine araştırmacılar tarafından dile getirilip lüks mekanlarda slayt gösterileri eşliğinde anlatılıyor. Tabi <strong>dünyada silaha harcanan paranın 1/10 i</strong> açlıkla savaşan yoksul ülkeler için harcansa hem yoksulluktan, hem de savaşlardan ölen insan kalmadığı gibi refah seviyeleri ne olur, o da ayrı bir konu.</p>
<p>Neticede <strong>dünya gündemini ne açlık, ne israf ne de savaşlara harcanan milyarlar, magazin haberleri kadar meşgul etmiyor.</strong> Duyarlı sivil toplum örgütlerinin bin bir fedakârlıklarla temin edip yoksullara dağıtmaya çalıştığı yardımlar da maalesef yetersiz kalıyor. Keşke hiç değilse ülkemizde sorun olmayıp, birçok Afrika Ülkesinde yokluğu ölümlere neden olan suyun dahi olsa, bu insanlara ulaştırılarak susuzluktan ölmelerine mani olunabilse.</p>
<p>Sebahattin EMÜL</p>
<p>Tüketiciler Birliği Antalya Şube</p>
<p>Tarım ve Gıda Komisyonu Sorumlusu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/gida-gununu-kutladik-gida-yili-devam-ediyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>16 EKİM  DÜNYA GIDA GÜNÜNE GİRERKEN</title>
		<link>http://www.ekemer.com/16-ekim-dunya-gida-gunune-girerken</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/16-ekim-dunya-gida-gunune-girerken#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2009 01:28:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞRUYU ARAMAK-SEBAHATTİN EMÜL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=2682</guid>
		<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 1945 yılında 16 Ekim’i Dünya Gıda Günü olarak kabul etmiştir. Bununla ilgili ülkemizde de konunun önemine binaen Tarım Bakanlığı koordinatörlüğünde her yıl tüketicileri bilgilendirme adına çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Gıdanın kısaca tarifi ‘’insanlar tarafından yenilip içilen maddelerdir’’. Bilimsel olarak tarifini yaparsak ‘’insanların yaşamlarını sürdürmek, gelişmesini tamamlamak, yıpranan dokularını onarmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 1945 yılında 16 Ekim’i Dünya Gıda Günü olarak kabul etmiştir. Bununla ilgili ülkemizde de konunun önemine binaen Tarım Bakanlığı koordinatörlüğünde her yıl tüketicileri bilgilendirme adına çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.</p>
<p>Gıdanın kısaca tarifi ‘’insanlar tarafından yenilip içilen maddelerdir’’. Bilimsel olarak tarifini yaparsak ‘’insanların yaşamlarını sürdürmek, gelişmesini tamamlamak, yıpranan dokularını onarmak ve diğer tüm fizyolojik gereksinimlerini karşılamak üzere ilaç hariç yediği ve içtiği her şeydir.’’ Bu tariflerden de anlaşılacağı gibi gıda tüm canlıların yaşamlarında vazgeçilmez öneme sahiptir.</p>
<p>Artan nüfus dikkate alındığında Dünyada üretilen gıda maddelerinin toplam ihtiyacı karşılayamadığı, 500 milyona yakın insanın açlık ve yetersiz beslenme ile savaşmakta olduğu ve dolayısıyla açlık ve yetersiz beslenmenin evrensel bir sorun olarak her geçen gün önemini artırdığı gözlenmektedir.</p>
<p>Yurdumuz gıdada uzun yıllar kendi kendine yeterli ülke konumunda iken, hükümetlerin istikrarsız tarım politikaları yüzünden günümüzde nerede ise ithal etmediğimiz tarım ürünü kalmamıştır.</p>
<p>Bu olumsuzluğa ve ülkemizde gıda sanayinin gelişmesi oldukça yeni olmasına rağmen, sektörde faaliyet gösteren girişimci iş adamlarımızın gayretleri sayesinde, gelişmiş ülkeler standardında gıda üretimi yapılıp, yurt içindeki tüketicilerimize satıldığı gibi, yine birçok ülkeye de onlarca çeşit gıda maddesi ihraç edilip, hem ülkemize döviz kazanılmakta, hem de istihdama katkıda bulunulmaktadır.</p>
<p>Ülkemiz dünyada çok az ülkenin sahip olduğu önemli bir coğrafi konumdadır. Son yıllarda tropikal iklim meyvelerinin dahi üretildiğini görüyoruz. Yurdumuzun bir bölgesinde sebze tohumu toprağa atıldığında bir başka bölgesinde aynı sebzenin hasadına başlanıyor. Tükettiğimiz gıdaların hammaddesi olan tüm tarım ürünlerinin yetiştirilmesi için her türlü ortam mevcuttur.</p>
<p>Bu imkanlarımızı yeterince değerlendirdiğimizi söyleyemeyiz. Üç tarafımız denizlerle çevrili olmasına rağmen balıketi tüketimimiz, her türlü hayvancılığa elverişli şartlarımızın olmasına rağmen et tüketimimiz gelişmiş ülkelerin çok altındadır.</p>
<p>En verimli tarım arazilerimizin ya imara açılarak apartman tarlalarına veya fabrikalara dönüştüğünü görüyor, yine petrol rezervlerimizin yeterince değerlendirilemediğinden dolayı en temel gıda ihtiyaçlarımız olan hububat ve baklagil ziraatının yapıldığı ovalarımızda biodizel yapımında kullanılan yağlık bitkilerinin yetiştirilmesi için araştırmalar yapıldığını duyuyoruz.</p>
<p>Bir taraftan dünyada milyonlarca insanın gıdasızlık ve yetersiz beslenmeden dolayı yaşamlarını yitirdiği  gerçeği, diğer taraftan gelişmiş birçok ülkede olduğu gibi, ülkemizde de gıda israfı önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>Yapılan bir çok araştırmalarda bilhassa büyük kentlerimizde alınan tahıl ürünlerinin  maalesef yüzde onunun çöpe gittiği tespit edilmiştir. Bu israfın önlenmesi için yetkililerin tedbir almasına ilaveten başta yazılı ve görsel basın olmak üzere sivil toplum örgütlerine de önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir.<br />
Dünya Gıda Gününün, besin ve beslenmenin önemi de dahil olmak üzere gıda ile ilgili birçok konunun uzmanlarca tartışılacağı toplantı Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) da 16 Ekim 2009 günü saat 10.00 da yapılacaktır.</p>
<p>Bu Toplantıya tüm tüketicilerimiz ve sivil toplum örgütleri davet edilmiştir. Tüketiciler Birliği Antalya şubesi olarak halkımızın gıda konusunda duyarlı olduğunun kanıtı olarak bu toplantıya katılmalarını bekliyor, olumlu ve olumsuz eleştirilerinin yetkililere anlatılması için önemli bir fırsat olduğunu vurgulamak istiyoruz.</p>
<p><a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2009/10/SEBAHATTİN-EMÜL.JPG"></a>Sebahattin EMÜL<br />
Tüketiciler Birliği Antalya Şube<br />
Tarım ve Gıda Komisyonu Sorumlusu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/16-ekim-dunya-gida-gunune-girerken/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

