ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZIN FERYADI

Nisan 25, 2010 tarihinde tarafından  
EĞİTİMCİ GÖZÜYLE-İLHAN DENİZ kategorisi altında yayımlanmıştır.

Hükümetin son memur alımları içinde Milli Eğitim Bakanlığı da 5.000 engelli personel alacağını duyurdu. 1.000 öğretmen, 2.000 memur ve 2.000 hizmetli. Ancak öğretmen atamalarında öylesine maddeler konmuş ki engelli öğretmen adaylarımızın, bunlara isyan etmemesi olası değil. Altı Nokta Körler Derneği eğitim sekreteri Sayın Halil KÖSELER’ in de basına yaptığı açıklamayla duyurduğu isyanın da, bazı maddeler şunlardır. 1)Atanacak engelli öğretmen adayının alacağı sağlık raporunda, çalıştırılamayacağı kısmında çalışabilir ifadesinin bulunması ibaresi isteniyor. 2)Matematik, Türkçe, Resim, Müzik, Fen Bilgisi, Tarih… vb gibi branşlara atanacak görme engelli öğretmen adaylarında, iki gözlerinin toplam görme oranı % 50 den az olmayacak ve renk algılama bozukluğu bulunmayacak. 3)Genel yüz hatlarını bozan, yüz ifadesini... 

KÜÇÜK HİZMETLERDEN MUTLU OLAN HALK

Şubat 20, 2010 tarihinde tarafından  
EĞİTİMCİ GÖZÜYLE-İLHAN DENİZ kategorisi altında yayımlanmıştır.

Erdemli Mersin’in batısında, Mersin’e 35 km uzaklıkta, merkez nüfusu yaklaşık kırk bin olan, şirin ve çağdaş bir güney ilçemizdir. Benimde ortaokul ve lise eğitimimin bir kısmı burada geçti. Okula giderken nisan mayıs aylarında mis gibi kokan limon çiçeklerinin kokusu hala aklımdan çıkmıyor. Rivayetlere göre Erdemli 15.yy da İç Anadolu’dan geldiği sanılan “Erdem Oğulları“ tarafından kurulmuştur. Çeşitli tarihi dönemleri yaşadığı için çevresi tarihi eserlerle doludur. Nüfus artışı ve göç nedeniyle hızla artan nüfus ve buna bağlı olarak, betonlaşma hızla devam etmektedir. Ancak yinede halkın ve ilçenin geliri tarıma ve hayvancılığa bağlıdır. Şehirde yaşamakla birlikte örf ve adetlerini devam ettiren halka belediyede çeşitli hizmetler sunmaktadır. Alt yapılar, yol ve cadde çalışmaları hızla devam etmektedir.... 

TÜRKİYE DE ÖĞRENCİ OLMAK

Şubat 13, 2010 tarihinde tarafından  
EĞİTİMCİ GÖZÜYLE-İLHAN DENİZ kategorisi altında yayımlanmıştır.

Ülkemizde 12 yıllık eğitimin sonunda, her yıl yaklaşık bir buçuk milyon öğrenci üniversite sınavlarına girer. Tüm edindikleri bilgi birikimlerini ve gelecekle ilgili düşlerini bu sınavlara bağlarlar. Siz eğer bir aileyi dört kişiden hesaplarsınız en az bu hayaller altı milyon kişiyi kapsar. Bu kadar çok kişiyi ilgilendiren bir sınavı yapmak, onunla ilgili kararları almak, ciddi bir sorumluluk ister. Çünkü sınav günü yaklaştıkça veli ve öğrencilerin gözü, kulağı YÖK ve ÖSYM’den gelecek bir açıklamaya kitlenir. YÖK’ün aldığı katsayı kararını ikinci kez durduran Danıştay kararıyla sınavlarda tekrar bir kaos yaşanmasından korkuluyor. Öğrenciler okullarda ve dershanelerde girecekleri alanlara göre sınavlara hazırlanırken, ortaya çıkan bu durum öğrencilerin zaten var olan sınav heyecanını daha da çok arttırmıştır.... 

TEPKİ GÖSTERMEK

Ekim 11, 2009 tarihinde tarafından  
EĞİTİMCİ GÖZÜYLE-İLHAN DENİZ kategorisi altında yayımlanmıştır.

Ülkemizin her IMF ile görüşmelerinde tüm dünyada olduğu gibi irili ufaklı gösteriler olur. IMF’ye karşı görüşler belirtilir. Ülke ekonomisinin IMF’ye emanet edildiği söylenir. IMF’nin ülke ekonomisi hakkında önerileri ve aldığı kararlar sivil toplum örgütleri, sendikalar ve muhalefet partileri tarafından eleştirilir. Elbette tepki göstermek, gösteri yapmak, demokratik bir haktır. Ama bu sefer İstanbul’da yapılan gösteriler biraz gösteri olmaktan çıktı. Çünkü gösterilerin zararını halk çekmeye başladı. Tepki IMF’ye mi veriliyor, yoksa esnafa, yoldan geçen veya evinde oturan halka mı veriliyor? belli değildi. Cadde ve sokaklar savaş alanına dönmüş, polisle çatışan göstericiler, geçtikleri cadde ve sokakta ne varsa kırıp döküyordu. Buda yetmiyormuş gibi evlere, iş yerlerine, caddelere burada bulunan arabalara Molotof... 

DOĞANIN ÖFKESİ

Eylül 19, 2009 tarihinde tarafından  
EĞİTİMCİ GÖZÜYLE-İLHAN DENİZ kategorisi altında yayımlanmıştır.

İnsanoğlunun yıllardır dünyanın her yerinde acımacısızca katlettiği doğanın kızgınlığından bizim ülkemizde nasibini aldı. Hayatında bir ağaç bile dikmemiş insanların sebep olduğu orman yangınları, rant uğruna kesilen ağaçlar, kapatılan dere yatakları yerine yapılan plansız, özensiz binalarla oluşan bir şehirleşme sonunda tüm bu acımasızlıklara dayanamayıp kızan tabiat… İnsanoğlunun doğal felaketler karşısında düştüğü çaresizliğin nasıl olduğunu gösteren açık bir örneği İstanbul ve çevresinde oluşan sel felaketi. Yıllardır bilim adamlarının söylediği, bilimsel analizleri dikkate almadan dere yataklarını düzelterek yapılan evlerin; bu evlere ve iş yerlerine yapılan yolların, köprülerin nasıl bir kağıt parçası gibi sel karşısında sürüklenip parçalandığı görülmüştür. Teknoloji her ne kadar tabiatın... 

SİMİT VE GÜL EKONOMİSİ (ÜLKE EKONOMİSİNİN CAN SİMİDİ; SİMİT)

Eylül 3, 2009 tarihinde tarafından  
EĞİTİMCİ GÖZÜYLE-İLHAN DENİZ kategorisi altında yayımlanmıştır.

       Televizyonlarda yeni bir reklam; simit alın ki, ekonomiye can verin. Yani, ülke ekonomisinin can simidi, simit oldu. Elbette reklam, ekonominin yani tüketimin olmazsa olmazlarındandır. İnsanlar ürettiklerini satmak için önce tanıtmak zorundadırlar. Bunun da en iyi yöntemi reklamdır. Eğer simit yemekle ekonomi düzelseydi; bizim ülke ekonomimizin dünya standartlarının üzerinde olması gerekirdi. Çünkü bu ülkede çalışan memur, işçi ve emekli yıllardır simit yiyor. Elbette bunlar iyi niyetle yapılmış reklamlardır. Bizler-sizler tüketeceksiniz ki tüketilen malları üretenler, kazanacaklar. Kazananlar borçlarını ödeyecekler ve ekonomi çarkı da böylece dönecek. Ama bu reklamlarda seçilen simit ve gül geçim sıkıntısı içinde çırpınıp duran borçlarından dolayı farklı farklı eylem yapan, intihar eden insanlara hiç de sağlıklı... 

NASIL AÇILALIM?

Ağustos 27, 2009 tarihinde tarafından  
EĞİTİMCİ GÖZÜYLE-İLHAN DENİZ kategorisi altında yayımlanmıştır.

      Günlerdir yazılı ve görsel basında bir açılımdır polemiği sürüp gidiyor. Ancak toplumun geneline baktığımızda pekte anlaşılır olduğunu görmüyoruz. Çünkü açılım sözcüğü siyasilerin yaptığı sözlü eylemlerle topluma anlatılmak yerine kavga gibi gösteriliyor. Eğer açılım toplumların uzlaştırılması anlamını taşıyorsa, önce siyasi liderlerin kavga etmeden, birbirine hakarete varan sözler söylemeden kendi aralarında daha medeni bir şekilde uzlaşmaları ve topluma örnek olmaları gerekiyor.       Gazete başlıklarının birinde bir anne şöyle diyor “elele versinler, bir çözüm bulsunlar artık yüreğimizde acı çekecek yer kalmadı.” Bu cümle bir annenin feryadı değil toplumdaki tüm annelerin feryadı olarak algılanmalıdır. Artık ülkemizde hiç kimsenin huzursuzluk istemediğinin, dövüş ve kavganın,... 

SINAV HAYATTA BAŞARININ ÖLÇÜSÜ MÜDÜR?

Temmuz 21, 2009 tarihinde tarafından  
EĞİTİMCİ GÖZÜYLE-İLHAN DENİZ kategorisi altında yayımlanmıştır.

      Kıssa bu ya; “Çocuk anne ve babasına sorar. Ben nasıl dünyaya geldim. Anne hemen der ki, biz bir kesme şeker aldık. Gece yatarken yastığın altına koyduk. Sabah bir de baktık ki sen olmuşsun. Çocuk hemen bir kesme şeker alır. Uyumadan önce yastığının altına koyar. Sabah uyanır uyanmaz bir bakar ki her taraf karınca olmuş. Karıncalara şöyle bir bakar. Ve der ki şimdi ben hepinizi öldürürdüm, ama annelik içgüdüsü işte der.”       Bende emekli bir öğretmen olarak içimdeki öğretmenlik duygusunu atamamamdan dolayı ÖSS ve SBS sınav sonuçlarını basından merakla takip ettim. ÖSS de 30 bin kişinin sıfır (0) puan çekmesi, SBS’de yetersiz alınan puanlar, ÖSS’de 250 bin kişinin matematik sorusu, 750 bin kişinin fen sorusu yapmaması ve eğitim adına yazılan tüm olumsuzluklar. “Eğitim Türkiye’de alarm veriyor”... 

MEMURUN HAYALİ

Temmuz 20, 2009 tarihinde tarafından  
EĞİTİMCİ GÖZÜYLE-İLHAN DENİZ kategorisi altında yayımlanmıştır.

Öğretmen olarak çalıştığım yıllarda, arkadaşlarımın mesaiden artan zamanlarında hep ikinci bir iş yaptıklarına şahit oldum. Zaman zaman aynı şeye diğer memurlarda da rastladım. Bugünde bazı memurlar ek iş yapmaktadırlar. Kimi seyyar satıcılık, garsonluk, yağlı boyacılık, taksicilik… gibi. Bunun asıl nedeni memurun zengin olma hevesi değildir. Aldığı maaşın büyük kentlerdeki yaşam savaşına yetmemesidir. Yada girdiği bir konut kooperatifinin aylık ödentilerini yatırmak içindir. Belki de hasbelkader aldığı ikinci el bir otomobilin borcunu ödeme çabasıdır. Üniversitede çocuk okutuyorsa onun masraflarına biraz olsun katkı sağlamak için. Bu arkadaşlarımızla zaman zaman sohbet ettiğimizde aslında yaptıkları işten çokta memnun olmadıklarını, ama aldıkları maaşın insanca yaşamalarına yetse bu işi yapmayacaklarını... 

EKMEĞİMİZ YUFKA

Temmuz 9, 2009 tarihinde tarafından  
EĞİTİMCİ GÖZÜYLE-İLHAN DENİZ kategorisi altında yayımlanmıştır.

Basından bir haber: “12. Likya-Kaş Kültür ve Sanat festivaline katılan Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay yerde yufka ve gözleme yapan kadınları görünce hijyenik ortamda yapılmadığı için kızdı.” Bu haberi okuyunca çocukluğumu, çocukluğumun geçtiği yerleri hatırladım. Yufka ekmek Anadolu’nun her yerinde yapılsa da genellikle, konar-göçer toplumlarda yapılan bir ekmek çeşididir. Çünkü yufkayı yapmak ve pişirmek için kullanılan malzemeler kolay taşınabilir. Hamur yoğurmak için hamur leğeni, yufkayı yapmak için senit ve oklava, pişirmek için sac; bunların hepsi birer emek ve sanat eseridir. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgesinde yufkalar haftalık yapılır ve odun ateşinde sacın altı küllenerek pişirilir. (yufkanın daha iyi pişmesi için) Ancak Anadolu’nun bazı yörelerinde yufka pişirilirken odun yerine ekin sapı... 

Sonraki sayfa »

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari