DARBE ÖNLEME DUASI – Güngör ARSLAN

Mayıs 29, 2010 tarihinde tarafından  
İNSANA DAİR-HASAN NECATİ kategorisi altında yayımlanmıştır.

YARAB… Paşa’nın dilini narin eyle Yüreğini serin eyle… Tankın önünü rampa eyle… Askerin tüfeğinin deliğine tıpa eyle… Muhterem Cumhurbaşkanımız hazretlerinin zihnini açık eyle, muhafız alayını sadık eyle, her türlü bir tehlikeden ırak eyle yarabbim… Aziz ve muhterem Başbakan hazretlerimizin gözünü görür eyle… İktidar koltuğunun üzerinde durur eyle… Bilhassa… Bülent Arınç beyefendi hazretlerinin sivri dilini oval eyle… Ağzını büzgülü çuval eyle… Dilini lâl, sözünü bal eyle ya rabbim… Yarab… Partimize oy vermiş mümin ve imanlı kardeşlerimizin telaşını hoş eyle… Kafası karışıp da karşı tarafa geçen kardeşlerimizin akıllarını kuş eyle… Muhalif yazarların köşelerini boş eyle… Yine de Hasan Cemal kardeşimiz ile bilek güreştirmeye... 

ONURLU KÖYLÜ VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Nisan 6, 2010 tarihinde tarafından  
İNSANA DAİR-HASAN NECATİ kategorisi altında yayımlanmıştır.

Bu sıralar televizyon kanallarında bir sigorta şirketinin reklamları yayınlanıyor. Mutlaka görmüşsünüzdür. Asil ve onurlu bir Türk köylüsünün Mustafa Kemal Atatürk ile kısa bir konuşması yer alıyor. 1924 yılında meydana gelen Erzurum depremi sonrasında yerle bir olmuş kente gelen Mustafa Kemal Atatürk ile o asil ve onurlu köylünün diyalogunun başka bir boyutuna inelim sizinle beraber. O aslında reklamda oynayan bir oyuncu ama gerçekte böyle insanlarımız yok muydu? Tabiki vardı. Anadolu‘nun her köşesinde, her köyünde. Kendini ülkesine, devletine adayan Anadolu insanı her şartta, karşılaştığı her koşula devletine güvendi, devletine sığındı. Gerçi devleti çoğu azman o ve onun gibi asil köylüleri görmezliğe geldi ama asil köylü hiçbir aman asilliğini bırakmadı. Mustafa Kemal Atatürk soruyor “Var mı bir isteğin” diye.... 

BİLİNMEYEN NUMARALAR (118 İN SONU NEYDİ BİRSEN)

Mart 6, 2010 tarihinde tarafından  
İNSANA DAİR-HASAN NECATİ kategorisi altında yayımlanmıştır.

Son günlerde TV’lerde bir reklam dönüyor, belki siz de izlemişsinizdir…  Reklamdaki adam kadına soruyor: “118’in yeni numarası neydi Birsen?” Birsen de yanıt veriyor adama… Hem de sözcüklerin üstüne basa basa… “Seksen, yüz on sekiz seksen”… Siz ne anladınız? Allahaşkına söyleyin, siz ne anladınız bu reklamdan? Vallahi ben ve evde benim gibi düşünen aile bireylerim, “Hee, demek ki Telekom’un Bilinmeyen Servis numarası 118 11’di ya… O değişmiş, artık 118 80 olmuş…” diye anladık… Ama işin aslı öyle değilmiş… O yüzden batsın sizin “Seksen”iniz de, “Yüz on sekiz seksen” reklamınız da… Biz nerden bilelim kardeşim o sihirli cümlelerinizin bizi yanıltacağını… Millette kafa mı bıraktılar, kafa mı?!. Yok darbeydi, yok suikastti,... 

MOTORLU TAŞIT VERGİSİ NASIL YATIRILIR …???

Ocak 27, 2010 tarihinde tarafından  
İNSANA DAİR-HASAN NECATİ kategorisi altında yayımlanmıştır.

AYDIN ŞUBESİNDEN GELDİ…. GERÇEK YANİ ; FOTODAKİ ABİ, ” MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ YATIRMAK İÇİN NE GEREKİYOR ? ” DİYE SORMAYA GELMİŞ…… BİZİM ARKADAŞLAR DA İŞLEM YAPMAK İÇİN “PLAKA YETER” DEMİŞLER…. ABİ DE PLAKAYI SÖKMÜŞ GELMİŞ. Canım yaaa, “çekmeyin, beni afişe etmeyin” dememiş, kameraya gülümsemiş. Temiz kalpli olduğu kadar da yüce gönüllü  Read More →

ENTEP TEN MEKTUP VAR

Ocak 19, 2010 tarihinde tarafından  
İNSANA DAİR-HASAN NECATİ kategorisi altında yayımlanmıştır.

Türk Ulusu… Bunu bilmeli ve önlem almalısınız ki. Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve Türkleri Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir. İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi? İç yağının,... 

TUZLU KAHVE

Aralık 31, 2009 tarihinde tarafından  
İNSANA DAİR-HASAN NECATİ kategorisi altında yayımlanmıştır.

Ege kıyısındaki küçük şirin bir kasabada doğmuştu. Çocukluğu ve ilk gençlik yılları bu kasabada geçmişti. Babası denizciydi. Onunda gününün büyük bir bölümü denizde geçiyordu. Yıllar geçmiş ayrılık zamanı gelmişti. Üniversite ardından staj ve iş hayatı derken Alp doğup büyüdüğü yerden hayli uzaktaydı. Onları çok özlüyordu. İşten çıkmış bir akşam üstü evine dönüyordu, telaşlıydı. Telaşlı olan sadece o değildi. Onunla geçen akşam tanışmışlardı.  Birkaç akşam daha aynı yerde aynı telaş içinde karşılaştılar. Ama bunlar sanki özellikle ayarlanmış karşılaşmalar gibiydi. Aradan birkaç hafta geçmişti. Duraklarda gözleri hep onu arar olmuştu. Hafta sonuydu. Yorgundu ve onu düşünüyordu.Son durakta indi dalgındı.Ağır adımlarla yürüyordu.Çekingen ve titrek bir ses: “Merhaba” dedi. Sesin geldiği... 

İNSANI DÜZELTİNCE DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELİR

Aralık 27, 2009 tarihinde tarafından  
İNSANA DAİR-HASAN NECATİ kategorisi altında yayımlanmıştır.

Bir haftanın yorgunluğundan sonra baba, Pazar sabahı kalkmış eline gazetesini almış ve akşama kadar oturup dinlenecek olmanın keyfini çıkartmaya başlamış. Ama baba bunları düşünürken oğlu yanına gelerek kendisini parka götürmek için geçen hafta söz verdiğini hatırlatmış. Canı hiç dışarıya çıkmak istemediği için bir bahane bulup evde oturayım , dinleneyim diye düşünmüş Birden gazetenin promosyon olarak verdiği dünya haritası gözüne ilişmiş . Bu haritayı hemen parçalara ayırmış ve oğluna uzatmış ; “Bu haritayı birleştirebilirsen hemen gidelim parka” demiş . Ardından da içinden derin bir oh çekmiş ;  “Dünyanın  coğrafya profesörlerinden birini getirsen yine de toplayamaz bunu iyi akıl ettim” diyerek sevinmiş . Aradan 10 dakika geçmeden çocuk koşarak babasının yanına gelmiş. Baba haritayi... 

HAYATIMI YENİDEN YAŞAYABİLSEYDİM EĞER;

Aralık 17, 2009 tarihinde tarafından  
İNSANA DAİR-HASAN NECATİ kategorisi altında yayımlanmıştır.

“Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer; hastayken yatağa girer dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim. Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım. Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim. Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim. Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer, şömineyi yakmak isteyen birisi olduğunda ona engel olmazdım. Yerler leke olacak diye korkmazdım. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım. Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim. Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum. TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Ömür boyu “garantilidir” denilen hiçbir şeyi satın almazdım. Hamileliğimin... 

100 YIL ÖNCE DEVLETİ İDARE EDECEKLERDE ARANAN ŞARTLAR

Aralık 4, 2009 tarihinde tarafından  
İNSANA DAİR-HASAN NECATİ kategorisi altında yayımlanmıştır.

İki defa İttihat ve Terakki’den milletvekili secilen, sonra da Hürriyet ve İhtilaf Parti’sini kuran, Damat Ferit hükümeti döneminde Ayan Üyeliği’ne atanan Mehmet Zeynel Abidin Efendi, “Mesrik-i İrfan Gazetesi”nde milletvekili olma kriterlerini açıklamış. (Bu yazıyı Konya Yusuf Ağa Kütüphanesi kataloğunda 9521/2′ sayıyla kayıtlı  “Islamiyet ve Meşrutiyet” isimli eserde bulmak mümkün.) Yörede mahalli bir gazetede calışan gazeteci Ali Akgül Bey’in  derlediği kriterler şöyle: 100 yıl önce Konya’daki milletvekili olma kriterleri: Birincisi: Milletvekili adayı, aday olacağı şehirde uzun süreli oturmuş,  yaşamış  olmalı, halkın mizacını iyi bilmeli. Bir şehirde oturmamış veya çıkıp  gideli uzun zaman olmuş adamların bir kere iyi olup olmadığı bilinemez. İkincisi: Şehre yarayacak... 

GÖRDÜKLERİMİZ, BAKTIĞIMIZ PENCERENİN NE KADAR TEMİZ OLDUĞUNA BAĞLIDIR

Kasım 23, 2009 tarihinde tarafından  
İNSANA DAİR-HASAN NECATİ kategorisi altında yayımlanmıştır.

Kadın kocasına; ‘ Bak, komşumuzun çamasırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru deterjanı kullanmıyor.’ demis. Kocası ona bakmış, hiç bir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş. Kadın, komşusunun çamaşır astığını gögdüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış. ‘Bak’ demiş kocasına ‘ Camaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?’ ‘Ben’ diye cevap vermiş kocası ve devam etmiş. ‘Ben, bu sabah biraz erken kalkıp penceremizin camlarını sildim’ Hayatta da böyle değil midir ? Başkalarını  izlerken gördüklerimiz, “baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduğuna bağlıdır”. Birini eleştirmeden... 

Sonraki sayfa »

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari