DOST KİM, DÜŞMAN KİM?

Mayıs 17, 2010 tarihinde tarafından  
KAOSUN EŞİĞİNDE - SÜLEYMAN TURAN kategorisi altında yayımlanmıştır.

İki arkadaş arasında geçen bir diyaloga yer vererek, hayatta hiçbir kavramı veya olguyu şematize etmemek gerektiğine vurgu yapmaya çalışacağım: … “Bugün büyük bir üzüntü yaşadım. Bir tanıdığımın ihanetine uğradım. Bundan böyle ondan nefret edecek ve düşman saflarda göreceğim belki ama, kafam da bir hayli karışık bu konuda.” “Tam olarak kafanı karıştıran ne?” diye sorar arkadaşı. “Düşünüyorum da gerçekte dost kim, düşman kim? Canımızı sıkan, tekerimize taş koyan, acı çekmemize yol açan; hayat satrancı oynarken, daima karşı cepheyi destekleyen kişi midir düşman? Ya da savaşta bizimle hiçbir bireysel sorunu olmamasına rağmen, göğsümüze doğru ateş eden asker mi? Bir iş arkadaşım vardı zamanında. Kariyerimde ilerlememi geciktirmek için elinden geleni yaptı. Onun yüzünden terfilerim hep gecikti.... 

ÇİNLİ LING VE DÜRÜSTLÜK ÜZERİNE

Nisan 22, 2010 tarihinde tarafından  
KAOSUN EŞİĞİNDE - SÜLEYMAN TURAN kategorisi altında yayımlanmıştır.

Dürüst olmanın uzun vadede neler kazandırabileceği ile ilgili kısa bir hikaye var: Bir zamanlar giderek yaşlanan ve arkasında bir veliaht bırakması gerektiğini anlayan Çinli bir hükümdar varmış. Vezirlerinden veya çocuklarından birisini veliaht seçmek yerine, farklı birşey yapmaya karar vermiş. Ülkesindeki bütün gençleri huzuruna çağırmış ve onlara şöyle seslenmiş: “Artık tahttan çekilmemin ve yerime yeni bir hükümdar seçmemin vakti geldi. Hükümdar olarak içinizden birisini seçeceğim.” Gençler bu sözleri şaşkınlıkla dinlemişler. Hükümdar devam etmiş: “Bugün herbirinize bir tohum vereceğim. Tek bir tohum. Ama bu çok özel bir tohum. Hepinizin evlerinize dönüp o tohumu ekmenizi, sulamanızı ve bir yıl sonra tohumdan çıkan bitkiyle geri gelmenizi istiyorum. O zaman bana getireceğiniz bitkiler hakkında hüküm... 

TORA BORA’DA ÇOBAN OLMAK

Nisan 1, 2010 tarihinde tarafından  
KAOSUN EŞİĞİNDE - SÜLEYMAN TURAN kategorisi altında yayımlanmıştır.

Diş ağrısı çekenler, dişleri sağlam olanları; yoksulluk çekenler de parası çok olanları mutlu sanırlar. Bernard Shaw XXX Dünyaya kim olarak geleceğinizle ilgili iki seçeneğinizin olduğunu varsayalım. Tora Bora yöresinde fakir bir çoban veya İngiltere’ de, Kraliyet Sarayı’ nda bir prens olarak. Bu iki seçenekten birini tercih etmeniz istense, büyük olasılıkla yanıtınız prens olmak olurdu herhalde. Pekiyi neden? İngiliz Prens, Tora Boralı çobandan daha mı mutludur? Bu seçenekler bana sunulsa, çoban olmayı tercih ederdim. Sübjektif gerekçelerimi belirteyim: Bir çobanın sınırlı ilişkileri vardır. Yaşantısı çok sadedir. Kafası bir prense göre daha az karışıktır. Çevresinde entrikalar dönmez. Suratına gülüp, arkasından olumsuz konuşan dostlara sahip değildir. Bir sürü sıkıcı törene katılma zorunluluğu... 

BİR BEDEVİ, BİR HIRSIZ VE BİR FIKRA

Mart 13, 2010 tarihinde tarafından  
KAOSUN EŞİĞİNDE - SÜLEYMAN TURAN kategorisi altında yayımlanmıştır.

Son yıllarda, insan davranışları ile ilgili edindiğim en önemli izlenim, bireylerin git gide bencilleşme eğilimi göstermeleridir. Şuna yakın ifadeleri çok sık duyuyorum: “O kişiye yardımcı oluyorsun ama, bunun sana yararı ne? Sevgili kardeşim, nihayetinde gemisini kurtaran kaptandır… Bilmelisin ki her koyun kendi bacağından asılır… Dünyayı kurtarmak sana mı kaldı?” Bu ve benzeri sözler… Bu düşünce yapısına doğru sürüklenen insanlar günden güne toplumcu siyasi oluşumlardan uzaklaşma eğilimi göstermektedirler. Özellikle insanımızı bu noktaya taşıyan olay, yıllardır ülkemize Batı tarafından dayatılan neo-liberal politikalardır. Günden güne insan profilimiz, toplumcu düşüncelerden uzak, acımasız, duyarsız Batılı insan profiline yaklaşmaktadır. Bu noktada, bu tarz düşünen insanlar için çok kısa bir hikaye... 

11 EYLÜL SALDIRILARINA SUBJEKTİF YAKLAŞIMIM

Şubat 25, 2010 tarihinde tarafından  
KAOSUN EŞİĞİNDE - SÜLEYMAN TURAN kategorisi altında yayımlanmıştır.

Bu saldırılarla ilgili, karmaşık düşünceler içindeyim… Konuyla ilgili, realist düşünen yönüme başvurunca şu yanıtı alıyorum: Bu tür karmaşık ve politik boyutları olan olaylarla ilgili yaklaşımım, kendi içinde çelişik gibi görünse de şudur: Her olay aynen bizlere göründüğü gibidir ve tamamen doğru yansımıştır. Aynı zamanda göründüğünün tam tersi olarak yansımış olabilir. Aynı zamanda da bu ikisinin karışımı veya dışında olarak değerlendirilmelidir. Bu şekilde değerlendirilecek bir olaydan mutlaka mantıklı bir sebep sonuç ilişkisi çıkar. Ancak öncelik daima “aynen göründüğü gibidir” yaklaşımına verilmelidir. Komplocu yaklaşımlar mümkün olduğunca geri planda tutulmalıdır. Bu saldırıyı, “aynen göründüğü gibidir”’ e göre yorumlarsak; eylemi ABD’ ye çok kızan ve özellikle Ortadoğu... 

TARAF IN TARAFI

Şubat 15, 2010 tarihinde tarafından  
KAOSUN EŞİĞİNDE - SÜLEYMAN TURAN kategorisi altında yayımlanmıştır.

Taraf adlı gazete, 15 Kasım 2007′ de yayın hayatına başladı. 18 Kasım 2007′ de Bizimkemer’ de aşağıdaki satırları kaleme aldım: …. Solcu olduğunu iddia eden ve öyle geçinen Çetin Altan’ ın, İkinci Cumhuriyetçi olarak yetiştirdiği iki oğlundan biri olan Ahmet Altan, Taraf isminde bir gazete çıkarmaya başladı. Kendisine karşı daha ilk günden ön yargılı değilim ama yine de içimden şu soruyu sormak geliyor: Taraf acaba kime taraf? İşçi sınıfına mı taraf, yoksa küresel sermayeye mi? Atatürkçü Düşünce Sistemi’ ne mi taraf yoksa ‘resmi dairelerde ne çok Atatürk resmi var!’ diyen AB yetkililerine mi? Kemalizm’ e mi taraf yoksa neo-liberalizme mi? ‘Tüm insanlık kardeştir, bir bütün olarak dayanışmalıdır’ diyene mi taraf yoksa ‘altta kalanın canı çıksın!’ Gemisini kurtaran kaptandır!’ diyene... 

SEVGİLİYE AÇIK MEKTUP

Ocak 24, 2010 tarihinde tarafından  
KAOSUN EŞİĞİNDE - SÜLEYMAN TURAN kategorisi altında yayımlanmıştır.

Şans meleğim, uğur kelebeğim, şiirsel aşkım, Seni seviyorum… Elbette ki, çok sık kullanmamalıyım bu cümleyi; çok iyi biliyorum. İçini tam olarak doldurmadıkça, gereğini yapmadıkça seslendirmemeliyim… Öznel anlayışıma göre hayat, çölde yürüyüşe benzer. Yürüyüş boyunca, çeşitli vahalara denk gelinir ve güzellerle karşılaşılır. İnan ki hiç bir güzeli, seni sevdiğim gibi, tüm kalbimle sevemedim. Hep bir şeyler engel oldu. O engelin ne olduğunu sonunda anladım. Ne kadar minnettarım o engellere ve temelinde yatan gerekçeye bilemezsin. Evren’ deki tüm sembol ve sinyaller seni işaret ediyor. Ta uzaklardan bir kasırga esiyor ve beni sana doğru itiyor. Karşı duramıyorum bu yönlendirici fırtınaya…Dalga dalga yayılan bu diriltici fırtınayı kim durdurabilir ki!.. Kaldı ki canıma minnet. Karşı... 

LAİKLİK NEDEN ÖNEMLİDİR?

Ocak 16, 2010 tarihinde tarafından  
KAOSUN EŞİĞİNDE - SÜLEYMAN TURAN kategorisi altında yayımlanmıştır.

Bilim ve sanat, bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu iki kanadı kullanabilen toplumlar uçar ve özgür olurlar. Uçamayanlar ise tavuk olur. “Tavuk toplum” önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz.               CHARLES DARWIN LAİKLİK NEDEN ÖNEMLİDİR? Hemen herkesin bildiği basit tanımıyla laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Bu dar tanımının ötesinde laiklik, çağdaşlaşma ve insan hakları kavramları ile çok yakından bağlantılıdır. Laiklik, çoğunluğun azınlığa baskı yapmasını önlediği için insan hakları açısından çok önemli bir ilkedir. Halklar ve farklı inanç grupları arasında hoşgörü ve diyalog kurulmasına yardımcı olur. Dolaylı yoldan, dünya barışına katkı sağlar. Bu yönüyle demokrasinin, çağdaşlaşmanın en önemli... 

ERDEMİN SAVAŞÇISI-2

Ocak 12, 2010 tarihinde tarafından  
KAOSUN EŞİĞİNDE - SÜLEYMAN TURAN kategorisi altında yayımlanmıştır.

Zor durumda iken sevdiği kadınları tek tek düşünüyor ve içlerinden en unutulmaz olanın üzerinde yoğunlaşınca şunu görüyordu: En sevdiği oydu. Çünkü en farklı biçimde şekillenen, karşı cins içinde geçmişi kendisine en zıt kişi oydu. Evrenin Dili’ ni kavrama yolunda önemli mesafeler katetmişti. Sinyaller ve semboller yardımıyla çözdüğü pek çok olay vardı. Zaman zaman düşleri ile gerçeği birbirine karışıyordu. Bazen düşlerinin onu yanılttığı zamanlar da yok değildi. Düşleri yorumlamakta ustalaşmıştı oysa. Hayat yürüyüşünde gereksiz girişimlerde bulunduğu da oluyordu. Girişimleri sonuçsuz kaldığında, duruma Tanrısal gerekçeler bulma yoluna gidiyordu. Sonucunda bu olayı kaderinin ana yolunda yürümek için sapılması gereken ara yolların varlığına bağlıyordu. Bazen anlam veremediği sıkıntılar yaşıyordu.... 

ERDEMİN SAVAŞÇISI-1

Aralık 27, 2009 tarihinde tarafından  
KAOSUN EŞİĞİNDE - SÜLEYMAN TURAN kategorisi altında yayımlanmıştır.

Erdemin savaşçısı, dostluk ve düşmanlık kavramlarına farklı yaklaşırdı. Her iki kavramı da şematize etmezdi. Her dostlukta bir parça düşmanlık; her düşmanlıkta bir parça dostluk olduğunu bilirdi. Bir kimseyi en az bir yıldan beri tanımıyorsa, kendisiyle ilgili belirgin bir fikre sahip değildi. Bir konuda düşünürken, toplumlar ve sınıflar üstü yaklaşımlar sergilerdi. İnsanlığı bir bütün olarak düşünür; çıkar çatışmaları sonucu gelişen yapay ayrılıklarla ilgilenmezdi. Sadece ayrılıkların giderilmesi çabası içerisindeydi. Silah taşımazdı. Büyük satrançlarını politik manevralar yardımıyla oynardı. Çok gerekli ise, silahlı yasal güçleri kanunlar çerçevesinde kalmak koşuluyla satrancının bir parçası yapardı. Silahın, silahsız bir dünya yaratma amaçlı kullanılması yanlısıydı. Erdemin savaşçısı kimseden... 

Sonraki sayfa »

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari