<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>eKemer - Antalya Kemer&#039;in Yorum Portalı &#187; MEMLEKET MESELESİ &#8211; SABAHATTİN TALU</title>
	<atom:link href="http://www.ekemer.com/c/memleket-meselesi-sabahattin-talu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ekemer.com</link>
	<description>Antalya Kemer&#039;in Yorum Portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 04 Jun 2010 21:05:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>GAZZE&#8217;DEN SOKAĞA</title>
		<link>http://www.ekemer.com/gazzeden-sokaga</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/gazzeden-sokaga#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 21:05:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8728</guid>
		<description><![CDATA[Aldığımız ilk duyum şöyleydi;  İsrail, Türkiye’den Gazze’ye yola çıkan insani yardım gemisine saldırdı, 9 sivili öldürdü, 26 yaralı var. İnanamadım, hayretler içerisinde kaldım. Çünkü; “Ne kadar terörist bir devlet de olsa, hiçbir mantık böyle bir durumu asla göze alamaz” diye düşündüm. “Bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen böylesi bir eylemin altından hiçbir güç kalkamaz, dünya kamuoyunca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aldığımız ilk duyum şöyleydi;  İsrail, Türkiye’den Gazze’ye yola çıkan insani yardım gemisine saldırdı, 9 sivili öldürdü, 26 yaralı var.</p>
<p>İnanamadım, hayretler içerisinde kaldım. Çünkü;</p>
<p><strong>“Ne kadar terörist bir devlet de olsa, hiçbir mantık böyle bir durumu asla göze alamaz”</strong> diye düşündüm.</p>
<p><strong>“Bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen böylesi bir eylemin altından hiçbir güç kalkamaz, dünya kamuoyunca suçüstü yakalanılmıştır”</strong> diye düşündüm.</p>
<p><strong>“Bu devlet, geçmişte bu türden örneklerini çok defa gördüğümüz, şahit olduğumuz İsrail bile olsa, böylesine aptalca ve bile bile lâdes dedirtecek bir hunharlığı, nasıl olur da böyle aleni yapabilir”</strong> diye düşündüm.</p>
<p>Gerçekten inanamadım, ama çok daha fazla kahrettim, çok daha fazla lânetledim.</p>
<p>Bütün gece televizyon ekranlarına odaklanarak, olan biten vahşiliklere sadece duyduklarımla değil, gözlerimle de şahit olmak istedim ve izledim.</p>
<p>Yerli ve yabancı kanallardan dikkatli, tekrarlı ve ısrarlı izlenimlerim, o vahim ilk duyumlarımdan biraz farklılık göstermeye başladı.</p>
<p>Tamam, ortada bir <strong>“müdahale”</strong> vardı, ancak <strong>“saldırı”</strong> yok gibiydi sanki. Ne denizden ve ne de havadan silahlı bir saldırı görüntüsüne veya bu yönde yapılan herhangi bir açıklamaya rastlamadım örneğin. <strong>“Müdahale”</strong> ile <strong>“saldırı”</strong> birbirinden çok farklı şeylerdi. Bu olay saldırı değil, görüntülere göre müdahaleydi.</p>
<p>Peki ne görmüştüm?</p>
<p>Denizden ve havadan gemiye girmeye çalışan silahlı İsrail askerleri ile uzun demir çubuk ve sopalarla vurarak, askerlerin gemiye inmelerini/çıkmalarını engellemeye çalışan kavuniçi yelekli siviller. Ne olduysa, İsrail askerlerinin gemiye tamamen girmeleri sonrasında olmuştu ve maalesef ki yaşanan arbedede 9 sivil insan hayatını kaybetmiş, 26’sı da yaralanmıştı.</p>
<p>Görüntülere rağmen,<strong> “Hadi canım sen de, bal gibi alçakça bir saldırı var”</strong> diyenlere/diyecek olanlara şu soruyu sormak isterim. Düşünün bir kere; gemide 589 kişi var ve bunların büyük çoğunluğu da güvertede. İsrail askerleri ellerindeki uzun namlulu silahlar ile hem havadan ve hem de denizden saldırıyor. Üstelik, İsrail askerlerinin son derece <strong>acımasız </strong>olduğu da dünyaca biliniyor. Kayıp sayısı ne olurdu sizce? Mesela, 9’da kalır mıydı!</p>
<p>Ayrıca, gemiden sağ salim kurtularak Türkiye’ye gönderilen gemi personelinin mikrofonlara yaptığı; <strong>“Biz onlardan değil, İsrail askerleri bizden korkuyordu”</strong> şeklindeki sıcak açıklama, o ortamın ruh halini yansıtıyordu.</p>
<p>Basında yer alan bazı açıklamalar, olayın daha iyi anlaşılmasına ışık tutarken, bazı durumların da maalesef ki anlaşılamamasına neden oluyordu.</p>
<p>İnsani yardım gemisi <strong>“Mavi Marmara”,</strong> Gazze istikametinde henüz uluslar arası sulardayken, İsrail tarafından uyarılmış, rota değiştirilerek yardım malzemelerinin <strong>Aşdod</strong> limanına boşaltılması istenmiş, aksi taktirde müdahale edileceği özellikle bildirilmiş.</p>
<p>Burada akla takılan sorular şunlar; amaç yardım malzemesinin Gazzeli Filistinlilere ulaştırılması ise, ha Gazze limanı, ha Aşdod limanı, ne fark eder? Müdahale olasılığı çok yüksekken bu inat ve ısrar niye? Uyarıya filodaki diğer 5 gemi hemen icabet ederken, neden sadece “Mavi Marmara”da direnme, istenmeyen olaylar ve ölümler yaşandı? Ölümün bile göze alınmasının sebebi ne olabilir? Olaylar esnasında hayatını kaybeden bir sivil için, bir başka sivil tarafından sarf edilen <strong>“Şehidimiz” </strong>ibaresinin bir açıklaması, başkaca bir anlamı var mı?</p>
<p><strong>“İnsani yardım”</strong> deniyor. <strong>“Gerçekten insani mi, yoksa dini mi?”</strong> konusunda haklı tereddütler var. İstanbul ve Ankara’da gerçekleştirilen protestolara katılan kitlenin profilinden, atılan sloganların, ellerde taşınan pankartların, kafalara sarılan bantların rengi ve içeriğinden, yardım’ın, etkinliğin ve protestoların insani’den çok dini olduğu gözleniyor.</p>
<p><strong>İsrail, Filistin’i işgal etmiştir, tamam.</strong></p>
<p><strong>İsrail, Filistinlilere zulmetmektedir, tamam.</strong></p>
<p><strong>Zalim’in değil, mazlum’un yanında yer alınmalıdır, tamam.</strong></p>
<p>Ancak, olaylara, durumlara, sebep ve sonuçlara bu şekliyle değil, tamamen, sadece ve sadece <strong>“insani”</strong> boyuttan bakılmalı, aksi taktirde haklıyken haksız durumlara düşüleceği, doğruyken yanlış ve farklı anlaşılmalara sebep olunabileceği, mikrofonu eline alıp, bas bas bağırma gayreti içerisinde olan bazı siyasetçilerimiz tarafından özellikle bilinmelidir, tamam, tas tamam.</p>
<p><strong>Sabahattin Talu</strong></p>
<p><strong>sabahattintalu@gmail.com </strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/gazzeden-sokaga/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SİYASET, GENEL AHLÂK VE ŞEREF</title>
		<link>http://www.ekemer.com/siyaset-genel-ahlak-ve-seref</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/siyaset-genel-ahlak-ve-seref#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 05:12:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8704</guid>
		<description><![CDATA[“Siyaset mesleğinden daha şerefli bir meslek var mı? demiş, ismi “Ayrıcalıklı” anlamına gelen ve mümtaz bir kişilik olduğu anlaşılan CAMBAZ’ER HEPDÖNE. Daha önce de; “Apo’yu serbest bırakalım, TSK’ya komutan yapalım, bu iş bitsin” demiş, kendisini parçalarcasına avukatlığını yaptığı siyasette ne denli akil biri (!) olduğunu, bu ulvi düşüncesiyle ortaya koymuştu döne döne. Bakın daha neler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Siyaset mesleğinden daha şerefli bir meslek var mı? </strong> demiş, ismi <strong>“Ayrıcalıklı”</strong> anlamına gelen ve mümtaz bir kişilik olduğu anlaşılan <strong>CAMBAZ’ER HEPDÖNE. </strong></p>
<p>Daha önce de;<strong> “Apo’yu serbest bırakalım, TSK’ya komutan yapalım, bu iş bitsin” </strong>demiş, kendisini parçalarcasına avukatlığını yaptığı siyasette ne denli akil biri (!) olduğunu, bu ulvi düşüncesiyle ortaya koymuştu döne döne.</p>
<p>Bakın daha neler demiş son yazısında muhterem;</p>
<p>“Bütün meslek grupları içinde <strong>genel ahlâk</strong> ilkelerine riayet dendiğinde, politikacılardan daha iyi durumda kim var? Karşılaştırın ve hüküm verin; En çok fire hangi meslek grubunda?” diyerek başlamış sözlerine ve dayanamamış kendisi karşılaştırma yapmaya karar vermiş.</p>
<p>Önce, <strong>“siyasetçi”</strong> ile “<strong>sanatçı”</strong>yı karşılaştırmış ve demiş ki; “Türkiye, Baykal olayı ile çalkalanıyor. Baykal istifa etti. Hangi meslek grubundaki kişi, başından böyle bir olay geçse bulunduğu yeri terk etmeye razı olur? Tersine, sanat dünyasında, eşini, sevgilisini aldatarak gündemde kalmaya çalışan bir yığın <strong>teşhirci</strong> var. Ağzından tek düzgün cümle çıkmayan, sadece fiziği veya taklit yeteneği ile şöhret olanların, üzerine <strong>şeref</strong> konduracağınız kişilikleri bile yok”.</p>
<p>“Toplumun bütün kesimlerini tek tek karşılaştırın, siyasetçilerin <strong>ahlâk standartları</strong> her zaman bir adım öndedir” diye devam eden muhterem’er, bu sefer <strong>siyasetçi</strong> ile <strong>asker’</strong>i birbiriyle kıyaslamış ve kıyaslamasını dokunulmazlık konusu üzerinden yapmış. Demiş ve buyurmuş ki; “<strong>Köpekleri</strong> salıp, taşları bağlayamazsınız. <strong>Terör suçundan (!) yargılanan bir ordu komutanını</strong> Hâkim karşısına çıkartamıyorsanız, <strong>halkın temsilcilerine (!)</strong> masumiyet tanımalısınız. Askerin, elinde silahla siyaset yaptığı bir ülkede, <strong>siyasetçiyi korumak</strong> boynumuzun borcu olmalı”.</p>
<p><strong>“Teşbihte hata olmaz”</strong> denir ama, bu teşbih bile olsa, köpek ile askeri, taş ile siyasetçiyi çağrıştırmak gibi bir durum yaratmak, abesle iştigal olup, bir şeylerin de taaa daniskası değil midir? Hem de taaa öyledir.</p>
<p>Siyaset’in ve siyasetçinin en önde gelen avukatlığına soyunduğu anlaşılan bu mümtaz kişi; “siyaset mesleğine ve siyasetçiye yapılan saldırılar, aslında demokrasi hazımsızlığıdır, O’nu seçen halk’a hakarettir, <strong>halk düşmanlığı</strong>dır, <strong>demokrasi düşmanlığı</strong>dır” diyor, <strong>‘Meclis’te sadece parmak kaldırıyorlar’</strong> ve <strong>‘Lider sultası’</strong> gibi yapılan eleştirilerin de son derece haksız ve yersiz olduğunu belirterek; “Oysa bu; <strong>parti disiplini</strong>nden başka bir şey değildir” demek suretiyle, biz saf ve kara cahilleri, bir nebze de olsa aydınlatmış oluyor!</p>
<p>Öyle ya, Genel Başkan; <strong>“kendini uçurumdan at”</strong> derse, hiç şüphesiz düşünmeyecek, tartışmayacak, sorup sorgulamayacak ve hemen atlayacaksın, ölüm pahasına. Aksi taktirde partiye disiplinsizlikten ceza alacaksın, belki de vekilliğin, milleti temsiliyetin (!) düşecek. Bu durumda uçurumdan atlayarak ölmek mi, yoksa bir dahaki sefere seçilememek mi daha kötü? Anlaşılan o ki zat-ı Muhterem’er Döne’ye, pardon klavyem sürçtü, zat-ı muhtereme göre; öncelikle parti disiplini! Yani, uçurumdan atla ki, vekilliğin parti disiplini adına, millet adına devam etsin!</p>
<p>Öyle ya; <strong>parti disiplini</strong>, öyle ya; <strong>demokrasi</strong>, öyle ya; <strong>halk</strong>, öyle ya; <strong>milletin, halkın temsilciliği(!)&#8230;</strong></p>
<p>Geçelim “dokunulmazlık” konusuna…</p>
<p>Siyasetçiye masumiyet tanınmalı ve siyasetçiyi, eli silahlı asker’den korumak, boynumuzun borcu olmalıymış! Bunun adı da; “dokunulmazlık”mış ve şartmış!</p>
<p>Eeee pes doğrusu Mösyö Şer’er Gitöte, pes vallahi.</p>
<p>“Genel ahlâk”tan sadece yatağı, yatak odasını, dokunulmazlıktan da sadece bahsettiği eli silahlı askeri anlayan ve bu anladığını da anlatarak az gelişmiş kafalara sokmaya çalışan birinden başkaca bir şey de beklenemezdi zaten.</p>
<p>“Genel ahlâk”tan kasıt, bir siyasetçi için öncelikle yolsuzluktur, ihaledir, rüşvettir, adam kayırmadır, zenginleşmedir, nemalanmadır, kısaca; para ve menfaattir. Halkın anladığı ve beklentisi sadece budur. Halk, hangi siyasinin kiminle ne yaptığıyla pek ilgilenmez, kendisi için, halk için, ülkesi için ne yaptığıyla ilgilenir. Bu bir…</p>
<p>İki, “dokunulmazlık” ise; yine yolsuzluktur, ihaledir, zenginleşmedir, nemalanmadır. Kısaca yine; para ve menfaattir. Halkın “dokunulmazlık” kavramından, kalkanından anladığı ve talebi, siyasetçilerin yolsuzluk yapmaması, yapanların ise adalet karşısında cezalandırılmasıdır, askerin silahlı eli falan asla değildir.</p>
<p>Her meslek şereflidir ve her meslek içerisinde, söz meclisten dışarı, “şerefsiz”ler demeyelim de, “kötü”ler çıkabilir, bu gayet normaldir. Üstelik mesleklerin “şeref”le de bir alâkası olamaz. Çünkü, kimse şerefsiz denilen bir mesleğe sahip olmak istemez. Ayrıca, eğer varsa, ki muhtereme göre var, şerefli mesleklerden şerefsiz, şerefsiz mesleklerden de şerefliler çıkabilir.</p>
<p>Ama yine de, söz meclisten bir kez daha dışarı;</p>
<p><strong>“Sen benim kim olduğumu biliyor musun!”,</strong> ya da <strong>“Hamili kart yakinimdir”</strong> sözleri, ibareleri daha çok kimler tarafından kullanılır?</p>
<p>Fakirler içinden milletvekili çıkmaması <strong>tesadüf</strong> müdür?</p>
<p>Fakirleşen milletvekili veya Bakan görülmüş, <strong>duyulmuş</strong> mudur?</p>
<p><strong>Maaş artışı</strong> bizzat kendileri tarafından süratle onaylanan başka bir meslek dalı var mıdır?</p>
<p>4-5 yılı kapsayan kısa bir dönem o mesleği yapıp da, <strong>hayat boyu</strong> oldukça doyurucu emeklilik maaşı almaya hak kazanılan bir başka meslek var mıdır?</p>
<p>Oldukça doyurucu maaş alınmasına rağmen, alınan maaşın kazanılanın yanında çerez kaldığı değerlendirmesi yapılan bir başka meslek tanıyor musunuz?</p>
<p>Hangi mesleğe girmek için çok para harcamak şarttır ve bu parayı gönül rahatlığıyla sarf etmek için neden sıraya girilir?</p>
<p>Son soru; bugün dokunulmazlıkları kaldırsanız, yarın mecliste kaç siyasetçi bulabilirsiniz?</p>
<p>Cevap; yeterli çoğunluğu asla, çok yetersiz bir azınlığı ise belki  bulabilirsiniz.</p>
<p>Buradan çıkan düşündürücü ve üzücü sonuç; ülkeyi önümüzdeki 50-100 yıl yönetecek, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini belirleyecek olan anayasayı, mecliste dokunulmazlığın kaldırılması sonrası asla bulamayacağınız o çoğunluktaki siyasetçilere emanet etmek zorundasınız ne yazık ki…</p>
<pre><strong> </strong></pre>
<pre><strong>Sabahattin Talu</strong></pre>
<p><a href="mailto:sabahattintalu@gmail.com"><strong>sabahattintalu@gmail.com</strong></a><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/siyaset-genel-ahlak-ve-seref/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MED&#8217;DEN ROJ&#8217;A İDEOLOJİK YAYIN VE AVRUPA</title>
		<link>http://www.ekemer.com/medden-roja-ideolojik-yayin-ve-avrupa</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/medden-roja-ideolojik-yayin-ve-avrupa#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 12:17:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8676</guid>
		<description><![CDATA[İlk olarak 1995 yılında “MED TV” kanalı kuruldu. İngiltere’den alınan lisans ile yayın hayatına başlayan televizyon kanalı, 4 yılın sonunda 1999’da kapatıldı. Gerekçe; “PKK propagandası yapmak”tı. İlkine, hemen “YA” eklendi, bu sefer “MEDYA TV” olarak, Fransa’dan alınan lisans ile yayınlarına devam eden kanal, 5 yılın sonunda 2004 yılında kapatıldı. Gerekçe; “MED TV’nin devamı olduğu” idi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlk olarak 1995 yılında <strong>“MED TV”</strong> kanalı kuruldu. <strong>İngiltere</strong>’den alınan lisans ile yayın hayatına başlayan televizyon kanalı, 4 yılın sonunda 1999’da kapatıldı.</p>
<p>Gerekçe; <strong>“PKK propagandası yapmak”</strong>tı.</p>
<p>İlkine, hemen <strong>“YA”</strong> eklendi, bu sefer <strong>“MEDYA TV”</strong> olarak, <strong>Fransa</strong>’dan alınan lisans ile yayınlarına devam eden kanal, 5 yılın sonunda 2004 yılında kapatıldı.</p>
<p>Gerekçe; <strong>“MED TV’nin devamı olduğu”</strong> idi.</p>
<p>Baktılar <strong>“YA”</strong> ekleyerek bu iş olmuyor, bu kez <strong>“ROJ TV” </strong>adıyla, 2004’te <strong>Danimarka</strong>’dan alınan lisans ile yayınlarını sürdürdüler/sürdürüyorlar.</p>
<p>İlki 4 yıl sonra, ikincisi 5 yıl sonra kapatıldı ise; ki öyle, bu düz mantıktan hareketle, halihazırdaki ROJ TV’nin ömrünün de 6 yıl olması ve içerisinde bulunduğumuz 2010 yılında kapatılması gerekmez mi!</p>
<p>Bu düz mantıktan bir başka çıkarımın da; <strong>“Her bir Avrupalı, gerçekleri veya olup bitenleri, bir diğerinden ancak 1 yıl sonra anlayabiliyor”</strong> tezi öne sürülemez mi!</p>
<p>Bakın, önce <strong>“DEP”</strong> dendi, sonra, aynen yukarıdaki <strong>“YA”</strong> da olduğu gibi, bu sefer <strong>“HA”</strong> eklendi, oldu; <strong>“HADEP”,</strong> daha sonra harflerin yerleri değişti, oldu; <strong>“DEHAP”,</strong> hap niyetine, yutarsan!</p>
<p>ROJ TV, PKK’nın yayın organı ya da güdümünde, bu kesin.</p>
<p>PKK’nın şu andaki 1 numaralı adamı Karayılan, hemen hemen her gün bu kanala çıkıp, PKK propagandası yapıyor, Kürt gençlerini dağa çağırıyor, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tehdit ediyor.</p>
<p>Apo’nun bir nevi sekreterliğini yapan avukatları, İmralı görüşmelerinden sonra kaleme aldıkları emirleri, talimatları hem Kandil’e, hem de Avrupa’ya, yani ROJ’a gönderiyorlar. ROJ TV, dizi olarak yayınladığı Apo emirlerini, Kandil’e de canlı bağlanarak teyit ettiriyor.</p>
<p>Apo, İmralı’dan <strong>“canım sıkılıyor”</strong> diyor, daha cümlesini bitirmeden, ROJ TV vasıtasıyla, genellikle genç ve çocuklar, <strong>“Apo’ya uygulanan tecride son”</strong> diye sokaklara dökülüp, taş attırılıyor.</p>
<p>Avrupa’da <strong>“Fırat Haber Ajansı”,</strong> Türkiye’de ise <strong>“Dicle Haber Ajansı”</strong> ile çalışan, yıllık ortalama 14-15 milyon Euro’luk gideri olan, bazı ülkelerde kablolu yayına girme girişimlerinde dahi bulunan ROJ TV’ye ilişkin, zaman zaman çeşitli soruşturmalar açılıyor. Bu soruşturmaların tümü ise tahmin edersiniz ki, TC.Devleti’nin uyarıları sonucu gerçekleşiyor. Kanunlara, hukuka, uluslar arası hukuka, ülkeler arası anlaşmalara ters düştüğü için, uymadığı, aykırı olduğu, ihlâl ettiği için geçmişte MED TV’ye, günümüzde ise ROJ TV’ye yönelik, bugüne kadar açılmış tek dava dahi maalesef ki hiç yok. Tamamen dürtmeyle… Olsa da, tamamen göstermelik ve tamamen bir parmak bal lezzetinde…</p>
<p>ROJ TV yetkililerinin savunmaları ise hep şu yönde; “Türkiye’de Kürtçe üzerinde yasak ve kısıtlamalar var. Kürt halkı kültürel haklarını kullanamıyor. Kürtçe TV yayınlarına izin verilmiyor. ROJ TV, Kürt toplumu ve bölgeye ilişkin objektif yayın yapan haber ve kültür kanalıdır, örgütsel bağı ise yoktur”<strong>(!)</strong></p>
<p>Bu, son derece yeterli savunma <strong>(!)</strong> bazı Avrupa ülkelerinde önce hemen kabul görüyor, doğal olarak! Ama Allah’tan ki (!), olan bitenin, ortadakinin, meydandakinin öyle veya böyle, bir şekilde görülmesi, görülebilmesi, anlaşılabilmesi 4-5 yılı buluyor.</p>
<p>Son olarak Danimarkalı yetkililerin; “ROJ TV konusundaki incelemeler çok yönlü olarak ve farklı ülkeler ile ilişkili şekilde devam ediyor. Çeşitli ülkelerden yapılan taleplerin bize ulaşması zaman alıyor. Bu nedenle soruşturmanın sonuçlanması da gecikiyor” yönündeki beyanları, “en az 4-5 yıl geçmesi gerektiği” tezimizi doğruluyor.</p>
<p>“En az” diyorum, çünkü açılan bazı davalar, zaman aşımına uğrayıp, geçmişte Belçika’da olduğu gibi bazen de düşebiliyor!</p>
<p><strong>Sabahattin Talu</strong></p>
<p><strong>sabahattintalu@gmail.com </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/medden-roja-ideolojik-yayin-ve-avrupa/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞEHİT CENAZELERİ VE PROTOKOL</title>
		<link>http://www.ekemer.com/sehit-cenazeleri-ve-protokol</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/sehit-cenazeleri-ve-protokol#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 May 2010 18:40:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8641</guid>
		<description><![CDATA[Ülkede 80 yıldır bugüne kadar demokrasinin “D”si yoktu(!), son bir senede “açılım”lar başlattık. Kürt açılımını, Ermeni açılımını, Roman, yani Çingene açılımını, azınlıklar ve farklı din ve mezhep açılımlarını arka arkaya yaptık, açıldıkça açıldık. Hepsinin ortak paydası ise; “Demokratik”! olmaktı… Hiç beklenmedik bir anda ve ortada öyle çok da bir ihtiyaç ve talep yokken, önce Kürt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p>Ülkede 80 yıldır bugüne kadar demokrasinin <strong>“D”</strong>si yoktu(!), son bir senede <strong>“açılım”</strong>lar başlattık.</p>
<p><strong>Kürt</strong> açılımını, <strong>Ermeni</strong> açılımını, <strong>Roman</strong>, yani Çingene açılımını, azınlıklar ve farklı din ve mezhep açılımlarını arka arkaya yaptık, açıldıkça açıldık.</p>
<p>Hepsinin ortak paydası ise; <strong>“Demokratik”! </strong>olmaktı…</p>
<p>Hiç beklenmedik bir anda ve ortada öyle çok da bir ihtiyaç ve talep yokken, önce Kürt açılımını yaptık, Habur’da karşıladık. Açılım yaparken, tersine şehit cenazeleri giderek arttı bu dönemde. Öyle bir açılımdı ki bu, PKK, yaptığı eylemlerini üstlenmesine rağmen, örgütü temize çıkartmaya çalıştık, Devlet’e mok attık, bilerek, isteyerek ve epeyce keyiflenerek. Ancak her nedense <strong>(!)</strong>, gelinen noktada <strong>“yumruk”</strong>lar atılmasına sebep olduk. Şehit cenazelerinde Bakan’ların, Milletvekilleri’nin yuhalanmalarına, tartaklanmalarına, yumruklanmalarına, protesto edilmelerine neden olduk.</p>
<p>Arkasından, Ermeni açılımını yaptık, <strong>ABD</strong>’nin önderliğinde peşi sıra bazı ülkeler birer birer <strong>“Ermeni soykırımı”</strong> ifadesini meclislerinde telaffuz ettiler. Biz açılım yaparken, Ermenistan’da bayrağımız yakıldı üstüne üstlük.</p>
<p>Çadırlarda yaşamalarına gönlümüz hiç razı olmadı<strong>(!)</strong>, hemen Roman açılımı ile devam ettik. Spor salonunda Kibariye’nin şarkılarıyla, Balık Ayhan’ın orkestrasıyla hep beraber göbek attık, gerdan kıvırdık. Hüsnü Şenlendirici’nin gırnatası da olsaydı, işte o zaman tam olarak şenlenecektik, maalesef yarıda kaldık.</p>
<p>Ha bu arada, Sulukule’nin arazi değerini bilen veya tahmin edebilecek biri, birileri var mı aranızda, bu işten anlayan! Belki <strong>“TOKİ”</strong> biliyordur, ne dersiniz!</p>
<p>Neyse, biz açılırken, <strong>“Bravo, yürüyün aslanlarım, kim tutar sizi, yola devam”</strong> diyerek dışarıdan, içimizdeki dışarıdan, uzaklardan, çok çok uzaklardan gazel atarak şenliğe katılanlar da oldu. Tebrik mesajları gönderdiler, methiyeler düzdüler, elleri kırılasıca, pardon kızarırcasına alkışladılar, keyifle ve iştahla yalanarak.</p>
<p>Hatice’yi bırakalım, gelelim neticeye…</p>
<p>Neredeyse her akşam televizyonlarımızın karşısında koltuklarımıza oturarak izlediğimiz <strong>“Şehit cenazeleri”</strong>ne şöyle bir göz atalım!!!…</p>
<p>Dikkat ederseniz, Kayseri ve Adana’daki son cenaze törenlerine protokol olarak katılan Bakanlar ve milletvekilleri, halk tarafından protesto edildi, tartaklandı, hatta yumruklandı. Hemen önlem almak zorunda kalındı ve en son cenaze töreninde protokol ile halk arasına 250-300 kişilik bir polis kordonu oluşturuldu, protokoldeki hükümet yetkililerini halkın tepkisinden, olası saldırısından korumak, kollamak için.</p>
<p>Şehit cenazesi törenlerinin sıralaması şöyle oldu; en önde <strong>Şehit cenazesi</strong>, Hükümet yetkililerinin içinde yer aldığı <strong>protokol</strong>, <strong>polis, şehit yakınları</strong> ve son olarak tepkisinden korunmaya çalışılan <strong>“halk”</strong>…</p>
<p><strong>Şehit</strong> ile <strong>halk</strong> arasına <strong>protokol ve polis</strong> sokuldu. Son derece düşündürücü bir durum. Ama gerçek…</p>
<p>Ha, bu arada <strong>BDP</strong> de Amerika’da temsilcilik açtı, yerinde ve bizzat görüşmeler yapmak, fikir alış verişinde bulunmak için!</p>
<p><strong>“Durmak yok, yola devam”…</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sabahattin Talu</strong></p>
<p><strong>sabahattintalu@gmail.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/sehit-cenazeleri-ve-protokol/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SORUNLAR YUMAĞI</title>
		<link>http://www.ekemer.com/sorunlar-yumagi</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/sorunlar-yumagi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 09:42:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8413</guid>
		<description><![CDATA[Son Siirt olayları, Daha önceki Mardin, Ş.Urfa, Diyarbakır, vs. vs. olayları, Küçük yaştaki kız ve erkek çocuklara tecavüz. Töre cinayetleri… Kan davaları… Kap-kaç ve hırsızlık çetelerine ucuz ve bol eleman… Uyuşturucu madde kaçakçılığı… Silah kaçakçılığı… Büyükbaş hayvan kaçakçılığı… İnsan kaçakçılığı… Organ mafyası… Başlık parası… Berdel uygulaması… Çok eşlilik, kuma… Ağalık sistemi… Feodal yapı… Aşiretçilik… Aşiretler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p>Son<strong> </strong>Siirt olayları,</p>
<p>Daha önceki Mardin, Ş.Urfa, Diyarbakır, vs. vs. olayları,</p>
<p>Küçük yaştaki kız ve erkek çocuklara tecavüz.</p>
<p>Töre cinayetleri…</p>
<p>Kan davaları…</p>
<p>Kap-kaç ve hırsızlık çetelerine ucuz ve bol eleman…</p>
<p>Uyuşturucu madde kaçakçılığı…</p>
<p>Silah kaçakçılığı…</p>
<p>Büyükbaş hayvan kaçakçılığı…</p>
<p>İnsan kaçakçılığı…</p>
<p>Organ mafyası…</p>
<p>Başlık parası…</p>
<p>Berdel uygulaması…</p>
<p>Çok eşlilik, kuma…</p>
<p>Ağalık sistemi…</p>
<p>Feodal yapı…</p>
<p>Aşiretçilik…</p>
<p>Aşiretler arası çatışmalar…</p>
<p>Hızlı ve yoğun nüfus artışı…</p>
<p>İşsizlik…</p>
<p>Eğitim eksikliği…</p>
<p>Cehalet, cehalet, cehalet…</p>
<p>Tüm bunlar, bölgenin yıllardır süregelen sorunları.</p>
<p>Kendini Kürtlerin temsilcisi sayan Kürtçü partilerden bugüne kadar hiç biri, bu sorunların tek birine dahi, hiç ama hiç ilgi göstermedi, her nedense! Bırakın çözmeyi, çözmek için en ufak bir girişimde dahi bulunmadı, el atmadı ne yazık ki!</p>
<p>Bütün bunları bir kenara bırakıp, görmezden gelip ne dediler sürecin başlangıcında; <strong>“Kürt dili, Kürt kültürü, Kürtçe konuşulsun, Kürtçe eğitim serbest olsun. Kürtçe isim verilsin. Kürtçe Tv kurulsun”</strong> falan, filan…</p>
<p>“Tamam konuşun, tamam olsun, tamam verin” denildi, üstüne üstlük bırakın izni, Kürtçe TRT ŞEŞ kuruldu Devlet eliyle, böylece hazıra konmuş oldular.</p>
<p>Konuştular, dershaneler açtılar, isimler verdiler. Coşkuyla açılan dershaneler, ilgisizlikten hüsranla birer birer çok kısa sürede kapanıverdiler. Kurulan Kürtçe Tv’yi seyretmediler, üstelik eleştirdiler. Kürtçe isimler verdiler birbirlerine, rahatlıkla birbirlerini tanıyabildiler, hitap edebildiler, seslendiler! Gerçi, bu isimlerin çoğu, hem de büyük çoğunluğu Farsçaydı ama, olsun yine de koydular, nüfus cüzdanlarına yazdırdılar Kürtçe isim diye.</p>
<p>Yetmedi; <strong>“Yerleşim yerlerinin eski Kürtçe isimleri geri verilsin”</strong> dediler.</p>
<p>Hemen yeni tabelalar basıldı, herkes gitmek istediği yere kolayca ulaşabildi bu sayede! Eskiden, kendi köyünü, tabelalar Türkçe olduğu için bulamıyordu vatandaş çünkü! Şükür, artık kolayca yolunu bulup gidebiliyor!</p>
<p>Her nedense, terör bunca açılıma rağmen bitmedi, hatta tersine arttı bile. Hâlbuki Kürt insanının, Kürt vatandaşın talepleri (!) birer birer yerine getirilmişti! Niye böyle oldu, hepimiz hayret ettik!</p>
<p>Yetmedi; <strong>“Kürt kimliği tanınsın, anayasal güvenceye alınsın”</strong> dediler, Apo’nun söylediği <strong>“Demokratik Özerklik Projesi”</strong>ni, “olmazsa olmaz” diye dayattılar.</p>
<p>Projenin özü şuydu; <strong>“Ben kendi kendimi, kendi istediğim gibi yönetmek istiyorum”</strong>du. <strong>“Kendi meclisimi, ordumu kurayım, kendi eğitim sistemimi uygulayım, kısaca kendi kendimi, her şeyimle ve kendim yöneteyim”</strong>di.</p>
<p>Ve, dikkat kesilin; <strong>“Türkiye’yi bölmeden”!!!</strong> Laf aramızda, “Daha nasıl bölünecekse!”…</p>
<p>Şimdilerde deniyor ki; <strong>“Apo’ya özgürlük, en azından ev hapsi”</strong>…</p>
<p><strong>“Kabul edersen; ne alâ, yok etmezsen; savaş daha da şiddetlenerek yeniden başlar”. </strong></p>
<p>Talep ve tehditler bitmiyor, görüldüğü gibi kabul edilemeyecek seviyede, giderek de artıyor.</p>
<p>Samsun’da bir vatandaş tarafından atılan <strong>“yumruk”,</strong> Giresun ve Ordu’dan gelen şehit haberleriyle, cenazeleriyle cevap buldu.</p>
<p>Şu günlerde şehit haberleri ve cenazeleri sıklaştı…</p>
<p>Allah rahmet eylesin.</p>
<p>Geride kalanlara, yakınlarına, vatandaşa; çokça <strong>“sabır”,</strong> birilerine de; az da olsa önce <strong>“akıl”</strong> ve sonra biraz da <strong>“fikir”</strong> eylesin Ya Rab…</p>
<p><strong> </strong></p>
<pre><strong>Sabahattin Talu</strong></pre>
<p><strong>sabahattintalu@gmail.com </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/sorunlar-yumagi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FAŞİST İZMİR&#8217;DEN FAŞİST SAMSUN&#8217;A…</title>
		<link>http://www.ekemer.com/fasist-izmirden-fasist-samsuna%e2%80%a6</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/fasist-izmirden-fasist-samsuna%e2%80%a6#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 12:08:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8299</guid>
		<description><![CDATA[Kapatılan DTP’nin konvoyu İzmir’de halk tarafından yuhalandı, konvoya yumurta atıldı, protesto edildi. Ahmet Türk, İzmir için “Faşist İzmir” dedi. Oysa İzmir, düşmanın denize döküldüğü yerdi. Bulanık davasını izlemek için Samsun’a gelen BDP heyetinde bulunan Ahmet Türk, mahkeme çıkışında yaptığı basın açıklamasının hemen bitiminde yumruklu saldırıya uğradı ve burnu kırıldı. Şimdi oldu; “Faşist Samsun”. Oysa, Kurtuluş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p>Kapatılan DTP’nin konvoyu İzmir’de halk tarafından yuhalandı, konvoya yumurta atıldı, protesto edildi. Ahmet Türk, İzmir için <strong>“Faşist İzmir”</strong> dedi. Oysa İzmir, düşmanın denize döküldüğü yerdi.</p>
<p>Bulanık davasını izlemek için Samsun’a gelen BDP heyetinde bulunan Ahmet Türk, mahkeme çıkışında yaptığı basın açıklamasının hemen bitiminde yumruklu saldırıya uğradı ve burnu kırıldı. Şimdi oldu; <strong>“Faşist Samsun”.</strong> Oysa, Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için Atatürk, ilk olarak 19 Mayıs tarihinde Samsun’a çıkmıştı.</p>
<p>Ne büyük bir tesadüf değil mi, bu çok anlamlı iki şehir…</p>
<p><strong>“Mustafa”</strong> sözde filminin taşeron yönetmeni, Samsun olayı sonrasında şu başlığı attı; <strong>“Bu yumruk hepimize”.</strong></p>
<p>Bırakın demokrasiyi, <strong>“insan”</strong> unsurunun bulunduğu en ilkel rejimlerde, en iptidai toplumlarda dahi şiddetin hoş görülmesi, mazur gösterilmesi, hatta buna sessiz ve tepkisiz kalınması, kabul edilebilir bir durum asla değildir.</p>
<p>Ancak hal böyle olmasına rağmen, toplum içerisinde, atılan bu yumruğun kendilerine olmadığını düşünen, bunu üstüne almayan, hatta aksine <strong>“az bile oldu”, “geç bile kalındı”, “ellerine sağlık” </strong>diyen milyonlarca insanın varlığı da yadsınamaz bir gerçektir, kabul etsek de etmesek de.</p>
<p>O halde,<strong> “Bu yumruk hepimize”</strong> değilse, o zaman daha çok kime veya daha çok neyedir?</p>
<p>Hoca-Cemaat ilişkisi misali, Hoca öksürürse, Cemaat tıksırır.</p>
<p>Eğer siz, <strong>“Ben oraya gidiyorum, siz neden gidemiyorsunuz?”</strong> der, Sivas’tan ötesini Türkiye’den farklı gösterirseniz…</p>
<p>Eğer siz, ortada çok büyük, elzem ve acil bir<strong> “ihtiyaç”</strong> yokken, toplumun belli kesimlerine <strong>“farklı uygulamalar”</strong> başlatır, diğer kesimlerini rencide ederseniz…</p>
<p>Eğer siz, arka arkaya gelen <strong>Habur-Nevruz-Öcalan’ın doğum günü</strong> görüntülerine, güvenlik ve hukuk anlamında seyirci kalır, olan biteni vatandaşa da çileden çıkartırcasına seyrettirirseniz…</p>
<p>karşı tarafın, yani PKK’lı Kürtçü kesimin uzun süredir dillendirdiği <strong>“Kürt coğrafyası”, “Kürdistan”, “önderimiz Apo”, “partimiz PKK”, “demokratik özerklik”</strong> gibi aleni söylem ve taleplerine adeta katkı sunup haklılık kazandırmış, onaylamış, onları heveslendirip ateşlemiş, iştahlarını kabartıp önlerini açmış olur, karşılığında tepki olarak, özellikle son birkaç yıldır bu konuda son derece gergin olan toplumun daha da gerilmesine, giderek öfkelenmesine ve nihayetinde <strong>“yumruk”</strong> olarak patlamasına, maalesef ki sebep olursunuz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sabahattin Talu </strong></p>
<p><strong>sabahattintalu@gmail.com </strong> <strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/fasist-izmirden-fasist-samsuna%e2%80%a6/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NEYSE Ki OLAY ÇIKMADI DA SEVİNDİK!!!</title>
		<link>http://www.ekemer.com/neyse-ki-olay-cikmadi-da-sevindik</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/neyse-ki-olay-cikmadi-da-sevindik#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2010 12:14:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8306</guid>
		<description><![CDATA[21 Mart “Nevruz” etkinlikleri, BDP tarafından Diyarbakır’da gerçekleştirildi ve son derece coşkuyla kutlandı. Mitingde, konuşmacılar tarafından “Öcalan’a özgürlük” istendi… Katılan kitle tarafından “Öcalan ve PKK” lehine sloganlar atıldı… Öcalan resimleri ve PKK’nın amblemli bayrakları ellerde taşındı… “Öcalan”, “PKK”, “Kürdistan” kelimeleri dillerden hiç düşmedi, kulakları çınlattı… Polis müdahale etmedi (!), olay çıkmadı, sevindik! Hatta öyle sevindik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p>21 Mart <strong>“Nevruz”</strong> etkinlikleri, <strong>BDP</strong> tarafından Diyarbakır’da gerçekleştirildi ve son derece coşkuyla kutlandı.</p>
<p>Mitingde, konuşmacılar tarafından <strong>“Öcalan’a özgürlük”</strong> istendi…</p>
<p>Katılan kitle tarafından <strong>“Öcalan ve PKK”</strong> lehine sloganlar atıldı…</p>
<p>Öcalan resimleri ve PKK’nın amblemli bayrakları ellerde taşındı…</p>
<p><strong>“Öcalan”, “PKK”, “Kürdistan”</strong> kelimeleri dillerden hiç düşmedi, kulakları çınlattı…</p>
<p><strong>Polis müdahale etmedi</strong> <strong>(!)</strong>, olay çıkmadı, sevindik!</p>
<p>Hatta öyle sevindik ki, yanında derin bir <strong>“OH”</strong> da çektik, karşıki dağlar yıkılmadan, rahatladık!</p>
<p>Aynen bizler gibi, televizyoncular, gazeteciler, haberciler, köşe yazarları, köşe kapıcıları, akil adamlar, politikacılar, milletvekilleri, bakanlar, bakmayanlar, sanatçılar, şark’ıcılar, garp’ıcılar, türk’ücüler, kürt’ücüler, uzatmayalım, cümbür cemaat herkes çok sevindi&#8230;</p>
<p>Dediler ki; <strong>“Bu sene nihayet ki ilk defa hiçbir olay çıkmadı. Bak, demek ki oluyormuş!”…</strong></p>
<p>Sevinmeye devam ettik…</p>
<p>4 Nisan’da <strong>Öcalan’ın yaş günü</strong> kutlandı…</p>
<p>Öcalan’ın doğduğu Şanlıurfa&#8217;nın Halfeti ilçesi Ömerli köyündeki evi ziyaret edildi.</p>
<p>Pasta kesildiğini göremediğimiz ev adeta <strong>“türbe”</strong> gibiydi, duvarlarda Apo’nun resimleri, PKK bayrakları…</p>
<p>Adeta Peygamberleştirilen Apo’nun resimlerini öpebilmek için insanlar birbirlerini yediler. Resimleri öperken ağlayanlara rastladık…</p>
<p>Kardeşi Fatma Öcalan’a ilgi büyüktü. O’na el sürmek için, kutsanmak için itişip kakıştılar…</p>
<p>Toprak aldılar <strong>kutsal </strong>evin bahçesinden, kendi evlerine götürerek, Apo’nun çıktığı toprağı evlerinde doyasıya öpebilmek için…</p>
<p>Yine, Öcalan ve PKK lehinde konuşmalar yapıldı, yine bayraklar açıldı…</p>
<p>Bu kez de <strong>polis müdahale etmedi</strong> <strong>(!)</strong>, herhangi bir olay yaşanmadı, çatışma, kavga-gürültü çıkmadı, yine çok sevindik, sevincimiz ikiye katlandı…</p>
<p>Bizler gibi o bilumum adamlar da sevindiler, ama bu sefer pek de üzerinde durmadılar, kısa geçtiler. Muhtemelen kanıksadılar, hazmettiler, <strong>SİNDİR’</strong>ella oldular…</p>
<p>Nedense aklıma birden, Türkiye&#8217;nin birçok kentinden, ellerinden alınan <strong>“ekmekleri” </strong>için<strong> </strong>Ankara&#8217;ya gelen “<strong>TEKEL işçileri”</strong>nin gazlı-coplu-soğuk duşlu halleri geliverdi, sevinemedim…</p>
<p>Hemen arkasından, gözümde birden bire bir kamyon canlandı, hayallendim. <strong>“Susurluk kamyonu”</strong> gibi bir şey değildi bu. Olsa olsa <strong>SUS</strong>’<strong>UR</strong>’luk kamyonu olabilirdi bu. Evet oldu da ve ben, <strong>sus</strong>’<strong>ak</strong>’aldım…</p>
<p>Kamyon, oldukça dik bir yokuştan, vitesini boşa almış iniyordu süratle&#8230;</p>
<p>Korku, hüzün, merak ve daha çok <strong>“umutsuzluk”</strong> duygularının harmanlandığı garip bir ruh hali sardı içimi. Acaba ne yapılmalıydı?…</p>
<p>Dik yokuştan süratle <strong>inen/indirilen</strong> bir kamyon, duramazdı, geri, hiç gidemezdi, ani ve keskin bir fren yapsa takla atabilir, tepe taklak olabilirdi maazallah…</p>
<p>Fren yapmasa, daha kötüydü. Çünkü, nerede, ne zaman ve nasıl duracağı/durdurulacağı hiç belli değildi, facia kaçınılmazdı.</p>
<p>Yokuş aşağı inilmeye başlanmıştı bir kere, duruş veya geri dönüş bu saatten sonra pek mümkün değildi, oldu, yazık oldu<strong>!!!</strong></p>
<pre><strong>Sabahattin Talu</strong></pre>
<p><strong>sabahattintalu@gmail.com </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/neyse-ki-olay-cikmadi-da-sevindik/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SPOR’DAN SİYASET’E DİYARBAKIRSPOR</title>
		<link>http://www.ekemer.com/spor%e2%80%99dan-siyaset%e2%80%99e-diyarbakirspor</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/spor%e2%80%99dan-siyaset%e2%80%99e-diyarbakirspor#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2010 19:52:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8239</guid>
		<description><![CDATA[Hafta geçmiyor ki, Diyarbakırspor Başkanı, spor dışı söylemleri ile gündem oluşturmasın. Söylemleri ile spor ve siyaseti birbirine karıştıran Çetin Sümer, yaşadığımız böylesine hassas şu günlerde, son derece müsait zihinlerin, ne yazık ki karışmasına, bilerek veya bilmeyerek sebep oluyor. Süper Lig’de yer alınan 10 yıl içerisinde, toplam 14 maçta taraftarının sebebiyet verdiği olaylar nedeniyle sahası kapatılan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong>Hafta geçmiyor ki, Diyarbakırspor Başkanı, spor dışı söylemleri ile gündem oluşturmasın. Söylemleri ile <strong>spor ve siyaseti birbirine karıştıran</strong> Çetin Sümer, yaşadığımız böylesine hassas şu günlerde, son derece müsait zihinlerin, ne yazık ki karışmasına, bilerek veya bilmeyerek sebep oluyor.</p>
<p>Süper Lig’de yer alınan <strong>10 yıl</strong> içerisinde, toplam <strong>14 </strong>maçta taraftarının sebebiyet verdiği olaylar nedeniyle sahası kapatılan, para ve seyircisiz oynama cezaları verilen bir takım Diyarbakırspor.</p>
<p>Lig hazırlıklarına, 3-5 futbolcu ile başlamış, o ana kadar tek transfer dahi yapamamış bir takım Diyarbakırspor.</p>
<p>Şu ana kadar oynanan 28 haftada 3 teknik direktör değiştiren bir takım Diyarbakırspor.</p>
<p>Futbolcuları, paralarını alamadıkları için şehri terk eden bir takım Diyarbakırspor.</p>
<p>Ve nihayet, kural bunu gerektirmesine rağmen, <strong>“üst üste 2 maç ceza alan bir takım ligden düşürülür”</strong> kuralı uygulanmayan, açık ifadeyle; şehrin <strong>hassasiyeti</strong> göz önüne alınarak, <strong>pozitif ayrımcılığa</strong> tabi tutulan bir takım Diyarbakırspor.</p>
<p>Taraftarları arasında; Bursa’da yapılan <strong>“PKK Dışarı”</strong> tezahüratına karşılık rövanş maçında <strong>“İstiklal Marşı”</strong>nı protesto eden, ıslıklayan taraftarları bulunan bir takım Diyarbakırspor.</p>
<p>Ve bu Diyarbakırspor’un başkanının, 3-1 yenildikleri Güneydoğu Anadolu bölgemizin parlamaya devam eden yıldızı Gaziantep şehrinin futbol takımı ile yaptığı maç sonucu sarf ettiği, son derece tehlikeli spor dışı söylemler.</p>
<p>Yazılı ve görsel basın, her nedense sadece şu meşhur <strong>“yaratık”</strong> ifadesi üzerinde duruyor. <strong>“Bir bildikleri vardır, belki önemli buldukları bir şey vardır”</strong> diyerek, bir paragraf da biz açalım.</p>
<p>Merkez Hakem Komitesi (MHK) Başkanı Oğuz Sarvan için söylediği <strong>“Yaratık”</strong> ifadesi hakaret içeriyor. Her ne kadar, kendisi de bunu daha sonra fark edip; <strong>“Ne var bunda? Herkes yaratıktır, ben de yaratığım, sen de” </strong>dese de, buradan tükürdüğünü yalamaya çalıştığı anlaşılıyor. Ayrıca, kendisini “yaratık” olarak görmesi, sadece kendisini bağlar, buna kimsenin diyecek hiçbir şeyi, herhangi bir itirazı olmaz. Ancak, herkesin de kendisi gibi yaratık olduğunu söylemesi, kendisini insan olarak belleyen, adlandıran, yaşayan hiç kimse tarafından asla kabul edilemez.</p>
<p>Gelelim, hemen hemen hiç kimsenin üzerinde durmadığı, görmezden geldiği veya göremediği, sporun tamamen dışındaki buram buram siyaset kokan söylemlere…</p>
<p>“Diyarbakır’ın <strong>etnik bir yapısı</strong> var”…</p>
<p>“Oğuz Sarvan, <strong>Diyarbakır düşmanlığı</strong> yapıyor”…</p>
<p>Sarvan ve Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Mahmut Özgener için; “Sanki futbolu değil, <strong>CIA</strong>’yı, <strong>MİT</strong>’i yönetiyorlar”…</p>
<p>“Fenerbahçe spor kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ve ikinci Başkanı Nihat Özdemir de <strong>Diyarbakır</strong>lıdır. Bunların onlarla da problemleri oldu. Ben de Diyarbakırlıyım. Bundan da <strong>gurur</strong> duyuyorum”&#8230;</p>
<p>“<strong>Türk hakemleri</strong>ni vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum”…</p>
<p><strong><em>Etnik yapı, Diyarbakır, düşmanlık, CIA-MİT…</em></strong><em></em></p>
<p>Bir; spor’un, etnik yapı ile ne alâkası vardır?</p>
<p>İki; Diyarbakırspor’un etnik yapı ile alâkalandırılmasının anlamı nedir?</p>
<p>Üç; “Diyarbakır düşmanlığı” ne demektir, nereden çıkmıştır?</p>
<p>Dört; Spor’un, devletlerin gizli servisleri ile, istihbarat teşkilatları ile ne alâkası olabilir?</p>
<p>Beş; istihbarat teşkilatlarının Diyarbakırspor ile, Diyarbakır düşmanlığı ile alâkalandırılmasının herhangi bir anlamı, mantığı var mıdır?</p>
<p>Altı; genel anlamda<strong> “Hakemlerin vicdanı”</strong> değil de, ekranlarda görüldüğü üzere, “hakem” sözcüğünün önüne, üstüne basa basa, dikkat çeke çeke neden<strong> “Türk”</strong> kimliği özellikle konulmuştur?</p>
<p>Yedi; “Diyarbakırlı olunduğu için gurur duyulduğu”nun ifade edilmesinin gereği nedir, var mıdır, nereden çıkmıştır?</p>
<p>Altı çizilmesi gereken ve sporla uzaktan yakından ilgisi olmayan bu açıklamaların birleşiminden tek bir anlam çıkıyor, daha doğrusu tek bir anlam kamuoyuna gizlice ve sinsice verilmeye çalışılıyor.</p>
<p>O da; <strong><em>“Diyarbakır etnik olarak Kürttür. Bu nedenle, devletin politikası gereği Kürtler istenmiyor, dışlanıyor. Bunun futbolla, sporla bir alâkası yok. Bütün bunlar, devletin gizli servisi gibi çalışan TFF ve MHK’ya yaptırılıyor. Politika gereği, Kürt kimlikli Diyarbakır’ın futbol takımına yaptırılan bu haksızlığı, Diyarbakır düşmanlığını Türk olan hakemlerin vicdanına bırakıyorum”… </em></strong>şeklindedir.</p>
<p>Bu çıkarıma katılmayanlar için, konuyla ilgili internet ortamındaki haberlere, <strong>“Yahu Başkan, artık ısrar etme. Bunlar biz Kürtleri istemiyorlar. Maçlarımıza ‘Türk’ hakem istemiyoruz”</strong> mealinden gönderilen yorumlara şöyle bir göz atmalarını tavsiye ederim. Buradaki <strong>“Türk hakem”</strong>den kasıt, <strong>“yerli hakem”</strong> değildir, hakemin etnik köken olarak “Türk” olduğuna işaret etmektir.</p>
<p>Maalesef son derece haksız, ve ancak ne yazık ki yaygın kanaat budur. Ve maalesef ki; bütün bu bilinçli veya bilinçsiz yaklaşımlar, zihniyetler, <strong>Türk-Kürt ayrımı</strong> yaratarak, körükleyerek, Kürt vatandaşlarımızı tarafına çekme hedefini baştan beri güden PKK’nın ekmeğine yağ sürmüştür, sürmektedir.</p>
<p><strong>“Yaratık”</strong> olmayan, kendisini yaratık olarak görmeyen herkese <strong>“insanca”</strong> duyurulur.</p>
<p><strong>Sabahattin Talu</strong></p>
<p><strong>sabahattintalu@gmail.com </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/spor%e2%80%99dan-siyaset%e2%80%99e-diyarbakirspor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MEĞER!!!</title>
		<link>http://www.ekemer.com/meger</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/meger#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 18:50:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8083</guid>
		<description><![CDATA[Birbiri ardına gelen açılımlar; “Kürt” açılımı, “Ermeni” açılımı, “Alevi” açılımı, “Roman” açılımı… Şu günlerde ise “Anayasa” açılımı… Tümünün adı ve amacı; “Demokratik açılım”… Meğer, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana, 80 yıldır ne kadar kapalı bir ülkeymişiz, demokrasinin ucundan dahi, hiç ama hiç yakalayamamışız, yakalamamışız! Meğer, bu ülkede yaşayan neredeyse hiç kimse, özgür ve mutlu asla değilmiş, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Birbiri ardına gelen açılımlar; <strong>“Kürt”</strong> açılımı, <strong>“Ermeni”</strong> açılımı, <strong>“Alevi”</strong> açılımı, <strong>“Roman”</strong> açılımı…</p>
<p>Şu günlerde ise <strong>“Anayasa”</strong> açılımı…</p>
<p>Tümünün adı ve amacı; <strong>“Demokratik açılım”…</strong></p>
<p><strong>Meğer, </strong>Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana, 80 yıldır ne kadar kapalı bir ülkeymişiz, demokrasinin ucundan dahi, hiç ama hiç yakalayamamışız, yakalamamışız<strong>!</strong></p>
<p><strong>Meğer,</strong> bu ülkede yaşayan neredeyse hiç kimse, özgür ve mutlu asla değilmiş, hiç olmamış. Bugüne kadar sürekli baskı altında bırakılmış, demokratik hak gaspı altında boynunu eğerek yaşamak zorunda bırakılmış benim zavallı halkım…</p>
<p><strong>Meğer,</strong> Kürtleri ve Ermenileri soy kırıma tabi tutmuşuz, kılıçtan geçirmişiz, topa tutmuşuz, barbarca, vahşice<strong>!</strong> Azınlık gruplarımızın tepesine binmişiz, kafalarını kaldırmalarına izin dahi vermemişiz<strong>!</strong> Roman vatandaşlarımızla dalga geçmiş, aşağılamış, hor görmüşüz<strong>!</strong></p>
<p>Türk halkı olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm Hükümetler olarak, hepinizden binlerce kez özür diliyoruz<strong>!!!</strong></p>
<p>Evet, şimdi patlama yapma zamanı geldi, şimdi <strong>“özgürlük”</strong> zamanı, şimdi <strong>“demokrasi”</strong> zamanı, şimdi <strong>“demokratik açılım”</strong> zamanı, <strong>“Milli Birlik”</strong> zamanı…</p>
<p>Fedakâr Türkiye, yapıcı Türkiye, birleştirici Türkiye…</p>
<p>Ancak, ne Kürt açılımından <strong>“Kürtçü”</strong> kesim, ne Ermeni açılımından <strong>“Ermeniciler ve Ermeni Diasporası” </strong>ve ne de Alevi açılımından neredeyse Alevi vatandaşlarımızın tamamı, her nedense pek de memnun değiller, kandırıldıklarını, oyalandıklarını düşünüyorlar, hatta kızgınlar.</p>
<p>Bir tek Roman vatandaşlarımız biraz memnun. TOKİ’nin kendilerine yapacak olduklarını taahhüt ettikleri apartman daireleri sözü, onları pek bir memnun etmiş, biraz daha gerdan kıvırmalarına yol açmış sokaklarda.</p>
<p>Dikkat ederseniz, bir tek onların açılımı, spor salonunda, davulla, zurnayla, gırnatayla, şarkılarla ve göbek atılarak kutlandı.</p>
<p><strong>“Pek memnun etmiş”</strong> diyorum, çünkü sözü verilen apartman dairelerinde oturmayı düşünmeyen Romanlar, bu evleri satıp para kazanmayı hayal ediyorlarmış, hem de halihazırdaki o salaş mekânlarından asla vazgeçmeden, asla terk etmeden, boşaltmadan.</p>
<p>Anti parantez, boşaltılması istenen, Roman vatandaşlarımızın yaşadığı şehrin göbeğindeki bu geniş arazi, diyelim ki boşaltıldı. Bu arazi kimin olacak, kime geçecek ve nasıl değerlendirilecek<strong>!!!</strong> Parantezi kapatalım…</p>
<p>Evet, şimdi sıra <strong>“Anayasa açılımı”</strong>nda…</p>
<p><strong>82 Anayasası…</strong></p>
<p><strong>Darbe Anayasası…</strong></p>
<p>Halkın <strong>% 92</strong> küsürünün onay verdiği, <strong>“Evet”</strong> dediği, ancak şu günlerde birçok kişinin, grubun veya görüşün <strong>“Darbe Anayasası” </strong>dediği ve 5 General tarafından keyfi olarak hazırlandığı söylemlerinde bulunduğu <strong>“82 Anayasası”,</strong> tam tamına 28 yıldır yürürlükte! Böylesi söylemlerin ve iddiaların ortak bir kanaat oluşturduğu böylesi kötü ve kabul edilemez bir anayasa, nasıl oluyor da 28 yıl gibi uzunca bir süre yürürlükte kalabiliyor? Ve bugüne kadar gelen Hükümetler tarafından, ilk yıllarında değiştirilmesi için en ufak bir adım dahi atılmadı/atılmıyor, en ufak bir söylem dahi dillendirilmedi/dillendirilmiyor!!! Peki, niye şimdi ve neden bu acele!</p>
<p>Bir parantez daha…</p>
<p>Kıyaslamak açısından belirtmek gerekir ki; 82 Anayasası, çeşitli hukuk adamlarına danışılarak ve çeşitli ülke Anayasaları örnek alınarak taslağı oluşturulmuş bir Anayasa. Ve bu taslak, ülkedeki tüm üniversitelerin Hukuk Fakültelerine incelenmesi ve görüş bildirilmesi amacıyla gönderilmiş, bunun için de 3 ay gibi bir süre verilmiş… Parantezi kapatalım…</p>
<p>28 yıllık eskimiş bir anayasa, isterse bu güne kadar gelmiş geçmiş en ideal, örnek bir anayasa dahi olursa olsun, günün şartları, ülkenin ve toplumun oluşan ihtiyaçları doğrultusunda, daha da çağdaş bir yaşam için pek tabii ki ve kesinlikle değiştirilmelidir. Ama bu, son derece titiz bir çalışmayla ve ortak bir kanaat ve irade oluşturularak gerçekleştirilmeli, tersine, asla aceleye getirilmemeli ve kesinlikle de dayatılmamalıdır aynı zamanda…</p>
<p>Son parantez…</p>
<p>Oluşturulması gereken ortak milli irade şart ve ortadayken, hazırlanan yeni anayasanın kabulü amacıyla, BDP gibi toplumun geneli tarafından PKK’nın siyasi uzantısı olarak değerlendirilen ve Van’daki son nevruz etkinliğinde <strong>“İşgalci TC, Kürdistan’dan Defol”</strong> gibi, son derece absürt ve kabul edilemez bir slogan ile gerçek zihniyetini ortaya koyan bir siyasi partinin <strong>“Evet”</strong>ine ihtiyaç duyulması, kapısına kadar gidilmesi, ne derece <strong>“milli”</strong> ve nasıl bir <strong>“ortak kanaat”</strong> oluşturmaktır! Bunu anlayabilmek, asla mümkün olmayıp, kesinlikle üzücü, acıtıcı ve son derece de düşündürücüdür aynı zamanda…</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sabahattin Talu </strong></p>
<p><strong>sabahattintalu@gmail.com </strong> <strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/meger/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;PKK DIŞARI&#8221; NIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ</title>
		<link>http://www.ekemer.com/pkk-disari-nin-dusundurdukleri</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/pkk-disari-nin-dusundurdukleri#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 18:43:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7857</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye Süper Ligi’nin ilk yarısında oynanan Bursaspor-Diyarbakırspor maçında Bursa taraftarı “PKK dışarı” tezahüratı yapmış, küçük çaplı tartışmalar yaşanmış, olaylar çıkmıştı. Maçın rövanşı öncesinde günlerce bu maç konuşuldu. Büyük olaylar çıkacağına yönelik emareler kuvvetliydi. Ki bu nedenle, Diyarbakır’daki hiçbir otel, Bursaspor taraftarına rezervasyon yapmadı, taraftarı Bursa’dan Diyarbakır’a götürecek bir tek otobüs firması dahi bulunamadı. Beklenen oldu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p>Türkiye Süper Ligi’nin ilk yarısında oynanan Bursaspor-Diyarbakırspor maçında Bursa taraftarı <strong>“PKK dışarı”</strong> tezahüratı yapmış, küçük çaplı tartışmalar yaşanmış, olaylar çıkmıştı.</p>
<p>Maçın rövanşı öncesinde günlerce bu maç konuşuldu. Büyük olaylar çıkacağına yönelik emareler kuvvetliydi. Ki bu nedenle, Diyarbakır’daki hiçbir otel, Bursaspor taraftarına rezervasyon yapmadı, taraftarı Bursa’dan Diyarbakır’a götürecek bir tek otobüs firması dahi bulunamadı.</p>
<p>Beklenen oldu ve maçın henüz başında sahaya yoğun şekilde atılan taşlar nedeniyle yaralanmalar oldu, maç iptal edildi.</p>
<p>Şimdi, şöyle biraz geriye gidelim&#8230;</p>
<p>Yaklaşık 25 yıldır bölgede terör yaşanıyor. Bu dönem içerisinde tüm hükümetler, yönetimler, tüm mülki amirlikler, asker, polis, herkes, özellikle Diyarbakırspor’un, eski adıyla 1.Lig, yeni adıyla Süper Lig’e çıkması ve ligde kalabilmesi için ellerinden geleni yaptılar, özel gayretler sarf ettiler. Bu konuda, Diyarbakır eski Emniyet Müdürü rahmetli Gaffar Okkan’ın, sadece futbol değil, tüm sportif faaliyetlerde olmak üzere, gönülden çalışmalarını tüm Türkiye biliyor.</p>
<p>Bu özel gayretlerin, hatta bu özel politikanın tek amacı vardı ve o da; <strong>“Gençlerin sportif faaliyetlere kanalize edilmesi, şehre ayrı bir renk, heyecan ve hareketlilik getirilmesi ve bu sayede dağa gidişlerin, teröre bulaşmaların engellenmesi, olabildiğince asgari düzeye çekilmesi”</strong>ydi.</p>
<p>Neredeyse herkes tarafından <strong>“Aman Diyarbakırspor’un başına kötü bir şey gelmesin, olaylar çıkmasın, aman ligden düşmesin, yoksa terör yeniden hortlar”</strong> denilerek, adeta Diyarbakırspor koruma altına alınmaya çalışıldı.</p>
<p>Sonuç; Süper Lig’de yer alınan <strong>10 yıl</strong> içerisinde, toplam <strong>14 maçta</strong> taraftarının sebebiyet verdiği olaylar ve alınan saha kapatma cezaları. Yani, sakınılan göze 14 defa çöp batırıldı, adeta sakındıkça batırıldı.</p>
<p>Tekrar maça, maçın bu hale gelmesine sebep olan <strong>“PKK dışarı” </strong>tezahüratına dönelim ve yaşanan olaylara ilişkin olarak yapılan tutarsız, mesnetsiz, son derece saçma bazı değerlendirmelere değinelim.</p>
<p>Bursaspor taraftarının Diyarbakırspor taraftarına yönelik sarf ettiği bu talihsiz tezahürat, en başından ve toptan yanlış. Çünkü onlar, siyasi bir organizasyon için stada gelmiş değiller. Onlar, tuttukları takımı desteklemeye gelmiş bir avuç insandan oluşan küçük bir taraftar grubu. İçlerinde PKK’ya sempati duyanlar da olabilir, ancak tezahüratları ne <strong>“Apo”,</strong> ne de <strong>“PKK”,</strong> sadece ve sadece; <strong>“Diyar-Bakır, Yeşil-Kırmızı”,</strong> o kadar.</p>
<p>Gelelim madalyonun, üzerinde durulması, dikkat çekilmesi, altı çizilmesi gereken, öteki önemli yüzüne…</p>
<p>Slogan, en başından, kökten, toptan yanlış da, gösterilen tepkiler doğru mu!</p>
<p>Maçın hemen öncesinde çalınan<strong> “İstiklal Marşı’nı ıslıklamak” </strong>gibi meselâ<strong>!!!</strong></p>
<p>O zaman buradan, Bursaspor taraftarının Diyarbakırspor taraftarını <strong>“PKK’lı”</strong> olarak itham etmiş olması, suçlaması, haklı olduklarını göstermiyor mu! O zaman sizin, <strong>“PKK dışarı”</strong> tezahüratının sadece <strong>“Dışarı”</strong> kısmından gocunarak, rahatsızlık duyduğunuz, öte yandan <strong>“PKK’lı yakıştırmasını”</strong> ise pek de yadırgamadığınız, karşı çıkmadığınız, hatta tam tersine kabul ettiğiniz, benimsediğiniz, onayladığınız anlaşılmıyor mu!</p>
<p>Anlaşılıyor…</p>
<p>Protesto mahiyetindeki ıslık yerine, ellerinizde Türk bayraklarıyla stada gelip takımınızı destekleseydiniz meselâ. O zaman ne anlaşılırdı; <strong>“Biz Diyarbakırspor taraftarıyız, PKK’lı değil”</strong> olur ve sizi tüm Türkiye bağrına basar, sokaklara dökülürdü.</p>
<p>Dökülür idi, ancak geçti…</p>
<p>Diyarbakırspor’lu yöneticiler, maçtan değil, taştan sonra; <strong>“Efendim, Bursaspor kalecisi seyirciyi tahrik etti” </strong>demişler.</p>
<p>Demek ki,<strong> “Tahrik edilirsek atarız, yok edilmezsek bir sonraki maça götürürüz”</strong> diye, yüzlerce taş veya kaya parçası önceden ceplere konuyor Diyarbakır’da!</p>
<p>Spor yazarı Altan Tanrıkulu’nun futbola ilişkin yaptığı değerlendirmeler genellikle beğenilir ve kabul görür. Ancak, tavsiyem o dur ki, değerlendirme konusunda sporun dışına pek çıkmasa son derece yerinde olur. Tanrıkulu; “Evet, Diyarbakır taraftarının yaptıkları kabul edilemez” diyor. “Ancak” diye devam eden Tanrıkulu; <strong>“Bursaspor da, ‘PKK dışarı’ ırkçı söylemi nedeniyle ceza almalıydı”</strong> diye fikrini beyan ediyor.</p>
<p>Sporun dışına pek çıkma Tanrıkulu. PKK, ne zaman ırk oldu? Örneğin; <strong>“Kahrolsun PKK”</strong> demekte mi ırkçılık oluyor, sana göre? <strong>“Kürtler dışarı”</strong> denseydi haklıydın. İşte bak, bu ırkçılık olurdu. Ancak, ırk ile örgüt birbirinden çok farklı, hatta birbirinden çok alâkasız şeyler. Aynen, <strong>“Tanrıkulu ile Kargaburnu”</strong>nda olduğu gibi…</p>
<p>Diyarbakırspor’a ceza verilsin mi, verilmesin mi? Tartışmaların konusu biraz da bu.</p>
<p>Her ne şekil ve şartta olursa olsun, kural, kaide herkes içindir ve tartışmasız uygulanmalıdır. <strong>“Yüz verirsen ….., gelir ….. halıya”</strong> diye bir tabir vardır Anadolu’da, yüzyılların birikimi, tecrübesi.</p>
<p>Aksi taktirde; <strong>“Çıktık açık alınla, ellerimizde taşlarla, her 10 yılda 14 maçta, olaylar çıkartırız biz sahalarda”</strong> marşını çok sık duyar, işte böyle de ıslıklanırsınız…</p>
<p><strong>Sabahattin Talu</strong></p>
<p><strong>sabahattintalu@gmail.com </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/pkk-disari-nin-dusundurdukleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

