CÜMLETEN GÜNAYDIN!

Aralık 23, 2009 tarihinde tarafından  
MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU kategorisi altında yayımlanmıştır.

DTP’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılma ihtimaline karşın, DTPli milletvekilleri istifa dilekçelerini ceplerine koymuşlar ve bunu günler öncesinden basına yansıtmışlardı. Hatta, kapatma kararını protesto etmek amacıyla, sadece DTP milletvekilleri değil, DTP’li il ve ilçe belediye başkanlıklarının da istifa edecekleri kamuoyuna açıklanmıştı. Derken, Anayasa Mahkemesi 11 Aralık günü DTP’nin kapatılmasına karar verdi. İstifaların ceplerinde olduğunu söyleyen DTP’den beklenen, hemen istifa etmeleri idi, ancak bu, ne hikmetse (!) gerçekleşmedi. Çünkü, avukatlarının 16 Aralık tarihinde Öcalan ile yapacakları haftalık görüşmeleri vardı. Bu nedenledir ki DTP, son kararlarını 18’i veya en geç 21’inde vereceklerini bildirdiler. Bunun tek nedeni vardı ve o da; 16’sında Öcalan ile yapılacak görüşmenin sonucu idi. Öcalan... 

TABANIMIZ BÖYLE İSTEDİ

Aralık 19, 2009 tarihinde tarafından  
MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU kategorisi altında yayımlanmıştır.

Anayasa Mahkemesi, 11 Aralık tarihinde DTP’nin kapatılmasına karar verdi. DTP, mahkemenin alabileceği karara ilişkin değerlendirmelerini daha önceden yapmış, kapatılmaları halinde, nasıl bir hareket tarzı belirleyeceklerini de düşünmüştü muhtemelen. Ya, mevcut bir başka parti içerisinde, örneğin tedbir olarak iki yıl önce kurulan tabela partisi konumundaki BDP’de yer alacaklardı, ya da istifa ederek sine-i millete döneceklerdi. Mahkemenin aldığı kapatma kararının hemen ertesinde, DTP içerisindeki söylemler, “Artık TBMM çatısı altında kalmanın bir anlamı olmadığı, bu nedenle istifanın düşünüldüğü”, bir başka yolun da “BDP bünyesinde çalışmalara devam edilmesi” şeklindeydi. Ancak, bu söylemlere rağmen, kesin bir kararın henüz alınmadığı da ifade edilmiş, nihai kararın 18’i veya en geç 21’inde açıklanacağı... 

DTP’NİN SON KULLANILMA SÜRESİ BİTTİ

Aralık 17, 2009 tarihinde tarafından  
MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU kategorisi altında yayımlanmıştır.

İlk olarak, 1990’da HEP kuruldu. Daha sonra, 93’te DEP, 94’te HADEP, 97’de DEHAP, 2005’te DTP kuruldu. Ve nihayet DTP de diğerleri gibi aynı kaderi paylaşarak, 2009’un sonunda kapandı. Yenisi, aynısı, benzeri, devamı sırada… Tam bir, aç-kapa kısır döngüsü. Toplam geçen süre 19 yıl, bu dönemde kurulup kapatılan parti sayısı ise şimdilik beş. Birbirinin devamı niteliğindeki bu partilerin kurulup kapanma süresi, ortalama dört yılı bile bulmuyor. Bu partilerin kuruluş amaçları farklı gösterilmeye, dillendirilmeye çalışılsa da, gerçek amacın PKK’yı siyasi zeminde temsil etmek, O’nu korumak, kollamak, savunmak ve propagandasını yapmak olduğunu, artık bugün herkes biliyor. Kapatılmalarındaki ortak gerekçe; PKK ile dirsek temasın ötesinde kurdukları organik bağ ile örgütün siyasi söylemcisi/uzantısı gibi hareket etmeleri. Ortak... 

APOLAMAN KİŞİLİK, AVUKATLARI VE DİĞERLERİ

Aralık 15, 2009 tarihinde tarafından  
MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU kategorisi altında yayımlanmıştır.

1999’a kadar, göbek kaşınarak, kahkaha atarak; “Yakın, yıkın, öldürün”. 1999’da yakalandığında helikopterde; “Benim anam da Türk. Devletin hizmetindeyim”. 1999’dan hemen sonra; “Barış ve kardeşlik”. Daha sonraları; “Anadil, kültürel haklar”. 10 yıl sonra şimdi; “Anayasal kimlik ve özerklik”. Bu, birbirinden farklı beş ayrı dönemin tek mimarı; “Öcalan”. “Yakın, yıkın, öldürün”den, “Hizmetinizdeyim”e geçişin tek sebebi; “Ölüm korkusu”. Bu dönemden hemen sonra devreye “Apo’nun avukatları” girdiler. “Aman Başkan, ne yapıyorsun, hemen teslim oluverdin” dediler ve “Sen yeter ki biraz dik dur, gerisini biz hallederiz” diyerek, Apo’yu yumuşak bir dille uyardılar. Ölüm korkusunun verdiği şoku atlatan Apo, avukatlarının telkini ile biraz kendine geldi ve bir süre beklemede, izlemede kaldı. Avukatları,... 

TOKAT EYLEMİ VE TORBAYI BÜZEBİLMEK

Aralık 11, 2009 tarihinde tarafından  
MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU kategorisi altında yayımlanmıştır.

Tokat’ın Reşadiye ilçesi kırsalında 7 asker şehit edildi, 7 ocak söndü, çocukları babasız, eşleri kocasız, ana-babaları evlatsız kaldı. Şehit olan Uzman Çavuş’un cenaze töreninde, şehidin 2,5-3 yaşındaki kızına, tabutun üstündeki babasının resmi gösterilerek “Baban nerede göster bakalım” diye sordular. Yavru, o küçücük, minicik işaret parmağıyla resmi gösterdi ve “İşte babam” diyerek, sevinçle, heyecanla gülümsedi. Oysa resimdeki babası, O’nu kucağına alan, okşayan, öpen babası, şimdi o tabutun içindeydi ve biraz sonra da ne yazık ki toprağa verilecekti. Olan bitenden hiç haberdar değildi… Olay, başta Reşadiye ve Tokat olmak üzere, cenazelerin defnedildiği illerde, Türkiye’nin birçok ilinde, PKK aleyhine atılan “Kahrolsun PKK” sloganları eşliğinde, Türk bayraklarıyla protesto edildi. Aynı sıralarda,... 

NOKTA KONDU, BAYRAK AÇILDI

Aralık 5, 2009 tarihinde tarafından  
MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU kategorisi altında yayımlanmıştır.

En baştan, “Marksist-Leninist bir Kürdistan” diyorlar, ülkeyi bölmeye çalışıyorlardı. Bu süreç, tam 21 yıl sürdü, kan aktı. Öcalan’ın yakalandığı 99’da, ani bir taktik değişikliği ile söylem ve amaçlarda değişim gözlendi ve bu sefer “Barış, kardeşlik, anadil, kültürel haklar” gibi ılımlı ve desteklenebilecek söylemlere yöneldiler. Sağ olsunlar, ülkeyi bölmekten vazgeçtiklerini de açıklayıverdiler. Devlet yönetmenin zor ve meşakkatli bir iş olduğunu belirten ve bu nedenle artık, Türkiye’yi bölerek ayrı bir “Kürdistan” devleti kurmaktan vazgeçtiğini söyleyen Öcalan, bunun yerine “Demokratik Özerklik” dediği projesini öne sürdü. Bu proje, kendi kendini yönetmek anlamına gelen “Özerklik” istiyordu. Hasan Cemal, Kandil’e gitti ve dönüşünde müjdeyi (!) verdi; “PKK, artık Türkiye’yi bölmekten... 

YİNE KANDİL, YİNE YAZI DİZİSİ

Aralık 3, 2009 tarihinde tarafından  
MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU kategorisi altında yayımlanmıştır.

Gün geçmiyor ki, bir gazeteci Kandil’e gidip, röportaj yapıp, röportajını gazetesinde yazı dizisi halinde yayınlamasın. Bir süre önce Hasan Cemal gitti, Karayılan ile görüştü, yazı dizisi yaptı, akabinde “Kürt açılımı” başladı. Böylece, gidiş sebebi anlaşıldı. Yetmedi, bu sefer Osman Sağırlı adlı gazeteci gitti, görüştü ve yayınladı. Neden giderler, bir sürü zahmete katlanırlar, anlamak gerçekten mümkün değil! Çünkü, Karayılan’ın bugüne kadar ki tüm söylemleri, ne bir eksik ne bir fazla, tamamen ve birebir Öcalan’ın söylemleri. Karayılan’ın, sorulan sorulara cevaben “50 defa söyledik. Bir kez daha söylüyorum” demesi de bunun en açık ifadesi. Buna rağmen, bu gidişin de, aynen Hasan Cemal’de olduğu gibi, mutlaka bir sebebi olmalı! Röportajın özü, Karayılan’ın ifade ettikleri, ana başlıklarıyla... 

MAHALLE VE APARTMAN SAKİNLERİ

Kasım 19, 2009 tarihinde tarafından  
MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU kategorisi altında yayımlanmıştır.

Mahalle, şehrin tam ortasında olması nedeniyle, hemen hemen herkesin gözü olan albenili bir mahalle, adı; “Ortadoğu Mahallesi”. Mahallenin en gözde en köklü ve temeli en sağlam apartmanı ise; “Anadolu Apartmanı”. Bu apartmanda yaşayan, maddi durumları, kültür düzeyleri ve dünya görüşleri birbirinden farklı aileler, zaman zaman aralarında küçük ve halledilebilir bazı sorunlar yaşansa da, apartmanın inşa edildiği ilk günden bu yana, genellikle huzur ve mutluluk içerisinde yaşamlarını sürdürmüşler. Hatta, birbirlerinden kız alıp “akraba”, kurdukları ticari işbirlikleriyle de “ortak” olmuşlar. Derken, ailelerden biri, bir apartman toplantısında, “temizlik, güvenlik, elektrik, yakıt, çevre güzelleştirme gibi apartmanın genel masraflarına katılmak istemediğini, bu itibarla herhangi bir aidat da ödemeyeceğini, her türden... 

ANLAYAMADIKLARIM(!)

Kasım 15, 2009 tarihinde tarafından  
MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU kategorisi altında yayımlanmıştır.

Bana göre her şey, akil adam, has adam Hasan Cemal’in Kandil’e gidişiyle başladı. Amiyane tabirle “Ortada fol yok, yumurta yokken” Has Cemal, Murat Karayılan ile görüşüp, görüşmesini yazı dizisine dönüştürerek gazetesinde yayınladı. Neden buna gerek duydu veya duyuldu, anlayamadım. Çünkü, ne Karayılan’ın ne de Ahmet Türk’ün, Öcalan’ın söylediklerinden farklı, en ufak bir söylemleri bugüne kadar hiç olmamıştı. Bunu kendisi de biliyordu. Bu sefer de olmadı zaten. Karayılan, Öcalan’ın, avukatlarına dikte ettirerek kendi basın yayın organlarında yayınlanan söylemlerini, tek bir harfine dahi dokunmadan bir kez daha tekrarlamış oldu bu sayede. Ve bu sayede, Öcalan’ın söylemleri sadece belli bir kesimin bilgi dağarcığında bırakılmayıp, tüm Türkiye kamuoyuna taşındı, gündeme getirilerek yerleştirildi ve tartışma... 

BÖLMEKTEN VAZGEÇTİM!!!

Kasım 4, 2009 tarihinde tarafından  
MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU kategorisi altında yayımlanmıştır.

Birçok şeyin bir karşıtı var; siyah’ın beyaz, uzun’un kısa, güzel’in çirkin, zayıf’ın şişman, fakir’in zengin, kirli’nin temiz olduğu gibi. Öcalan’ın, PKK’ya yaptığı çağrı üzerine Kandil ve Mahmur’dan seçilerek oluşturulan bir grup Türkiye’ye geldi. Öcalan, PKK ve DTP, bu grubu “Barış Grubu” olarak adlandırdılar. Her şeyin bir karşıtı olduğuna göre, düz mantıkla “Barış” adlı bu grubun karşıtının veya muhatabının adı ne olabilir; “Savaş Grubu”. Peki, bu durumda savaş grubu kim oluyor; PKK ile 25 yıldır mücadele eden Türkiye Cumhuriyeti Devleti. PKK grubunun adı, barış grubu olduğuna göre, bu durum, PKK’nın barış istediği anlamına gelmez mi; gelir. Peki, barış kimden istenmektedir; Devlet’ten. Barış isteyen biri, karşı tarafa şartsız koşulsuz elini uzatmaz mı; uzatır. Uzattılar... 

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari