<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>eKemer - Antalya Kemer&#039;in Yorum Portalı &#187; TURİZMCİ FARKIYLA-ŞAMİL HORULUOĞLU</title>
	<atom:link href="http://www.ekemer.com/c/turizmci-gozuyle-samil-horuluogl/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ekemer.com</link>
	<description>Antalya Kemer&#039;in Yorum Portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 04 Jun 2010 21:05:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>HER ŞEY TURİZMİ ETKİLER</title>
		<link>http://www.ekemer.com/her-sey-turizmi-etkiler</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/her-sey-turizmi-etkiler#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 23:56:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[TURİZMCİ FARKIYLA-ŞAMİL HORULUOĞLU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7961</guid>
		<description><![CDATA[Önemli turizm merkezlerinden biri olan Antalya’mız, geçen yıl turizm gelirleri bakımından tatminkâr değildi. Esnaf ve işletmeciler ümit var olarak turizm mevsimini dört gözle bekliyor. Fakat çok şiddetli yağmur ve sellerin verdiği hasarlar ve tahribatlar turizmciyi düşündürüyor. Bu yıl turizmin iyi geçeceği her halinden belli olmasına rağmen, yerel yönetimlerin ve belediyelerin getirdiği hizmetlerde aksamalar devam ediyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önemli turizm merkezlerinden biri olan Antalya’mız, geçen yıl turizm gelirleri bakımından tatminkâr değildi. Esnaf ve işletmeciler ümit var olarak turizm mevsimini dört gözle bekliyor. Fakat çok şiddetli yağmur ve sellerin verdiği hasarlar ve tahribatlar turizmciyi düşündürüyor.</p>
<p>Bu yıl turizmin iyi geçeceği her halinden belli olmasına rağmen, yerel yönetimlerin ve belediyelerin getirdiği hizmetlerde aksamalar devam ediyor. Şöyle ki; yapılan yollar, kaldırımlar, rögarlar, getirilen hizmetler ya yüzeysel yapılıyor ya da yarım bırakılıp vatandaşı sıkıntıya sokuyor.</p>
<p>Kaldırımların bir kısmı çökmüş, yollardaki rögar ağızları yoldan yüksek yada düşük, asfaltların yamalı bohçadan farkı yok, bir yağmurda tekrar bozuluyor. Parklara gösterilen özen, altyapı ve yollara, kaldırımlara da gösterilmelidir, çabuk bitirilmelidir. Açık bırakılan menfez ve kanallar tuzak gibi. Her an bir vatandaşın düşüp ölmesi yada yaralanması işten bile değil.</p>
<p>Antalya’ya şiddetli bir yağmur yağdığı zaman her şey felç oluyor. Hâlbuki Avrupa ülkelerinde altyapı çok önemli konulardan biri. Çoğu altyapı ve akarlar bir kamyonun bir girebileceği şekilde büyük yapılıyor ve herhangi bir savaş anında da sığınak olarak kullanılabilecek kapasiteye sahipler. Adamlar “bir yapıyor, pir yapıyorlar”</p>
<p>Antalya için ve civar ilçelerde hala altyapı ve yol yapım işleri sürmekte, turizmci vatandaş bu yılı kurtarıcı olarak görmekte iken bu sevinci kursaklarında bırakmayalım. Bir an önce inşaat işlerini eksiksiz ve seri olarak bitirmeliyiz.</p>
<p>Antalya’nın bazı cadde ve sokakları itinalı yapılmış olmasına rağmen, fakat kimi yerleri gelişigüzel inşa edilmiş. Halbuki hizmet her yere aynı şekilde getirilmelidir.</p>
<p>Turistin ve yabancıların yoğun ve yerleşik olduğu sokaklarda; yarım kalmış inşaatlar incir ağacı ormanı olmuş, kimi yerle kamış tarlalarına dönmüş, itin, uğursuzun, yılanların meskeni olmuş. Yıkılmaya yüz tutmuş ve yıkılması gereken cadde ortasındaki binalara işyerleri ruhsatı verilirken, bazı binalar ve işyerlerimize uygun yerler nasibini alamamış. Neden?</p>
<p>Komşu Yunanistan ağzını açmış, kulaklarını dikmiş bekliyor. Bu yıl için ciddi şekilde turizm rezervasyonlarını düşürüyor. Buna bir de belediyelerin icraatları destek vermesin. Her sene turizm mevsimin de başlatılan altyapı çalışmalarıyla gürültü ve görüntü kirliliğine neden olmayalım. Ey yetkililer gözünüzü açın. Altın yumurtlayan tavuğu kesmeyelim.</p>
<p>Bu yıl turizm gelirlerinin iyi olması ve turizmcinin, esnafın hayalindeki kazancın gönüllerince olması dileğiyle..</p>
<p>Şamil HORULUOĞLU</p>
<p>Tüketiciler Birliği Antalya Şube<br />
Turizm Komisyonu Sorumlusu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/her-sey-turizmi-etkiler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YOLUNACAK KAZ MIYIZ?</title>
		<link>http://www.ekemer.com/yolunacak-kazmiyiz</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/yolunacak-kazmiyiz#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 09:59:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[TURİZMCİ FARKIYLA-ŞAMİL HORULUOĞLU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7638</guid>
		<description><![CDATA[Turizm kenti Antalya’nın her bakımdan ilgi odağı olmasının yanında birçok sorunlarla da karşı karşıya geliyoruz. Antalya’nın otopark sorunu hala tam olarak çözülemediği gibi her kurum ve kişi kendi kafasına göre park ücreti uygulamasına gidiyor. Yeni inşa edilen site ve konutların çoğunun park yeri zorunluluğu olmasına rağmen, bazen araç çokluğu bu gibi yerlerin başka maksatlarla kullanılması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Turizm kenti Antalya’nın her bakımdan ilgi odağı olmasının yanında birçok sorunlarla da karşı karşıya geliyoruz.</p>
<p>Antalya’nın <strong>otopark sorunu</strong> hala tam olarak çözülemediği gibi <strong>her kurum ve kişi kendi kafasına göre park ücreti uygulamasına</strong> gidiyor. Yeni inşa edilen site ve konutların çoğunun park yeri zorunluluğu olmasına rağmen, bazen araç çokluğu bu gibi yerlerin başka maksatlarla kullanılması sorun yaratıyor. <strong></strong></p>
<p><strong>Otopark işletmeciliği yapanlar vatandaşı yolunacak kaz gibi görmektedir</strong>. Bazı kurum otoparkları havaalanı ve otogar gibi <strong>15-20 dakikalık giriş ve çıkışlardan ücret almamasına</strong> rağmen bazıları <strong>Deli Dumrul</strong> hikayesindeki gibi geçenden geçmeyenden zorla ve direterek ücret almaktadır.</p>
<p>Bunlardan biri de Sınırlı Sorumlu Akdeniz Eğitim Kooperatifi <strong>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi</strong>dir. El insaf. Vatandaş hastasını bırakıp çıkarken veya çok kısa giriş çıkışlardan dahi ücret alınıyor. Bunun yasal olduğunu sanmıyorum. Antalya otogar ve havaalanı otopark işletmeciliği 25 dk gibi kısa beklemelerde ücret almıyorken Tıp fakültesi neye istinaden bu uygulamayı yapıyor. <strong>Vatandaşa yazık değil mi?</strong> 3 TL nakit ödemelerle fakülte bir inşaat daha mı yaptıracak.</p>
<p>Fişlerde ayrıca “<strong>parktaki otopark hasarlarından kooperatif sorumlu değildir</strong>” ibaresi de konulmuştur. Bu demek oluyor ki park eden araçlardan yapılan hırsızlıktan da sorumlu değiller. Yani para almaya gelince işletmeci, sorumluluk almaya geldiğinde işletmeci değil. Oysa bu konu ile sorumlu olduklarına dair yasa hükmü vardır.   Kaldı ki park araçların arasında bir <strong>güvenlik görevlisi görmek de mümkün değildir</strong>. Bu ücretlendirmeyi yapıyorsanız, araçlara gelecek herhangi zarar ve ziyandan da sorumlu olmalısınız. Aksi takdirde bu ne perhiz bu ne lahana turşusu derler insana…</p>
<p><a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/02/TÜKETİCİLER-BİRLİĞİ-ANTALYA-ŞUBESİ-BANNER7.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7631" title="TÜKETİCİLER BİRLİĞİ ANTALYA ŞUBESİ  BANNER" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/02/TÜKETİCİLER-BİRLİĞİ-ANTALYA-ŞUBESİ-BANNER7.jpg" alt="" width="315" height="504" /></a><strong>Şamil HORULUOĞLU</strong></p>
<p><strong>Tüketiciler Birliği Antalya Şube</strong></p>
<p><strong>Turizm Komisyonu Sorumlusu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/yolunacak-kazmiyiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TURİZM BU YIL SIKINTILI OLUR MU?</title>
		<link>http://www.ekemer.com/turizm-bu-yil-sikintili-olur-mu</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/turizm-bu-yil-sikintili-olur-mu#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 23:08:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[TURİZMCİ FARKIYLA-ŞAMİL HORULUOĞLU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7432</guid>
		<description><![CDATA[Antalya; turizm gelirleri ve tarım ürünleri bakımından Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biri olması nedeniyle, bu yıl eğer yeterli bir önlem alınmaz ise; sıkıntılı bir turizm sezonu geçireceğimize şimdiden hazırlıklı olalım. Çünkü şehir içi altyapı bir nebze de olsa belki yeterli olabilir, ama şehir çevresi ve ilçeleri gerekli altyapıya sahip değil. Yağmurun bu yıl çok yağması, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/02/TÜKETİCİLER-BİRLİĞİ-ANTALYA-ŞUBESİ-BANNER6.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-7416" title="TÜKETİCİLER BİRLİĞİ ANTALYA ŞUBESİ  BANNER" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/02/TÜKETİCİLER-BİRLİĞİ-ANTALYA-ŞUBESİ-BANNER6-187x300.jpg" alt="" width="187" height="300" /></a>Antalya; turizm gelirleri ve tarım ürünleri bakımından Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biri olması nedeniyle, bu yıl eğer yeterli bir önlem alınmaz ise; <strong>sıkıntılı bir turizm sezonu geçireceğimize şimdiden hazırlıklı olalım</strong>. Çünkü şehir içi altyapı bir nebze de olsa belki yeterli olabilir, ama şehir çevresi ve ilçeleri gerekli altyapıya sahip değil.</p>
<p>Yağmurun bu yıl çok yağması, vatandaşlarımızın suya kapılıp ölmeleri, tatil köyü yolları ve yerleşim yerlerini su basması, seraların, tarım alanlarının su altında kalması, milli servetimizi heba ediyor.</p>
<p>Turizmde; altyapı çok önemli bir etkendir. Bunun yanında turizm ile tarım at başı gitmektedir Antalya’da. Tarım ürünleri olmaz ise; otel, motel, tatil köyleri ve diğer yerleşim yerlerinde müşteriye ne arz edeceksin? Doğal olarak şehir dışından talep karşılanacak ve bu da pahalıya mal olacak. Otel geceleme fiyatlarını ve maliyetleri attıracak, müşteri talebini azaltacak, turizm girdisi de haliyle azalacaktır.</p>
<p>Hatta iptaller dahi olabilir. Gerçi büyük oteller ve tatil köyleri bağlantılarını çok önceden yapıyorlar, fiyatları anlaşmaya göre değişmiyor. Ama maliyeti artan bu kuruluşların turizm hizmeti dolaylı yönden bazı sıkıntıları da getiriyor. Şöyle ki: turizm şirketleri ve tur operatörleri ile bağlantılı oldukları alış-veriş merkezlerinden yüzdelerini alarak ve tesisleri içerisinde <strong>her şey dahil</strong> ile içkiden kazanacakları zamlı tarifeden kârdan zararlarını telafiye gitmeye çalışacaklardır.</p>
<p>Bu nedenle tesis dışındaki küçük esnaf yine mağdur olacak, silinecek. Ayrıca turist tesis dışındaki karşılaştırdığı içki ve diğer sunum ücretlerini tesise göre pahalı bularak kötü propaganda yapacaktır. Bu durum yine Türkiye turizmine etki edecektir, <strong>yumurtlayan tavuk</strong> kesilip heba olacaktır.</p>
<p>Antalya’da her şey turizmle bağlantılı olduğu için; gerek yerel yönetimler, gerek sivil toplum kuruluşları, gerek ise vatandaşlarımız bunu bilmeli..!</p>
<p>Artık bu şehir kimsenin laf ebeliğini dinlemek istemiyor, zaman icraat zamanıdır.</p>
<p><strong>Şamil HORULUOĞLU</strong></p>
<p><strong>Tüketiciler Birliği Antalya Şube</strong></p>
<p><strong>Turizm Komisyonu Sorumlusu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/turizm-bu-yil-sikintili-olur-mu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GÜN OLUR Kİ HAYALİ ANTALYA OLUR</title>
		<link>http://www.ekemer.com/gun-olur-ki-hayali-antalya-olur</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/gun-olur-ki-hayali-antalya-olur#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Dec 2009 20:43:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[TURİZMCİ FARKIYLA-ŞAMİL HORULUOĞLU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=6049</guid>
		<description><![CDATA[Antalya; çeşitli medeniyetlerin beşiği ve dünyanın penceresi olduğunun yanında, güzelliklerin buluştuğu, birleştiği hatıralarla dolu doğa ve tarihi şehir… Bu yazımızda Antalya’nın yakın tarihine bir göz atarsak; çok şeylerin değiştiği ve mega bir kent olmaya eksisi ve artısı ile namzet olduğu bir gerçektir. Acısı ile tatlısı ile nice hatıraların yaşandığı ve hoş bir sedanın izlerini göstermekte… [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya; çeşitli medeniyetlerin beşiği ve dünyanın penceresi olduğunun yanında, güzelliklerin buluştuğu, birleştiği hatıralarla dolu doğa ve tarihi şehir…</p>
<p>Bu yazımızda Antalya’nın yakın tarihine bir göz atarsak; çok şeylerin değiştiği ve mega bir kent olmaya eksisi ve artısı ile namzet olduğu bir gerçektir. Acısı ile tatlısı ile nice hatıraların yaşandığı ve hoş bir sedanın izlerini göstermekte…</p>
<p>Yaşlılar eski Antalya ve yaşantısı ile birçok anılar anlatmaktadır. Anı sahiplerinden biri de halen 88 yaşında olan Kemal TAŞMIŞ.</p>
<p>Kemal TAŞMIŞ; Antalya’nın yerlisi olup çeşitli devlet kademelerinde görev almış ve en son Antalya Mal Müdürlüğünden emekli olmuş, hoş sohbet, Türk Sanat Müziğine gönül vermiş, halen repertuarında 250 şarkı olan tonton bir amcamız.</p>
<p>Kemal TAŞMIŞ amcanın anlattığına göre: “Antalya’da 70-80 sene evvel sivrisinek çok olduğu için halkın çoğu yaylalara göç edermiş. Muhsin’in Çiftliği denilen Arapsuyu mevkiinde pirinç yetiştirilirmiş. Cibinlik içinde yemek yenilmesine rağmen yine de sinek insanları sokarmış, sıtma çokmuş. Bu hastalığın yanında verem, tetanos, trahom hastalıkları da varmış.</p>
<p>Paşa Camii arkasındaki İsmet Paşa Okulu o zaman Trahom Hastanesi olarak kullanılırmış. Trahom hastası olan çocuklar orada okurmuşlar. Barbaros İlkokulunun karşısında Verem Hastanesi varmış.</p>
<p>Saat Kulesi tarafında demir kapı bulunurmuş, bu demir kapı kale içerisindeki alışveriş merkezine açılırmış. Gece kapı kapatılır dükkânlar korumaya alınırmış. Yat Limanı yolu ayrı imiş. Tophane parkı altında mağaralar varmış, o mağaralar Kepez’e kadar ulaşırmış.</p>
<p>İskeleden mavnalara yüklenen keresteler Arabistan’a gönderilirmiş. Susam yağı, zeytinyağı, narenciye İtalya ve diğer yakın ülke ve şehirlere sevk edilirmiş. Giritli hamallar çok kuvvetli olduğu için yükleme işlerini onlar yaparmış.</p>
<p>Şimdi ki Demirciler Çarşısının içinde susamı kavurup yağını çıkartmak için yağhaneler varmış. Şehrin birçok mevkiinde değirmenler varmış. Değirmenönü Semti bugün korunmaya alınan örneklerden biridir.</p>
<p>Kadınyarı tarafında Hapishane varmış, Güllük Caddesinde de İtalyan Konsolosluğu bulunmaktaymış. Gezi yeri olarak Tophane Parkı kullanılırmış, Tophane’de tiyatro varmış.</p>
<p>O zamanlar Karaali Parkı yerinde orman varmış, bakımsız bir durumdaymış. Şimdiki Karaali Parkını Antalya’da Valilik yapan Haşim İŞCAN yaptırmış. Vali, her alışveriş için 5 kuruş “Güzelleştirme Vergisi” adı altında bir fon ayırarak bu parkı kurmuş. Ayrıca Karaali Parkı civarında Elhamra Sineması, Vatan Kıraathanesi bulunmaktaymış.</p>
<p>Eskiye göre Antalya, çok büyük gelişme göstererek hem turizmi hem tarihi ve hem de ülke ekonomisine katkısı bakımından sayılı şehirlerimizden olmuştur.</p>
<p>İnsanlar; doğduğu, büyüdüğü yerleri, arkadaşlarını her zaman acısı ve tatlısı ile anmak ister ve anmalıdır. Bir büyüğümüzün ağzından &#8220;hayali, cihana değen&#8221; güzelliklerimizi yansıtmak istedim.</p>
<p>Şamil HORULUOĞLU<br />
Tüketiciler Birliği Antalya Şube<br />
Turizm Komisyonu Sorumlusu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/gun-olur-ki-hayali-antalya-olur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANTALYA DA BİR ÇERKEZ KÖYÜ YELEME</title>
		<link>http://www.ekemer.com/antalyada-bir-cerkez-koyu-yeleme</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/antalyada-bir-cerkez-koyu-yeleme#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 16:31:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[TURİZMCİ FARKIYLA-ŞAMİL HORULUOĞLU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=3677</guid>
		<description><![CDATA[Antalya-Burdur Tefenni yolu üzerinde Korkuteli’ne 27km uzaklıkta bir köy var: Başpınar (YELEME) Başpınar ismi 1980 yılından sonra konulmuş. Ne yerli halka ne de muhtarına hiçbir haber verilmeden isimlendirilmiş. Köyün kuruluşundan beri bilinen ismi ve halen de herkesçe kullanılan adı YELEME. Sözlük anlamı; havadar ve sağlığa uygun yer. Yeleme’yi kuran ve iskân edenler; Kafkasya’dan göç eden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya-Burdur Tefenni yolu üzerinde Korkuteli’ne 27km uzaklıkta bir köy var: Başpınar (YELEME) Başpınar ismi 1980 yılından sonra konulmuş. Ne yerli halka ne de muhtarına hiçbir haber verilmeden isimlendirilmiş. Köyün kuruluşundan beri bilinen ismi ve halen de herkesçe kullanılan adı YELEME. Sözlük anlamı; havadar ve sağlığa uygun yer.</p>
<p>Yeleme’yi kuran ve iskân edenler; Kafkasya’dan göç eden ÇERKEZLER. İsmi Antalya’da ki Çerkez Köyü olarak bilinmektedir. Bu köyün kurulması ve iskân edilmesi Av. Gültekin SARIGÜL’ün ifadesine göre şöyle:</p>
<p>Ruslar ile 150 yıl gerilla harbi yapan Çerkezlerin Osmanlı İmparatorluğuna sığınması şöyle oluyor. Osmanlı İmparatorluğunun zayıf düşmesi ve yenilmesi ile 08.09.1862 Büyük Avrupa Devletleri İstanbul Protokolü imzalıyor. Ruslar, Çerkezleri Maykop tarafına sürüyor, gençlerini askere almak ve halkı Hıristiyanlığa zorluyor. Ruslara asker vermek istemeyen halk, göçe karar veriyor.</p>
<p>Dağıstan’da okumuş Hacefen İbrahim Efendinin önderliğinde topluca mezarlığa gidilip dualar ediliyor. Hacefen İbrahim Efendi orada bir konuşma yaparak, iki tercih olduğunu belirtiyor. Bunlardan birinin Rusya’da kalarak tehcire uğramaları, diğeri ise; Osmanlı’ya iltica etmek.</p>
<p>Eğer Osmanlı’ya iltica edersek belki eririz, ama Müslüman olarak yaşarız. Rusya’da kalırsak hem eririz, hem de dinimizden oluruz diyor. İlticaya karar veriliyor, bir kısmı ise kalıyor. Oradan Soçi’ye geliyorlar. Fakat diğer kolları olan Şapsılar Soçi’de ikâmet etmek istiyor. Diğerleri gemilerle İstanbul’a hareket ediyorlar, İstanbul’dan da Antalya’ya geliyorlar. Antalya’da bir müddet çadırda kalıyorlar.</p>
<p>Abdülhamit Han, onları Giritli mahallesine yerleştirmiş. Fakat Antalya sıcak ve rutubetli olduğu için alışamamışlar, bir kısmı sıtma olmuş. Dağlık yer talebinde bulunmuşlar. Padişah onlara hangi yeri isterseler vereceğini beyan etmiş. Şimdiki yerleştikleri Yeleme Köyünü beğenmişler.</p>
<p>Fakat yer Adile Hanım adlı kişinin şahsi malı ve çiftliği imiş. Abdülhamit Han orayı kendi şahsi parası ile satın alarak Çerkezlere 1894 yılında hediye etmiş. O devirde ekmek Antalya’dan gelirmiş. Köy daha sonra ikiye bölünmüş, bir kısım halk Konya-Ilgın Zebiler’e gitmiş, diğer kısım Antalya’da kalmış. Ayrıca Antalya’nın Serik ilçesinin Kadriye Beldesinde yerleşmiş birkaç aile bulunmaktadır.</p>
<p>Çerkezler; ananelerine, göreneklerine, dillerine, dinlerine bağlı gözlerini budaktan sakınmayan, saygılı milletlerden biridir. Türkiye Cumhuriyet Kanunlarına uyan ve Türkiye aşığı vatandaşlardır. Osmanlı-Rus Savaşlarında birçok yararlılıklar göstermişlerdir.</p>
<p>Bir kısım Çerkezler Türkiye’nin çeşitli bölgelerine gelmişlerdir, Türk Vatandaşı olmuşlardır, bir kısmı ise Rusya’da kalmıştır. Kurtuluş Savaşında da birçok kahramanlıklar göstermişler, devletin çeşitli kademelerinde vazife almışlardır.</p>
<p>Tarihçilerin belirttiğine göre; Çerkezlerin Ataları M.S 375 yıllarında belirgin olarak tarih sahnesinde görülmüşlerdir. Asya’dan Batı’ya geçen Hunlar, Kuban steplerini aşarak Taman’a doğru ilerlerken, arkalarında harabe, yangın, ölüm bırakarak Alan-Sarmat kabile birliğinin yıkılmasına neden olmuşlardır. Yağmalanıp yıkılan, güçsüz bırakılan Kuban’ın sağ yakası bundan böyle göçebe boylarının yerleşim yeri olmaya başlamıştır. Meotlar ve Zikhiler etik anlamda pekişerek bu günkü ÇERKEZ toplumunu oluşturmuştur.(Kaynak: Nart Dergisi Mart-Nisan 19 )</p>
<p>Nart Destanları meşhurdur. Kahramanlık üzerine Çerkezlerin binlerce yıldan buyana ürettikleri ulusal destanlarının bütününün adıdır. Çerkez Mitolojisinin tümünü Nart Destanları, İsa’dan önce ki çağlardan bu güne, Kuzey Kafkasya Halklarının dilinde,  müziğinde, sanatında yer etmiştir.</p>
<p>Türkiye’de bu kültürü yaşatan birçok Kafkas Derneği vardır. Bunlardan biri de Antalya’da ki Kafkas Derneğidir. Dernek 1964 yılında kurulmuş Türkiye’nin ilk derneklerindendir.</p>
<p>Şamil HORULUOĞLU<br />
Tüketiciler Birliği Antalya Şube<br />
Turizm Komisyonu Sorumlusu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/antalyada-bir-cerkez-koyu-yeleme/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OTANTİK TURİZM HİZMETİ</title>
		<link>http://www.ekemer.com/otantik-turizm-hizmeti</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/otantik-turizm-hizmeti#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 12:07:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERİNİZ VAR MI?]]></category>
		<category><![CDATA[TURİZMCİ FARKIYLA-ŞAMİL HORULUOĞLU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=3205</guid>
		<description><![CDATA[Antalya; turistik, tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleri bakımından çok zengin bir şehir olduğu için bütün milletlerin ilgi odağı olmuş/olmaktadır. Bu özelliklerinden ötürü birçok uygarlıkları bünyesinde barındırmış ve çağımıza da çeşitli milletlerin özlemle ulaşmak istediği rüyalar şehridir. Bölgenin doğal güzellikleri ve ikliminin çeşitliliği, ürünlerinin çokluğu, bitkilerinin zenginliği ile renk cümbüşü oluşturur. Şehir de dört iklim bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya; turistik, tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleri bakımından çok zengin bir şehir olduğu için bütün milletlerin ilgi odağı olmuş/olmaktadır. Bu özelliklerinden ötürü birçok uygarlıkları bünyesinde barındırmış ve çağımıza da çeşitli milletlerin özlemle ulaşmak istediği rüyalar şehridir.</p>
<p>Bölgenin doğal güzellikleri ve ikliminin çeşitliliği, ürünlerinin çokluğu, bitkilerinin zenginliği ile renk cümbüşü oluşturur. Şehir de dört iklim bir arada yaşanmaktadır. Denize giren kişi; Tahtalı Dağlarında aynı gün kayak yapmakta, bazı bölgelerde de ilkbaharın ve sonbaharın zevkini çıkartmaktadır.</p>
<p>Yaylarının doğal güzelliği, etnografik zenginliği turizm gelirlerine katkı sağlayabilir. Bu katkı Antalya köy halkına, turizmine kış-yaz bir renk getirebilir. Şöyle ki: Köy yaşantısı içerisinde misafir edilen turistler; hem köylünün yaşantısının aynısını yaşayacak, kültürünü öğrenecek ve hem de onun gibi süt sağacak, peynir, yağ, bazlama ve gözleme yapmasını öğrenecek, memleketine gittiği zaman yaşadıklarını halkı ile paylaşacak, kültür zengini olacaktır. Bu süre içinde konakladığı yer, köy evleri, köylünün öz be öz doğal yaşadığı ortam olacak. Bu yörelerde; o yörenin hem kültürü, dini, dili, folkloru, ananesi, geleneği, göreneği ile ilgili bilgi sahibi olacaktır.</p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı bu gibi köy ve yerlerdeki evleri onarması için az, belli bir ödeme yapmaktadır ki bu yeterli değildir. Evler eski durumlarına göre doğal şekli ile aslına uygun kullanılmalı ve hizmet verilmelidir.</p>
<p>Bazı Kuzey Avrupa ülkelerinde bu gibi köyler görmüştüm. Doğal ortamda peynir, yağ, kaymak gibi ürünleri imal edip sunulmakta, hizmet verilmekteydi. Yayla pansiyonları yöresel kıyafetler giyen kişiler tarafından çalıştırılmakta idi.</p>
<p>Antalya iklim bakımından çok elverişli olduğu için bu gibi faaliyetler ve turizm hizmetleri verilebilir. Beton yığınından bıkan, usanan yabancı turistler bu gibi ortamlara özlemle koşmaktadırlar. Yeter ki; turizm şirketleri ve acenteleri insanları yönlendirsinler, tanıtımı iyi yapsınlar.</p>
<p>Olmayacak bir iş yoktur. Aborjinler bunun en iyi örneklerinden sayılır. Yurdumuzun Karadeniz köylerinde bu gibi hizmetler Ayder, Anzer, Elevit (Rize), İşhan (Artvin) gibi yerlerinde verilmekte ise de, hizmetten Türk turistler faydalandığı ve ilklim şartları yetersiz olduğu için kısa sürmektedir. Hâlbuki Antalya iklimi kış-yaz bu gibi hizmetlere müsaittir.</p>
<p>Benim kişisel görüşüm; bu gibi faaliyetlere önem verilerek çevremizdeki hazır otantik yerlerin değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Şamil HORULUOĞLU<br />
Tüketiciler Birliği Antalya Şube<br />
Turizm Komisyonu Sorumlusu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/otantik-turizm-hizmeti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANİMASYON MU, ASİMİLASYON MU?</title>
		<link>http://www.ekemer.com/animasyon-mu-asimilasyon-mu</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/animasyon-mu-asimilasyon-mu#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 07:36:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[TURİZMCİ FARKIYLA-ŞAMİL HORULUOĞLU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=2918</guid>
		<description><![CDATA[Turizm; ülkelerin ekonomilerinde, hayat tarzlarında, yaşayışlarında ve kültürlerinde önemli bir yer tutmuş/tutmaktadır. Tarih ve kültürüne sahip olmayan veya olamayan milletlere olumsuz etki etmiştir. Turizm ve kültür at başı koşmakta olduğu için, bu değerlere çok dikkat edilmeli! Yanlış herhangi bir tanıtım ve sunumda; karşıdaki kişiler olumsuz etkilenmemeli! Bu sunumların ehil kişilerce yapılması sağlanmalıdır. Kültürle ilgisi olmayanlarca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Turizm; ülkelerin ekonomilerinde, hayat tarzlarında, yaşayışlarında ve kültürlerinde önemli bir yer tutmuş/tutmaktadır. Tarih ve kültürüne sahip olmayan veya olamayan milletlere olumsuz etki etmiştir. Turizm ve kültür at başı koşmakta olduğu için, bu değerlere çok dikkat edilmeli!</p>
<p>Yanlış herhangi bir tanıtım ve sunumda; karşıdaki kişiler olumsuz etkilenmemeli! Bu sunumların ehil kişilerce yapılması sağlanmalıdır. Kültürle ilgisi olmayanlarca o yörenin ve o milletin değerlerini, kültürünü, folklorunu bilmeyen cahil kişilerce yapılması önlenmelidir!</p>
<p>Asıl konumuza parmak basmak gerekir ise; tatil yörelerinde ve turistik otellerde düzenlenen “Türk Geceleri” bunlara bir örnek teşkil etmektedir. Türk Kültürü ve o yöre kültürü ile hiçbir ilgisi ve bilgisi olmayan kişilerce düzenlenen bu geceler Türk’ün gelenek, görenek, kültürüne yaşayışına ters düşen gösteriler olarak sunulmaktadır. Yabancı milletlere mensup kişilerin yaptığı animasyon gösterileri adeta <strong>“Türk Kültürü Asimilesi”</strong> olarak algılanmaktadır.</p>
<p>Bu gösterimlerde kullanılan kişi ve ekipmanlar ucuz insan gücüne dayandığı için, otel ve tatil köyü işletmecilerinin de işine gelmektedir. İki-üç aylık vize alan yabancı çalışanlar boğaz tokluğuna çalışmaktadırlar. “Benim adım Hıdır, elimden gelen budur” türünden hizmet vermektedir. Ama bu arada kültürümüzde katledilmektedir. Kültürümüz hiçe sayılmakta; dansöz oynatılmakta, göstermelik birkaç folklor sunumu ve yabancı müzikle müşteriler hem zehirlenmekte, hem de Türk Kültürü gasp edilmektedir.</p>
<p><strong>Türk Kültürü dansöz oynatmak, nargile içmek değildir.</strong> Oturak Alemleri ise hiç değildir. Kültürümüze bunlar sonradan bilgisiz ve kötü maksatlı kişilerce sokulmuş olduğunu sanıyorum. Sahipsizlik ve bilgisizlik kültürümüze böyle bir lekeyi sürmüştür.</p>
<p>Japon milleti hiçbir zaman kültüründen taviz vermemiştir ve dünyaya da örnek olmuştur. Norveç’e gittiğimde; dağ başında ki işletmelerde çalışan kişiler yerel kıyafetlerle hizmet vermekteydiler. Almanya-Bavyera bölgesinde, her zaman Bavyera kıyafetleri giyen kişiler bölgesinin simgesi olmuştur. En son Kenya ziyaretimde; Kenyalılar o kadar yoksulluk çekmelerine ve asimile olmalarına rağmen kültürlerini unutmamışlardı.</p>
<p>Dünyada ki kültür zenginlikleri içerisinde en gözde olan bizim ki gelmektedir. Orta-Asya’dan buyana bu zenginlik devam etmiş/etmektedir. Gerek Antalya ve gerek ise yurdumuzun birçok bölgesinde kendini gösteren renkli kültürümüz; her bakımdan zengin, asil bir değerler manzumesi olmuştur.</p>
<p>Türklerin Müslümanlığı kabul etmesinden sonra bu değerler kâh dinimizden kâh Orta-Asya Kültüründen gelen değerlerle birleşerek yumak şeklini almış, verdiği hizmetlerle dünya milletlerine örnek olmuştur. Halen Antalya’da ve yurdumuzun birçok yöresinde yaşayış tarzları, gelenek, görenek, ananeleri ile Türk’ün Atasını unutmayan Yörükler, bunun en güzel örneğini teşkil ederler.</p>
<p>Türk Gecelerinde Antalya ve yurdumuzun bağrından çıkan sanatçılar, folklor ekipleri kullanılmalı ve tanıtımlar bir Türk’e yaraşır şekilde temsil edilmelidir. Ayrıca belediyelerin tanıtım ve festivallerinde yöresel değerler ve sanatçılar ön plana alınmalıdır.</p>
<p>Bunca paranın da harcanması cabası…</p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığından, Belediye yetkililerinden bu konuya ve kültür asimilasyonuna çare bulmalarını acil olarak rica ediyorum.</p>
<p>Bir Türk vatandaşı ve Tüketiciler Birliği olarak, Türk Turizminin ve Kültürünün cahil kişilerce tanıtımının yapılmasına, gerek millet ve gerek ise Antalya halkı olarak karşı olduğumuz gibi, takipçisi de olacağız. Çünkü Türk gecesi veya tanıtım adı altında yapılanlar <strong>“Animasyon değil, Asimilasyon Kültürüdür”.</strong></p>
<p>Şamil HORULUOĞLU Tüketiciler Birliği<br />
Antalya Şube<br />
Turizm Komisyonu Sorumlusu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/animasyon-mu-asimilasyon-mu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANTALYA’DA KÜLTÜR  ELÇİSİ –AKDİM (Antalya Kültürler Arası Diyalog Merkezi )</title>
		<link>http://www.ekemer.com/antalya-kulturler-arasi-diyalog-merkezi</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/antalya-kulturler-arasi-diyalog-merkezi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 10:36:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[TURİZMCİ FARKIYLA-ŞAMİL HORULUOĞLU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=2720</guid>
		<description><![CDATA[İnsanların yaratılış gereği çeşitli yaşayış tarzları olduğu gibi kültürleri, gelenekleri de farklıdır. Kültür: İnsanın bilmesi gereken maddi ve manevi her şeydir. Bunun için çeşitli milletler farklı kültür ve yaşam tarzlarına sahip olarak yaşamışlar ve yaşamaktadırlar. Bu kültür ve medeniyetler bazen tarih seyri içersinde kah iyiye, kah kötüye kullanılmıştır. Kötü kullanılanlar insanlık için utanç kaynağı olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanların yaratılış gereği çeşitli yaşayış tarzları olduğu gibi kültürleri, gelenekleri de farklıdır. Kültür: İnsanın bilmesi gereken maddi ve manevi her şeydir. Bunun için çeşitli milletler farklı kültür ve yaşam tarzlarına sahip olarak yaşamışlar ve yaşamaktadırlar. Bu kültür ve medeniyetler bazen tarih seyri içersinde kah iyiye, kah kötüye kullanılmıştır. Kötü kullanılanlar insanlık için utanç kaynağı olduğu gibi, rahmetle değil, her zaman lanetle anılmışlardır.</p>
<p>İnsanları hayvanlardan ayıran özelliklerden en başta geleni <strong>düşünebilmesi ve fikir yürütebilmesi</strong>dir. Tarihte birçok katliamlar, savaşlar ve büyük yıkımlar sağlıklı düşünememekten meydana gelmiştir/gelmektedir. <strong>İnsanlar birbirlerine hoşgörü ile yaklaşmamışlar, benim dediğim ve benim kültürüm üstün gelsin düsturu ile yaklaşmışlardır</strong>.</p>
<p>Türkiye’miz <strong>çeşitli kültürlerin yoğrulduğu ve kendini gösterdiği güzel oluşumların</strong> hizmetlerin mozaiğidir. Bunlardan biri de Antalya’daki AKDİM (Antalya Kültürler Arası Diyalog Merkezi) olarak gösterilebilir. Gerek dernek başkanı Erdoğan Çiğdem gerek koordinatör İbrahim Kundak ve gerekse Avrupa Projelerinden sorumlu Muammer Ergan ve diğer çalışanları ile örnek davranışlar sergilemektedirler.</p>
<p>Şehir merkezinde faaliyet gösteren bu dernek Anadolu kültürünü, hoşgörüsünü ve misafirperverliğini; Alman, Rus, Avustralyalı, Avusturyalı, Amerikalı, İngiliz, Kübalı, Hollandalı, Fransız, Belçikalı kısaca dünya milletlerine göstermekte, kültürler arası diyalogu sağlamaktadır. Dernek 2005 yılında kurulmuş olup, kuruluşundan bu yana birçok faaliyetlerde bulunmuştur.</p>
<p>Bunlar sırasıyla şunlardır:</p>
<p><strong>A)Kültür Gezileri: </strong>Farklı kültürleri yerinde incelemek ve bire bir bilgi edinmek için ülkemizin çeşitli bölgelerine geziler düzenlenmesi ve o yöre halklarıyla <strong>kültür alış-verişi</strong> yapılması, bilgi edinilmesi</p>
<p><strong>B)Ev Ziyaretleri: </strong>Türk kültürünün nüvesini teşkil eden, aile yapısı ve komşuluk ilişkilerinin ayrı bir öneminin olduğunu kanıtlayan ev ziyaretlerinin yapılması, komşuluk ilişkileri…</p>
<p><strong>C)Salı Çayları:</strong> Haftanın her Salı günü çeşitli milletler mensup kişilerin bir araya gelmesi ve diyalogu…</p>
<p><strong>D)Bilgilendirme Seminerleri: </strong>Yaşadığımız ülkedeki haklarımızı ve yükümlülüklerimizi en sağlam şekilde öğrenilmesi için talep edilen konularda “Bilgilendirme Seminerleri” düzenlemek…</p>
<p><strong>E)Türkçe Kulübü:</strong> Türkiye’nin en saygın kurumlarından “Türk Dil Kurumunun” ilk ödülü almakla “Türkçe Kulübü” vasıtasıyla yabancılara Türkçe öğretmekte, her kesimce takdir görmektedir. Birçok yabancı öğrendikleri Türkçe ile kendilerini rahatça ifade edebilmekte, kendi ülkelerinde imiş gibi konuşabilmektedirler. Türkçenin Dünya Milletleri arasındaki öneminin geçerliliği günden güne artmaktadır. Dilbilgisi kuralları ile, yerinde tatbiki olarak, mekanlara geziler düzenlenerek; Türkçemiz bire bir sıkı bir eğitimle kavratılmaktadır. Geziler hem insanımızı tanımaya hem de yeni dostluklara vesile olmaktadır. Gelecekte Türkçe aranan diller arasına girecek olduğundan; şimdiden herkes bu dili öğrenmeye gayret etmektedir. Çünkü <strong>Türk Dünyası; dünyada önemli bir yer almaya namzettir</strong>.</p>
<p><strong>F)Doğa Yürüyüşleri,</strong> <strong>Yemek Kulübü, Müzik Kulüpleri</strong> gibi etkinlikler ile AKDİM medeniyetler arasında köprü görevini layıkıyla yerine getirmiştir. Ne mutlu memleketimize, milletimize ve hatta bütün insanlığa hizmet veren böyle derneklere… <strong>Bu gibi yatırımlar insana yapılan en iyi yatırımlardan biridir</strong>.</p>
<p>Derneğin her türlü yabancı ve yerliye hizmete açık olduğu belirtilmek isterim İrtibat telefon numarası:0242 244 58 88 dir.</p>
<p>Şamil HORULUOĞLU</p>
<p>Tüketiciler Birliği Antalya Şube</p>
<p>Turizm Komisyonu Sorumlusu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/antalya-kulturler-arasi-diyalog-merkezi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR UZAK DİYAR: KENYA</title>
		<link>http://www.ekemer.com/bir-uzak-diyar-kenya</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/bir-uzak-diyar-kenya#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 11:04:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[TURİZMCİ FARKIYLA-ŞAMİL HORULUOĞLU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=2515</guid>
		<description><![CDATA[Altı buçuk saatlik uçak yolculuğu sonunda gece yarısı Kenya’nın Nairobi Havaalanı’na indik. O anda ülkemizin kıymetini ve uygarlığını anlamaya başladık. Bizi sevecen ve misafirperver dostlarımız Rose Marie Omita ve Ulaştırma Bakan Yardımcısı olan kocası Alois Bey karşıladılar.  Nakumatt Mağazaları; küçük bir dükkânla işe başlayıp, sonra da market zinciri oluşturması ile meydana gelmiş. Kenya’da Matt (mağaza) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Altı buçuk saatlik uçak yolculuğu sonunda gece yarısı Kenya’nın Nairobi Havaalanı’na indik. O anda ülkemizin kıymetini ve uygarlığını anlamaya başladık. Bizi sevecen ve misafirperver dostlarımız Rose Marie Omita ve Ulaştırma Bakan Yardımcısı olan kocası Alois Bey karşıladılar. <br />
<strong>Nakumatt Mağazaları;</strong> küçük bir dükkânla işe başlayıp, sonra da market zinciri oluşturması ile meydana gelmiş. Kenya’da Matt (mağaza) ismini alarak Nakumatt adı ile ün salmış. Bu mağazalar, Türkiye’de iş yapan iş yerleri gibi hipermarketler… Aldığımız gıdaları bir depoda Kimse Yok Mu poşetleri içerisine yerleştirerek, ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya çalıştık.</p>
<p>Önce Nairobi içerisindeki Kibera ismi verilen bir mahalleye dağıtmaya karar verdik. Kibera; 4 milyon nüfuslu Nairobi şehri içerisinde; en büyük yerleşim yerlerinden biri olmasına rağmen, altyapısı olmayan, yaklaşık 1 milyon nüfusun yaşadığı, yağ tenekelerinden yapılmış bir gece kondu şehri sanki. Üstelik burada yaşayan insanlar bu teneke evlere kira ödüyorlar. İnsanlar çok perişan şekilde yaşamakta, <strong>günlük 1 dolara çalışmaktalar</strong>, kiraları da 1 dolar olmasına rağmen bu miktarı da bulmakta zorluk çekiyorlar.</p>
<p><strong>Kenya’da halkın % 45’i AİDS hastasıymış.</strong> <strong>Fuhuş, fakirlik yüzünden artmış.</strong> Hastalığın riskini göze alıp fakir kadınlar bu işi bile bile yapmaktadırlar. Neden diye sorulduğunda ise <strong>“bu iş için 4 dolar alıyorum. AİDS olursam ölürüm. Şansım yaver giderse hiç değilse biraz daha iyi şartlarda yaşarım”</strong> cevabını vermekte idiler.<br />
Kenya’da zengin ile fakir arasında çok büyük uçurum var. <strong>Her gün açlıktan birçok yaşlı ve çocuk ölüyor. </strong></p>
<p>Memleketimizde açlıktan ölen olmamış ve olmamaktadır. Neden? Çünkü! Bizim insanımız vatandaşına sahip çıkmakta ve onu mağdur etmemektedir. Bazı insanların aklına; <strong>yurdumuz dururken neden yurtdışına yardım götürülüyor</strong> düşüncesi gelebilir. Bilinmelidir ki, Kimse Yok Mu Derneği Antalya şubesi olarak Kenya’ya gitmeden önce Antalya’da gıda, giysi ve ev eşyası dağıtılmıştır yaklaşık 40 Milyar TL değerinde.</p>
<p>Kayıtlarda da bu sayı günden güne artmaktadır. Canı olan varlıkların hepsi kutsal olması nedeni ile <strong>insan olarak kim olursa olsun birbirimize yardım etmeliyiz! </strong>Yaradılış icabı ve dinimiz gereği herkes Âdem (A.S)’ den geldiği için kardeştir. Yaptığımız tüm erzak yardımları, ülkemizdeki hayırsever vatandaşların makbuz karşılığı verdikleri bağışlarla oldu tabii…</p>
<p>Erzakları dağıtırken de makbuz karşılığı, kimin ne kadar, kimlere verildiği imza karşılığı sabittir. Dağıttığımız erzak paketlerinin içerisinde 17 çeşit gıda vardı.</p>
<p>Beyazların Kenyalı halkı sömürmesinden ötürü yerli halk genellikle yabancıları sevmiyor. Fakat Kimse Yok Mu’nun onlara getirdikleri karşılıksız hizmetlerle Türkleri çok takdir etmektedirler. </p>
<p> Gittiğimiz yerler arasında Tanzanya sınırına 15 km uzaklıkta bir Masai Köyü vardı. Köy halkı tamamen hayattan tecrit edilmiş durumda, evleri 2&#215;2.5 m ebadında çamurdan yapılmış, ne elektriği ve ne de suyu olan meskenlerdi. Suyu çok uzaktaki kuyulardan alıyorlar. Yöresel kıyafetler içerisinde aç, susuz bir hayat sürüyorlardı.</p>
<p><strong>İfadelerinden bazen 3 günde bir yiyecek bulabildikleri ve bazen sadece su içebildikleri </strong>anlaşılıyor. <strong>Evvelce kan içip, pişmemiş et yiyorlarmış. Son zamanlarda bu huylarından vazgeçmiş durumda idiler ama çok samimi insanlar.</strong> Beyaz adam ona hiçbir hizmet getirmediği gibi elindekileri de almış. Yanı başlarında yapmış oldukları lüks villalarla onların yuvalarında ve topraklarında da gözleri var belki.</p>
<p>Mombasa yolu üzerindeki Machakos Köyüne kurumuş göl yatağından zar zor ilerleyerek ulaşabildik. İki buçuk yıldır yağmur yağmayan Kenya’nın bu köyü kahvesi ile meşhurmuş aslında önceleri, ama kuraklıktan ötürü bahçeler kurumuş, yabani hayvanlar dahi göç etmiş. 90 kişilik köy halkını; köye gelen Hıristiyan misyonerler yaptıkları ilkel kilise ve birkaç yapı ile az bir yiyecek karşılığında hizmet getirdiklerini söyleyerek Hıristiyan yapmışlar.</p>
<p>Köy halkı çok fakir ve anneleri babaları tarafından terk edilmiş veya anneleri babaları ölmüş çocuklarla dolu idi. Köy küçük bir beldeye bağlı idi. Bu beldenin nahiye müdürü devlet tarafından tayin edilen bir kişiydi. <strong>Beldedeki camii ise düzgün ve taş bina idi. </strong>Camiinin halkının İstanbul’daki sel felaketinde ölen ve sağ kalanlar için dua ettiklerini söylemeleri bizi duygulandırdı.</p>
<p>Nairobi’deki fukaralar, dilenenler bile yardım istemeleri bir defalık oluyor. Eğer verir isen alıyorlar, vermez isen çekip gidiyorlardı. Aldıkları yardımları, onurlarını zedelemeden alıyorlardı. Yaptığımız yardımlar Allah Rızası için olduğundan herkes tarafından takdir gördü.</p>
<p><strong>Hatta yanımızdaki Türk bayraklarını hatıra olarak aldılar.</strong> Gezimizin sonunda bize çok yardımcı olan Rose Marie Hanım’a ve eşine hassaten teşekkürlerimizi bir borç biliyoruz. Çünkü işini gücünü bırakıp bizimle bir gönül yoldaşı gibi sabah 09.00’dan 22.00’a kadar hiçbir karşılık beklemeden çalıştılar.</p>
<p><a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2009/10/KENYA2.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2518" title="KENYA2" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2009/10/KENYA2.jpg" alt="KENYA2" width="600" height="450" /></a>Şamil HORULUOĞLU<br />
Tüketiciler Birliği Antalya Şube<br />
Turizm Komisyonu Sorumlusu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/bir-uzak-diyar-kenya/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HUZUR EVLERİ</title>
		<link>http://www.ekemer.com/huzur-evleri</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/huzur-evleri#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2009 08:22:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[TURİZMCİ FARKIYLA-ŞAMİL HORULUOĞLU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=1972</guid>
		<description><![CDATA[İnsan sosyal bir varlık olduğu için, sürekli birlikte yaşamaya muhtaçtır. En küçük topluluk aile olduğuna göre, toplumun da nüvesini teşkil eder. İnsan doğar, büyür, ölür. Bu doğanın kanunu olmasına rağmen bazı değerler kaybolmaması gerekir. Bunlardan biri de büyüğe karşı saygı olarak belirtilmiştir. Allah insanın atası Adem (A.S) yaratmış, ondan da Havva’yı yaratmış ve ilk aile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan sosyal bir varlık olduğu için, sürekli birlikte yaşamaya muhtaçtır. En küçük topluluk aile olduğuna göre, toplumun da nüvesini teşkil eder. İnsan doğar, büyür, ölür. Bu doğanın kanunu olmasına rağmen bazı değerler kaybolmaması gerekir. Bunlardan biri de büyüğe karşı saygı olarak belirtilmiştir.</p>
<p>Allah insanın atası Adem (A.S) yaratmış, ondan da Havva’yı yaratmış ve ilk aile yapısını teşkil etmiş, ona büyük sorumluluk vermiştir.</p>
<p>Türk aile yapısı Ata-Erkil düzende kurulmuş, gelişmiş, kök salmış, örnek bir yapı oluşturmuştur. <strong>Bu yapı bozulmaya yüz tutunca aile içi huzursuzluklar, aile düzensizlikleri, maddiyat, sevgi ve saygının önüne geçmiş kokuşmaya başlamıştır</strong>.</p>
<p>Aileler tarihin gelişimi içerisinde hep birlikte yaşamışlar ve hep birlikte kendilerini bulmuşturlar. Zaman zaman ayrılıklar olmuşsa da bu kısa sürmüş, “<strong>gözden ırak olan gönülden de ırak olur</strong>” düşünmemişler, gerek ziyaretler, gerekse mektup, telefon gibi haberleşme vasıtaları ile hatırlanmışlar ve hatırlatılmışlardır. Sıla-i Rahim düsturu ön plana çıkartılmıştır.</p>
<p>Kah büyük afetlerde kah savaşlarda aile efradını kaybederek hiç kimsesi olmayan, çoluk-çocuk, yaşlı, sakat, fakir insanlara devletler kurmuş oldukları hayır kurumları ile sahip çıkmışlardır.</p>
<p>Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarında bu işi “DARÜLACEZE” gibi kuruluşlar yapmışlardır. Bunun yanında çeşitli vakıflar ve hayır kurumları koruma ve bakım işini de yüklenmişlerdir. Zaman zaman koruyucu aileler bu görevi yüklenmişlerdir. Çağımızda Kızılay, Kimsesizler Yurdu, Huzurevleri gibi kuruluşlar bu konuda faaliyet gösteriyorlar.</p>
<p>Fakat tuhaf olan şudur ki; 5 yıldızlı oteller gibi hizmet veren Huzurevleri olmasına rağmen Huzurevi <strong>sakinleri hep huzursuzluk içerisindedirler</strong>. Gözlemlediğim bazı kişiler hiç bir kimse ile anlaşamamakta, kendi dünyası ile baş başa, <strong>inziva hayatı</strong> yaşamaktadırlar.</p>
<p>Onlar için Huzurevi, huzursuzluk evi olmuştur adeta… “<strong>Bülbülü altın kafese atmışlar, ah vatan vah vatan</strong>” söylemiş. Kafesten çıkınca yine çalıya konmuş.</p>
<p>Türk aile yapısında; yaşlılara özel bir saygı duyulur ve onlar yaşlanınca çocuk gibi hassas oldukları için dikkat edilirdi. Eskiden dede, büyük anne, gelin-kaynana hep birlikte otururlar hep birlikte yemek yenirdi, çocuklar dede veya büyük anneden masallar dinlerdiler.</p>
<p>Bütün aile fertlerinin kendilerine ait vazifeleri olup bunları aksatmazlardı. Bereket de vardı, hareket de vardı.</p>
<p>50-60 sene öncesine kadar bu kural böyle devam edip giderdi. Doğal olarak bu kuralın aksaklıkları olurdu, ama büyükler bu sorunları tatlıya bağlardılar. Gelin-Kaynana, Elti-Görümce, Elti-Elti anlaşmazlıkları olduğu gibi… Zamanımızda evlenenler hemen ayrı ev tutuyorlar ve rahatsız olmak istemiyorlar. Bu da normal sayılır.</p>
<p>Yaşlılar; aynı Avrupa Devletlerinde olduğu gibi Huzurevlerine veriliyor. Bazen de yaşlı kişi kendi isteği ile buraları seçiyor, rahatsız ettiği hissine kapılıyor. <strong>Çünkü kendilerine değer verilmiyor veya kendini gerek kızının gerekse oğlunun evinde fazlalık görüyor.</strong></p>
<p>Ata-Erkil Aile yapısında baş tacı edilen büyüklerimiz, yaşlılarımız zamanımızda ayrıkotu gibi muamele görüyorlar. Millet olarak yaşlılarımıza sahip çıkıp, onları torunları ile Dede-Torun, Nine-Torun sevgisi ile birlikte yaşatmakta fayda var… Çünkü aynı akıbeti biz de görebiliriz.</p>
<p>Huzurevleri, son demlerini yaşayan güzel insanlarımızın huzur buldukları, huzur iklimi soludukları yerler olmalı…</p>
<p>Şamil HORULUOĞLU</p>
<p>Tüketiciler Birliği Antalya Şube</p>
<p>Turizm Komisyonu Sorumlusu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/huzur-evleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

