EKONOMİ ÜZERİNE ve DEĞERİNİ BİLMEK

Ağustos 16, 2009 tarihinde tarafından  
KAOSUN EŞİĞİNDE - Süleyman TURAN kategorisinde yayımlanmıştır.

Yakın zamanda yollanan iki kısa maili sizlerle paylaşmak istedim. Umarım hoşunuza gider. 

EKONOMİ ÜZERİNE

Mevsim yaz, aylardan Ağustos ayı..

Riviera kıyısında küçük bir kasaba… Yaz sezonu, ancak yağmur yağıyor. Yani kasaba bomboş. Herkesin borcu var ve kredi ile yaşamaktalar.

Şans eseri bir otele zengin bir Rus geliyor ve resepsiyona 100 Dolar bırakıp, odaya bakmaya çıkıyor.

Otel sahibi parayı hemen alıp, et marketine olan borcunu ödüyor.

Market sahibi 100 Doları kaparak, hemen toptancıya olan borcunu vermeye gidiyor.

Toptancı büyük bir sevinçle parayı alıp, kriz nedeniyle kredili hizmet veren son defa birlikte olduğu fahişeye götürüyor.

Fahişe parayı alıp aynı otele giderek oraya olan borcunu ödüyor….

 Ve o anda Rus müşteri odadan geri dönüyor ve odayı beğenmediğini söyleyip 100 Dolar parasını alarak kasabayı terk ediyor.

Rus müşterinin bu ziyaretinden somut olarak para kazanan olmuyor, ancak
tüm kasaba borçlarından kurtuluyor ve geleceğe umutla bakıyor.

Bu örnek, piyasadaki likidite akışının ne kadar önemli olduğu açıkça ortaya çıkarıyor. Ne dersiniz?

İş kalıyor 100 Doları olan bir Rus müşterinin Kemer’e gelmesine…

DEĞERİNİ BİLMEK

Vaktiyle ergin bir şeyh, yıllarca yanında yetiştirdiği müridini imtihan etmek ister. Eline iri bir pırlanta verip: “Oğlum” der “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir”

Mürit elinde pırlanta bir bakkal dükkânına girer ve “Şunu alır mısınız?” diye sorar. Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri alır; elinde evirir çevirir; sonra: “Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der. Mürit teşekkür edip çıkar.

Bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak beş lira vermeye razı olur. Üçüncü olarak semerciye gider. Buna ne verirsiniz?” diye sorar. Semerci şöyle bir bakar, “Bu” der “Benim semerlere iyi süs olur. Bundan kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.”

Mürit en son olarak kuyumcuya gider. Kuyumcu mücevheri görünce yerinden fırlar. “Bu kadar büyük bir pırlantayı nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. “Buna kaç lira istiyorsun?” Mürit sorar: “Siz ne veriyorsunuz?”  “Ne istiyorsan veririm.” Mürit, “Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:

“Ne olur bunu bana sat. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.” Mürit emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.

Şeyhinin yanına dönen mürit büyük bir şaşkınlık içinde macerasını anlatır.

Şeyh sorar: “Bundan ne anladın?”

İşte müridin verdiği cevap:

Bir şey ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir.

Kemer çok kıymetlidir, değerini bilin.

  • Netinial Internet

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari