ERDEMİN SAVAŞÇISI-2
Ocak 12, 2010 tarihinde admin tarafından
KAOSUN EŞİĞİNDE - SÜLEYMAN TURAN kategorisinde yayımlanmıştır.
Zor durumda iken sevdiği kadınları tek tek düşünüyor ve içlerinden en unutulmaz olanın üzerinde yoğunlaşınca şunu görüyordu: En sevdiği oydu. Çünkü en farklı biçimde şekillenen, karşı cins içinde geçmişi kendisine en zıt kişi oydu.
Evrenin Dili’ ni kavrama yolunda önemli mesafeler katetmişti. Sinyaller ve semboller yardımıyla çözdüğü pek çok olay vardı.
Zaman zaman düşleri ile gerçeği birbirine karışıyordu. Bazen düşlerinin onu yanılttığı zamanlar da yok değildi. Düşleri yorumlamakta ustalaşmıştı oysa.
Hayat yürüyüşünde gereksiz girişimlerde bulunduğu da oluyordu. Girişimleri sonuçsuz kaldığında, duruma Tanrısal gerekçeler bulma yoluna gidiyordu. Sonucunda bu olayı kaderinin ana yolunda yürümek için sapılması gereken ara yolların varlığına bağlıyordu.
Bazen anlam veremediği sıkıntılar yaşıyordu. Bu duruma yönelik derinlemesine analizler yapıyordu. Sıkıntılarının sebeblerini ancak onları tamamen aşınca gerekçelendirebiliyordu. Öncesinde bunu yapması engelleniyordu. Zira her şey, Tanrı’ nın istediği gibi olup bitmeliydi. Bu durumu anlayışla karşılıyordu.
Erdem savaşçısı sık sık ölümü düşünüyordu. Ona göre adil bir olaydı ölüm. Sonucunda herkes tadıyordu. Bazıları daha erken yaşta tatsa bile, sonuçta herkesin başına gelen olayın adaletsiz olması olanaklı değildi..
Geçmişe dönüp baktığında pek çok olayı zihninde not ettiğini gördü. O not ettiği olayların hiç biri tesadüfi değildi. Bazı enstantaneleri beynine kazımıştı. Onları bugün yaşadıkları ile kıyaslamada adeta bir şablon ve ölçüt olarak kullanıyordu.
İhanet içindeki bir yüz ifadesini onlarca metre öteden görebiliyordu. Kafasında belirlediği bir bölgeye doğru gittikçe dozajı azalan bir bakıştı bu. Oralarda insanlar daha mutlu olduklarından olacak, daha az ihanet içindeydiler. Gizli gündemli insanlara rastlamak çok zordu o taraflarda…
Erdem savaşımına ve mücadelesine bir kılıf bulma peşindeydi. Mücadele ettiği başkaları mıydı yoksa bir çeşit iç hesaplaşma mı yaşıyordu? Şunu sorguluyordu: Gerçekte mücadele ettiğimiz, başkaları değil de kendimiz miyiz acaba? Düşmanlar sadece mücadeleye vesile unsurlar mı?
Erdemin savaşçısı, ne kadar bilirsek bilelim daima geriye bilinemeyecek doğrular olduğu fark ettiğinde, uzaklara dalıp gidiyordu…



