<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>eKemer - Antalya Kemer&#039;in Yorum Portalı</title>
	<atom:link href="http://www.ekemer.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ekemer.com</link>
	<description>Antalya Kemer&#039;in Yorum Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Mar 2010 19:13:38 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>MHP KEMER İLÇE BAŞKANI KADİR BATU NUN TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ AÇIKLAMASI</title>
		<link>http://www.ekemer.com/mhp-kemer-ilce-baskani-kadir-batu-nun-tip-bayrami-ile-ilgili-aciklamasi</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/mhp-kemer-ilce-baskani-kadir-batu-nun-tip-bayrami-ile-ilgili-aciklamasi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 19:13:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERİNİZ VAR MI?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7913</guid>
		<description><![CDATA[Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adlı tıp okulunun açılış tarihi olan 14 Mart 1827, ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Tıp Bayramı, ilk kez, 1. Dünya savaşı sonunda, İstanbul’un işgal edildiği günlerde, yabancı kuvvetlerine karşı tıp öğrencilerinin bir tepkisi olarak 1919 yılında kutlandı. Günümüze kadar gelen 14 Mart kutlamaları, artık içinde bulunduğu haftayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adlı tıp okulunun açılış tarihi olan 14 Mart 1827, ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Tıp Bayramı, ilk kez, 1. Dünya savaşı sonunda, İstanbul’un işgal edildiği günlerde, yabancı kuvvetlerine karşı tıp öğrencilerinin bir tepkisi olarak 1919 yılında kutlandı. Günümüze kadar gelen 14 Mart kutlamaları, artık içinde bulunduğu haftayı da kapsayacak şekilde, “Sağlık Haftası” olarak kutlanmaktadır.</p>
<p>Sıhhatimizin bekçisi olan doktorlarımız, tüm sağlık personelimiz bu yükün sorumluluğunu, ve ağırlığını her zaman üzerlerinde hissetmişler, zor şartlarda kısıtlı imkanlarla insana insanca değer vererek çalışmışlar ve çalışmaya devam etmektedirler. Çanakkale savaşında birçok vatan evladı gibi 100 İstanbul Tıp Fakültesi öğrencisi savaşa katılmış ve üç saat içinde şehit olmuşlardır. Fakülte o sene mezun verememiştir. Yaralara merhem sürecek, dertlere derman olacak doktor ve doktor adayları, vatanın bu onulmaz yarasına canlarıyla merhem, vatanın büyük derdine yine canlarıyla derman olmuşlardır.</p>
<p>Sağlığımızı emanet ettiğimiz hekimlerimizin, günümüz zor şartlarına rağmen mesleklerini yılmadan icra etmesi hepimiz tarafından bilinen bir gerçektir.</p>
<p>“ Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” diyen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün hekimlerimize olan inancının isabetliliğini bu özel günde bir kez daha görüyor ve anlıyoruz.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle; geçmişten günümüze kadar insan sağlığını, her şeyden önemli ve öncelikli işleri arasında gören tüm hekimlerimizi, özverili çalışmalarından dolayı yürekten tebrik ediyorum. İnsan sevgisi temel alınarak yapılan bu yoğun çalışmalardan dolayı, tüm sağlık personelimizin 14 Mart Tıp Bayramını şahsım ve MHP Kemer İlçe Teşkilatımız adına tekrar kutlar, her kademedeki sağlık çalışanlarımıza bir kez daha teşekkür eder, görevlerinde üstün başarılar dilerim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/mhp-kemer-ilce-baskani-kadir-batu-nun-tip-bayrami-ile-ilgili-aciklamasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZARAR EDEN MÜKELLEFTEN VERGİ ALMAK İNSAFSIZLIK</title>
		<link>http://www.ekemer.com/zarar-eden-mukelleften-vergi-almak-insafsizlik</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/zarar-eden-mukelleften-vergi-almak-insafsizlik#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 19:05:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERİNİZ VAR MI?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7908</guid>
		<description><![CDATA[Kocaeli Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası mart ayı meclis toplantısına katılan Kocaeli Vergi Dairesi Başkanı Yasef Pehlivan, “Zarar eden mükelleften vergi almak insafsızlıktır” dedi
Kocaeli Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası mart ayı meclis toplantısını  gerçekleştirdi. Belediye İş Hanı`ndaki B. Erol Otabatmaz Meclis Salonu`nda gerçekleştirilen toplantıya, Kocaeli Vergi Dairesi Başkanı Yasef Pehlivan konuk oldu. Saygı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası mart ayı meclis toplantısına katılan Kocaeli Vergi Dairesi Başkanı Yasef Pehlivan, <strong>“Zarar eden mükelleften vergi almak insafsızlıktır” </strong>dedi</p>
<p>Kocaeli Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası mart ayı meclis toplantısını  gerçekleştirdi. Belediye İş Hanı`ndaki B. Erol Otabatmaz Meclis Salonu`nda gerçekleştirilen toplantıya, Kocaeli Vergi Dairesi Başkanı Yasef Pehlivan konuk oldu. Saygı duruşu ile başlayan toplantının açılış konuşmasını oda başkanı Ender Şenol yaptı.</p>
<p>MÜJDE VERDİ<br />
Şenol, konuşmasında bir müjde vererek, geçtiğimiz yıllarda temeli atılan Yahya Kaptan`daki yeni binalarına, 29 Nisan`da taşınılacağını söyledi. Mayıs ayı toplantısının bu binada gerçekleştirileceğini ifade eden Şenol, yeni binanın tüm üyelere hayırlı olmasını diledi. Şenol, ayrıca Elazığ`da meydana gelen depremde yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı diledi.</p>
<p>ENFLASYON KORKUTUYOR<br />
Ekonomide bazı değerlerin yükseldiğine dikkat çeken Şenol, bunu sevindirici bulduklarını dile getirerek, enflasyon oranlarının 2 haneli olmasının ise kendilerini korkuttuğunu ifade etti. Şenol`un ardından söz alan Kocaeli Vergi Dairesi Başkanı Yasef Pehlivan, muhasebeciler ve mali müşavirlerle ortak çalıştıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü;<a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/10.03.2010-04.59.41__yasef.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7910" title="10.03.2010-04.59.41__yasef" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/10.03.2010-04.59.41__yasef.jpg" alt="" width="400" height="246" /></a></p>
<p>KATKIMIZ YÜZDE 15<br />
“Sizler olmadan bizlerde olmayız. Sizler devlet ile mükellefler arasında birer köprü görevi görüyorsunuz. Vergi Türkiye için çok önemli. Çünkü ülkemizin gelirlerinin yüzde 92`sini vergi oluşturuyor. Vergi olmazsa devletin ekonomisi çöker. Kocaeli ise, Türkiye`deki vergi gelirlerinin yüzde 15`ini karşılıyor. 2009 yılında toplanan vergiler ve önceki yıllara ait borçların tahsil edilmesinde ülke genelinde ilk 5`e giriyoruz. Uzlaşmada öncüyüz. Bu sizi mutlu etmeyecek ama denetmen başına düşen masrafta birinci sıradayız.</p>
<p>GERİ ÇEVİRMEDİK<br />
2010 yılında ilk hedefimiz kayıt dışı ekonomi ile mücadele etmek. Bunu birlikte yapmalıyız. Bütün mükelleflerimize kapımız sonuna kadar açık. Çok zor durumda olup, zarar eden mükelleflerden vergi almıyoruz. Ama bunu bize gelip bildirmeleri lazım. <strong>Şuana kadar kapımıza gelen hiç bir mükellefimizi geri çevirmedik. Zarar eden bir işletmeden vergi almak insafsızlık sayılır. Biz bunu yapmayız.<br />
</strong></p>
<p>KRİZDEN ETKİLENDİK<br />
Mükelleflerin de bizlere yalan atmaması gerekir. 5 yıl zarar eden bir ticarethane kapanmalı. Yazık değilmi sermayeden yesin. Bize böyle şeylerle gelenler de var, bunları samimi bulmuyorum. 2009 yılında meydana gelen küresel krizden Türkiye`de etkilendi. En çok etkilenen iki ilden bir tanesi Kocaeli. Sizden ricam mükelleflere, borçları olduğu için bizden kaçmamalarını söylemeniz. Bizimle gelip konuşsunlar. Kaçarlarsa yapacak birşeyimiz kalmaz.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/zarar-eden-mukelleften-vergi-almak-insafsizlik/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SEÇİM SONUÇLARI NASIL DEĞİŞTİRİLİR</title>
		<link>http://www.ekemer.com/secim-sonuclari-nasil-degistirilir</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/secim-sonuclari-nasil-degistirilir#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 18:58:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERİNİZ VAR MI?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7904</guid>
		<description><![CDATA[Bilgisayar sisteminden seçim sonuçlarını değiştirmek mümkün müdür? önlemleri nelerdir
X bir ilçeden girilen bir bilgi merkeze gelene dek elektronik yolda (yani iletişim ağında) &#8220;değişebilir&#8221;. Ve bunu ne YSK, ne SEÇSİS ne de bu altyapıyı kuranlar bilebilir. Bunu anlamanın tek bir yolu var. O da açıklanan verilerle sandık başında not edilen bilgilerin aynı olup olmadığını sandık bazında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgisayar sisteminden seçim sonuçlarını değiştirmek mümkün müdür? önlemleri nelerdir</p>
<p>X bir ilçeden girilen bir bilgi merkeze gelene dek elektronik yolda (yani iletişim ağında) &#8220;değişebilir&#8221;. Ve bunu ne YSK, ne SEÇSİS ne de bu altyapıyı kuranlar bilebilir. Bunu anlamanın tek bir yolu var. O da açıklanan verilerle sandık başında not edilen bilgilerin aynı olup olmadığını sandık bazında kontrol etmektir.</p>
<p>Binlerce sandıktaki oyların ve tutanakların değiştirilmesi için bu kadar süre yeter mi? Eğer bir değiştirme söz konusu ise doğaldır ki değiştirilmiş oy adetlerinin sandık bazında ne kadar olacağı da seçim gecesi belirlenmez. Bunun altyapısı önden tespit edilir. Hal böyle olunca her bir sandık için gerekli olan tüm oylar ve tutanaklar önden hazırlanır. Seçimi izleyen günlerde yapılacak iş sadece torbaları ve tutanak kâğıtlarını değiştirmek şeklinde olacaktır.</p>
<p>22 Temmuz&#8217;da yapılan genel seçimlerin sonuçlarının beklenenden erken açıklanması, AKP beklentilerin üzerinde oy almasaydı belki de YSK&#8217;nın önemli bir başarısı olarak değerlendirilecekti. Ancak kamuoyu şimdi tam tersine acaba seçim sonuçlarına hile mi karıştı tereddütü yaşıyor. Hele bir de işin içine tam anlaşılmayan bilgisayar teknolojisi girince &#8220;tamam işte&#8221; deniyor &#8220;bu işin içinde mutlaka bir iş vardır&#8221;.</p>
<p>Bilgiden çok fikirlerin ön planda olduğu ülkemizde &#8220;bir iş vardır&#8221; ya da &#8220;bir iş yoktur&#8221; fikrini desteklemek üzere bir şeyler yazmak yerine, bu işin ne olduğunu anlamaya çalışacak şekilde bilgilendirici bir şeyler kaleme almanın daha uygun olacağını düşünüyorum.</p>
<p>Bu tür birden çok mekân, kişi ya da grubun sorumluluğundaki süreçlerde sürecin herhangi bir parçasını suistimal etmek ya da hatalı icra etmek oldukça kolay. Resmi bir dille yorumlamak gerekirse buna &#8220;operasyonel risk&#8221; denir. Şimdi oyların değerlendirme sürecini ve olası operasyonel riskleri kısaca bir inceleyelim:</p>
<p>OPERASYONEL RİSKLER</p>
<p>1. Oy Kullanımı: Herkes kayıtlı olduğu sandıkta oyunu atar ve oy zarfları sandık komisyonu tarafından açılır, sayılır, tutanak oluşturulur. İşin başlangıcında sandığın içinin boş olduğunu varsayarız. En azından sandık kurulu gerekli kontrolleri yaparak bunu garanti eder. Ya etmezse?</p>
<p>O zaman sandık açıldığında büyük bir olasılıkla kayıt listesindeki imza adedinden (yani fiilen gelip oy kullanmış kişi adedinden) daha çok sayıda zarf çıkar. Bu durumda sandık kurulu ne yapar? Herkesi tek tek arayıp gelin yeniden oy kullanın mı der? Hayır. Daha ziyade yapılan şudur: Kaç tane fazla zarf çıktıysa, zarfları açmadan önce rastgele o kadar zarfı seçer ve onları açmadan imha ederler. Bundan da kimseye bahsetmezler.</p>
<p>Bu durumda sandığın içine diyelim ki fazladan kırk tane zarf eklenmiş olsa (doğal olarak içindeki oylar bu işi yapan partiye ait olacaktır) imha etmek üzere rastgele seçilen kırk zarfın tamamının bu hileyi yapan partiye oy vermişlerden çıkma olasılığı çok düşüktür. Böylece her durumda o parti fazladan oy kazanılmış olur.</p>
<p>Bir başka olasılık da şudur: Herkes oy atmaya gitmiyor. Diyelim ki bir sandıktaki 175 kişiden sadece 100 tanesi oy atmaya geldi. Ya kalan 75 kişi de gelip oy atmış gibi bir senaryo gerçekleştirilirse? (75 sahte imza ve sandığa atılacak 75 zarf bunun iş için yeterlidir).</p>
<p>2. Oy Sayımı: İmza adedi ile zarf adedi tuttuktan sonra zarflar açılır ve tek tek partilere ve bağımsızlara taksim edilir. Sonra da her partinin ve bağımsız adayın aldığı toplam oylar belirlenir, tutanak tutulur, imzalanır ve bir üst kurula (ilçe seçim kurulu) teslim edilmek üzere yola çıkılır.</p>
<p>İmzalanmış tutanağın zarflardan çıkan oylarla birebir olup olmadığı ne malum? Ya ben 11 yazıyorum derken 77 yazarsam? Diğer partilerin de 66 oyunu yersem? Ya da A partisinin oy sayısını B partisinin hanesine yazarsam? Sandık kurulundaki kişilerin kontrolüne kalmış iş.</p>
<p>3. Tutanakların Teslimi: Tutanaklar ilçe seçim kuruluna teslim edilmeye gidildi. İlçe seçim kuruluna teslim edilen tutanakla, sandığın başında imzalanmış tutanağın aynı olduğu ne malum? Ya yolda giderken bir vesile ile tutanaklar (oyların içinde durduğu torbayla birlikte) değiştirilirse? İmzaları kim kontrol edecek? Yeter ki toplam oy sayısı doğru olsun. Partilere göre dağılımının doğruluğunu kontrol etmek için oyların tek tek yeniden incelemesini gerekir ki bu çok uzun iş. Hatta oy torbası da değiştirilmişse kontrol yapılsa bile çelişkili bir durum çıkmayacaktır ortaya.</p>
<p>BİLGİSAYARA GİRME VE YOLDA DEĞİŞTİRME</p>
<p>4. Tutanakların Bilgisayara Girilmesi: Nihayet, önceki seçimlerden farklı bir noktaya geldik. İlçe Seçim Kurulu&#8217;na teslim edilen tutanağın bilgisayara girilmesi. Pratikte bu iş nasıl yapılır? Herhalde birisi tutanaktaki sayıyı okur, diğeri de bilgisayar ekranından girer.</p>
<p>Peki tutanakta yazılı olanların bilgisayara hatasız, eksiksiz, değiştirilmeden girildiğini kim garanti edecek? Bilgisayar mı? YSK&#8217;nın SEÇSİS sistemi mi? Hayır. YSK başkanı da konuyu biraz sıradanlaştırmak için, &#8220;bu tür maddi hatalar yapılmış olabilir&#8221; diye beyanat verdi. Ancak öyle bir ses tonuyla söyledi ki bu tür hataların genel resmi değiştirmeyecek kadar az olduğunu vurgulamak istedi.</p>
<p>Peki bunu nereden bileceğiz? Elimizde önceki yıllarda yapılmış maddi hata istatistiği var mı? Örneğin YSK şöyle diyebiliyor mu: Önceki yıllarda sandık adedi açısında yüzde şu kadar, toplam oy adedi açısından yüzde şu kadar maddi hata yapma oranı vardı. Bu seçimde ise bu oranlar şu kadardır?</p>
<p>Yok. Neden? Çünkü bunlar sonucu değiştirmeyecek derecede önemsiz bilgiler (mi acaba?)</p>
<p>Şimdi gelelim sandık bilgilerinin bilgisayara girdikten sonra başına neler gelebileceğine.</p>
<p>5. Elektronik Yolda Değiştirme: Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki dünya üzerinde şu an yüzde yüz güvenli herhangi bir bilgisayar sistemi teorik olarak olamaz. SEÇSİS&#8217;in güvenlik standardlarını bilmiyorum ancak şu bir gerçek ki çok güvenilir ulusal bazı kurumların çıkıp teyit etmediği sürece SEÇSİS sisteminin dışarıdan bir müdahaleye açık bir sistem olduğunu düşünmemek için hiçbir neden yok.</p>
<p>Kısacası şu: X bir ilçeden girilen bir bilgi merkeze gelene dek elektronik yolda (yani iletişim ağında) &#8220;değişebilir&#8221;. Ve bunu ne YSK, ne SEÇSİS ne de bu altyapıyı kuranlar bilebilir. Bunu anlamanın tek bir yolu var. O da açıklanan verilerle sandık başında not edilen bilgilerin aynı olup olmadığını sandık bazında kontrol etmektir.</p>
<p>Dikkat edilirse &#8220;not edilen&#8221; diyorum. Çünkü resmi tutanakların, oy torbalarının merkezdeki bilgiler çerçevesinde &#8220;düzeltilmiş&#8221; olması için yeterince zaman geçti. Hatta sandıklardan çıkan oy pusulaları bile şimdiye dek resmi sonuçları destekleyecek şekilde düzeltilmiş olabilir. O nedenle bu saatten sonra resmi kayıtlarda bir çelişme çıkacağını beklememek gerekir.</p>
<p>O halde bu açıdan geriye kalan şey parti temsilcilerinin gayri resmi aldıkları notlar olabilir. Sandık tutanağı tutulurken belirlenmiş olan sayılar yani. Eğer bunlar not edilmediyse ya da parti temsilcileri not etmedikleri halde &#8220;sorun çıkarmak için&#8221; bizim aldığımız notlara göre oylar değiştirilmiş derlerse ne olacak? Hangisi doğru? İşin içinden çıkılamaz.</p>
<p>OYLAR YOLDA DEĞİŞTİRİLEBİLİR</p>
<p>Oylar &#8220;yolda&#8221; nasıl değiştirilebilir? Burada çok çeşitli risk faktörleri var. En azından şunu bilmekte fayda var ki bugün dijital ortamda yapılan tüm internet, e-posta, telefon ve faks trafiği ABD ve bazı müttefiklerinin finansmanı ile kurulmuş olan sistemler sayesinde &#8220;izlenebilmekte&#8221;. İzlemenin de ötesinde gerekirse birer kopyası &#8220;yoldayken&#8221; alınabilmekte.</p>
<p>Tabii bu &#8220;yolda başına kaza gelmesi&#8221; olayı sadece bu tür devasa sistemlere sahip olanlar tarafından yapılabilecek bir şey değil. Sistemi kıran herhangi bir kişi ya da ekip de benzer bir müdahalede bulunabilir.</p>
<p>Buraya kadar sıralanan risk faktörleri her ne kadar olası ise de yine de çok amatörce. Çünkü işin içine çok fazla insan giriyor &#8211; düşünün binlerce sandık var. Ya da uluslararası boyutta bir krizin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.</p>
<p>Daha &#8220;temiz&#8221; bir çalışma merkezde gerçekleştirilebilir. Bunun için illâ ki merkezdeki YSK birimlerinin işin içinde olması gerekmez. Çok değer verdiğimiz sandıklardaki oy adetleri sonuçta bir bilgisayarda duran bir veritabanındaki basit sayılardır. Bu veri tabanının komple değiştirilmesi çok zor değil.</p>
<p>Burada belki de üstünde durulacak en kritik konu değiştirilmiş sonuçlarla, sonuçlara baz teşkil eden sandıklardan çıkan oy adetlerinin karşılaştırılması.</p>
<p>İKİ ÖNEMLİ NOKTA</p>
<p>Birincisi ; ciddi anlamda hiçbir partiden seçim sonuçlarına itiraz gelmedi (ya da geldi de medya sağolsun biz bilmiyoruz). Bu en azından şu anlama gelebilir: Partiler de kendi gözlemcilerinin elde ettikleri bilgilere göre ortaya çıkan tablo konusunda mutabık. Ya da bu önermeye iki alternatif üretilebilir: Birincisi partiler sandık başlarındaki görevleri ciddiye almadı ve kıyaslama yapacak verileri not etmedi (o nedenle de ellerinde itiraz etmeye taban teşkil edecek bir done yok). İkincisi hangi parti olursa olsun herkes bu oyunun içinde. Sonuçlara itiraz etmemeleri gerektiğini engin siyasi deneyimleri çerçevesinde anlamış durumdalar (bu artık ne anlama geliyorsa).</p>
<p>İkinci önemli nokta ise sandık tutanakları ve sandıklardan çıkan oyların, (olası) değiştirilmiş sonuçlara göre değiştirilecek kadar zamanın geçmiş olması. Eğer oy adetleri ve tutanakların değiştirilmiş olduğu ispat edecek bir delil yoksa en azından resmi anlamda bir değiştirme yapıldığını ispat etmek oldukça zor (burada araştırılabilecek tek şey kalıyor: Tutanakların altındaki imzaların doğruluğu ve adedi).</p>
<p>O halde şu soru akla gelebilir: Binlerce sandıktaki oyların ve tutanakların değiştirilmesi için bu kadar süre yeter mi? Eğer bir değiştirme söz konusu ise doğaldır ki değiştirilmiş oy adetlerinin sandık bazında ne kadar olacağı da seçim gecesi belirlenmez. Bunun altyapısı önden tespit edilir. Hal böyle olunca her bir sandık için gerekli olan tüm oylar ve tutanaklar önden hazırlanır. Seçimi izleyen günlerde yapılacak iş sadece torbaları ve tutanak kağıtlarını değiştirmek şeklinde olacaktır.</p>
<p>Yukarıda sıralanan basit operasyonel risklerden komplo teorilerine konu olacak ciddiyete dek uzanacak geniş bir yelpazedeki olası müdahalelerden biri ya da bir kaçı 22 Temmuz seçimlerinde uygulanmış olabilir mi? Bu konuda yorum yapmak zor.</p>
<p>Ancak şu konuda yorum yapmak daha kolay: Şimdiye dek yapılmış seçimlerde herhangi bir değiştirme ya da hile yapmış olmama olasılığı nedir? Şimdiye dek yapılmış seçimlerin &#8220;temiz&#8221; olduğunu bize kim garanti ediyor?</p>
<p>Seçim sonuçlarının hızlı bir şekilde duyurulmuş olması 22 Temmuz seçimlerinin sonuçlarına gölge düşürmek için yeterli mi? Ya da YSK&#8217;nın bu seçime kısmi bir bilgisayar sistemi ile girmiş olması?</p>
<p>Bence yeterli değil.</p>
<p>Ancak elimizde geçmiş seçimler de dahil olmak üzere yeterince bilgi olmadığı için bugün karşımıza çıkan tablo konusunda herkes fikir beyan edebiliyor. Bilgi fikirleri belli bir hizaya getirme konusunda güçlü bir olgudur (doğru ve yanlış diye). Yeter ki nesnel olsun. Böyle bir nesnel bilgiye sahip olmadığımız sürece en doğrusundan en yanlışına kadar her türlü fikir kendisine alıcı bulacaktır. Çünkü hepimizin görmek istediği bir tablo var. Hal böyle olunca da hangi fikir görmek istediğimiz tabloyu bize gösterme sözü veriyorsa, o fikre sarılmayı tercih ediyoruz.</p>
<p>Kaynak: Cumhuriyet Bilim Teknik</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/secim-sonuclari-nasil-degistirilir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>RAHATSIZ ETTİK, ÖZÜR DİLERİZ</title>
		<link>http://www.ekemer.com/rahatsiz-ettik-ozur-dileriz</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/rahatsiz-ettik-ozur-dileriz#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 18:51:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERİNİZ VAR MI?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7900</guid>
		<description><![CDATA[Dinç’ten siyasilere gönderme:
Rahatsız ettik, özür dileriz…
Türkiye Değişim Hareketi Antalya İl Temsilcisi Cihan Dinç, ilçe muhtarları ile toplantı düzenlemeye başlamalarının ardından, diğer siyasilerin de muhtarları hatırladığını öne sürerek, “Rahatsız ettik özür dileriz. Bizim düşüncemizde muhtarlar toplumun en önemli temsilcisidir” dedi. 
Dinç, öncelikli olarak merkezdeki beş ilçe, ardından da diğer ilçe muhtarları ile buluşmalarını sürdüreceklerini belirterek, “Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dinç’ten siyasilere gönderme:</p>
<p>Rahatsız ettik, özür dileriz…</p>
<p>Türkiye Değişim Hareketi Antalya İl Temsilcisi Cihan Dinç, ilçe muhtarları ile toplantı düzenlemeye başlamalarının ardından, diğer siyasilerin de muhtarları hatırladığını öne sürerek, “Rahatsız ettik özür dileriz. Bizim düşüncemizde muhtarlar toplumun en önemli temsilcisidir” dedi. <a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC02482-800x600.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-7902" title="DSC02482 [800x600]" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC02482-800x600-300x185.jpg" alt="" width="300" height="185" /></a></p>
<p>Dinç, öncelikli olarak merkezdeki beş ilçe, ardından da diğer ilçe muhtarları ile buluşmalarını sürdüreceklerini belirterek, “Bu buluşmaların ardından da otobüslerle İstanbul’a gidip Genel Başkanımız Mustafa Sarıgül’ü ziyaret edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p>Rakiplerinin, Türkiye Değişim Hareketi ve Antalya örgütünün harcamaları ile ilgili dedikodu üretmeye çalıştığını belirten Başkan Cihan Dinç, Antalya Tenis Kulübü’nde Kepez muhtarları ile buluştuğu yemekte şunları söyledi. ” Diyorlar ki ‘Amerika Sarıgül’e para yolladı’, keşke yollasa. Ama yok öyle bir şey, örneğin biz Antalya teşkilatı olarak bu yemeklerin bedelini yönetim kurulu üyeleri ödüyor. Para bir yerlerden gelse, bol keseden harcar, beş yıldızlı otellerde yemek yerdik.”</p>
<p>Partisinin siyasette Atatürk ve din olgusunu kesinlikle kullanmayacağını da belirten TDH İl Temsilcisi Cihan Dinç, hareketin ilkeleri ile ilgili şu bilgileri verdi: “Atatürk hepimizin Atatürk’ü. Hiçbir siyasi partiye mal edilemez. Eğer bir siyasi parti kendisine mal ediyorsa o zaman herkesin sevdiği Atatürk’ün partisi yüzde 15 oy almaz. Bize böleceğimizi söylüyorlar. Yüzde 15’in neyini böleceksiniz. TDH’nın ‘ötekisi yok’ diyoruz. Bölmeye değil birleştirmeye geliyoruz.” Yemeğe katılan muhtarlar, Dinç’e kendilerine verdiği önemden dolayı teşekkür ettiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/rahatsiz-ettik-ozur-dileriz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BASIN DANIŞMANLARINA PROPOGANDA DERSİ</title>
		<link>http://www.ekemer.com/basin-danismanlarina-propoganda-dersi</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/basin-danismanlarina-propoganda-dersi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 18:45:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERİNİZ VAR MI?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7894</guid>
		<description><![CDATA[ 
Marmara Belediyeler Birliği Hızır Bey Çelebi Seminer Salonu’nda Basın-İletişim Platformu tarafından gerçekleştirilen eğitim programları çerçevesinde, belediyelerin siyasi PR ve propaganda çalışmalarına yön vermek amacıyla Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Yazar Prof. Dr. Osman Özsoy’un katılımıyla “Belediyelerde Propaganda ve Siyasi PR” başlığıyla bir seminer düzenlendi. Prof. Dr. Özsoy, birbirinden önemli açıklamalarda bulundu. 
“İNANAN EKİP, SEÇMENİ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p>Marmara Belediyeler Birliği Hızır Bey Çelebi Seminer Salonu’nda Basın-İletişim Platformu tarafından gerçekleştirilen eğitim programları çerçevesinde, <strong>belediyelerin siyasi PR ve propaganda çalışmalarına yön vermek amacıyla</strong> Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Yazar Prof. Dr. Osman Özsoy’un katılımıyla “Belediyelerde Propaganda ve Siyasi PR” başlığıyla bir seminer düzenlendi. Prof. Dr. Özsoy, birbirinden önemli açıklamalarda bulundu.<a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/3.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-7896" title="3" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/3-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><strong> </strong></p>
<p><strong>“İNANAN EKİP, SEÇMENİ DE İNANDIRIR”</strong></p>
<p>Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Marmara Belediyeler Birliği Danışmanlarından Yrd. Doç. Dr. Nail Yılmaz, Birliğin çalışmaları hakkında bildi verdi. Amerika’da yürütülen çeşitli seçim kampanyaları ve Obama’nın PR çalışmalarından örnekler vererek sunumuna başlayan Prof. Dr. Osman Özsoy;</p>
<p>“Seçim çalışmalarında esas olan, ekibi inandırmaktır. İnanan ekip, seçmeni de inandırır. Sarkozy henüz 17 yaşındayken aynanın karşısına geçip ‘ben bir gün Fransa’nın Cumhurbaşkanı olacağım’ diye bağırırmış. Başarı için inanmak çok önemlidir” derken, açıklamalarının devamında “İletişimde asıl amaç, hedef kitleyi bilmek ve ona göre strateji oluşturabilmektir. Halka, o yörenin isteğini sunarsanız, vatandaş eskiyi bırakır ve sizi tutar. Seçmen vefasızdır; hemen satar. Belediyecilik, müşteri memnuniyeti gibidir. Herkes memnun edilmelidir” diye konuştu.<a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/5.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-7897" title="5" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/5-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p><strong>“İKİ SENE BOYUNCA ‘VAR MISIN, YOK MUSUN’U SEYRETTİK”</strong></p>
<p>İmaj ve algılama biçimleri hakkında da açıklamalarda bulunana Prof. Dr. Osman Özsoy, “İmaj yaratılabilir, algı ise oluşturulabilir bir kavramdır. Örneğin, var mısın yok musun diye bir yarışma vardı. İki sene boyunca bu yarışmayı seyrettik. Programda yapılan tek iş kutu açmaktı. Programda o kadar güzel bir algı oluşturuldu ki; “İnanıyor musun?”, “İnanmıyor musun?”, “Hissediyor musun?”, “Hissetmiyor musun?” dendi ve yarışma güzel pazarlandığı için, yüksek reyting aldı” dedi.</p>
<p><strong>“İMAJ ÇALIŞMALARINI, TURGUT ÖZAL BAŞLATTI”</strong></p>
<p>Türkiye’de imaj çalışmalarının ilk olarak Turgut Özal’ın başlattığına da değinen Prof. Özsoy, “Ürün iyiyse pazarlamak kolaydır; kötüyse zordur. Ama mutlaka pazarlanır. İsim ve algılar iletişimde çok önemlidir. Tip de çok önemlidir. Seçmen kaportaya çok bakıyor. Türkiye’de imaj çalışmasını ilk başlatan kişi Turgut Özal’dır. Önemli olan bir şeyin nasıl satıldığı ve pazarlandığıdır. Sadece siyasette değil birçok konuda da önemli olan pazarlamayı becerebilmektir” diye konuştu.</p>
<p><strong>“YÜZYÜZE İLETİŞİM, BİRÇOK PR KAMPANYASINDAN DAHA ETKİLİ”</strong></p>
<p>Akademisyen ve Yazar Osman Özsoy, açıklamalarının devamında, “İngiltere’de Kraliçe Elizabeth trene biniyor. Ekonomi için, çevre için, toplu taşıma için ve bu gibi birçok nedenle bizim yöneticilerimiz de binmeli. Siyasetçiler sürekli halkın içinde olmalı. Halkın içinde olmayan, halkın ne beklediğini bilemez. Seçim propagandaları seçmenin eğitim, kültür ve gelir düzeylerine göre yapılmalı. Yüz yüze iletişim, birçok PR kampanyasından daha etkilidir. Siyasetçi giydirilmiş bir profil gibi yansıtılmalıdır; doğal yönleri pazarlanmalıdır. Seçmen, karşısında kendisini anlayan bir insan görmek istiyor” derken, Türkiye’deki siyasetçilerin seçmenlerden daha ahlaklı olduğunu da belirterek, “Bu ülkenin siyasetçileri, seçmenlerinden daha ahlaklı; çünkü siyasetçinin her şeyi ortada&#8230; Her şeyi ortada olan siyasetçi, düzgün ve namuslu olmak zorunda” diyerek sözlerini tamamladı.<a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/4.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-7898" title="4" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/4-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Belediyelerin basın danışmanları ve halkla ilişkiler müdürleri tarafından ilgiyle izlenen seminerin ardından, Prof. Dr. Osman Özsoy’a teşekkür eden Marmara Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Doç. Dr. Recep Bozlağan, Özsoy’a bir de çini işlemeli tabak hediye etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/basin-danismanlarina-propoganda-dersi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HÜSEYNİ DURUŞ</title>
		<link>http://www.ekemer.com/huseyni-durus</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/huseyni-durus#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 10:31:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BİZE BİR MESAJ VAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7891</guid>
		<description><![CDATA[KERBELA OLAYINDAN ALINACAK DERSLER
Hz. Hüseyin,  her yönüyle örnek bir insandı, örnek bir Müslüman’dı. Hz. Hüseyin kendine biçilen ömür sermayesini Allah’ın istediği şekilde yaşamış, Peygamber efendimizin övgüsüne mazhar olmuştur. ‘’Hüseyin Bendendir ve Ben Hüseyin’denim”, “Hasan ve Hüseyin Cennet Gençlerinin efendileridir” sözleri onun ve mübarek kardeşi Hz. Hasan efendimiz için söylenmiştir.
Hz. Hüseyin Efendimizi Küfeye çağıranların davalarına sadık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KERBELA OLAYINDAN ALINACAK DERSLER</p>
<p>Hz. Hüseyin,  her yönüyle örnek bir insandı, örnek bir Müslüman’dı. Hz. Hüseyin kendine biçilen ömür sermayesini Allah’ın istediği şekilde yaşamış, Peygamber efendimizin övgüsüne mazhar olmuştur. ‘’Hüseyin Bendendir ve Ben Hüseyin’denim”, “Hasan ve Hüseyin Cennet Gençlerinin efendileridir” sözleri onun ve mübarek kardeşi Hz. Hasan efendimiz için söylenmiştir.</p>
<p>Hz. Hüseyin Efendimizi Küfeye çağıranların davalarına sadık kalamayacağını ve dolayısıyla başına bir felaket gelebileceğini sezen dost ve akrabalarına, Küfeye gitmesine engel olmak isteyenlerin hepsine söylediği tek söz;<br />
“Küfeliler, bana yazdılar. Hak ve gerçek yolun alâmet ve belirtilerini diriltmek, bid’at ve dalâletleri yok etmek üzere yanlarına gelmemi istediler”</p>
<p>Aslında Hz. Hüseyin Küfelilerin onu öldürmeye yelteneceklerini biliyordu. O gelecek nesillere bir duruş sergilemek, hak olan davanın mutlak şekilde fedakârlıklara göğüs germekle savunulacağını ispat etmek istiyordu. Evet, onun duruşu sonraki nesillere örnek olmuştur. Asırlar sonra bile onun duruşundan bahisle “HÜSEYNİ DURUŞ” tabirini kullanıyoruz.</p>
<p>Dünya durdukça Hüseyni Duruş sahipleri de olacak, kendini dünya menfaatine satan alçaklar da(!) Bize düşen şehit kanlarıyla sulanan kutsal vatan topraklarını ve yüce dinimizin izzet ve şerefini “hüseyni bir duruşla“ korumak ve kollamak olmalıdır. Kerbela’dan Millet olarak bizim çıkarmamız gereken derslerden biri bu olmalıdır.</p>
<p>Kerbela dan gereken dersler çıkarılmadığı için şimdi her yer bir Kerbelâ olmuş nice Hüseyin canlılar ziyan olmaktadır. Her devirde “yezit”ler olduğu gibi “Hüseyin”ler de vardır. Asıl babayiğitlik ise Hz. Hüseyin’e varis olmaktır; işte o zaman Hz. Hüseyin ‘bir semboldür, bir örnektir’; örnek alınacak onun davranışıdır, duruşudur.</p>
<p>Hz. Adem’den bu yana ve kıyamete kadar iyi ile kötünün, hak ile batılın temsilcileri, yar ve yarenleri mutlaka olacaktır. Önemli olan; yaşadığımız zaman ve şartlarda duracağımız saftır, sergileyeceğimiz duruştur. Kıyamete kadar “yezitlerin” de “Hüseyinlerin” de varisleri bitmeyecektir. Her fert sergileyeceği davranışla mutlaka bir safta yer almıştır; kendisi safını bilse de bilmese de (!) safından hesaba çekilecektir.</p>
<p>Ateş ateştir; ister bilerek, ister bilmeyerek olsun, içerisine düşeni yakar… Kişinin safını belirlemesi de bundan dolayı çok önemlidir; Hz. Hüseyin’i katledenler ve o safta yer alanlar, hesap gününde ‘ben bilmeden yaptım’ deme şansına asla sahip değildir.</p>
<p>UĞUR KEPEKÇİ</p>
<p><a href="http://www.ugurkepekci.com/" target="_blank">www.ugurkepekci.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/huseyni-durus/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KANSER EDEN KATKILI MADDELER</title>
		<link>http://www.ekemer.com/kanser-eden-katkili-maddeler</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/kanser-eden-katkili-maddeler#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 08:02:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERİNİZ VAR MI?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7885</guid>
		<description><![CDATA[* Mesib Kuruluş Parolası;  &#8220;MESLEK  İNSANI, MESLEĞİNİ  ve  İNSANLARI SEVER,  ÜLKESİNE  HİZMET  EDER&#8221; ”           KENDİ  ARASINDA  D A Y A N  I Ş A N,  ÜLKESİNE  S A H İ P  Ç I K A N,  BİNLERCE  TÜRKİYE  MESİB  ÜYELERİNE      S E L A M         O LSUN..
Sayı  ; 2010/06                            Mersin, 14.03.2010
Konu; Sağlık kültür [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>* Mesib Kuruluş Parolası;  &#8220;MESLEK  İNSANI, MESLEĞİNİ  ve  İNSANLARI SEVER,  ÜLKESİNE  HİZMET  EDER&#8221; ”           KENDİ  ARASINDA  D A Y A N  I Ş A N,  ÜLKESİNE  S A H İ P  Ç I K A N,  BİNLERCE  TÜRKİYE  MESİB  ÜYELERİNE      S E L A M         O LSUN..</p>
<p>Sayı  ; 2010/06                            Mersin, 14.03.2010</p>
<p>Konu; Sağlık kültür yayınları hk.</p>
<p>MESİB- SAĞLIK-KÜLTÜR ARŞİVİ; 2010/ 06</p>
<p>Konu    ; <strong>Piyasada kanser yayan yiyecek maddeleri</strong></p>
<p>Kaynak; Sayın Vedat Kayalı &#8211; üye nu;03</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p><em>HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI;</em></p>
<p><strong><em>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
</em></strong><strong><em>-</em></strong><strong>Piyasada satılan hazır gıda maddeleri ülkemizde insan sağlığını ciddi </strong><strong><br />
biçimde etkileyecek <strong>derecede katkı maddeleri içermektedir. Ancak; bu maddeler,tüm çabalara rağmen medya aracılığı ile ilan edilememektedir.</strong></strong></p>
<p><strong><br />
-<strong>Günümüzde, gıda sektörü büyük bir tröst halini almıştır. Örneğin; </strong><br />
hiç bir yayın organında  <strong>Colanın</strong><strong> zararlı olduğunu göremezsiniz. Ancak; biz tüketiciler, aile fertlerimizi, çevremizdeki arkadaşlarımızı,</strong><br />
haberdar <strong>ederek, bilinçlendirebiliriz.</strong></strong></p>
<p><strong><br />
</strong><strong> </strong><strong>-<strong>Son yıllarda; kanser vakalarının neden devamlı artış gösterdiğini hiç düşündünüz mü?</strong></strong></p>
<p><strong><br />
</strong><strong> -<strong>Siz çocuğunuzun kanserojen madde içeren gıda almasını ister misiniz?</strong></strong><strong><br />
</strong><strong>Peki niye katkılı ketçap alıyorsunuz?</strong><strong> </strong></p>
<p><strong><br />
-<strong>Sizlere, aşağıda sunduğumuz tablo, alacağınız hazır gıda maddelerindeki katkılarla ilgili bilgi vermektedir;</strong></strong></p>
<p><strong>-</strong><strong>Sağlığınız için: Lütfen her hangi bir gıda maddesi satın almadan önce</strong> ;<br />
<strong>Ambalajının üzerini dikkatlice okuyunuz</strong>!<strong> </strong></p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong><br />
* 01-<strong>ZARARSIZ  KATKILAR;</strong></p>
<p><strong><br />
-</strong><strong>E100, 103, 104, 105, 111, 121, 122, 126,130, 132, 140,151,152<br />
-160,161, 162, 163, 170, 174, 175, 180, 181, 200, 201, 202, 203,<br />
-236,237,238, 260, 261, 262, 263, 270, 280, 281, 282, 290, 300,   301, 303, 304, 305, 306, 307, 308,<br />
-309, 322, 325, 326, 327, 331, 332, 333, 334, 336, 337, 382,400 401, 402, 403, 404,405, 406,<br />
-408, 410, 411, 420, 421, 422, 440, 471, 472, 473, 474, 475,480 </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><br />
</strong><strong> </strong><strong>*</strong><strong> </strong><strong>02-</strong><strong>ŞÜPHELI KATKILAR; ?</strong></p>
<p><strong><br />
</strong><strong>*-</strong><strong>E125, 141, 150, 153, 171, 172, 173, 240, 241, 477, 605<br />
E220,221,222, 223,224, 338, 339, 340, 341, 460, 461, 466, 407 </strong></p>
<p><strong>(MİDE VE BAĞIRSAK HASTALIKLARI)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><br />
</strong><strong>*-</strong><strong>E200 (VUCUTTAKİ VİTAMİN B12 YI YOK EDİYOR)</strong><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> *-</strong><strong>E250,251, 320, 321<br />
(KALB HASTALIKLARI, DAMAR SERTLİKLERİ VE TIKANIKLIKLARI</strong><strong>)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong><strong>* </strong><strong>03-TEHLİKELİ KATKILAR! ; !</strong><strong> </strong></p>
<p><strong><br />
-E102, 120, E311, 312 (NÖROLOJIK HASTALIKLAR)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><br />
</strong><strong>* </strong><strong>04</strong><strong>-</strong><strong>KANSEROJEN  KATKILAR; !!</strong><strong> </strong></p>
<p><strong><br />
</strong><strong>*-</strong><strong>E102, 110,123, 124,131, 142,210, 211,213, 214, 215,216, 217</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ÖRNEĞİN;</strong><strong><br />
-</strong><strong>E211-SODYUM BENZOAT KETÇAPLARDA BULUNMAKTADIR;</strong></p>
<p><strong><br />
</strong><strong>*-</strong><strong>123,110 ABD, INGILTERE, FRANSA, ALMANYA</strong><strong>, </strong><strong>RUSYA,JAPONYA VE DAHA BIRCOK ÜLKEDE</strong><strong> YASAKLANMIŞTIR.</strong><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><br />
</strong><strong>*-</strong><strong>FAKAT ÜLKEMİZDE RENKLİ DRAJE ÇİKOLATALARDA VE KAYMAKLI BİSKÜVİLERDE KULLANILMAKTADIR.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>* </strong><strong>05</strong><strong>-</strong><strong>EN  TEHLİKELİ!  KANSEROJEN</strong><strong> </strong><strong>KATKILAR: !!!</strong><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>*-</strong><strong>E330;<br />
NE YAZIKKI BİR ÇOK HAZIR GIDADA KULLANILIYOR. </strong></p>
<p><strong><br />
*-</strong><strong>BAZI HAZIR GIDALARDA TESBİT EDİLEN KATKI MADDELERİ;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>*-</strong><strong>E330</strong><strong> -</strong><strong><br />
ÜLKER LÜKS GOFRET, MEYSU (ÖZELLIKLE KAYISI), KNOR DOMATES CORBA, TÜM TENEKE<br />
KONSERVE VE TURSULAR, 7UP, SCHWEPPES (TÜM ÜRÜNLERI), JELIBON, TAMEK YAPRAK<br />
SARMA, PIYALE HAZIR CORBA, OLIPS,<br />
E250 &#8211; TÜM SALAMLARDA<br />
E300 &#8211; FANTA PORTAKAL, CINOMEL<br />
E320 &#8211; ETI PUFY, KNORR ISKEMBE CORBA<br />
E223 &#8211; ÜLKER HAYLAYF, ALBENI<br />
E322 &#8211; ÜLKER COKOKREM</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><br />
</strong><strong>LÜTFEN! ÇOĞALTARAK DOSTLARINIZA DAĞITINIZ.</strong></p>
<p><strong><br />
</strong><strong>Bilgilerinize sunulur.</strong><strong><br />
Doç.Dr. Mustafa TÜRKMEN</strong><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sn. Vedat Kayalı’ya teşekkür ederiz.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>-Güneş, karanlığı boğar!  Birlikten  kuvvet  doğar.  <strong> </strong></p>
<p>-Yaşasın!. Meslek  insanlarının  kardeşliği, gönül birliği ve dayanışması.</p>
<p>MESİB-Yürütme Kurulu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/kanser-eden-katkili-maddeler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DENİZ KUM GÜNEŞ SEKS İÇKİ TEMİZ YATAK</title>
		<link>http://www.ekemer.com/deniz-kum-gunes-seks-icki-temiz-yatak</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/deniz-kum-gunes-seks-icki-temiz-yatak#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 07:28:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[AKDENİZİN DELİSİ-ALİ KEMAL SENAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7881</guid>
		<description><![CDATA[Hadee, uçak dahil hepsi birden 10 euroooooo
Sayın Belediye Başkanı Mustafa GÜL, 2010 turizm sezonunun başlangıcında, daha önce hep yapıldığı gibi bir deklarasyon yayınlamış. Bu yazı metnini Ekemer de görebilirsiniz. Bu olması gereken bir şey. Ancak ben bu yazıyı okuyunca bazı sorular, eleştiriler ve cevaplar hazırladım. Biraz geçmişe gittim biraz da geleceğe…
Şu an bir dış ülkedeyim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hadee, uçak dahil hepsi birden 10 euroooooo</p>
<p>Sayın Belediye Başkanı Mustafa GÜL, 2010 turizm sezonunun başlangıcında, daha önce hep yapıldığı gibi bir deklarasyon yayınlamış. Bu yazı metnini Ekemer de görebilirsiniz. Bu olması gereken bir şey. Ancak ben bu yazıyı okuyunca bazı sorular, eleştiriler ve cevaplar hazırladım. Biraz geçmişe gittim biraz da geleceğe…</p>
<p>Şu an bir dış ülkedeyim ve işimin gereği, burasıyla bizim oraların kıyaslamasını yapmaktayım. BAE ülkesinin turizmde ilerlemesi için neler yapması gerektiği ile igili, tecrübeli Akdeniz Ülkeleri&#8217;nin turizm anlayışları ile ilgili, var olanın nasıl kullanılması gerektiği ile ilgili, <strong>uluslar arası turizm pazarlama ve reklam teknikleriyle ilgili ve bununda yanı sıra, hayal kurmanın önemi ve yaratıcı yazarlık ile ilgili seminerler,</strong> konferanslar vermekteyim.</p>
<p>Yani kısacası, bir beyin göçü neticesinde bulunduğum bu ülkede turizm öğretmenliği yapıyorum ama işimi yaparken konuşmalarımın bir tarafına mutlaka ülkem Türkiye’yi, özellikle Akdeniz bölgemizin güzelliklerini ve özelliklerini sıkıştırıyorum. Taa ki bazı konular canımı sıkmaya başlayıncaya kadar;</p>
<p>Bugün <strong>www.ekemer.com</strong> da başkanın yazısı var ben de altına bir eleştiri yazdım. Orada özetle demek istedim ki,</p>
<p>“Sayın Gül, Siz bir belediye başkanısınız.</p>
<p>Esnafın dükkan önüne masa koyup kebap yemesini, okey oynamalarını engellemek sizin işiniz değil. Bırakın bu deklarasyonu zabıta müdürünüz yazsın ve göndersin.</p>
<p>Sizin işiniz, bu harika bölgenin kaynaklarını kullanarak, gelecek için neler yapılabileceğini tasarlamak. Bunun için ekipler kurmak, projeler oluşturmak ve uygulatmak. Siz ve diğer belediye başkanları hep bunun için seçildiniz. Ancak görünen o ki…</p>
<p><strong>Neyse. Konuya gelelim. Sayın Gül.</strong> Bu öncelikle size ve sonra turizmcilere yönelik açık bir mektup. Lütfen dikkatlice okur musunuz?</p>
<p>Kemer zor durumda. Sadece Kemer değil, Türk turizmi zor durumda. Çünkü siz yanlış bir şeyi pazarlıyorsunuz.</p>
<p>Her turizmcinin ağzında aynı laflar; Deniz-kum-güneş-herşey dahil sisteminin getirdiği zararlar Vs. uyku verici laflar. Biliyorum şu an Kemer&#8217;de bir sürü toplantı yapılıyor ve her turizmci her sene olduğu gibi aynı sakızı çiğniyor. Ama dedim ya, siz yanlış yoldasınız. Yanlış şeyi pazarlıyorsunuz.<br />
<strong><br />
ÖNCELİKLE BİLMEDİĞİNİZ ŞU;</strong></p>
<p>Dünya Kemer’i, Tekirova’yı, Çıralı&#8217;yı nasıl tanıyor?</p>
<p>Diyeceksiniz ki, Kemer Plajları, temiz oteller, cam gibi deniz, Ayışığı parkı, deniz turları, safari turları, Çıralı Plajı….Ama HAYIR. Dünya KEMERİ TANIMIYOR KARDEŞİM. Dünya’nın tanıdığı, KEMER değil.</p>
<p>Hep söylüyorum, <strong>Yabancı dil bilmediği için neredeyse tuvaleti bile bulamayacak yöneticiler yurt dışı fuarlara gidiyorlar </strong>ve tek kelime konuşmadan palmiye ağacı ve photoshop da mavileştirilmiş havuz görüntüleri olan otel broşürlerini dağıtıp azıcık da boy gösterdikten sonra dönüyorlar. Yarın torunlarına diyecekler ki; “Ben Almanya’ya gittim, Fransa’ya, Petersburg’a gittim.”<br />
<strong><br />
Faydasız girişimler…..</strong></p>
<p>Binlerce broşür dağıtılıyor bir tane broşür gösterebilir misiniz bana, gerçekten Kemer’i anlatan? Yok ki. Kemer’i anlatan derken, caddelerinden bahsetmiyorum. Her öğleden sonra saat 5 den itibaren Kemer’e gölge veren<strong> OLYMPOS</strong> dağından bahsediyorum. <strong>Utanç verici diğer ismiyle TAHTALI. </strong></p>
<p><strong>PHASELİS’DEN</strong> bahsediyorum. Hani kuru balık karşılığı satın alınan araziye kurulmuş ve yaşadığı sürece bölgede gerçekten isim yapmış olan o şehirden. O şehirde, tam <strong>300 yıl boyunca KURU BALIK FESTİVALİ</strong> yapıldığını biliyor muydunuz?</p>
<p>Gelelim Yörük ismiyle, Yanartaş’a. Düşünebiliyor musunuz? Buraya ait inanılmaz güzellikteki mitolojik metin unutulmuş, birçok tanıtım broşürlerinde adı hala YANARTAŞ olarak geçmekte. Turistlere “Hadee yanartaşa bir-iki” denmekte. Oysa burası <strong>KHİMAİRA</strong> ve dünya <strong>OLYMPOS DAĞI ile KHİMARİA </strong>bölgesinde geçmiş olan <strong>BELLEROPHONTES-PEGASUS</strong> hikayesiyle tanıyor burayı.</p>
<p>Açın internete bakın. Bazı Websiteler Türkiye&#8217;nin reklamı olur diye kasıtlı olarak Kemer ismini koymuyor. Ama Avrupa’da, Amerika’da, Japonya’da hatta burada BAE de bile bu hikayeye vakıf olan ilk okul çocukları sonuçta o hikayenin yaşandığı yerin Türkiye’nin Akdeniz sahili olduğunu öğreniyor. İşte bizim işimize yarayacak, para getirecek turisler bunlar.</p>
<p>Yani neymiş; Gerçek, bilinçli turist, Kemer’i değil, <strong>KHİMAİRA-OLYMPOS DAĞI-BELLEROPHONTES-PHASELİS</strong> i biliyormuş. O bilinçli turistler Kemer özelliklerinde bir yer arasalarmış, öyle yerler kendi ülkesinde de varmış. Kemer’in çakıllı denizini kimse takmıyormuş. Takan sadece Ruslarmış, çünkü buradaki 5 yıldızlı otelde her şey dahil konaklamak, adama evinde konaklamaktan daha ucuza geliyormuş. Yakında Ruslar bile bize küsecekmiş. Turizmciler adam başı 5 dolara Çin’den Vietnam’dan turist getirmeyi tasarlıyormuşşşşşşşşşşş.<br />
<strong><br />
Peki kardeşim, Siz neyi pazarlıyorsunuz?</strong></p>
<p>“DENİZ KUM GÜNEŞ SEKS İÇKİ TEMİZ YATAK. Hadee, uçak dahil hepsi birden 10 euroooooo”</p>
<p>Siz kendiniz tarihi bilmezseniz, yaşadığınız, ekmeğini yediğiniz bu bölgede kurduğunuz otellere ROSE-AMBASSADOR-TÜRKİZ-AYIŞIĞI-ZARTZURT gibi isimler takarsanız, PEGASUS isimli otelde bir kişi bile PEGASUS’un ne olduğunu bilmiyorsa, siz gerçekten de umutsuz vak’a sınız.</p>
<p>Mısır Kahire’de, otel reklamlarına rastlayamazsınız. Orada Nefertiti, Hatshepsut-Ramses figürleri mecburi hale getirilmiştir. Mısır’ın kendisi bir marka olmuştur. Dubai’de her taksi plakasında BURJ AL ARAP otelinin figürünü görürsünüz.</p>
<p>Yahu siz KEMERLİLER, GÜZELİM PORTAKAL BAHÇELERİNİ YOK ETTİNİZ. HER SENE İÇİNİZDEN BİRİLERİ HEKTARLARCA ORMAN YAKIYOR. NEREDEYSE TEPENİZDE DİKİLİYOR DİYE OLYMPOS DAĞIYLA KAVGA EDECEKSİNİZ. PHASELİS’İ CAHİLLERİN YÖNETİMİNE VERMİŞSİNİZ HERİFLER ŞAPKA DAĞITIYOR. YAHU SİZ YÖNETİCİLER, NE MİTOLOJİDEN ANLIYORSUNUZ NE TURİZMDEN. YAHU SİZ TURİZM PERSONELİ, NE OLACAK SİZİN HALİNİZ? BİR KELİME BİLE YABANCI DİL YOK..Ha?</p>
<p>“DENİZ, KUM, GÜNEŞ, SEKS, İÇKİ, TEMİZ YATAK. Hadee, uçak dahil hepsi birden 10 euroooooo”</p>
<p>Arif olan understand.<br />
Kemerist.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/deniz-kum-gunes-seks-icki-temiz-yatak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TURHAN SELÇUK ARŞA ÇIKARKEN</title>
		<link>http://www.ekemer.com/turhan-selcuk-arsa-cikarken</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/turhan-selcuk-arsa-cikarken#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 07:13:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[EĞİTİM VE KÜLTÜRÜN TARİHİ - M.ALİ SULUTAŞ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7873</guid>
		<description><![CDATA[Şimdi o yolcu, biz handa yaşayan hancı. Zamanı gelince biz de yolcu olacağız, geride kalanlar da hancı. “Böyle gelmiş, böyle gider” sözü sanırım sadece bu gerçek için geçerli olmalı.

Turhan Ağabey,  
Rahmetli babanız 1940’lı yıllarda Silifke’de subay iken askerlere lokum, şeker, simit satarak ev bütçesine katkıda bulunan yalın ayak, başı gabak Memedali, yıllar önce size [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdi o yolcu, biz handa yaşayan hancı. Zamanı gelince biz de yolcu olacağız, geride kalanlar da hancı. “Böyle gelmiş, böyle gider” sözü sanırım sadece bu gerçek için geçerli olmalı.<br />
<strong><br />
Turhan Ağabey, </strong> <a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/turhan-selçuk.jpeg"><img class="alignright size-full wp-image-7875" title="turhan selçuk" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/turhan-selçuk.jpeg" alt="" width="124" height="93" /></a></p>
<p>Rahmetli babanız 1940’lı yıllarda Silifke’de subay iken askerlere lokum, şeker, simit satarak ev bütçesine katkıda bulunan yalın ayak, başı gabak Memedali, yıllar önce size ve kardeşiniz İlhan ağabeye gönderdiğim ve 60 küsur yılın özlemini yansıtan mektubuma yürekten yanıt vererek, sevgilerinizle donatılmış o bisikletli Abdülcanbaz çiziminizi taşıyan yapıtınızı göndermiştiniz. Şimdi o yapıtınızdan yansıyan kimliğiniz daha da anlam kazanıyor. <a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/abdulcanbazbisikleti.jpeg"><img class="alignleft size-full wp-image-7876" title="abdulcanbazbisikleti" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/abdulcanbazbisikleti.jpeg" alt="" width="99" height="149" /></a></p>
<p>Evet, rahmetli babanız Silifke’de subay, siz iki kardeş Adana’da okurken ben askerlere lokum, şeker, simit satardım. Siz kardeşler Silifke’ye geldiğinizde benimle ilgilenirdiniz. Babanızın bir subay olarak hizmet ettiği Jandarma Eğitim Okulu Silifke’den İstanbul’a taşınınca  sizler de gittiniz. Askerin yemek artıklarından ve tayınlarından açlığını gideren fakir halkın boynu bükük kalmıştı. Benim boynum hepten… Asıl üzüntüm, sizlerin adlarınızı öğrenmemiş olmamdı.</p>
<p>Üniversite ve çalışma nedeniyle İstanbul’da 10 yıl boyunca sizleri okuduk, çizimlerinizi gülümseyerek algılamaya çalıştık. Öğrenci ve gençlik hareketlerinde belki omuz omuza, göz göze geldik ama, nereden bilebilirdim o özlemini duyduğum kardeşlerin sizler olduğunuzu!..</p>
<p>O aradığım kardeşlerin siz Turhan ve İlhan Selçuk kardeşler olduğunuzu 60 küsur yıl geçtikten sonra, 6-7 yıl önce İlhan Abinin Silifke’de bir konuşma yapmasından sonra öğrenmiş oldum. Demem o ki, daha okula başlamadan bile siz iki kardeşin emeğiniz var bende.</p>
<p>İsim babası Aziz Nesin olan, 1957 doğumlu<strong> “Abdülcanbaz”</strong> sizin gibi halktan bir kişiydi. Aziz Nesin çoktan çekip gitmişti. Siz de arşa adım atınca, öksüz ve yetim kaldı Abdülcanbaz. <a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/abdulcanbaz.jpeg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7877" title="abdulcanbaz" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/abdulcanbaz.jpeg" alt="" width="69" height="123" /></a></p>
<p>Bir turist rehberi, bir Yeşilçam simsarı, anasının gözü, hatta üçkâğıtçı bir tip olan Abdülcanbaz  giderek arınıp sağlam bir kişilik edinmişti. “Sanırım Abdülcanbaz’a duyulan ilgi yerliliğinden, geleneksel köklerinden renk almasından (Karagöz-Hacivat, ortaoyunu gibi) ileri geliyor&#8230;” deyip, onun, “bir çizgi, bir üslup araştırması yanında, diğer çizgi romanlara benzememesi, kendine özgü anlatım, kendine özgü çizgi dünyası,” olduğunu vurguladınız.</p>
<p>Söyleyeceğinizi en kısa yoldan, çarpıcı bir şekilde söylediniz, çizgilerinizle. “Bağnazlığın, tutuculuğun, cehaletin, çıkarcılığın, bilinçsizliğin desteklediği kötülük ve ihanetle dolu” dünyamızda iyilikleri, güzellikleri, olması gerekenleri sezip, görüp zamanımızın ve yarının kuşaklarına yapıtlar, güzellikler bıraktınız. İnsanı insan yapan, mutlu kılan, öldükten sonra da anılmayı hak etmenin başlıca nedenleri bunlar olsa gerek. <a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/anayasa-fareleri.jpeg"><img class="alignright size-full wp-image-7878" title="anayasa fareleri" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/03/anayasa-fareleri.jpeg" alt="" width="123" height="91" /></a></p>
<p>“Halkın Sanatçısı” Turhan Ağabey, vasiyetiniz üzerine, Hacıbektaş ilçesinde Mahsuni Şerif&#8217;in mezarı ile Aşık Veysel, Pir Sultan Abdal ve Yunus Emre&#8217;nin heykellerinin bulunduğu Çilehane bölgesinde defnedileceksiniz. Yapıtlarınız belki de yanı başınızda yapılacak bir ‘İnsanlık Müzesi’nin bir bölümünde sergilenecek.</p>
<p>Yarın, 14 Mart&#8217;ta, Hacıbektaş Belediyesi&#8217;nin önündeki Cumhuriyet Meydanı&#8217;nda Hacıbektaş halkı ve sevenlerinin huzurunda yapılacak bir törenle ‘Toprak Ana’ya teslim edileceksiniz.</p>
<p>Işığınız bol olsun 88’lik delikanlı Turhan Ağabey!..</p>
<p>Mehmet Ali Sulutaş</p>
<p>Mersin, 13 Mart 2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/turhan-selcuk-arsa-cikarken/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR BEDEVİ, BİR HIRSIZ VE BİR FIKRA</title>
		<link>http://www.ekemer.com/bir-bedevi-bir-hirsiz-ve-bir-fikra</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/bir-bedevi-bir-hirsiz-ve-bir-fikra#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 15:13:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KAOSUN EŞİĞİNDE - SÜLEYMAN TURAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=7869</guid>
		<description><![CDATA[Son yıllarda, insan davranışları ile ilgili edindiğim en önemli izlenim, bireylerin git gide bencilleşme eğilimi göstermeleridir. Şuna yakın ifadeleri çok sık duyuyorum: “O kişiye yardımcı oluyorsun ama, bunun sana yararı ne? Sevgili kardeşim, nihayetinde gemisini kurtaran kaptandır&#8230; Bilmelisin ki her koyun kendi bacağından asılır&#8230; Dünyayı kurtarmak sana mı kaldı?” Bu ve benzeri sözler&#8230;
Bu düşünce yapısına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda, insan davranışları ile ilgili edindiğim en önemli izlenim, bireylerin git gide bencilleşme eğilimi göstermeleridir. Şuna yakın ifadeleri çok sık duyuyorum: “O kişiye yardımcı oluyorsun ama, bunun sana yararı ne? Sevgili kardeşim, nihayetinde gemisini kurtaran kaptandır&#8230; Bilmelisin ki her koyun kendi bacağından asılır&#8230; Dünyayı kurtarmak sana mı kaldı?” Bu ve benzeri sözler&#8230;</p>
<p>Bu düşünce yapısına doğru sürüklenen insanlar günden güne toplumcu siyasi oluşumlardan uzaklaşma eğilimi göstermektedirler. Özellikle insanımızı bu noktaya taşıyan olay, yıllardır ülkemize Batı tarafından dayatılan neo-liberal politikalardır. Günden güne insan profilimiz, toplumcu düşüncelerden uzak, acımasız, duyarsız Batılı insan profiline yaklaşmaktadır.</p>
<p>Bu noktada, bu tarz düşünen insanlar için çok kısa bir hikaye anlatacağım:</p>
<p>Bedevi, çölde yol alırken bir adama denk gelir. Adam susuzluktan ölmek üzere olduğunu söyleyince, devesinden inip, adama su verir. Bedevinin bir anlık boşluğundan faydalanan adam, deveye bindiği gibi oradan kaçar. Bunu gören bedevi, adama arkadan seslenir: <strong>“Suyu içtin, devemi de çaldın ama, ne olur bunu kimseye anlatma!” </strong><br />
Hırsız, sebebini merak eder ve arkasına dönüp sorar: <strong>“Pekiyi neden?” </strong><br />
Bedevi, üzüntü içinde şunu söyler: <strong>“Eğer bu olay duyulursa, bundan sonra çölde gerçekten zor durumda kalmış birine kimse yardım etmez ve su vermez.” </strong></p>
<p>Bedevi, haksızlığa uğramış ve olayı kabullenmiştir. Yine de bu durumun bir başkasının hayatını olumsuz etkilemesini istemeyecek kadar erdemlidir.</p>
<p>Biraz da gülelim:</p>
<p>Nasrettin Hoca evlenmeye niyetlenir. Eş,dost, bir hatunu öve öve öve göklere çıkarırlar.<br />
-Şöyle huylu!<br />
-Böyle soylu!<br />
-Dünyalar güzeli&#8230;<br />
Hoca&#8217;nın gönlünü çelerler. Hoca ile hatun evlenirler. Zifaf gecesi yüz görümlüğünü veren Hoca, gelinin duvağını kaldırır. Aman Allah&#8217;ım! Çirkin bir gelin. Gelin hanım, kocasına sadakatini göstermek için:<br />
-Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, kime görünmeyeyim? diye sorar.<br />
Hoca şaşkın. Der ki:<br />
-Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen görün!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/bir-bedevi-bir-hirsiz-ve-bir-fikra/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
