<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>eKemer - Antalya Kemer&#039;in Yorum Portalı</title>
	<atom:link href="http://www.ekemer.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ekemer.com</link>
	<description>Antalya Kemer&#039;in Yorum Portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 04 Jun 2010 21:05:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>GAZZE&#8217;DEN SOKAĞA</title>
		<link>http://www.ekemer.com/gazzeden-sokaga</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/gazzeden-sokaga#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 21:05:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8728</guid>
		<description><![CDATA[Aldığımız ilk duyum şöyleydi;  İsrail, Türkiye’den Gazze’ye yola çıkan insani yardım gemisine saldırdı, 9 sivili öldürdü, 26 yaralı var. İnanamadım, hayretler içerisinde kaldım. Çünkü; “Ne kadar terörist bir devlet de olsa, hiçbir mantık böyle bir durumu asla göze alamaz” diye düşündüm. “Bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen böylesi bir eylemin altından hiçbir güç kalkamaz, dünya kamuoyunca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aldığımız ilk duyum şöyleydi;  İsrail, Türkiye’den Gazze’ye yola çıkan insani yardım gemisine saldırdı, 9 sivili öldürdü, 26 yaralı var.</p>
<p>İnanamadım, hayretler içerisinde kaldım. Çünkü;</p>
<p><strong>“Ne kadar terörist bir devlet de olsa, hiçbir mantık böyle bir durumu asla göze alamaz”</strong> diye düşündüm.</p>
<p><strong>“Bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen böylesi bir eylemin altından hiçbir güç kalkamaz, dünya kamuoyunca suçüstü yakalanılmıştır”</strong> diye düşündüm.</p>
<p><strong>“Bu devlet, geçmişte bu türden örneklerini çok defa gördüğümüz, şahit olduğumuz İsrail bile olsa, böylesine aptalca ve bile bile lâdes dedirtecek bir hunharlığı, nasıl olur da böyle aleni yapabilir”</strong> diye düşündüm.</p>
<p>Gerçekten inanamadım, ama çok daha fazla kahrettim, çok daha fazla lânetledim.</p>
<p>Bütün gece televizyon ekranlarına odaklanarak, olan biten vahşiliklere sadece duyduklarımla değil, gözlerimle de şahit olmak istedim ve izledim.</p>
<p>Yerli ve yabancı kanallardan dikkatli, tekrarlı ve ısrarlı izlenimlerim, o vahim ilk duyumlarımdan biraz farklılık göstermeye başladı.</p>
<p>Tamam, ortada bir <strong>“müdahale”</strong> vardı, ancak <strong>“saldırı”</strong> yok gibiydi sanki. Ne denizden ve ne de havadan silahlı bir saldırı görüntüsüne veya bu yönde yapılan herhangi bir açıklamaya rastlamadım örneğin. <strong>“Müdahale”</strong> ile <strong>“saldırı”</strong> birbirinden çok farklı şeylerdi. Bu olay saldırı değil, görüntülere göre müdahaleydi.</p>
<p>Peki ne görmüştüm?</p>
<p>Denizden ve havadan gemiye girmeye çalışan silahlı İsrail askerleri ile uzun demir çubuk ve sopalarla vurarak, askerlerin gemiye inmelerini/çıkmalarını engellemeye çalışan kavuniçi yelekli siviller. Ne olduysa, İsrail askerlerinin gemiye tamamen girmeleri sonrasında olmuştu ve maalesef ki yaşanan arbedede 9 sivil insan hayatını kaybetmiş, 26’sı da yaralanmıştı.</p>
<p>Görüntülere rağmen,<strong> “Hadi canım sen de, bal gibi alçakça bir saldırı var”</strong> diyenlere/diyecek olanlara şu soruyu sormak isterim. Düşünün bir kere; gemide 589 kişi var ve bunların büyük çoğunluğu da güvertede. İsrail askerleri ellerindeki uzun namlulu silahlar ile hem havadan ve hem de denizden saldırıyor. Üstelik, İsrail askerlerinin son derece <strong>acımasız </strong>olduğu da dünyaca biliniyor. Kayıp sayısı ne olurdu sizce? Mesela, 9’da kalır mıydı!</p>
<p>Ayrıca, gemiden sağ salim kurtularak Türkiye’ye gönderilen gemi personelinin mikrofonlara yaptığı; <strong>“Biz onlardan değil, İsrail askerleri bizden korkuyordu”</strong> şeklindeki sıcak açıklama, o ortamın ruh halini yansıtıyordu.</p>
<p>Basında yer alan bazı açıklamalar, olayın daha iyi anlaşılmasına ışık tutarken, bazı durumların da maalesef ki anlaşılamamasına neden oluyordu.</p>
<p>İnsani yardım gemisi <strong>“Mavi Marmara”,</strong> Gazze istikametinde henüz uluslar arası sulardayken, İsrail tarafından uyarılmış, rota değiştirilerek yardım malzemelerinin <strong>Aşdod</strong> limanına boşaltılması istenmiş, aksi taktirde müdahale edileceği özellikle bildirilmiş.</p>
<p>Burada akla takılan sorular şunlar; amaç yardım malzemesinin Gazzeli Filistinlilere ulaştırılması ise, ha Gazze limanı, ha Aşdod limanı, ne fark eder? Müdahale olasılığı çok yüksekken bu inat ve ısrar niye? Uyarıya filodaki diğer 5 gemi hemen icabet ederken, neden sadece “Mavi Marmara”da direnme, istenmeyen olaylar ve ölümler yaşandı? Ölümün bile göze alınmasının sebebi ne olabilir? Olaylar esnasında hayatını kaybeden bir sivil için, bir başka sivil tarafından sarf edilen <strong>“Şehidimiz” </strong>ibaresinin bir açıklaması, başkaca bir anlamı var mı?</p>
<p><strong>“İnsani yardım”</strong> deniyor. <strong>“Gerçekten insani mi, yoksa dini mi?”</strong> konusunda haklı tereddütler var. İstanbul ve Ankara’da gerçekleştirilen protestolara katılan kitlenin profilinden, atılan sloganların, ellerde taşınan pankartların, kafalara sarılan bantların rengi ve içeriğinden, yardım’ın, etkinliğin ve protestoların insani’den çok dini olduğu gözleniyor.</p>
<p><strong>İsrail, Filistin’i işgal etmiştir, tamam.</strong></p>
<p><strong>İsrail, Filistinlilere zulmetmektedir, tamam.</strong></p>
<p><strong>Zalim’in değil, mazlum’un yanında yer alınmalıdır, tamam.</strong></p>
<p>Ancak, olaylara, durumlara, sebep ve sonuçlara bu şekliyle değil, tamamen, sadece ve sadece <strong>“insani”</strong> boyuttan bakılmalı, aksi taktirde haklıyken haksız durumlara düşüleceği, doğruyken yanlış ve farklı anlaşılmalara sebep olunabileceği, mikrofonu eline alıp, bas bas bağırma gayreti içerisinde olan bazı siyasetçilerimiz tarafından özellikle bilinmelidir, tamam, tas tamam.</p>
<p><strong>Sabahattin Talu</strong></p>
<p><strong>sabahattintalu@gmail.com </strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/gazzeden-sokaga/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GÜNEYDOĞUM DERNEĞİ 2010 ÖDÜLLERİ</title>
		<link>http://www.ekemer.com/guneydogum-dernegi-2010-odulleri</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/guneydogum-dernegi-2010-odulleri#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 12:04:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DUYGU DOLU - DUYGU SUCUKA]]></category>
		<category><![CDATA[HABERİNİZ VAR MI?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8723</guid>
		<description><![CDATA[Güneydoğum Derneği’nin geleneksel ‘GAP Bölgesi başarı ve teşekkür plaketi ödül töreni’ 28 Mayıs 2010 günü, Ankara’da, Söğütözü Mahallesindeki TPAO Genel Müdürlüğü Sosyal tesislerinde yapıldı. Son derece seçkin bir topluluk huzurunda ve nezih bir ortamda gerçekleştirilen törene çok sayıda milletvekili, siyasetçi, bürokrat, sivil toplum temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Ödül listesinde yer alan 18 kişi ve kuruma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p>Güneydoğum Derneği’nin  geleneksel ‘<strong>GAP Bölgesi başarı ve teşekkür plaketi ödül</strong> <strong>töreni’ </strong>28 Mayıs 2010 günü, Ankara’da, Söğütözü  Mahallesindeki TPAO Genel Müdürlüğü Sosyal tesislerinde yapıldı.</p>
<p>Son  derece seçkin bir topluluk huzurunda ve nezih bir ortamda  gerçekleştirilen törene çok sayıda milletvekili, siyasetçi, bürokrat,  sivil toplum temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Ödül listesinde yer  alan 18 kişi ve kuruma plaket olarak verilen 24 ayar altın işleme  tabaklar, Mardin Halk Eğitim Müdürlüğü tarafından yapıldı.</p>
<p>Ödül alanların kısaca ödül  alma gerekçeleri ve özgeçmişleri aşağıdadır.</p>
<p>Not: Ödül töreni ile ilgili  resimler aşağıdaki linklerden indirilebilir;</p>
<p><a href="http://www.yousendit.com/download/YWhOckhYQzMwVWswTVE9PQ" target="_blank">http://www.yousendit.com/download/YWhOckhYQzMwVWswTVE9PQ</a></p>
<p><a href="http://groups.yahoo.com/group/guneydogumdernegi/attachments/folder/107193505/item/list" target="_blank">http://groups.yahoo.com/group/guneydogumdernegi/attachments/folder/107193505/item/list</a></p>
<p>03.06.2010</p>
<p>Duygu SUCUKA</p>
<p>Güneydoğum Derneği Başkanı</p>
<p><a href="mailto:dsucuka@hotmail.com">dsucuka@hotmail.com</a></p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">1. Selma Kavaf  -  Devlet Bakanı</span></strong></p>
<p><strong>Güneydoğu ve Türkiye  genelinde yapmış oldukları çalışmalar ile Bilge Köyü duyarlılığı.</strong></p>
<p>1962 yılında Denizli’de  doğdu.</p>
<p>Ankara Üniversitesi Dil,  Tarih ve Coğrafya Fakültesi Türkoloji Bölümü mezunudur.</p>
<p>7 yıl öğretmen olarak,  7 yıl özel sektörde yönetici olarak çalıştı. 2002  yılında Ak Partide siyasete girdi ve 2007 yılında Milletvekili seçildi. Mayıs 2009 tarihinde Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet  Bakanlığına atandı.<strong><em> </em></strong>İngilizce biliyor, bir çocuk annesidir.</p>
<p>Çocuklara, yaşlılara,  özürlülere, topluma yönelik çalışmalar geniş kapsamlı olarak devam  ettirilmektedir.</p>
<p>2009 yazında Mardin-Bilge  Köyü katliamından sonra köy halkının ve çocukların rehabilitasyonu ve  başka yerlere nakilleri konusunda Bakanlık olarak önemli çaba sarf  edilmiştir.</p>
<p>****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">2. Nuri Okutan  -  Şanlıurfa Valisi</span></strong></p>
<p><strong>Eğitime katkıları ile tüm  gayret ve çabaları</strong></p>
<p>1962 Isparta-Eğridir  doğumludur. A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü&#8217;nü bitirdi.  Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesinde Yüksek Lisans yaptı.  İngiltere&#8217;de bir yıl süreyle dil ve mesleki konularda öğrenim gördü.</p>
<p>Çeşitli yerlerdeki  kaymakamlık görevlerinden sonra İçişleri Bakanlığı bünyesinde değişik  görevlerde bulundu. 2008 yılında Siirt valisi oldu, sonra da Sakarya ve  Trabzon Valiliği yaptı. 2009 yılında Şanlıurfa Valiliğine atandı.</p>
<p>Gittiği her yerde, görev  yaptığı her şehirde çalışma ve projeleriyle kamuoyunun takdirini  topladı. Türkiye kamuoyu onu, aldığı 100 bin liralık bir ödülü eğitime  bağışlaması ile tanıdı. Eğitim, tarım, turizm dallarındaki çaba ve  projeleri oldukça önemlidir. İngilizce biliyor, üç çocuk babasıdır.</p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">3. Prof. Dr. İbrahim Halil  Mutlu  -  Harran  Üniversitesi Rektörü</span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong>GAP Teknopark’ın kurulması  ve Harran Üniversitesi’nin gelişmesindeki gayret ve çabaları</strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p>1960 yılında Urfa’da doğdu.  Selçuk Üniversitesi Fizik Bölümünü bitirdi. YÖK bursu ile  İngiltere’de  yüksek lisansını aldı, Gaziantep  Üniversitesinde doktora yaptı, ardından Harran Üniversitesi&#8217;nde göreve  başladı. ve katıhal fiziği doçenti oldu. Dr. Mutlu, çeşitli zamanlarda  Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi&#8217;nde bölüm başkanlığı, dekan  yardımcılığı, senato üyeliği ve dekan vekilliği yaptı. 1996 yılında  TÜBİTAK bursu ile, 1999-2001 yılları arasında ise Florida State  Üniversitesi’nin davetlisi olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde  süper-iletkenlik konularında araştırmalarda bulundu. 2002 yılında  profesör oldu. Rektör yardımcılığı ve Üniversite Yönetim Kurulu Üyeliği  görevlerinden sonra 2007 Haziran ayında Harran Üniversitesi rektörlüğüne  atandı. Türkiyede ilk ve tek Tematik (tarım ve tarım ürünleri  ağırlıklı) tek teknopark olan GAP-Teknoparkı Sayın Mutlu   zamanında Kurulmuştur.  İyi derecede  İngilizce bilmekte olup Mustafa Kemal, Ayşe Bilgesu, Mete Kerem, isimli  üç cocuk babasıdır. Yayınlanmış  50’nin üzerinde bilimsel çalışması ve  bilimsel etkinliklerde sunulmuş bildirileri bulunan Dr. Mutlu&#8217;nun  Amerika Birleşik Devletlerinden alınmış patentleri mevcuttur.</p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">4. Abdullah Erin  &#8211;  DİCLE Kalkınma Ajansı Genel  Sekreteri</span></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>DİCLE Kalkınma Ajansı’nın  kuruluş aşamasındaki üstün gayret ve çabaları</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>1969 yılında Mardin’de  doğdu. Midyat Lisesinden sonra Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve  İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümünü bitirdi. İngiltere’de  Nottingham Üniversitesinde Yüksek Lisans yaptı.</p>
<p>Gülşehir Kaymakam  Vekilliği, Tefenni, Doğanşar, Ermenek, Taşköprü, Cizre  Kaymakamlıklarında bulundu.  Habur Mülki İdare  Amirliği, Şırnak Vali Yardımcılığı ve Mülkiye Başmüfettişliği yaptı.  Temmuz 2009’da Dicle Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri oldu. İngilizce ve  Arapça bilmektedir.</p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">5. Mustafa Gündüz  -  Kurtalan Kaymakamı</span></strong></p>
<p><strong>Üstün gayret ve çalışmaları</strong></p>
<p>1976 yılında Samsun’da  doğdu. 1997 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu  Yönetimi bölümünden mezun oldu.</p>
<p>Maliye Bakanlığında gelir  Uzmanlığı, PTT Genel Müdürlüğü’nde  müfettişlik görevlerinde bulundu.</p>
<p>2003 yılında kaymakam  oldu. Siirt’in Kurtalan ilçesi kaymakamlıkta üçüncü görev yeridir.     Mustafa Gündüz Kaymakamlık görevinin yanı sıra şu anda Dicle Kalkınma  Ajansının Kalkınma Kurulu Başkanıdır. İngilizce biliyor, bir çocuk  babasıdır.</p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">6. Şerif Akboğa  -  Batman İl Milli Eğitim Müdürü</span></strong></p>
<p><strong>Eğitime dönük gayret ve  çalışmaları</strong></p>
<p>1963  yılında Malatya’da doğdu. Gazi Üniversitesi Eğitim Yönetimi Bölümünden  mezun oldu. İnönü Üniversitesinde Eğitim Yönetimi üzerine Yüksek Lisans  yaptı. İlköğretim müfettişliği ve teftiş kurulu başkanlığı yaptıktan  sonra Kasım 2007 yılında, halen yürütmekte olduğu Batman Milli Eğitim  Müdürlüğüne atandı.</p>
<p>Sayın  Akboğa’nın görev sürecinde,</p>
<p>-Okul  öncesi eğitimde %17’den %43’e artış sağlanmış, ÖSS başarısında 67.  sıradan 39. sıraya gelinmiştir.</p>
<p>-Gönül  Köprüsü Projesi, Tarihe Yolculuk Projesi, Petrol Kentinden Avrupa  Kültür Başkentine Yolculuk Projeleri ile mali ve manevi değerlerin  aktarımı, aynı zamanda sevgi bağlarının kurulması sağlanmıştır.</p>
<p>-Avrupa  Birliği ve hibe projelerinde önde gelen iller arasında bulunan  Batman’da, <strong>‘‘Türkiye Okuyor kampanyası’’</strong>,  <strong>‘‘Eğitim  Her Engeli Aşar Projesi’’</strong>, ‘<strong>’Ana Kız Okuldayız Projesi’’</strong>, ‘‘<strong>Haydi  Kızlar Okula Projesi’’ </strong>uygulanmaktadır.</p>
<p>-22.500  öğrenci, 110 branşta mesleki, sosyal ve kültürel kurslardan  yararlanmıştır.</p>
<p>-Suça bulaşmış veya suça  meyilli 300 sokak çocuğunun Mesleki Eğitim Merkezi kanalı ile meslek  edinmeleri sağlanmıştır.</p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">7. Mehmet Baş  -  Batman İl Sağlık Müdürü</span></strong></p>
<p><strong>Sağlık alanındaki çabaları  ve çevre duyarlılığı</strong></p>
<p>1968 Mardin-Midyat’ta  doğdu. 1993  Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden  mezun oldu. Malatya Sağlık Eğitim Merkezi ve Malatya Devlet  Hastanesinde doktorluk ve idari görevler yaptı. Mayıs 2008 Tarihinden  beri Batman İl sağlık Müdürlüğü görevindedir.</p>
<p>Batman  Sağlık Müdürlüğü süresince “Koruyucu Sağlık Hizmetleri” alanında, başta  gebe tespit ve takip, çocuk izlem ve aşı, Sağlıklı beslenme, kronik  hastalıklarla mücadele,dumansız hava sahası çalışmaları, Sağlık  Hizmetlerinin en ücra yerlere kadar ayağa götürülmesi,üreme sağlığı ve  bu konuda farkındalık yaratma, modern yöntemler,halka güler yüzlü hizmet  hususlarında önemli mesafeler kat edildi.</p>
<p>Sayın Baş tüm mesleki  çalışmalarının dışında bir de çevre gönüllüsü olarak dikkatimizi  çekmiştir. Asli görevi olmamasına rağmen Batman’da 7 bin ağaç diktirmiş,  bakımını ağaçların dikildiği sağlık ocakları yetkililerine devretmiş,  takibini de bizzat yamaktadır. İngilizce, Arapça, Kürtçe ve Süryanice  biliyor. Aynı zamanda Midyat’ta ilk Müslüman Telkari ustasıdır.</p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">8. Mehmet Kızılkaya  -  Mardin Müftüsü</span></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Çok kültürlülüğe katkıları</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>1948 yılında Kütahya’da  doğdu. İlkokuldan sonra hafızlık eğitimi aldı, askerlikten sonra  İmam-Hatip Lisesini dışarıdan bitirdi. İzmir-Aliağa’da Müezzin-Kayyım  olarak göreve başladı. Menemen’de İmam-Hatiplik, Bozcaada’da Vaizlik  yaptı.</p>
<p>1981’de İzmir İslam  Enstitüsünü bitirerek Belçika’ya öğretmen olarak gitti. Beş yıl sonra  Türkiye’ye dönerek Isparta Keçiborlu,  İstanbul Ümraniye, Tekirdağ Çorlu ve İstanbul Beykoz İlçe  Müftülüklerinde bulundu. 1997 yılında Almanya Ştutgart Başkonsolosluğu  Din Hizmetleri Ataşesi oldu.</p>
<p>2001 yılında  Türkiye&#8217;ye dönerek İzmir Konak ve İstanbul Fatih İlçe Müftülüğü yaptı.  Mayıs 2007 tarihinden beri Mardin İl Müftülüğünde görev yapmaktadır.  Arapça ve İngilizce bilmektedir, iki çocuk babasıdır.</p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">9. Şehmus Sümer  &#8211;  Mardin Halk Eğitim Müdürü</span></strong></p>
<p><strong>Başarılı çalışmaları</strong></p>
<p>1956 yılında Mardin de  doğdu. ilkokul, ortaokul, lise ve Eğitim Enstitüsünü Mardin’de okudu,  Mardin Yeşilli Köyünde öğretmenlik, Merkez Noter Cevdet Altun İlköğretim  okulunda  Müdürlük görevlerinden sonra 2007 yılında Halk Eğitim Merkezi  Müdürlüğüne atandı. 3 yıllık bu görevinde, 8 adet proje ile Halk Eğitim  Merkezi en üretken durumuna geldi. Atölye sayılarını artırdı. Üretilen  ürünlerin tanıtımı ve piyasaya sürülmesini sağlayarak kurumun döner  sermayeye geçmesini sağladı. Böylece işsiz gençlerin iş bulmasına  yardımcı oldu. Telkari gümüş işleme, cam süsleme, bakırcılık,  çömlekçilik, ahşap oyma, halıcılık gibi dallarda üretim yapılmasını  sağladı. Mardin Kültürel Öğretmenler Müzik korosu ile Öğretmen Tiyatro  ekibinin kurulmasına, 6 -14 yaş piyano, gitar, bağlama, halk oyunları,  kort tenisi, yüzme, basketbol, plates ve çok sayıda spor kurslarının  düzenlenmesine katkıda bulundu. Aile eğitimi için gerekli çalışmaları  yaparak bu eğitimi verecek eğitmenlerin Ankara’da eğitilmelerini  sağladı. Sayın Sümer 3 çocuk babasıdır.</p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">10. Saliba Özmen  -  Mardin Metropoliti</span></strong></p>
<p><strong>Çok kültürlülüğe katkıları</strong></p>
<p>1964 yılında  Mardin-Nusaybin-Günyurdu köyünde doğdu<strong>. </strong></p>
<p>İlkokulu Midyat’ta bitirdi,  sonrasında din ve dil eğitimi için Deyrulzafaran Manastır Semineri’ne  devam etti. Midyat’taki Mor Şarbel Kilisesi’nde Süryanice öğretmenliği  yaptı.</p>
<p>1985 yılında rahip, 1990 yılında Mor Gabriel  Manastır Seminer Müdürü oldu. Orta okul ve lise eğitimini dışardan  tamamladı, arkasından İngiltere’ye gitti. Orada aldığı eğitimlerle  yüksek lisansa kadar öğrenimini sürdürdü.<br />
2003  yılında Süryani Mardin Metropoliti olarak atandı.</p>
<p>Mardin Süryani  metropolitlik görevini üstlendikten sonra, yurtiçi ve yurtdışında  geliştirdiği ilişkiler, katıldığı etkinlikler aracılığıyla Mardin’in  tanıtımına ve düşünsel kalkınmasına dolaylı yollardan katkı sunmaktadır.</p>
<p>Metropolit Saliba Özmen  başkanlığında Deyrulzafaran Manastırı, doğu ve batı kültürünün tarihsel  döngüsünün etkileşimi içinde başat rol oynayan <strong>Süryanileri, geçmişten  geriye kalanların son kalıntıları değil, düşünsel iyileşme bağlamında,  yarının barış, kardeşlik, işbirliği dünyasındaki çoğunluğun ilkleri  olarak görüyor.</strong> Bunun için insanlığı onurlandıran bir öğretiyle,  insanlar ve toplumsal katmanlar arasında sevgi mesajını yaymanın her  zamandan daha önemli olduğuna inanıyor.</p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">11. Doç. Dr. Zeynep Şimşek  &#8211;  HRÜ Tıp Fak. Halk Sağlığı  Ana Bilim Dalı Başkanı</span></strong></p>
<p><strong>Göçebe tarım işçilerine  dönük çalışmaları ve tüm gayretleri</strong></p>
<p>1969 yılında Karabük’te  doğdu. Hemşirelik eğitiminin ardından, Hacettepe Üniversitesi Sosyal  Hizmetler Yüksekokulunda Lisans, Nüfus Etüdleri Enstitüsünde Yüksek  Lisans ve Sağlık ve Sosyal Hizmetler alanında Doktora yaptı. 12 yıl  Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü&#8217;nde görev  yaptı. Harran Üniversitesi&#8217;nde Doçent oldu ve halen Tıp Fakültesi Halk  Sağlığı Anabilim Dalı Başkanlığını ve Sağlık Hizmetleri Meslek  Yüksekokulu Müdürlüğü görevini yürütmektedir. Öğretim üyeliği yanı sıra  Şanlıurfa&#8217;da risk gruplarına yönelik çok sayıda sağlık eğitimi ve hizmet  sunum sisteminin güçlendirilmesine yönelik programlar uygulamıştır.   Çocuk, genç, kadın ve geçici tarım işçileri ile ilgili çok sayıda  araştırma çalışmaları bulunmaktadır.  İngilizce biliyor, bir çocuk  annesidir.</p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">12. Yusuf Turanlı  &#8211;  Kâhta Belediye Başkanı</span></strong></p>
<p><strong>Başarılı çalışmaları</strong></p>
<p>1966 Yılında  Adıyaman-Kâhta’da doğdu. Lise mezunudur. Ak Parti Kâhta ilçe Başkanlığı  yaptı. 29 Mart 2009 seçimlerinde Kâhta Belediye Başkanı oldu.  4 çocuk babasıdır. 14 aylık Başkanlığı döneminde  Kahta’da alt ve üst yapı çalışmaları, taziye evi yapımı, sosyal  aktivitelere dönük düzenleme ve çalışmalar, park ve bahçelerin onarımı  ve yapılması, kaldırım ve asfalt çalışmaları, köylü garajı, araç parkı,  semt pazarı, yeni mezbahana gibi çalışmalar gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">13. Prof. Dr. Aziz Akgül  -  Türkiye İsrafı Önleme Vakfı  Başkanı</span></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Mikro-kredi uygulaması ile  tüm gayret ve çabaları</strong><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>1956 yılında Diyarbakır’da  doğdu. Kara Harp Okulu İşletme Yönetimi Bölümü mezunudur.</p>
<p>Orta Doğu Teknik  Üniversitesinde Yüksek Lisans, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler  Fakültesinde Doktora yaptı. ABD’de araştırmalarda bulundu. 1996 yılında  Türk Silahlı Kuvvetlerinden Doç. Dr. Binbaşı olarak emekli oldu.  Akademik kariyerini daha sonra profesörlüğe yükseltti. Kara Harp Okulu,  Gülhane Askeri Tıp Akademisi,  ODTÜ, İstanbul,  Kırıkkale ve daha başka üniversitelerde dersler verdi.</p>
<p>1998 yılında, halen<strong> </strong>Mütevelli  Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürütmekte olduğu <strong>Türkiye  İsrafı Önleme Vakfını kurdu</strong>. Türkiye İsrafı Önleme Vakfı, Türkiye’de  israfın önlenmesi, Gıda Bankacılığı ve <strong><span style="text-decoration: underline;">Türkiye Grameen Mikrokredi  Programının</span></strong> uygulamasını yapmaktadır. Halen 47 ilde 61 şubede  32.000’den fazla yoksul kadının aileleri ile birlikte yaklaşık 150 bin  kişinin mikro-krediden yararlanmalarına ve onurlu bir şekilde  başkalarına avuç açmadan yoksulluk sınırının üzerine çıkarak kendi  kendilerine gelir getirici faaliyetlerde bulunmalarına öncülük etmiştir.</p>
<p>Sanayi ve Ticaret Bakanlığı  ve Başbakanlıkta çeşitli görevlerde bulundu. KOSGEB Başkanlığı yaptı.</p>
<p>2002 – 2007 yılları  arasında TBMM’de Diyarbakır Milletvekili olarak görev yaptı.</p>
<p>Yayınlanmış 16 kitabı ve  çok sayıda makalesi vardır.</p>
<p>Yabancı dili İngilizcedir,  iki çocuk babasıdır.</p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">14. Türkiye Petrolleri  Anonim Ortaklığı</span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong>Derneğimize katkıları ve  tüm başarıları</strong></p>
<p><strong>1940’lı yıllarda Türkiye’de Petrolün bulunmasıyla Güneydoğu’da  farklı bir rüzgar esti. 1950’li yıllarda Türkiye Petrolleri A. O.nın  kurulmasıyla Güneydoğu’ya farklı bir kapı açıldı. Ve aradan geçen 50 yıl  sürecinde üç beş haneli bir köy iken bugün Batman Vilayetine dönüşen  bir yerleşim birimi doğdu. Batman’daki TPAO çevre il ve ilçelerin umudu,  iş kapısı, ekmek teknesi oldu. </strong></p>
<p><strong>Kurumun kapısına yakın köylerin bazen öğretmenleri, bazen  imamları, bazen muhtarları geldi; kimisi çimento dedi, kimisi demir, hiç  birisi bu kurumun kapısından boş çevrilmedi. Güneydoğu’ya sosyal,  ekonomik ve kültürel katkılarının yanı sıra çıkarttığı petrolle ülke  ekonomisine fayda sağladı. </strong></p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">15. İsmail Bahtiyar  -  Türkiye Pet. Jeo. Der. Bşk. </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong>Derneğimize katkıları ve  başarılı çalışmaları</strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">16. Latif Doğan  &#8211;  Sanatçı</span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong>Yardımsever kişiliği ve  başarıları</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>29 Nisan 1967 yılında  Adıyaman’ın Besni ilçesinde doğdu. Dört erkek, bir kız toplam beş  kardeşin en büyüğü. 9 yaşındayken babasını trafik kazasında kaybetti. Bu  üzücü olaydan sonra okulu bırakıp ailenin en büyük çocuğu olarak  çalışmaya başladı. Dokumacılık, taksicilik, pazarlamacılık, araba  tamirciliği gibi birçok iş yaptı. Müziğe başlaması 11 yaşımda Mustafa  Yasav’ ın (kör Mustafa) yanında bir düğünde darbukayla oldu. O günden bu  güne tam 25 yıldır müzikle iç içe yaşamaktadır.</p>
<p><strong>*****</strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">17. BİPA  -  Midyat Tuğla</span></strong></p>
<p><strong>Midyat’a yaptığı  yatırımlarla ekonomiye katkıları</strong></p>
<p>*****</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">18. MVM Gıda Ltd. Şt.</span></strong></p>
<p><strong>Derneğimize katkıları</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/guneydogum-dernegi-2010-odulleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KANADA’DA BİR KANADALI TÜRK YORUMUYLA:  GAZZE YARDIM GEMİLERİNE İSRAİL SALDIRISI</title>
		<link>http://www.ekemer.com/kanada%e2%80%99da-bir-kanadali-turk-yorumuyla-gazze-yardim-gemilerine-israil-saldirisi</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/kanada%e2%80%99da-bir-kanadali-turk-yorumuyla-gazze-yardim-gemilerine-israil-saldirisi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 05:34:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BİZE BİR MESAJ VAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8719</guid>
		<description><![CDATA[Ottawa, 31 Mayıs 2010 Mayıs ayının bu son sabahı erken saatlerde Kanadalı CBC ve İngiliz BBC televizyonlarına eş zamanlı olarak düştü üzücü haber: 30-31 Mayıs gecesi Filistin’e yardım yükü götüren gemilere İsrail komandolarının hücum etmesi ve insanları öldürüp yaralamaları baş haberi oluşturdu. Başlangıçta İsrail’i mağdur gösterme çabaları olsa da, yardım gemilerinde bulunan, Av. Audrey Bomse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ottawa, 31  Mayıs 2010</p>
<p>Mayıs ayının bu son sabahı erken saatlerde Kanadalı CBC  ve İngiliz BBC televizyonlarına eş zamanlı olarak düştü üzücü haber: 30-31 Mayıs  gecesi Filistin’e yardım yükü götüren gemilere İsrail komandolarının hücum  etmesi ve insanları öldürüp yaralamaları baş haberi oluşturdu.</p>
<p>Başlangıçta İsrail’i mağdur gösterme çabaları olsa da,  yardım gemilerinde bulunan, Av. Audrey Bomse ve aktivist Kevin Weish gibi  Kanadalıların telefonla katılarak gerçeği anlatmalarından sonra, ibre döndü  Türkiye’nin öncülüğündeki yardım gemilerinin insanî yaklaşımından yana…</p>
<p>İlk haberlerdendi Türkiye’nin elçisini İsrail’den  çektiğini duyurması ile birlikte Yunanistan, İspanya, İsveç, Danimarka, İrlanda  gibi ülkelerin İsrail elçilerini bilgi almak için dışişlerine çağırmalaarı.  Dünya ülkeleri ve liderlerinin İsrail’i kınayan bildirileri yer aldı. Dünyada  İsrail’e (belki ABD’den sonra) en güçlü destek veren ülke olan Kanada’yı ziyaret  etmekte olan İsrail Başbakanı Netanyahu, Kanada Başbakanı Harper ile  toplantısını yaptı (mı?), ama toplantıdan sonra beklenen müşterek basın  toplantısı, akşam yemeği ve yarın ABD’ye yapacağı geziyi ve Obama ile  görüşmesini iptal ederek ülkesine döndü Netanyahu. (İki Başbakanın görüşmesinin  televizyonlardan yayınlanması da iptal edilip, görüşme kısa kesildi, belki de  yapılmadı….)</p>
<p>İki başbakanın buluşmasına bir saat kala Kanada Başbakanı  ofisinden bir bildiri okundu: <em>“Olanlar ve ölenler için üzgünüz. Bir yorum  yapabilmek için daha fazla bilgi toplanmaktadır&#8230;”</em></p>
<p>Alberta eyaletinde kar yağarken, Manitoba’da sel felaketi  yaşanırken, yanı başındaki Quebec eyaletinde günlerdir süren 5 değil 55 orman  yangınlarının dumanlarının kapsama alanında puslu bir Pazartesi sabahında,  Kanada’nın 20-25 yıl önceki Başbakanı Brian Malroni’nin, Almanya’da vergi  kaçırmaktan cürüm giyerek üç yıl hapis yatan Alman işadamı Schriber’dan 225,000  dolar rüşvet aldığı davasının son aşaması ile Meksika Körfezi’ndeki 40 günü  aşkın süredir denizi ve çevreyi kirleten ham petrolün dipten kontrol altına  alınamayışı düş kırıklığı, Kanada büyüme rakamının beklenenin üstünde çıkması  (5.8 yerine 6.1) sevincine karışırken; İsrail’in insanî yardım gemilerine hücum  etmesi ve 10 kişinin ölmesi, 30 kişinin yaralanması yanında PKK’nin saldırısıyla  6 askerin şehit olması, 7 askerin yaralanması haberi de düştü televizyonların  haber akışına. Bu PKK saldırganlığı ayrı bir baş ağrısı, çıban başı barışsever  dünya için.</p>
<p>İnsanlık adına Nobel ödülü almış insanlarla ve  basın-yayın ordusuyla birlikte dünyanın ünlü STK girişimcilerinin de yer aldığı  seferde ne yazık ki Türkiye’nin dostu olduğunu söylemekten gocunmayan İsrail  acaba neden güvenmedi dost bildiği ülke Türkiye’nin uluslararası kurum ve  insanlarının gözetiminde sadece insanî yardım götüren gemilerine? Neden yükün  güvenlik altında menzile ulaşmasına uygun ortam sağlamadı da saldırdı, İsrail?..  Hem de İsrail komandoları helikopterlerden gemilere atlayarak? Hem de  uluslararası sularda?..</p>
<p>Bu canavar türü saldırı, uluslararası anlaşma ve  kuralların tamamen ihlâlidir. Bu bir suçtur. Soykırımdır! Orta Doğu’da çıbanbaşı  haline gelen İsrail kendisine bir çeki düzen vermelidir. Yeryüzündeki Yahudi  asıllı insanlar üstlerine düşen görevi yapmalıdırlar, tiksindikleri İsrail  yönetimine karşı… Silahsız, barış yanlısı bu insanî yardım seferini deniz  korsanları gibi yol kesip, saldırarak arbede çıkarıp savunmasız insanları  öldürmesi, pek çoğunu yaralaması karşılıksız kalmamalı!.. Dünyanın bir yerinde  erken öten horoz gibi ötmeye devam etmesine engel olunmalıdır, ahlaksızca  davranan İsrail diye anılan ülkeye ve barbar yöneticilerine…</p>
<p>Sade Kanadalılar (Yahudi asıllılar dâhil) İsrail’in bu ve  benzer insanlıktan uzak eylemlerini tasvip etmiyor. Ne yazık ki, uyumsuz  siyaset, halkın davranış ve görüşüne uymuyor…</p>
<p>Mehmet Ali Sulutaş, Barış yanlısı bir  yurttaş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/kanada%e2%80%99da-bir-kanadali-turk-yorumuyla-gazze-yardim-gemilerine-israil-saldirisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÖMÜR KARASI VİCDAN KARASI</title>
		<link>http://www.ekemer.com/komur-karasi-vicdan-karasi</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/komur-karasi-vicdan-karasi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 05:30:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÜSTAD'IN KALEMİNDEN - BURHAN ÖZBEY]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8715</guid>
		<description><![CDATA[Maden işçilerinin yüzlerinde ki “kömür karası”, alınterinin simgesi iken, Karun gibi yaşayan kimi “AK” geçinenlerin vicdan karası, insafsızlık ve utancın simgesidir… “Güzel öldüler” Zonguldak’ta ki 30 maden işçisi yerin bilmem kaç metre altında dakika dakika nefessiz kalarak “güzel ölmüşler.” Böyle diyor Bakan Ömer Dinçer… Önce bu sözün söylenmiş olduğuna inanmak istemedik&#8230; Gerçek dışıdır ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Maden işçilerinin yüzlerinde ki <strong>“kömür karası”,</strong> alınterinin simgesi  iken, Karun gibi yaşayan kimi “AK” geçinenlerin vicdan karası, insafsızlık ve  utancın simgesidir…</p>
<p><strong>“Güzel öldüler”</strong></p>
<p>Zonguldak’ta ki 30 maden işçisi  yerin bilmem kaç metre altında dakika dakika nefessiz kalarak “<strong>güzel ölmüşler.”</strong> Böyle diyor <strong>Bakan Ömer  Dinçer…</strong></p>
<p>Önce bu sözün söylenmiş olduğuna  inanmak istemedik&#8230; Gerçek dışıdır ya da abartıdır diye düşündük… Ne yazık ki,  yazılanlar doğruymuş… <strong>Bakan Dinçer</strong> Zonguldak’ta ki bir yerel televizyonda böyle  söylemiş…</p>
<p>“<strong>Güzel öldüler</strong>” demiş…</p>
<p>***</p>
<p><strong>Sayın Bakan hangi ölüm güzeldir  ki?</strong></p>
<p>Ölümün güzeli olur mu? Bunu ilk kez  sizden duyduk!</p>
<p>Siz böyle bir ölümü kendiniz için  düşünebilir misiniz?</p>
<p>Toprağın metrelerce altında, uzun  dehlizlerde, kahrolası zindan karanlığında hayata tutunabilmek için çırpınırken,  gram gram eksilen oksijenin tükenişi içerisinde <strong>“Yarabbi bir nefes!!!..”</strong> diye feryat  ederek katıla katıla ölüme gitmenin güzel olduğunu nasıl söyleyebilir siniz?</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Bu mesleğin  kaderi</strong>” değil maden ocaklarının  derinliklerine bitip tükenmek!..</p>
<p>Eşlerini, çocuklarını, ana  babalarını arkada bırakıp kıvrana kıvrana yok olup gitmek, ölüme gönderilmek,  toprak üstünde bu kaderdir diye <strong>“ahkâm  kesenlerin</strong>” vicdan karasıdır…</p>
<p>***</p>
<p><strong>Halk  dalkavukluğu</strong> ya da <strong>ajitasyo</strong>n yapmak gibi bir düşüncemiz  yok…</p>
<p>Kendi yakınlarımız toprak altında  canlarını vermiş gibi isyan duyguları ile dolu olarak bu satırları kaleme  alıyoruz…</p>
<p><strong>“Güzel ölmekmiş”…</strong></p>
<p>Siz dakika dakika nefesiniz azalarak  çırpına çırpına ölmenin ne olduğunu biliyor musunuz <strong>Sayın  Bakan</strong>?</p>
<p>Sizin ailenizden, akrabalarınızdan  böyle “<strong>güzel ölenler (!)”</strong> oldu mu  hiç…</p>
<p>Allah gecinden versin,  siz vakit saat geldiğinde, tercih hakkınız  olsa, tanımını yaptığınız şekilde böyle“<strong>güzel ölmeyi</strong>” yeğler misiniz?</p>
<p>Lütfen yapmayın etmeyin <strong>Sayın Dinçer! </strong></p>
<p>Bir yandan <strong>Sayın Başbakan</strong>, 30 canın toprak altında  kalmasından sonra; “<strong>toprak altında  ölüm</strong> <strong>bu mesleğin kaderinde var…”</strong> diye açıklama yapar, öbür yandan siz karanlık dehlizlerde bağıra bağıra ölüm  şeklini <strong>“güzel ölüm”</strong> diye  nitelerisiniz…</p>
<p>Hiç mi bu işin sorumlularının, <strong>ülkeyi yönetenler olarak sizlerin kusuru,  ihmali</strong> yok bu elim olayda, lütfen söyler  misiniz?</p>
<p><strong>ÖLÜMÜN ADI TAŞERONLUK DEĞİL Mİ?</strong></p>
<p>Doğrusu sizleri anlamakta ve olayla  ilgili olarak sarf ettiğiniz sözleri ve gerçek duygularınızı anlamakta, idrak  ölçeğinde inanın zorlanıyoruz…</p>
<p>***</p>
<p><strong>Sayın Bakan…</strong></p>
<p>Ölenler öldü… Allah hepsine rahmet  eylesin… Onları geri döndürmek elde değil… Geride kalanlar ne olacak peki! Hadi  aileleri acıyı zaman içerisinde bağırlarına taş basarak bir ölçüde  hafifletecekler.</p>
<p><strong>Dul eşlerin  yetim çocukların</strong> bundan sonra ki hali  ne olacak? Geride kalan eş ve çocuklar nasıl geçinecek ve yaşama tutunacaklar?..</p>
<p>Felaketin bir yanı da  o…</p>
<p>Maden ocaklarında ve diğer iş  kollarında yaşamlarını yitiren günahsız insanların geride ki <strong>eş ve çocuklarının dramını</strong> basında  çıkan haberlerden içimiz yanarak öğreniyoruz…</p>
<p>***</p>
<p>Pek çoğu başlangıçta, hani şu <strong>“kanı yerde kalmayacak”</strong> masalı ile  uyutulanlar gibi, eşlerini maden ocaklarında yitirdikleri ilk günlerde hep aynı  masallarla uyutulmuşlar…</p>
<p><strong>“Devletimiz size sahip çıkacak…”</strong></p>
<p>Sonra ne  olmuş?</p>
<p>Acılı ve yaşamda yalnız kalmış  eşler; kötü kaderleriyle baş başa kalmışlar…</p>
<p>Kimse yüzlerine  bakmamış…</p>
<p><strong>Çoluk çocukları aç ve perişan durumlara  düşmüşler…</strong></p>
<p>Ancak, günün birinde yüksek tirajlı  ve etkili bir yayın organı haber yapıp, <strong>“bu nasıl devlet!</strong>” türü feryatlar  koparınca varlıkları anlaşılmış, devletimizin şefkatli elli onlara  uzanmış(!)</p>
<p>Siz hiç grizu patlaması sonucu; <strong>başbakan, bakan, milletvekili, parti genel  başkanı, müsteşar, genel müdür, general, işadamı vs nin</strong> göçük altında kalmış  bir çocuğuna ya da yakınına tanık oldunuz mu?</p>
<p>Mesele bu kadar  açık…</p>
<p>Daha ne söyleyelim  ki…</p>
<p>Sahipsiz bırakılmış ve kaderine terk  edilmiş tüm acılı ailelere Allah sabır ve metanet  versin…</p>
<p><strong>BURHAN ÖZBEY</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/komur-karasi-vicdan-karasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KİTAPLA ALDATMA</title>
		<link>http://www.ekemer.com/kitapla-aldatma</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/kitapla-aldatma#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 05:23:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SOYDA_BAŞYAZI - HÜSEYİN SOYDABAŞ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8711</guid>
		<description><![CDATA[Bu kitabı gösteren, onu ağlayarak anlatan, ama aslında aldatan bu şahıs, bu müslüman(!)  yahudilerin ocağı Amerika&#8217;da yaşıyor&#8230; Neden? YORUM SİZDEN&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu kitabı gösteren, onu ağlayarak anlatan, ama aslında aldatan bu şahıs, bu müslüman(!) <a href="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/06/hb_5-28-2010_1-39-46.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-8712" title="hb_5-28-2010_1-39-46" src="http://www.ekemer.com/wp-content/uploads/2010/06/hb_5-28-2010_1-39-46.jpg" alt="" width="250" height="205" /></a> yahudilerin ocağı Amerika&#8217;da yaşıyor&#8230;</p>
<p>Neden?</p>
<p>YORUM SİZDEN&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/kitapla-aldatma/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİZ BAĞIMSIZ MIYIZ?</title>
		<link>http://www.ekemer.com/biz-bagimsiz-miyiz</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/biz-bagimsiz-miyiz#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 05:17:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNCİNSEN DE İNCİTME-BİNALİ EFE]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8707</guid>
		<description><![CDATA[Bağımsızlık; Devletler Hukukuna göre “Diğer bir devlete veya milletler arası bir kuruluşa bağlı olmamak” olarak ifade edilmektedir. Bu açıklamayı esas alarak incelediğimizde ise ülkemiz bağımsız değil, hatta çok bağımlıdır. Peki, dünya üzerinde bağımsız bir ülke var mı? Bu açıklamalara göre bu da mümkün değildir. Başını dik tutabiliyorsan, sınırlarını koruyabiliyor ve değerlerinden taviz vermiyorsan, iç ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bağımsızlık; Devletler Hukukuna göre “Diğer bir devlete veya milletler arası bir kuruluşa bağlı olmamak” olarak ifade edilmektedir.</p>
<p>Bu açıklamayı esas alarak incelediğimizde ise ülkemiz bağımsız değil, hatta çok bağımlıdır. Peki, dünya üzerinde bağımsız bir ülke var mı? Bu açıklamalara göre bu da mümkün değildir. Başını dik tutabiliyorsan, sınırlarını koruyabiliyor ve değerlerinden taviz vermiyorsan, iç ve dış işlerinde milletinin çıkarlarını gözetebiliyor ve savunabiliyorsan bu yeterli ve “Sen bağımsızsın” demektir.</p>
<p>Şimdi bu açıklamalardan sonra ülkemizin durumunu sadece insani değerler üzerinden incelesek bile bağımsız olmadığımız görülecektir. Bizler ne siyasi ne de ekonomik olarak bağımsız değiliz.</p>
<p>Ekonomimiz son derece vahim, kontrolden çıkmış, vergi alınması gereken yerlerden değil de alabildikleri yerlerden temin edilir olmuşsa, işsizlik başını almış gidiyor ve kimse “dur” diyemiyorsa, devlet kendi beceriksizlik ve basiretsizliğini örtmek için dolandırıcıyı, sahtekarı, hırsızı, çek senet mafyasını, karşılıksız çek verenleri af edebiliyorsa,</p>
<p>Devleti soyanları, yetim hakkı yiyenleri, ihaleye fesat karıştıranları, vergi kaçıranları, çete kuranları, vatanına ihanet edenleri, orman yakanları cezalandırmıyor ve onlar da hapisten çıktıktan sonra “Türkiye seninle gurur duyuyor” nidaları ile karşılanıyorsa,</p>
<p>Yargı tarafsızlığını ve milletin güvenini yitirmiş ve halkın vicdanında yargılanmaya başlamışsa, Ordumuzun mensupları sudan bahaneler ile eziliyor, yıpratılıyor, güven zedeletiliyor ve sözde dost olarak tanıtılan düşmanlarımız karşısında gülünç hale getiriliyorsa,</p>
<p>Çıkarılacak yasalara millet menfaatine olsa bile, sadece muhalefet olmak için hayır deniyorsa, seçim zamanı futbol takımı tutar gibi particilik yapılıyorsa, yanlışta olsa benim partim kazansın diye kendi hırsızımızın iktidara gelmesi bekleniyorsa ve bununla da geleceğimize ipotek konuyorsa,</p>
<p>Din, dil, ırk ayrımı yapmak politika haline gelmiş ve bundan da iktidar ve muhalefet demeden tün partiler yararlanmaya çalışıyorsa, Diğer devletler, devrim niteliğinde icatlar yaparak emperyalist emellerine ulaşmak ve hegemonyasını artırmak için çaba sarf ederken, bizler de türbanlı, türbansız olarak ayrılıyor ve hatta kavgalar ediyorsak, hala ülkemizde insani değerler değil dini inançlar değerlendiriliyorsa bu yönümüzle yargılanıyorsak, zamanla yarışmak yerine yerimizde saydırılıyorsak,</p>
<p>Ne benim, ne senin, ne bizim, ne iktidarımızın, ne muhalefetimizin, ne bu günümüzün, ne de yarınımızın bağımsız olduğundan bahsedebilir miyiz?</p>
<p>Biz tam bağımlıyız, “Göbekten” Çünkü, ne kendimize, ne karşımızdakine, ne de geleceğimize saygı ve sevgi ile bakmayı beceremiyor ve yok edicileri alkışlıyor, onları baş tacı yapıyoruz.</p>
<p>Binali EFE</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/biz-bagimsiz-miyiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SİYASET, GENEL AHLÂK VE ŞEREF</title>
		<link>http://www.ekemer.com/siyaset-genel-ahlak-ve-seref</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/siyaset-genel-ahlak-ve-seref#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 05:12:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MEMLEKET MESELESİ - SABAHATTİN TALU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8704</guid>
		<description><![CDATA[“Siyaset mesleğinden daha şerefli bir meslek var mı? demiş, ismi “Ayrıcalıklı” anlamına gelen ve mümtaz bir kişilik olduğu anlaşılan CAMBAZ’ER HEPDÖNE. Daha önce de; “Apo’yu serbest bırakalım, TSK’ya komutan yapalım, bu iş bitsin” demiş, kendisini parçalarcasına avukatlığını yaptığı siyasette ne denli akil biri (!) olduğunu, bu ulvi düşüncesiyle ortaya koymuştu döne döne. Bakın daha neler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Siyaset mesleğinden daha şerefli bir meslek var mı? </strong> demiş, ismi <strong>“Ayrıcalıklı”</strong> anlamına gelen ve mümtaz bir kişilik olduğu anlaşılan <strong>CAMBAZ’ER HEPDÖNE. </strong></p>
<p>Daha önce de;<strong> “Apo’yu serbest bırakalım, TSK’ya komutan yapalım, bu iş bitsin” </strong>demiş, kendisini parçalarcasına avukatlığını yaptığı siyasette ne denli akil biri (!) olduğunu, bu ulvi düşüncesiyle ortaya koymuştu döne döne.</p>
<p>Bakın daha neler demiş son yazısında muhterem;</p>
<p>“Bütün meslek grupları içinde <strong>genel ahlâk</strong> ilkelerine riayet dendiğinde, politikacılardan daha iyi durumda kim var? Karşılaştırın ve hüküm verin; En çok fire hangi meslek grubunda?” diyerek başlamış sözlerine ve dayanamamış kendisi karşılaştırma yapmaya karar vermiş.</p>
<p>Önce, <strong>“siyasetçi”</strong> ile “<strong>sanatçı”</strong>yı karşılaştırmış ve demiş ki; “Türkiye, Baykal olayı ile çalkalanıyor. Baykal istifa etti. Hangi meslek grubundaki kişi, başından böyle bir olay geçse bulunduğu yeri terk etmeye razı olur? Tersine, sanat dünyasında, eşini, sevgilisini aldatarak gündemde kalmaya çalışan bir yığın <strong>teşhirci</strong> var. Ağzından tek düzgün cümle çıkmayan, sadece fiziği veya taklit yeteneği ile şöhret olanların, üzerine <strong>şeref</strong> konduracağınız kişilikleri bile yok”.</p>
<p>“Toplumun bütün kesimlerini tek tek karşılaştırın, siyasetçilerin <strong>ahlâk standartları</strong> her zaman bir adım öndedir” diye devam eden muhterem’er, bu sefer <strong>siyasetçi</strong> ile <strong>asker’</strong>i birbiriyle kıyaslamış ve kıyaslamasını dokunulmazlık konusu üzerinden yapmış. Demiş ve buyurmuş ki; “<strong>Köpekleri</strong> salıp, taşları bağlayamazsınız. <strong>Terör suçundan (!) yargılanan bir ordu komutanını</strong> Hâkim karşısına çıkartamıyorsanız, <strong>halkın temsilcilerine (!)</strong> masumiyet tanımalısınız. Askerin, elinde silahla siyaset yaptığı bir ülkede, <strong>siyasetçiyi korumak</strong> boynumuzun borcu olmalı”.</p>
<p><strong>“Teşbihte hata olmaz”</strong> denir ama, bu teşbih bile olsa, köpek ile askeri, taş ile siyasetçiyi çağrıştırmak gibi bir durum yaratmak, abesle iştigal olup, bir şeylerin de taaa daniskası değil midir? Hem de taaa öyledir.</p>
<p>Siyaset’in ve siyasetçinin en önde gelen avukatlığına soyunduğu anlaşılan bu mümtaz kişi; “siyaset mesleğine ve siyasetçiye yapılan saldırılar, aslında demokrasi hazımsızlığıdır, O’nu seçen halk’a hakarettir, <strong>halk düşmanlığı</strong>dır, <strong>demokrasi düşmanlığı</strong>dır” diyor, <strong>‘Meclis’te sadece parmak kaldırıyorlar’</strong> ve <strong>‘Lider sultası’</strong> gibi yapılan eleştirilerin de son derece haksız ve yersiz olduğunu belirterek; “Oysa bu; <strong>parti disiplini</strong>nden başka bir şey değildir” demek suretiyle, biz saf ve kara cahilleri, bir nebze de olsa aydınlatmış oluyor!</p>
<p>Öyle ya, Genel Başkan; <strong>“kendini uçurumdan at”</strong> derse, hiç şüphesiz düşünmeyecek, tartışmayacak, sorup sorgulamayacak ve hemen atlayacaksın, ölüm pahasına. Aksi taktirde partiye disiplinsizlikten ceza alacaksın, belki de vekilliğin, milleti temsiliyetin (!) düşecek. Bu durumda uçurumdan atlayarak ölmek mi, yoksa bir dahaki sefere seçilememek mi daha kötü? Anlaşılan o ki zat-ı Muhterem’er Döne’ye, pardon klavyem sürçtü, zat-ı muhtereme göre; öncelikle parti disiplini! Yani, uçurumdan atla ki, vekilliğin parti disiplini adına, millet adına devam etsin!</p>
<p>Öyle ya; <strong>parti disiplini</strong>, öyle ya; <strong>demokrasi</strong>, öyle ya; <strong>halk</strong>, öyle ya; <strong>milletin, halkın temsilciliği(!)&#8230;</strong></p>
<p>Geçelim “dokunulmazlık” konusuna…</p>
<p>Siyasetçiye masumiyet tanınmalı ve siyasetçiyi, eli silahlı asker’den korumak, boynumuzun borcu olmalıymış! Bunun adı da; “dokunulmazlık”mış ve şartmış!</p>
<p>Eeee pes doğrusu Mösyö Şer’er Gitöte, pes vallahi.</p>
<p>“Genel ahlâk”tan sadece yatağı, yatak odasını, dokunulmazlıktan da sadece bahsettiği eli silahlı askeri anlayan ve bu anladığını da anlatarak az gelişmiş kafalara sokmaya çalışan birinden başkaca bir şey de beklenemezdi zaten.</p>
<p>“Genel ahlâk”tan kasıt, bir siyasetçi için öncelikle yolsuzluktur, ihaledir, rüşvettir, adam kayırmadır, zenginleşmedir, nemalanmadır, kısaca; para ve menfaattir. Halkın anladığı ve beklentisi sadece budur. Halk, hangi siyasinin kiminle ne yaptığıyla pek ilgilenmez, kendisi için, halk için, ülkesi için ne yaptığıyla ilgilenir. Bu bir…</p>
<p>İki, “dokunulmazlık” ise; yine yolsuzluktur, ihaledir, zenginleşmedir, nemalanmadır. Kısaca yine; para ve menfaattir. Halkın “dokunulmazlık” kavramından, kalkanından anladığı ve talebi, siyasetçilerin yolsuzluk yapmaması, yapanların ise adalet karşısında cezalandırılmasıdır, askerin silahlı eli falan asla değildir.</p>
<p>Her meslek şereflidir ve her meslek içerisinde, söz meclisten dışarı, “şerefsiz”ler demeyelim de, “kötü”ler çıkabilir, bu gayet normaldir. Üstelik mesleklerin “şeref”le de bir alâkası olamaz. Çünkü, kimse şerefsiz denilen bir mesleğe sahip olmak istemez. Ayrıca, eğer varsa, ki muhtereme göre var, şerefli mesleklerden şerefsiz, şerefsiz mesleklerden de şerefliler çıkabilir.</p>
<p>Ama yine de, söz meclisten bir kez daha dışarı;</p>
<p><strong>“Sen benim kim olduğumu biliyor musun!”,</strong> ya da <strong>“Hamili kart yakinimdir”</strong> sözleri, ibareleri daha çok kimler tarafından kullanılır?</p>
<p>Fakirler içinden milletvekili çıkmaması <strong>tesadüf</strong> müdür?</p>
<p>Fakirleşen milletvekili veya Bakan görülmüş, <strong>duyulmuş</strong> mudur?</p>
<p><strong>Maaş artışı</strong> bizzat kendileri tarafından süratle onaylanan başka bir meslek dalı var mıdır?</p>
<p>4-5 yılı kapsayan kısa bir dönem o mesleği yapıp da, <strong>hayat boyu</strong> oldukça doyurucu emeklilik maaşı almaya hak kazanılan bir başka meslek var mıdır?</p>
<p>Oldukça doyurucu maaş alınmasına rağmen, alınan maaşın kazanılanın yanında çerez kaldığı değerlendirmesi yapılan bir başka meslek tanıyor musunuz?</p>
<p>Hangi mesleğe girmek için çok para harcamak şarttır ve bu parayı gönül rahatlığıyla sarf etmek için neden sıraya girilir?</p>
<p>Son soru; bugün dokunulmazlıkları kaldırsanız, yarın mecliste kaç siyasetçi bulabilirsiniz?</p>
<p>Cevap; yeterli çoğunluğu asla, çok yetersiz bir azınlığı ise belki  bulabilirsiniz.</p>
<p>Buradan çıkan düşündürücü ve üzücü sonuç; ülkeyi önümüzdeki 50-100 yıl yönetecek, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini belirleyecek olan anayasayı, mecliste dokunulmazlığın kaldırılması sonrası asla bulamayacağınız o çoğunluktaki siyasetçilere emanet etmek zorundasınız ne yazık ki…</p>
<pre><strong> </strong></pre>
<pre><strong>Sabahattin Talu</strong></pre>
<p><a href="mailto:sabahattintalu@gmail.com"><strong>sabahattintalu@gmail.com</strong></a><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/siyaset-genel-ahlak-ve-seref/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GEBERECEK İT</title>
		<link>http://www.ekemer.com/geberecek-it</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/geberecek-it#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 05:09:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[AKDENİZİN DELİSİ-ALİ KEMAL SENAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8700</guid>
		<description><![CDATA[Başlığım size tuhaf geldi biliyorum. Bu İsrail için kullanılmış bir söz. Atasözünü hatırlatayım önce; “Geberecek it cami duvarına işer” Evet. İsrail sonunda cami duvarına işedi. Bu güne kadar Ortadoğu’da yüzlerce insanlık suçu işlemiş olan bu terörist devlet sonunda batı tarafından kullanım süresinin dolduğunu düşünmüş olacak ki, aynı gün Türkiye’ye iki açık saldırıyla bunu belli etti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başlığım size tuhaf geldi biliyorum. Bu İsrail için kullanılmış bir söz.</p>
<p>Atasözünü hatırlatayım önce; “Geberecek it cami duvarına işer”</p>
<p>Evet. İsrail sonunda cami duvarına işedi.</p>
<p>Bu güne kadar Ortadoğu’da yüzlerce insanlık suçu işlemiş olan bu terörist devlet sonunda batı tarafından kullanım süresinin dolduğunu düşünmüş olacak ki, aynı gün Türkiye’ye iki açık saldırıyla bunu belli etti. Eski James Bond filmlerinde görürüz. Ajanlar artık iş göremez hale geldiklerinde ya intihar ederler veya hakim güç tarafından temizlenirler.</p>
<p>İşte Türkiye’yi karşısına alan bu çirkin devlet için bu sözleri söylemek mümkün. ABD’nin 51.nci eyaleti olarak, sözde Yahudi amaçlarına hizmet eden, ama aslında ABD’nin Ortadoğu’daki menfaatleri için bir USA üssü durumundaki İsrail, Türkiye’ye yaptığı bir günde iki saldırı ile intiharını imzalamış durumda. Artık gerek onlar için, gerekse bizim ve tüm Ortadoğu için hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söylemek mümkündür. Kur’an tabiriyle bu işin sonu, her İsrail devleti mensubunun kendisine sığınmak için bir kaya veya ağaç arayacağı ve oralarda bile barınamayacağı şeklindedir.</p>
<p>Son gelişmeleri yorumlayalım mı?</p>
<p>Her şey Türkiye’nin kabul edilmiş arabuluculuk sıfatıyla katıldığı ve Ortadoğu’da barış görüşmeleri için karara varılacağı o gün Gazze’ye yapılan saldırı ile başladı. O saldırıyla Türkiye’nin arabuluculuk sıfatı önce tehlikeye girdi sonra da One Minute kriziyle hepten ortadan kalktı. Çünkü İsrail’i yönetmekte olan Uluslar arası savaş endüstrisi bu barışa izin veremezdi.</p>
<p>Bunu takip eden zamanlarda, tarihlerde yanılabilirim ama Türkiye, Konya’da yapılacak tatbikata İsrail’in katılmasını engelledi, Suriye ile yakınlık kuruldu, hatta sınırlar kaldırıldı. Arada üst düzey atışmalar ve Büyükelçi krizi. Bunların hepsi Ortadoğu’da hazırlanan yeni senaryonun hazırlık aşamalarıydı. En büyük yangın ise Türkiye-Brezilya ve İran anlaşmasının imzalanması ile başlatıldı. Bu anlaşma dünyada kabul görürse eğer, büyük paraların döndüğü savaş ve Petrol endüstrisine darbe vurulmuş olacaktı ki, buna silah üreten, gerilim siyasetinden fayda uman daha büyük teröristler göz yumamazlardı.</p>
<p>Meselenin fiili yönü ise her açıdan Türkiye’nin elindeydi. Irak savaşından büyük zararlarla çıkan Türkiye, toprakları üzerinden İran’a yönelik bir saldırıya yeşil ışık yakamazdı ve buna engel olmak için gerekli sebeplerinin hiç birini göz ardı edemezdi. Sonuçta İran’la bir savaş yapılması olasılığını düşük gören savaş endüstrisi diğer planını devreye soktu. Bunun için uygun alt yapı hazırdı. Barışçıl amaç taşımayan kiralık bir İsrail hükümeti,  İsrail’e kızgın, bir Atatürk büstü meselesinden dolayı Arjantin’le tüm ilişkileri kesebilecek asabiyette bir Türk başbakanı, Türkiye’de son zamanlarda oluşturulmuş bir kirli İsrail imajı ve bir Türk gemisi. Savaş endüstrisinin başarısı için bütün mesele bu unsurların harekete geçirilmesiydi. Önce gemi durduruldu. Müdahalenin haksızlığının belirginleşmesi için saldırı özellikle uluslar arası sularda yapıldı. Kan dökülmesi, bunun için ortaya getirilen bahane, göstericilerin sopa taşımalarıydı ve 20 ye yakın insan bilinçle öldürüldü. Aynı anda sözde PKK’lı kiralık ajanların İskenderun’daki askeri üsse saldırısı ile Türkiye’nin artık İsrail’e karşı sessiz kalamayacağı aşikardı.</p>
<p>Bu yazıyı yazdığım sıralarda Türkiye Başbakanı güney Amerika seyahatinden dönüş yolunda. Türkiye Genel Kurmay başkanı Mısır yolundan dönüyor. Amerika’da henüz mesai başlamadı. Avrupa topluluğu sabah mahmurluğunda ve geceden içtikleri biranın getirdiği baş ağrısıyla henüz sağlıklı bir yorum sahibi değil. Ama birileri ayakta ve onlar ne yaptıklarını iyi biliyorlar. Kim onlar?</p>
<p>Savaş endüstrisinin patronları,</p>
<p>Resmi mesaileri başlamamış olsa da planları uygulamaya geçirmiş olan Pentagon</p>
<p>Bu gece kendisini Carla Bruni’ye özletmiş olan Sarkozy</p>
<p>PKK’nın üst düzey yönetimi ve bu olaylardan menfaat bulacaklarını düşünen görevlendirilmiş salaklar.</p>
<p>Binyamin Netenyahu ve trustlerin kurşun askerleri.</p>
<p>Bunlar ayaktalar.</p>
<p>Şimdi ne olabilir?</p>
<p>1)      Türkiye alttan alabilir. Gerilimi düşürme siyaseti izleyebilir.</p>
<p>2)      Türkiye büyükelçilikleri kapatarak İsrail ile diplomatik ilişkileri keser ve Dünyayı özellikle Birleşmiş milletleri ayağa kaldırmaya çalışır. Bu arada başbakanlar düzeyinde atışmalar sürer.</p>
<p>3)      Hamas büyük bir kalkışmaya gider. Kan dökülen sonuçlar elde edilir. Gazze baskısı daha korkunç görüntülerle artar.</p>
<p>4)      İsrail tarafından ele geçirilen gemiler alıkonulur ve iade edilmediği gibi, içlerindeki bine yakın insandan özellikle Türkler ve diğer Müslüman olanlar seçilerek tutuklanır.</p>
<p>5)      Amerika, gizliden her türlü provokasyona imza atarken görünüşte itidal çağrısında bulunur. Samimiyetini göstermek için BM’de İsrail’e yönelik yaptırımları bir kez daha veto eder.!!!!!!</p>
<p>6)      Amerika bölgeye sanki kavgacıları ayıracakmış gibi 6.ncı filosunu gönderir. Bu Türkiye’yi daha da kızdıracaktır.</p>
<p>7)      Bu arada Türkiye Irak ve Afganistan dahil tüm bölgeden yabancı askeri güçlerin derhal çıkması çağrısında bulunur.</p>
<p>8)      Türkiye, bölgede konuşlandırılmış İsrail ve ABD’ye ait tüm nükleer silahların derhal kaldırılması için uluslararasında kavgalar vermek ister.</p>
<p>Bunlar olası senaryolar. Çok olası hemde. Peki ya sonra ne olur?</p>
<p>Birinci dünya savaşına zorlukla sokulmuş ve sonunda yenik ilan edilmiş olan Türkiye, tüm çabalara rağmen II.nci dünya savaşına katılmayarak toprak bütünlüğünü koruyabilmiştir. Bu batı için göze batacak bir başarısızlık olarak görülür ve hiç saklanmamıştır. Türkiye savaşa katılmamış ama sonrasında kullanılabilecek hükümetler vasıtasıyla hem demoralize edilmiş hem de nötr hale getirilmiştir. Oysa batının o durumda bile göz ardı etmediği unsur, Türk halkının haksızlıklar karşısında güçlenebildiği ve batıya ters gelebilecek, herkes için adaleti kararlılıkla uygulayabildiğidir. Bu özellik, Osmanlı İmparatorluk geleneğidir ve tüm etkilere, darbelere, satılmış basının çalışmalarına rağmen yok edilememiştir. Nitekim son dönemde, iletişim olanaklarının artması sebebiyle Türkiye’de belirgin bir Batı ve Amerika karşıtı cephe oluşmakta, yani batının korkuları gerçek olmaya başlamaktadır. Özellikle 7-8 yıldır var olan hükümetin korumacı yapısıyla batı menfaatlerine giderek daha çok ters düşmeye başlayan politikalarına dur demenin zamanı gelmektedir.</p>
<p>Şu bir gerçektir.</p>
<p>Belirli dönemler içerisinde Türkiye bölgede nötr davranış sergilemiş olsa da, Batı için hiçbir zaman tam olarak güvenilmiş bir ülke olmamıştır. Bunun delili uzun yıllar boyunca AB kapısında bekletilmiş olmasıdır. Onlar Türkiye’nin AB ye alınmasıyla asimile olmayacağını anlamışlardır. Eğer batı, bu enerji deposunda borusunu öttürmek istiyorsa, İran’a, Orta Asya’ya, Irak’a ve diğer Ortadoğu ülkelerine kapı teşkil eden Türkiye’yi haritadan kazımak zorundadır. Bu batının güvenliği için şarttır ve işte o an gelmiştir.</p>
<p>Bu makro politikalar içeren düşüncelerden sonra Filistinliler için birkaç söz etmek gerek;</p>
<p>Türkiye’deki Müslümanlar, İslami açıdan bakanlar, Ortadoğu’daki olayları Bakara suresi tarafından görmektedirler. İnsan hakları savunucuları insanlık açısından görmekte ama bütün bu görüşlerin ifade edilmesi sırasında taraflar hep İsrail-Filistin olarak lanse edilmektedir. İsrail’in Türkiye için ne ifade ettiğini biliyoruz. Ya Filistinliler?</p>
<p>Müslüman olmaları dışında bizimle ortak hiçbir yan taşımamış olan bu millet, zamanında bağımsızlık diyerek Osmanlı’yı arkadan vurmaktan çekinmeyen ve bu eylemleri belgelerle sabit olan bir güruhtur, Onlar topraklarını Yahudilere satmaya daha 1860 larda başlamıştı. Oysa aynı yıllarda o bölgeyi satın almak isteyen Yahudilere Abdulhamit’in verdiği cevap onlara ders olmalıydı. Abdulhamit; “Tabii ki, size orayı maliyetine veririm.” Deyince, pazarlık için gelen Dr. Herzog sevinmişti. Ancak maliyetin CAN olduğu, ödemenin KAN olarak kabul edileceği kendisine anlatıldığında yeni başlayan süreç Osmanlı’nın çöküşüne ve hatta Sevr’e kadar devam etti.</p>
<p>İşte bugünkü sürecin de getirilmesi istenen nokta budur.</p>
<p>Bakın,</p>
<p>Tahrif edildiği kesin olan Tevrat orijinli bilgilere göre bir Büyük İsrail hedefi vardır. Bu hedef ile ABD’nin yüksek menfaatleri kuvvetle uyuşmaktadır.</p>
<p>Elinde nükleer güç bulunduran çılgın bir İsrail hükümetinin, Amerika’dan alacağı destekle bu projeyi uygulamaya koymuş olduğu görüntüsü ortada değil midir. Irak’a bakalım. Zaten teslim olmuş</p>
<p>Suriye zayıf ve Amerikan ambargosunun altında ezilmekte. Ürdün ve Suudi Arabistan zaten nötr. Geriye sadece Türkiye kalıyor. Çünkü Büyük İsrail devletinin içine bizim tüm güneydoğumuzun  dahil edilmesinin yanı sıra, bu garip, güvenilmez, her an Müslümanlardan yana dönüverme eğilimi gösteren, üstelik güçlü bir askere sahip ülkenin tümden yok edilmesi gerekir. Onlar tam da böyle düşünürlerken İran ortaya çıkıyor. Hem de nükleer güce sahip olarak. Üstelik Türkiye destekli. Batının yerine siz olsanız ne yaparsınız?</p>
<p>Bu arada orada kurulacak bir Kürt devleti hayali taşıyan, bu amaçla çığrınıp duran zavallılara gülmekten başka ne yapılabilir?</p>
<p>Kısacası,</p>
<p>Türkiye bir tuzağın içine çekilmeye çalışılıyor. Bizim bilmemiz gereken şudur. Gerçekten de bu aşamada bir savaşa girecek olsak, yanımızda tek bir dost bile bulamayacağız. Gemiyi ilk terk edenler ise önceden örneği görüldüğü üzere Kürtlerle, Filistinliler olacak. Emin olun.</p>
<p>Bir lafım da Mısır’a</p>
<p>Son günlerde basında okumuş olmalısınız. Basra körfezinde İsrail bayrağı taşıyan nükleer denizaltılar var. Bu sıralar Arap basını da bu haberle meşgul.</p>
<p>Hemen bir soru geldi aklıma.<br />
Bu gemiler körfeze nereden ve nasıl geldiler?</p>
<p>Birincisi onların çıkış merkezi İsrail değildi. Amerika tarafından imal edildikten sonra açık denizden körfeze ulaştırıldılar.</p>
<p>İkincisi ise Süveyş kanalından geçtiler. İzin veren kim? Süveyş kimin elindeyse o. Ya sonra? Kızıldeniz’den, Hatta Kabe’yi vurabilecekleri mesafeden geçerek körfeze ulaştılar.</p>
<p>Bir başka haber de, BAE’de çıkarılan Arapça yazılı bir Kitapta Atatürk’le ilgili olarak yazılanlar. Bu kitabın toplanması için şu an T.C Abu Dhabi büyükelçiliği seferber olmuş durumda. Kitabın yazarı kim dersiniz? Bir Mısırlı. Sanırım anladınız.</p>
<p>Nasıl? Sizce geberecek it ne yapıyor?</p>
<p>Saygılarımla.</p>
<p>Ali Kemal Senan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/geberecek-it/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DARBE ÖNLEME DUASI &#8211; Güngör ARSLAN</title>
		<link>http://www.ekemer.com/darbe-onleme-duasi-gungor-arslan</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/darbe-onleme-duasi-gungor-arslan#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 May 2010 20:17:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNSANA DAİR-HASAN NECATİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8696</guid>
		<description><![CDATA[YARAB&#8230; Paşa&#8217;nın dilini narin eyle Yüreğini serin eyle&#8230; Tankın önünü rampa eyle&#8230; Askerin tüfeğinin deliğine tıpa eyle&#8230; Muhterem Cumhurbaşkanımız hazretlerinin zihnini açık eyle, muhafız alayını sadık eyle, her türlü bir tehlikeden ırak eyle yarabbim&#8230; Aziz ve muhterem Başbakan hazretlerimizin gözünü görür eyle&#8230; İktidar koltuğunun üzerinde durur eyle&#8230; Bilhassa&#8230; Bülent Arınç beyefendi hazretlerinin sivri dilini oval [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>YARAB&#8230;<br />
Paşa&#8217;nın dilini narin eyle<br />
Yüreğini serin eyle&#8230;</p>
<p>Tankın önünü rampa eyle&#8230;<br />
Askerin tüfeğinin deliğine tıpa eyle&#8230;</p>
<p>Muhterem Cumhurbaşkanımız hazretlerinin zihnini açık eyle, muhafız<br />
alayını sadık eyle, her türlü bir tehlikeden ırak eyle yarabbim&#8230;</p>
<p>Aziz ve muhterem Başbakan hazretlerimizin gözünü görür eyle&#8230; İktidar<br />
koltuğunun üzerinde durur eyle&#8230;</p>
<p>Bilhassa&#8230; Bülent Arınç beyefendi hazretlerinin sivri dilini oval eyle&#8230;<br />
Ağzını büzgülü çuval eyle&#8230;<br />
Dilini lâl, sözünü bal eyle ya rabbim&#8230;</p>
<p>Yarab&#8230;<br />
Partimize oy vermiş mümin ve imanlı kardeşlerimizin telaşını hoş eyle&#8230;<br />
Kafası karışıp da karşı tarafa geçen kardeşlerimizin akıllarını kuş eyle&#8230;<br />
Muhalif yazarların köşelerini boş eyle&#8230;<br />
Yine de Hasan Cemal kardeşimiz ile bilek güreştirmeye kalkan olursa tuş eyle&#8230;</p>
<p>Emekli paşa canlı yayında ağzını açtığında onu haşat eyle&#8230;</p>
<p>Nazlı Ilıcak hanımefendi kardeşimizi ona musallat eyle&#8230;</p>
<p>Her kim ki fevkalede pek temiz partimizin aleyhine bir ifşaatta<br />
bulunacak olursa, cebinin kontörünü az eyle&#8230;<br />
Bilgisayarına bir miktar virüs eyle&#8230;<br />
Ona Silivri&#8217;yi üs eyle&#8230;</p>
<p>Yarabbim&#8230;<br />
Bu kullarının tertemiz,geldi kapına&#8230; Bu darbeleri önleme duamızı kabul eyle&#8230;<br />
Darbe yapacak olan olursa, ona sükûnet eyle&#8230;<br />
Tankını kamyonet eyle&#8230;<br />
Postalını sandalet eyle&#8230;<br />
Yarabbim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/darbe-onleme-duasi-gungor-arslan/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YENİ KİTAP TANITIMI &#8220;TÜRKÇE&#8217;NİN KANDİLLERİ&#8221;</title>
		<link>http://www.ekemer.com/yeni-kitap-tanitimi-turkcenin-kandilleri</link>
		<comments>http://www.ekemer.com/yeni-kitap-tanitimi-turkcenin-kandilleri#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 18:51:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERİNİZ VAR MI?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekemer.com/?p=8689</guid>
		<description><![CDATA[Duru Türkçe yazımını yaşam biçimi olarak kabul eden ve bu uğurda sayısız yazılar, öyküler ve denemeler üreten,  haber ve yorum sitemizin adam gibi adamı, üstadımızın bir kitabı ile ilgili bilgilendirme yazısı geldi bu sabah. Sanki ben yaratmışım gibi kıvanç doldum. Gözlerim nemlendi. &#8220;Hepinizi çok seviyorum insanlar&#8221; diye bağırdım sevincimden.  Hepinizi çok seviyorum bu siteye katkı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Duru Türkçe yazımını yaşam biçimi olarak kabul eden ve bu uğurda sayısız yazılar, öyküler ve denemeler üreten,  haber ve yorum sitemizin adam gibi adamı, üstadımızın bir kitabı ile ilgili bilgilendirme yazısı geldi bu sabah.</p>
<p>Sanki ben yaratmışım gibi kıvanç doldum. Gözlerim nemlendi. &#8220;Hepinizi çok seviyorum insanlar&#8221; diye bağırdım sevincimden.  Hepinizi çok seviyorum bu siteye katkı koyanlar ve okurlarımıza öğrettiğiniz her harf için köleniz olmaya hazırım.  Sağ olun, var olun&#8230;.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Etik Yayınları Yeni Kitap Tanıtımı</strong></span></p>
<p><strong>Eser Adı: TÜRKÇENİN KANDİLLERİ</strong></p>
<p><strong>Eser Alt Başlığı : TÜRKÇE ÜSTÜNE DERLEME</strong></p>
<p><strong>Orijinal Dil: Türkçe</strong></p>
<p><strong>Yayına Hazırlayan : Mehmet Ali Sulutaş</strong></p>
<p><strong>Yayınevinde Dizi Adı: İnceleme- Araştırma</strong></p>
<p><strong>Kitabın Genel Anlamda Türü: DERLEME</strong></p>
<p><strong>Cilt Bilgisi: Amerikan cilt, renkli karton  kapak</strong></p>
<p><strong>Kağıt Bilgisi: 1. hamur 60 gr.</strong></p>
<p><strong>Basım Tarihi: Mayıs 2010</strong></p>
<p><strong>Basım Bilgisi: 1. Basım</strong></p>
<p><strong>Sayfa Sayısı: 207</strong></p>
<p><strong>Kitap Boyutları: 13,5&#215;19,5 cm</strong></p>
<p><strong>ISBN No: 978-975-8565-63-4</strong></p>
<p><strong>Barkod No: 22372734</strong></p>
<p><strong>Etiket Fiyatı: 10.00 TL (KDV  dahil)</strong></p>
<p><strong>Türk  dilinin geçmişinin ne kadar derinlere gittiğini; ne görkemli bir dünya  dili olduğunu ve olasılıkla on binlerce yılı aşkın bir geçmiş zaman  içinde bu dil ile geliştirilmiş muhteşem bir Türk medeniyeti… </strong></p>
<p><strong>Türk  dilinin geliştirilmesi, güzelleştirilmesi, yaygınlaştırılması ve  korunması uğruna çaba vermiş, vermekte olan duyarlı insanların anısına  ve onuruna… </strong></p>
<p><strong>ADA BASIM  YAYIN ve TANITIM TİC. LTD. ŞTİ </strong></p>
<p>Cağaloğlu  Yokuşu Narlıbahçe Sk. Narlıhan No: 3  İSTANBUL</p>
<p>Tel: (0212) 511 6391-92  Faks: (0212) 511 6299</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekemer.com/yeni-kitap-tanitimi-turkcenin-kandilleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
