GECİKEN ZİYARET ( Öykü)

Ocak 31, 2010 tarihinde tarafından  
GÖNÜLDEN YANSIYANLAR - Muharrem NALÇACI kategorisinde yayımlanmıştır.

“Ablacığım” diyordu o ses “Ablacığım…Çocuklarım !”

Çocukların ? Çocukların emin ellerde bacım”

“Abla yalan söyleme…Çocuklarım…Çocuklar..Çocuk..”

“Vallahi billahi bizde…Büyük kızın  babamın evinde..Hem de nişanladık. Bahara düğünü olacak. Küçük kızın ise Ankara da çok temiz bir aile de…”

Karşıda ki ses ağlamaklı bir halde

“ Abla, ya oğlum ? Seyidim ! Seyidim nerede ?”

…………….!

Abla Seyidim..

“Seyit mi ? Seyit ha ? Valla o babasında kalmıştı…”

“İyi biliyon mu ? Abla iyi biliyon mu ? İyi biliyo…”

Kadın uykusundan çırpınarak uyandı…Kan ter içinde kalmıştı.Elleri ile yüzüne ve gözlerine dokundu. Teni ateş gibiydi. Parmaklarını ıslatan göz yaşlarına baktı. Korktu.

Rüyasında gördüklerini düşündü. Yıllar önce kaybettiği kız kardeşinin sesi beyninde çınladı..

“Abla Seyidim nerede ?”

“Aman Tanrım ! “ dedi “Yoksa ?”

Ertesi gün uzak şehir de ki yakınlarına telefon açtı.

“Alo ! Hala !”

“Buyur yeğenim”

“Hala, akşam bir rüya gördüm. Rahmetli bacım oğlunu soruyordu, oğlu babasının yanında değil mi ?”

Telefondaki ses bir an durdu.

“Valla yeğenim biz de öğle biliyorduk amma..”

“Amma ?”

“Adam tekrar evlenince çocuğu Kayseri de yurda bırakmış diye duyduk”

“….!”

“Fatoş ! “

“Fatoş ne oldu ? Ses vermedin..”

Kadın zorlukla konuştu.

“Halam ! Onu görmeye Kayseri’ye gidebilir misiniz ?”

“Ne demek yeğenim.Gidilmez mi..Yeni araba aldık . Enişten ile Pazar günü gideriz. Topu topu bir saatlik yol”

“Hala essah mı ? Gidebilir misiniz ?”

“Essah olmaz mı ? Valla da billa da gideriz”

“Halam ! Senin gurbanın olurum..

Kadın hünhür hüngür ağlıyordu.

……………….
Seyit, beş senedir yurtta idi. Henüz yedi yaşında iken babası onu kolundan tutup getirmiş.

“İşte Seyit” demişti. “Bundan gayri senin evin burası”

Seyit gösterilen kocaman binaya baktı. Korktu..O an bedeninin sol yanı yıkıldı. Ama babasına belli etmedi. “Olmaz” dese ne fark edecekti ki..O dünyayı yeni tanıyordu..Annesinin simasını bile unutmuştu.. Annesini o kadar çok severdi ki.. Seyit annesi ile yatardı. Onun sıcak göğsünde soğuk kış geceleri uyuya kalırdı. Onun siyah saçlarını, dünyalar güzeli gözlerini düşündü..

“Anne” dedi “Anne seni ne çok özledim.”

Annesi hakkında duyduğu en son sözü babası soğuk bir ses tonuyla söylemişti.

“Seyit, annen kendini astı”

Ne kolay söylemişti..

“Kendini astı”

Sonra çığlık atan kadınları, teyzelerini gördü..Kocaman kocaman nineler saç baş yolmuşlardı..Kulaklarını çınlatan canhıraş feryatlara o zaman bir anlam verememişti.

Dedesinin bir mezar toprağını hasretle kucakladığını gördü..Beş altı adam dedesini oradan kaldıramamışlardı. O gün kasabanın yarısı acıdan çıldırmış gibiydi.

Seyit gözlerinde beliren göz yaşını kahvaltı masasında ki arkadaşları görmesin diye binanın bahçesine çıktı.

“Sanki görseler ne olur ki” diye düşündü.

O hep için için ağlardı..Yurtta her ihtiyacı karşılanıyordu, sevgi hariç..Annesine benzeyen bir kadın görse varıp eline sarılası gelirdi.

“Anne ! Benim Seyit..”

“Sen misin yavrum ? Seyidim !”

“Anne beni hiç araman mı ?”

“Olur mu yavrum.. Seni hiç aramam mı ? Amma yanına gelemem..Ben seni bulutlardan seyrederim”

Seyit başını kaldırıp gayri ihtiyari gök yüzüne baktı..Bulutlar arasında ona gülümseyen annesinin yüzünü görür gibi oldu. Gök yüzünde yağmur yoktu ama gözlerinden sicim gibi yaş aktı.

Başını yere indirdiği anda 50 plakalı bir taksinin oto parka yanaştığını gördü..İçinden

“Acaba bana mı geldiler “ diye geçirdi.

Beş senedir ne babası ne de başka biri arayıp sormuştu..Yine başkalarına gelmişlerdir dedi..

Taksiden inen iki bayan bir erkek ona şöyle bir baktıktan sonra yanından geçip nöbetçi öğretmenin odasına yöneldiler.Beş altı senedir hep bu anı beklemişti. Seyit sanki onları tanıyor gibiydi.

Onlar uzaklaşınca duvara yaslanıp kulağını kapıya verdi.

Biraz sonra o yıllardır duymak istediği sesi duydu

“Seyit !”

Bu öğretmenin sesiydi. İçinin bir yanı “Cııız” etti..Hızla sesin geldiği yana koştu..

Koştu ya gelenler de ona doğru koşuyordu.

Genç bir kadın onu hıçkırıklar içinde kucaklıyor, seviyor, kokluyordu..

“Seyidim !” diyordu..”Seyidim ! Beni tanıdın mı ?”

“I ıh !”

“Guzum ! Ben teyzen olurum. Türkan teyzen “

“Türkan teyze !”

“Türkan teyzen ya..

“Ben Fatoş teyzemi bilirim”

“Beni de bilirsin guzum..Ağzını yediğim beni de bilirsin.. Amma belli ki unutmuşsun..Olsun ..Bundan sonra unutman.. Bundan sonra seni hiç bırakmayacağız”

“Bırakmayacak mısınız ?”

“Hiç bırakır mıyız.. Bırakmayız guzum..Ne bilelim senin burada olduğunu.. O deyyus babanın seni buraya bıraktığını nereden bilelim”

“Bilmediniz mi ?”

“Bilmedik guzum. Bilemedik. Bilsek hiç gelmez miydik.”

Seyit boynunu büküp sustu..Biraz düşününce karşısındaki insanları çıkarır gibi oldu. Annesi kolundan tutar onların evine götürürdü.

Sevindi..Üşüyen elleri bile ısınmıştı..Yurttaki arkadaşlarına böbürlene böbürlene benim ailem var diyebilirdi. Artık onu seven akrabaları, yakınları vardı .Öyle ki erkek olan eniştesi yani teyzesinin kocası ayakta hüngür hüngür ağlıyordu.

Demek kocaman erkekler bile ağlardı ha ?

Eniştesi

“Seyit “ dedi.”Öğretmenin seni pek övdü..Seyit çok efendi çocuk dedi..Hadi bakalım efendiliğini göster..Bize Kayseri’yi gezdir.Olur mu ?”

Sevinçle

“Olur” dedi Seyit.”Olur enişte..”

Hal bu ki hepsi de Kayseri’yi çok iyi bilirlerdi..

O Pazar günü Seyit ve üç misafiri akşama kadar Kayseri’yi gezdiler. Yediler, içtiler..

Fotoğraf çektiler ve  bol bol göz yaşları içinde Seyit’i öpüp, kokladılar.

Seyit için o gün hayatının en güzel günüydü. Öyle ki telefonda Fatoş teyzesinin sesini duyunca gözleri ilk defa ışıklar saçtı.

Fatoş teyzesi ona şöyle diyordu.

“Seyit’im ! Guzum ! Benim Fatoş teyzen.”

“Fatoş Teyze! Sesin ne kadar güzel !”

“……!”

“Fatoş Teyze ?”

Kadın konuşamadı..Sadece Seyit’in yanında ki misafir olan Halasına

“Halam ! Allah aşkına Seyit’i on beş tatilde bize gönderin” diyebildi.

Seyit’e bundan sonra tüm ailenin sahip çıkacağını duydum. Ailenin ortak kararı şöyle imiş; ; Seyit ilerde kolay iş bulması için yurttan alınmayacak ama hafta sonları ve tüm tatillerde akrabalarının yanında yani sevginin içinde olacak.

Şayet bir olumsuzluk olursa….

Teyzesinin oğlu genç onu İngiltere de okutacak.

Ne kadar güzel değil mi dostlar.. Yani sonuç…

Seyit, ailen ve sevgi seni dört gözle bekliyor. Geç kalma emi ! Seni çok seviyoruz.

  • Netinial Internet

Yorumlar

“GECİKEN ZİYARET ( Öykü)” adlı makaleye bir yorum yapilmis
  1. özlem çıtak dedi ki:

    Çok güzel aktarılmış gerçek bir hikaye..Emeğine sağlık, devamı da inş. güzel olur..

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari