GÜN OLUR Kİ HAYALİ ANTALYA OLUR
Aralık 30, 2009 tarihinde admin tarafından
TURİZMCİ FARKIYLA-ŞAMİL HORULUOĞLU kategorisinde yayımlanmıştır.
Antalya; çeşitli medeniyetlerin beşiği ve dünyanın penceresi olduğunun yanında, güzelliklerin buluştuğu, birleştiği hatıralarla dolu doğa ve tarihi şehir…
Bu yazımızda Antalya’nın yakın tarihine bir göz atarsak; çok şeylerin değiştiği ve mega bir kent olmaya eksisi ve artısı ile namzet olduğu bir gerçektir. Acısı ile tatlısı ile nice hatıraların yaşandığı ve hoş bir sedanın izlerini göstermekte…
Yaşlılar eski Antalya ve yaşantısı ile birçok anılar anlatmaktadır. Anı sahiplerinden biri de halen 88 yaşında olan Kemal TAŞMIŞ.
Kemal TAŞMIŞ; Antalya’nın yerlisi olup çeşitli devlet kademelerinde görev almış ve en son Antalya Mal Müdürlüğünden emekli olmuş, hoş sohbet, Türk Sanat Müziğine gönül vermiş, halen repertuarında 250 şarkı olan tonton bir amcamız.
Kemal TAŞMIŞ amcanın anlattığına göre: “Antalya’da 70-80 sene evvel sivrisinek çok olduğu için halkın çoğu yaylalara göç edermiş. Muhsin’in Çiftliği denilen Arapsuyu mevkiinde pirinç yetiştirilirmiş. Cibinlik içinde yemek yenilmesine rağmen yine de sinek insanları sokarmış, sıtma çokmuş. Bu hastalığın yanında verem, tetanos, trahom hastalıkları da varmış.
Paşa Camii arkasındaki İsmet Paşa Okulu o zaman Trahom Hastanesi olarak kullanılırmış. Trahom hastası olan çocuklar orada okurmuşlar. Barbaros İlkokulunun karşısında Verem Hastanesi varmış.
Saat Kulesi tarafında demir kapı bulunurmuş, bu demir kapı kale içerisindeki alışveriş merkezine açılırmış. Gece kapı kapatılır dükkânlar korumaya alınırmış. Yat Limanı yolu ayrı imiş. Tophane parkı altında mağaralar varmış, o mağaralar Kepez’e kadar ulaşırmış.
İskeleden mavnalara yüklenen keresteler Arabistan’a gönderilirmiş. Susam yağı, zeytinyağı, narenciye İtalya ve diğer yakın ülke ve şehirlere sevk edilirmiş. Giritli hamallar çok kuvvetli olduğu için yükleme işlerini onlar yaparmış.
Şimdi ki Demirciler Çarşısının içinde susamı kavurup yağını çıkartmak için yağhaneler varmış. Şehrin birçok mevkiinde değirmenler varmış. Değirmenönü Semti bugün korunmaya alınan örneklerden biridir.
Kadınyarı tarafında Hapishane varmış, Güllük Caddesinde de İtalyan Konsolosluğu bulunmaktaymış. Gezi yeri olarak Tophane Parkı kullanılırmış, Tophane’de tiyatro varmış.
O zamanlar Karaali Parkı yerinde orman varmış, bakımsız bir durumdaymış. Şimdiki Karaali Parkını Antalya’da Valilik yapan Haşim İŞCAN yaptırmış. Vali, her alışveriş için 5 kuruş “Güzelleştirme Vergisi” adı altında bir fon ayırarak bu parkı kurmuş. Ayrıca Karaali Parkı civarında Elhamra Sineması, Vatan Kıraathanesi bulunmaktaymış.
Eskiye göre Antalya, çok büyük gelişme göstererek hem turizmi hem tarihi ve hem de ülke ekonomisine katkısı bakımından sayılı şehirlerimizden olmuştur.
İnsanlar; doğduğu, büyüdüğü yerleri, arkadaşlarını her zaman acısı ve tatlısı ile anmak ister ve anmalıdır. Bir büyüğümüzün ağzından “hayali, cihana değen” güzelliklerimizi yansıtmak istedim.
Şamil HORULUOĞLU
Tüketiciler Birliği Antalya Şube
Turizm Komisyonu Sorumlusu



