HALK KART’TA İHALE “SIR” ŞİRKETE

Eylül 27, 2009 tarihinde tarafından  
HABERİNİZ VAR MI? kategorisinde yayımlanmıştır.

HALK KART'TA İHALE

29 Mart Yerel Seçimleri öncesinde başlayan ANTKART tartışması dün yapılan HALKKART ihalesi ile sonlandırıldı. İhaleyi Ankaralı A-Kent Akıllı Kent Teknolojisi A.Ş. kazandı.

3.Eylül.2009 günü Ankara’da kurulduğu iddia edilen ve ATO kayıtlarına bile henüz girmediği, hiçbir iş bitirimi ile yatırımı olmadığı ileri sürülen 21 günlük bir şirketin bu ihaleyi alması kuşkuyla karşılandı.

Nerden çıktı bu şirket

Antalya’da aylardır tartışma konusu olan, ANTKART’ın mahkeme kararı ile iptali sonucu zaman zaman siyasi krize yol açan “Toplu Taşıma Elektronik Ücret Toplama ve Araç Takip Sistemi İhalesi” dün yapıldı. İhaleyi kısa adı A-Kent olan firma yüzde 3’lük teklif vererek kazandı.

Firmanın 3 Eylül 2009 günü Ankara’da kurulduğu iddiası kamuoyunda kuşkuyla karşılanırken, “21 günlük bir şirket nasıl olur bu ihaleyi alır ve bu sürede bu teknolojiyi nasıl elde ederler?” sorusuna yanıt arandı.

Minibüs ve otobüsçüler ihale dışı kaldı
 
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mehmet Aktekin’in Başkanlığındaki Encümen huzurunda yapılan ihaleye şartname alan 9 firmadan 5’i teklif zarfı verdi. E-Kent Elektronik Ücret Toplama Sistemleri A.Ş ve Kent-Kart Ege Elektronik Sanayi Ltd. Şti teşekkür ederek ihaleye teklif zarfı vermeden çekildi.

Minibüsçüler Odası’nın kurduğu Antalya Şehiriçi Minibüsçüler Petrol Ortak Bilişim Şirketi- Prokot Mühendislik, şartnamede yer alan “Demo Sunum”larının hazır olmadığını, cihazlarının ABD’den geleceğini ancak 15 gün içerisinde sunum yapabileceklerini belirtti.

Halk Otobüsçüleri’nin kurduğu Antalya HALKKART Taşımacılık Sanayi Ticaret Ltd. Şti, şartnamede yer alan “Demo Sunum” larının hazır olduğunu ancak sunum yapmak istemediklerini beyan etti.

Her iki kurumunda sunum yapamamalarına rağmen “Demostrasyon” adı verilen ve 8 soru sorulan odaya davet edilmeleri dikkat çekti.

Açık eksiltme yapıldı
 
İlk sunumu yapan A-Kent Akıllı Kent Teknolojisi A.Ş’nin sunumunun başarılı bulunduğu ve sunum yapamayan iki firmanın ihaleden elendiği İhale Komisyonu ve Encümen Başkanı Genel Sekreter Aktekin tarafından açkılandı.

Bu sırada Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, ihale salonuna gelerek, herkese “İyi akşamlar. Aman yanlış anlaşılmasın. Sadece iyi akşamlar demek için geldim ve gidiyorum” dedi.

Daha sonra Aktekin yaptığı açıklamadan sonra A- Kent’in teklif zarfını açtı ve verilen teklifin, “Belediye Payı yüzde 2+ KDV ve yüzde 4.2+KDV olmak üzere toplam yüzde 6.2+KDV” olduğunu teklif mektubundan okuyarak açık eksiltmeye geçildi.

Yarı yarıya teklif “sır” şirketten
 
Aktekin’in açık eksiltme teklifine firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Coşkun ve Başkan Yardımcısı Yusuf İzzet Balıkçı, kendi aralarında görüşerek teklifi belediye payı aynı kalmak üzere yüzde 3.9+KDV’ye indirdi.

Komisyon Başkanı Aktekin, “İhale Antalya halkı için çok önemli. İhale aşamasının bu hale gelmesini halkımızın iyi anlamasından yanayız. Komisyonumuz buçuklu rakamlar istemiyor. Ayrıca, güzel bir teknoloji ile Antalya halkının vicdanını dolduracak, Başkanımız Mustafa Akaydın’ın halkımıza verdiği sözler adına son bir jest yapmanızı bekliyoruz” dedi.

Aktekin’in bu konuşması üzerine dışarıya çıkarak kısa bir değerlendirme yapmak istediklerini belirten A-Kent’in iki ortağı 5 dakika sonra ihale odasına geri döndü ve belediye payı aynı kalmak üzere yüzde 3+KDV’ye kadar indiklerini açıkladı.

“Sır” şirket,”basından pozitif yaklaşım bekliyoruz”
 
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mehmet Aktekin, A-Kent firması yöneticilerine teşekkür ederek ihalenin onaylandığı takdirde kendilerinde kalacağını belirtti. Salondaki komisyon üyeleri, firma yetkilileri ile tek tek tokalaşarak hayırlı olsun dileğinde bulundu.

İhaleyi kesin olmamakla birlikte kazanan A- Kent Akıllı Kent Teknolojisi A.Ş’nin Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Coşkun ve Yardımcısı Yusuf İzzet Balıkçı, Ekspres muhabirinin “Bu teknoloji daha önce hangi kentte kullanıldı” sorusuna, “Türkiye’de ilk kez kullanılacak. Yıllardır Newyork ve Paris’te kullanılıyordu” yanıtını verdi.

Firma yetkilileri, gerekli ve detaylı tüm açıklamaların ihalenin onaylanması ve basının kendilerine pozitif yaklaşım göstermesi halinde yapacaklarını açıklayarak salondan ayrıldı.

İHALEDEN NOTLAR

* “Toplu Taşıma Elektronik Ücret Toplama ve Araç Takip Sistemi İhalesi” isimli ihale öncesi belediyeye gelen gazeteciler ihale salonuna alınmadı. Gazeteciler daha sonra Basın Danışmanı Akgün Tekin tarafından yapılan çağrı ile salona davet edildi.

*  İhale odasına giren gazetecilere cep telefonlarını kapatmaları istendi. Kendilerine bir daha salon dışına çıkamayacakları hatırlatıldı.

* Genel Sekreter Mehmet Aktekin’in makam odasının ihale komisyon odasına dönüştürüldüğü ihale sırasında Halk Otobüsçüleri Başkanı Muhammet Demirtop’un telefonla görüşmesi dikkat çekti.

* İhaleye katılan firmaların demo gösterimi sırasında Aktekin’in güleşmeler arasında gazetecilere tuvalet ihtiyacı gidermesi için tek tek izin vermesi gözlerden kaçmadı.

*Ancak işin en önemlisi demo gösterimlerinin basına kapalı olmasıydı. ANTKART’ın ihaleyi aldığı dönemde, ihaleye giren 5 firmanın demo gösterimleri açık yapılmıştı. Şimdi demo gösterimlerinin basına kapalı olması kuşkulara yol açtı.

* İhale salonuna Başkan Mustafa Akaydın’ın gelmesi sürpriz oldu.

* İhale 15.30’da başlayıp 18.45’te sona erdi.

* İhale sırasında belediyenin özel güvenlik görevlileri ihalenin yapıldığı koridora kimseleri yanaştırmadı.

  • Netinial Internet

Yorumlar

“HALK KART’TA İHALE “SIR” ŞİRKETE” adlı makaleye 2 yorum yapilmis
  1. Anonim dedi ki:

    İşi ehline , emek verene , hakkı olana verilmediği belirtilmişken, hakkı olan cami mensubları devre dışı kalmışken zahmetini çekenin kazancın zahmetsizce ortak olan varken fazla söze hacet yok.Belgeler söz konusu mutlaka.
    Göz ardı edilen zemini ve etüdü olmayan yere bina dikmek gibi ihaleyi alanlarda mı merak etmediler,taşımacı esnafının da çalışabilmesi için yeterlilik belgesi, çalışma izninin meşruluğunu araştırmadan , mahkemenin kararına binaen trafikte dolanan midiler den hangi statü ile komisyon alacaklar bu zahmetsiz ortaklar onu da kestirmek zor.

  2. mesutca(özlü)yorum dedi ki:

    SEZAR’IN HAKKINI SEZAR’A VERMEK
    Antalya da yaşayan birisi olarak,sorunlar yumağına dönen,çözümler getiren idari konumdaki kişilerle idare edilenler arasındaki muhabbetler,basınında anlayabildiği ve bilgilenebildiği ölçüde haber yapma ve haber alma adına koşuşturmaca sı sürüp gidiyor.
    Akabinde birbirini anlamakta, idare etmekte güçlük çekildiği, istemeden olsa da verilen kararların,birilerine dar gelirken, birilerine bol geldiği zamanlarda olmuyor değil. Ama nedense herkes prim yapmaya çalışırken ölçü olarak Allah!ını rızası gözetmez. Hal böyle olduğu için mi dir demek abes olur, kesinlikle doğrudur. Başkasının sırtından tasarruf söz konusu olduğu zaman cömertlikte,hizmette sınır tanımıyoruz. Akabinde de insanlar benden razı olsun ları beklemek gayet de doğaldır. Allah’ın rızasından uzak olayın neresinde olursanız olun, yöneten, yönetilen,eleştiren,yazan,çizen herkesim kargaşa ortamının içinde bulsa da kendini bir çıkar yol bulamaz.
    Konuya muhatap ulaşım, toplu taşım ve trafik olunca taşınan ve taşıyanlar ve de denetim ve yönetim birimleri, araçların trafikteki seyrinden Trafik polisi, devlete karşı vergisinden sorumlu olan maliyesi birinci derecede muhatap sayabileceğimiz birimlerdir. Tabii ki yok sayılamaz.
    Ama ne var ki herkes üstüne düşen görevi hakkıyla yerine getirememesi durumunda , tek ve şaşmaz birde Yüce yargı Adalet mekanizmaları devreye girer ki ,olmazsa olmazların en başını teşkil etmektedir. Karar verilse de uygulama safhasını ,şartlarını ,seyrini bilmek ayrı bir uzmanlık ve deneğim gerektiriyor herhalde, bilemiyorum.
    Bildiğim daha doğrusu gözlemlediğim desem daha doğru olacak,iş ehlinden çıkmış gibi gözüküyor. Teknoloji hayatımızın her alanın da yer almaya devam ededursun ama akabinde gücü ve arkası olan her kesimin ve kişilerin tasarrufu altına girilmemesi hassasiyetini belirleyen bir unsur, bir kanun , bir mercii sıkıntısını doğuruyor. Kısaca “Sezar’ın hakkı Sezar’a” verilmiyor.
    Yıllarını resim yapmakla geçiren ressamın ve fırçasının hakkını bir anda bilgisayar yazılım programcısının alması gibi.
    Hayatın her alanın da ki maneviyat erlerinin bir ömür sürdüğü eserlerinin bir tek amacı insanlığa hidayet vesilesi olmasıdır. Bu nu fırsat bilenler , CD,DVD ortamların da eserleri proğram haline döndürmeleri abestir demek mümkün değil ama “materyal” hale dönüşmesi, inanın mübarek leri rahatsız ediyordur.”Amacı araca döndürmek” te diyebileceğimiz haklardan bahsediyorum.
    Yıllarını tozlu,çamurlu yollar da geçiren taşımacı nın kazancını yine teknoloji adına birilerinin ihale ile alması, akla gelen ilk soru kayıt dışı ise; ya devletin “maliye” birimi üstlenmeli,yada ekonomik külfeti söz konusu ise devletin “banka” ları …
    Asıl gündem deki konumuz ulaşım ise, bu işten ekmeğini kazanan taşımacı esnafının,kendi kazandığı paralardan bir kısmını “teknoloji” adı altındaki her ne tür cihaz ve cihazat var ise tasarrufunun da onlara sunulması gerekmiyor mu? Bu sistemin yazılımından yazılımcısı, maliyecisi mali bedelini, bankacısı çalıştırdığı para nın karını kazanmayacak mı?
    Esnafta devlete vermesi gereken vergisinden , çalıştırdığı işçisine kadar, ne bir hak yemiş ne de hak yedirmiş olmaz mı? Alan satan memnun olunca sorun ortadan kalkar.Ama bu aşamaya gelebilmek için de zemin sağlam ve dayanıklı olması gerekiyor.
    Zeminden kastımız nedir? Ulaşım esnaflarının dolmuş ve otobüs camiası olarak nitelendirdiğimiz birimlerin statülerinin bozulma eğilimi “siyasi ve bürokrasi” kurbanları olarak düşünülebilir ve yasal olarak gerekli işlemler sürdürülmekte iken ve netlik kazanılmadan “birleşme talepleri”ne maruz bırakılmaları da ayrıca düşündürücüdür.
    Hal böyle iken “tek çatı” da birleşemediler diye, başka bir taşımacı sektörünü öne sürümek, haklılık sergilemekte bir o kadar abesle iştigaldir.Birde “Tramvay” meselesinin Antalya trafiğine ve esnafına ne derece külfet, ne derece nimet oluşu tartışmaları ayrı bir platform konusudur. Bu konunun uzmanları tartışadursun, “lastik tekerli ile raylı sistemin izdivacı” hangi zemin üstüne oturtulması gerekiyor?
    İşte “zemin meselesi” olarak gündem oluşturmak gereli, ama yanlış üstüne yanlış binaları yaparsanız ,dere yataklarına yapılan evlere benzer nitelik kazanır ve bir gün sele maruz kalırsınız.Buna müsaade etmeden zemini sağlam temellere binaların yapılması zorunludur.
    Tramvay ın gününden öncede çalıştırılmasını uygun görenler başka kaygı içindeydiler ama çalıştırmayı da başardılar hani.Sizde aynı hataları işlememek adına, bu izdivacın her iki tarafa da hayırlar getirmesini dileyin. Kart sistemini de, tramvay işletme hakkını da ulaşımdan sorumlu olan “Taşımacı esnafı”nın filosuna katabilmeniz, zor gibi gözükse de imkansız da değildir. Asıl olanda budur. “sezarın hakkını sezara vermek” diyorum,mesutca(özlü)yorum.

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari