HIRSIZ BİZE DE UĞRADI

Aralık 30, 2009 tarihinde tarafından  
DUYGU DOLU - DUYGU SUCUKA kategorisinde yayımlanmıştır.

HIRSIZ BİZE DE UĞRADI

Dün akşamüzeri iş çıkışı bizim kızı dershaneden aldık ve Ankara Ümitköy semtindeki Gordion alışveriş merkezine uğradık. İşimiz kısa süreli olduğu için alışveriş merkezinin karşısındaki Meksika Caddesinde bir kenara park ederek arabadan ayrıldık. Yağışlı ve rüzgârlı havada şemsiyelerin altına sığınarak Gordion’a attık kendimizi.

Yaklaşık yarım saat sonra geri döndüğümüzde karşılaştığımız manzara şaşırtıcı değildi belki ama biz ilk kez böyle bir olayla karşılaşıyorduk. Arabanın camı kırılmış, içindeki bizim kızın okul çantası alınmıştı. Kitap ve defterlerin ağırlığı nedeniyle yanına almadığı çantasında telefonları, cüzdanı, okul malzemeleri, evin anahtarları ve adresi bulunduğunu kendisi söyleyince öğrendim.

Büyükler belki arabada çanta bırakmanın ciddiyetini biliyor ama o yaştaki bir öğrenci bunu değerlendiremediği için çantayı orada bırakıyor, akşam telaşı içindeyken biz de bunun farkında olmadık. Bu vesileyle hata öncelikle bizdedir.

Olayın olduğu mıntıka Ankara’nın Ümitköy semtinde sakin ve nezih bir cadde. Orada böyle bir olayın yaşanmasını pek olası görmedik belki de. Ancak hırsızlığın ne sükuneti ne de nezihliği vardır. Aç ve açık insanlar, bir de bu işi meslek haline getirmiş çete mensupları kaptıklarını götürüyorlar maalesef.

Kısa süreliğine bıraktığınız arabanızı dönüp geldiğiniz zaman bir anda cam kırıkları içinde bulmanız hiç hoş bir rastlantı değilmiş meğerse. Gördüğümüz manzaranın telaşı içinde polisi aradık ve gelmesini bekledik. O arada bizim kızın üzüntüsünü gidermeye çalışmak ilk hedefimiz oldu. O kendisine hediye alınan telefona üzülüyordu daha çok ama benim için önemli olan çantadaki iki İngilizce kitabı ve defterleriydi.

Akşam iyice ilerlemişti, etraf çok net gözükmüyordu ama gene de umutla etrafa bakmayı ihmal etmedik. Belki maddi değeri olan eşyaları aldıktan sonra insaflı davranır ve çantayı bir kenara atmış olabilir düşüncesiyle. Ama bizim hırsız öylesine aç ve açık birisi imiş ki, üzerime yük olmasın diye, inerken omzumdan alıp arabaya bıraktığım şalımı bile almış.

Biraz beklememizden sonra polis geldi, ilk incelemeyi yaptı, sonra da tutanak için hep birlikte karakola gittik. Karakola gelince kendi sıkıntımızdan öte bu ortam dikkatimi çekti.

Burası Ankara Çayyolu semtinin polis karakolu. Bu bölge bir süre önce Jandarma mıntıkası olmaktan çıkarılıp polis denetimine bırakıldı. Ancak Türkiye’de her alanda olduğu gibi burada alt yapısız bir oluşum göze çarpıyor.

Jandarma karakolu, Jandarmanın köylerden sorumlu olarak görev yapmaya devam etmesi nedeniyle boşaltılmadı. Dolayısıyla polis için, Çayyolu Vergi Bürosu olarak kullanılan derme çatma bir yapının bir odası ayrılıyor. Ve 400 binin üzerinde nüfusa sahip bir mıntıka, bu tek odada görev yapan 20 polis memurunun denetimine bırakılıyor.

Son derece yetersiz şartlarda polisin çalışmasından başarı beklemek haksızlıktan öte bir şey değildir. Öncelikle bu alt yapı yetersizliği üzerinde durulması gerekir. Her şeye rağmen orada görev yapan polislerin, çalışmalarını iyi niyetle sürdükleri dikkatimi çekti.

Arabamızın başına geleni gören sokaktaki bir ses şöyle diyordu; “burası askerden polise bırakıldı böyle oldu”. Çok haklı bulmadığım bir konuşmaydı. Bu mıntıka yaklaşık beş aydır polis denetimine geçti ama bu hırsızlıklar birkaç sene önce de çok fazlaydı.

Karakol komutanı “hırsızlıklarla uğraşmaktan başka sorunlara yetişemiyoruz” diyordu. Hırsızlık konusunda şunu bunu karıştırmak yerine önce kanunlarımızı eleştirmek gerekiyor. Bu işleri yaptıranların çoğu çocuk çeteleri değil midir? Görüyoruz ekranlardan, hırsızlıktan yakalanan çocuklar bırakılıveriyor, sonrasında tekrar kapıp kaçmaya devam ediyor o bırakılan çocuk.

Sonuç; bitmeyen bir nakarat… Çocukları bu işlerde çalıştıran çetelerin bulunması lazım öncelikle. İşte onun içindir ki çok önemsememiz lazım sokak çocukları meselesini.

Geldiğim polis karakolunda gözlemlediğim bir başka konuya da değinmeden geçemeyeceğim. Biz oradayken orta yaşlarda, yabancı uyruklu iki bayan geldi (veya getirildi). Kadınların pasaport süreleri dolmuş anlaşılan, oturma izinleri yok ve sınır dışı edilmeye çalışılıyorlar. Öyle bir yalvarıyorlar ki kalabilmek için, insanın içi sızlıyor. Belli ki her ikisi de ev işlerinde çalışan yabancı kadınlardan.

Bir ara kadınlardan birisi dışarı çıktı ve kıyameti koparmaya başladı. Yani kalabilmek için her yolu deniyorlar. Polisler ise devamlı “uçağınız yarın dokuz buçukta, sizi göndereceğiz” diyorlardı.  Burası bir karakol sonuçta. Birilerinin hırsızlıkları tutanak altına alınırken birilerinin Türkiye’de kaçak kalma mücadelesi kanunları zorluyor.

Olayı yaşadığımızdan sonra öğrendik ki, bir gün önce de aynı yerde, aynı saatlerde, aynı şekilde bir arabanın camı kırılmış içinden çanta alınmış. Polislere “öyleyse burada pusu kurarak bunu yapanları yakalayın” dedim. Böyle bir çalışma mutlaka yapılmalı diye tekrarlıyorum.

29.12.2009
dsucuka@hotmail.com

  • Netinial Internet

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari