IMF DEN KURTULALIM ARTIK

Ocak 19, 2010 tarihinde tarafından  
DUYGU DOLU - DUYGU SUCUKA kategorisinde yayımlanmıştır.

IMF DEN KURTULALIM ARTIK

İMF ve Dünya Bankasının Yok Ettiği Ekonomiler

Bush’un Ajandası diye bir kitap okuyorum.

Yazarı; uluslararası ticaret ve finans konularında önemli bir uzman olan, Washington’da Politika Araştırmaları Enstitüsü’nde konuk araştırmacı olarak çalışan, San Fransisco’da yaşayan, ödüllü yazar Antonia JUHASZ.

Kitabı okudukça, İMF ve Dünya Bankası’nın, ekonomisini kurtarmaya çalıştığı bir ülkenin bir vatandaşı olarak, var olan endişelerim arttı. Bildiğim gerçekleri, köklerine kadar anlatan bu kitap, ABD’nin, dünya ekonomisini nasıl istila ettiğini ve kendi gücünü diğer ekonomileri yok ederek koruma çabasında olduğunu örneklerle anlatıyor. Uzun bir süreyi kapsayan dönemde hazılanan bu ajanda, ABD için, uzun bir geleceğin hesabını yapmaktadır.

Herkesin okumasını tavsiye ettiğim bu kitaptaki ilginç bölümleri, kitaptan alıntılar şeklinde vermek istedim.

İMF ve Dünya Bankasının tarihçesi:

1892 yılında ABD-Boston’da doğan Harry Dexter White, bir Rus göçmen ailesinin çocuğudur. Askerlik öncesi babasının nalbur dükkanında çalışan White askerlik sonrası çeşitli üniversitelerde eğitimini sürdürdü, mastır, doktora ve uzmanlık çalışmaları yaptı. 1930’lu ve 1940’lı yıllarda ABD ekonomisi için kabul gören çok önemli fikirlerin sahibi oldu ve önemli makamlarda bulundu. İkinci Dünya Savaşına giren ABD’nin, savaş sonrası ekonomisinin çökmemesi için White’ın öne sürdüğü, ‘Amerikan malları için yeni pazarlar yaratmak üzere uluslar arası ticaretin genişletilmesi’ tezi benimsendi.

Temmuz 1944’te, Başkan Franklin Roosevel, kırk dört ülkenin temsilcisini Bretton Woods, New Hampshire’da topladı ve Birleşmiş Milletler Para ve Finans Konferansı çözüm arayışına girişti. Bu toplantının odağı İMF idi. İMF’nin başlangıçtaki onurlu amacı, bir ülkedeki ekonomik sorunun, küresel bir ekonomi krizi haline gelmemesini önlemek idi.  Bir ekonomik sorun yaşandığında, İMF bir çöküşü önlemeye yetecek kadar para sağlayacak ve potansiyel zararın diğer ülke ekonomilerine bulaşmasını önleyecekti.

Dünya Bankası ise başlangıçta, savaşta yıpranmış olan Avrupa’nın yeniden yapılanması için düşünülmüştü ama sonradan, yeniden yapılanma çabalarının sadece Amerika’nın kontrolünde olmasına karar verildi. Bunun üzerine Dünya Bankası odağını değiştirdi ve dünyanın diğer yerlerindeki ekonomileri de değiştirmeye yöneldi. Örnek; Marshall Planı.

Üçüncü ve benzer kurum Dünya Ticaret Örgütü idi.

1980’lerden itibaren İMF ve Dünya Bankası politikaları değişti, gelişmekte olan ülkeler üzerinde ciddi ve trajik etkiler yarattı. Gelişmekte olan ülkeler hem yabancı ticari bankalara hem de kredi kurumlarına borçluydular. Bankalar paralarını geri istiyordu ve gelişmekte olan ülkelerin hayır deme şansı yoktu. daha fazla kredi alabilmek için ülkeler yerel harcamalarını kısmak, kredileri geri ödemek için sermaye artışına onay vermek zorundaydılar.

Özelleştirilmiş devlet endüstrileri, yabancı sermaye konusundaki sınırlamaların azaltılması, ticaret engellerinin ortadan kaldırılması, devlet harcamalarının kısılması, ülkenin para biriminin değer kaybetmesi, petrol, mineral, ağaç, tarım ürünleri, kahve ve çiçek gibi lüks ürünlerin önemli kaynakların ihracının geliştirilmesine odaklanılması.

Aslında ABD’nin, dünya ekonomilerini, İMF ve Dünya Bankası yoluyla istila etmeye yönelmesinin temelinde birinci dünya petrol krizi yatmaktadır. 1973 yılında, Arap-İsrail savaşına karşı, petrol ihraç eden ülkeler birliği OPEC tarafından yaratılan kriz, ABD’nin, dünyanın her yerindeki petrol yataklarına yönelmesini gündeme getirmiştir.

İMF ve Dünya Bankası politikalarıyla geriletilen ülkeler

Zambiya
1960’lı yıllarda, halkın sokaklara dökülmesi ile İngiliz sömürgesine son verilen Zambiya’da bağımsızlık kazanılmıştı. Bağımsızlığına kavuştuktan sonra Zambiya, Afrika çöl bölgesindeki ülkeler arasında en zengin ikinci ülke olmuştu. Güçlü bir üretim sektörü vardı, bakır ihracatı yükseliyordu ve ekonomi büyük ölçüde devlet tarafından yönetiliyordu. İMF ve Dünya Bankası, İngilizlerin bıraktığı yerden devam etme kararlılığında idi.

Birinci dünya petrol krizi ülke ekonomisini sarsınca, Zambiya yabancı kredicilerden borç almaya zorlanmıştı. 1970 yılında 814 milyon dolar olan dış borcu, 1980 yılında 3.2 milyar dolar olmuştu. Bu dış borçların ödenmesi için İMF ve Dünya Bankasına yönelinmişti.

1983-1987 yılları arasında İMF ve Dünya Bankasının, Zambiya’da uyguladığı programlar ekonomide birçok değişiklik getiriyor ve yerel harcamaların kısılması zorlanıyordu. İthalat ve ihracat etkileniyor,  paranın değeri düşürülüyor, memurların maaşları donduruluyor, faiz oranları üzerinde devlet kontrolü azaltılarak abancı yatırımcıların ülkeye daha fazla para sokmasına imkan tanınıyordu.

Bu süreçte Zambiya ekonomisinde hiç bir gelişme olmadı. Yabancı rakiplerin hakimiyeti, fiyat kontrolsüzlüğündeki azalmalara, bu da enflasyonun dizginlenememesine neden oldu. Hem milli bütçe açığı hem de ticaret açığı arttı.

Zambiya ne borçlardan ne de İMF ve Dünya Bankasından kurtulamıyordu. İnsanların işlerine son verildi, temel ihtiyaçlarından yoksun bırakıldı, ülkede açlık ve sefalet baş gösterdi. 1990-1993 yılları arasında bir somun ekmeğin fiyatı 2 dolardan 60 dolara fırladı. 1970 yılında insan ömrü beklentisi 49.7 iken 2007 yılında bu rakam 33.4 yıla düştü ve dünyada en düşük seviyeyi buldu.

18 Şubat 2004’te Zambiya halkı İMF’den kurtulmak için tüm ülkede greve gitti.

Rus Ekonomisinin Çöküşü
1989’da Berlin Duvarının yıkılması ve 1991’de Sovyetlerin dağılması sonunda, Rus ekonomisi 1992’de Amerikalı ekonomistlerin eline geçti. Cazip gelen konu petroldü. İstatistiklere göre dünya petrolünün %5’i, tahminlere göre ise %14’ü Rusya’da idi.

1992’de İMF Rusya’ya kredi vermeye başladı ve sonraki yıllarda devam etti. 1998 yılında Rusya ekonomisi çöktü. Ertesi yıl Rusya İMF’den kredi almayı kesti.

İMF uygulamaları sonucu Ruslar birikimlerini çabucak tüketti ve ilk üç ayda enflasyon yüzde 520 arttı. Ülkede buhran hakim oldu ve dört yıl içinde gelir düzeyi yüzde 50 düştü. Sovyet dönemi sona erdiğinde nüfusun %2’si yoksulluk sınırının altında iken reformdan sonra yoksulluk oranı %50 arttı ve erkeklerde ömür beklentisi 65.5 iken 57’ye düştü.

1998’de Rus ekonomisinin çökmesine yol açan politikalardan İMF, Dünya Bankası ve Birleşik Devletler Hükümeti sorumludur. 2003 işgalinin başlarında Bush Hükümetinin Irak’a uyguladığı yaptırımlar da bunlardı. İki ülkenin çarpıcı özellikleri var. İki ekonomi de devlet tarafından yönetiliyordu ve ikisi de bir gecede Pazar kontrollü ekonomiye geçmeye zorlanmıştı. İkisi de yüzeye çok yakın petrol yataklarına sahipti ve Birleşik Devletler şirketlerinin petrol kaynaklarına ulaşmasına izin vermek üzere kanunlarını değiştirmeye zorlanmıştı.

Arjantin İMF’den Kurtuluyor
Arjantin bir zamanlar İMF’nin başarı hikayesiydi, sonradan İMF’nin başarısızlığı oldu.

1990’ların başlarında Arjantin İMF’nin şartlarına harfiyen uydu. Devlet tarafından yönetilen endüstrileri özelleştirdi, ticari ve finansal pazarları serbestleştirdi,  sermaye Kontrollerini ortadan kaldırdı ve devlet harcamalarını kıstı, para birimini dolara bağladı.

Reformlar başladığında Arjantin yoksul bir ülke değildi. Yabancı sermaye ülkeye akın etti, şirketler aldı, mağazalar ve bankalar için şubeler açtı, hastaneler gibi sosyal hizmetleri satın aldı.

Endüstri gerilemeye, işsizlik artmaya başladı. Yabancı şirketler ve yatırımcılar Paralarını çekip bir sonraki gelişmekte olan pazara yöneldiler. Arkalarında bıraktıkları enkazı temizlemek Arjantin halkına kalmıştı. Büyük sıkıntılar ve kargaşa yaşanan ülkede üst üste hükümet krizleri de yaşandı.

2002 yılında İMF’yi kovan Arjantin tüm zorlukları sineye çekerek her şeyi baştan yarattı.

Güney Afrika’da Direniş

1993 yılında İMF Güney Afrika Cumhuriyeti’ne 850 milyon dolar verdi ve klasik yapısal ayarlama şartlarını bildirdi. Vergi indirimi, devlet harcamalarında kısıntı ve kamu sektöründe maaşların indirilmesi. Üç yıl sonra Dünya Bankası aynı şeyi tekrarladı ve bir isim koydu. “Gelişim, İş ve Eşit Gelir Dağılımı”. Dünya Bankası Güney Afrika’ya toplam 130 milyon dolar kredi verdi.

Arjantin’de olduğu gibi, sermaye kontrollerinin kaldırılması Güney Afrika ekonomisini harap etti.  Bireysel ve kurumsal zenginlik artıyordu ama Güney Afrika’nın değil Londra’nın ekonomisine yarar sağlıyordu.

1994-2002 yılları arasında 10 milyon yoksul insan susuz kaldı, elektriği kesildi. 2 milyon insan kamu hizmetlerinin faturalarını ödeyemediği için evlerinden çıkarıldı. Temiz su parasını ödeyemeyen insanların temel su kaynağı lağım suları olmuştu. Bunun sonucu olarak benzeri görülmemiş bir kolera salgını oldu ve 2000-2002 yıları arasında 140 binden fazla insan etkilendi. İnsanlar sağlık hizmetlerinden yararlanamadıkları için AIDS, tüberküloz, kolera ve sıtma gibi önlenebilir hastalıklar yaygınlaştı.

İMF uygulamalarını protesto eden herkes tutuklanıp hapse atılıyordu.


Ve İMF çıkmazındaki ülkeler böyle uzayıp gidiyordu.

Türkiye de bu çıkmaza takılmış ülkelerden birisidir.
İMF ile yolun sonuna geldik mi, hala o bile net değil…
ABD’nin, devlet politikaları doğrultusunda, yoksul Afrika ülkelerinin açlığa terk edilen zavallı halkları için, yine ABD sanatçıları, şarkılar besteleyerek kampanyalar düzenlerler ve o insanların açlıktan ölmemesi için mücadele verirler. Ne garip dünyadır bu böyle.

(Not: Bu yazıyı geçen yıl yazmıştım, IMF tartışmları arasında tekrarlama gereği duydum. Ne kadar güncel ve her dem taze değil mi?)

08.06.2008
dsucuka@hotmail.com

  • Netinial Internet

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari