KAFANIZI KUMA GÖMMEYİN – Nihat GENÇ

Ocak 15, 2010 tarihinde tarafından  
PARAGÖZ - HALUK MEHMET ATASOY kategorisinde yayımlanmıştır.

KAFANIZI KUMA GÖMMEYİN - Nihat GENÇ

Türkiye tarihinde görmediği bir kuşatma altındadır.
ABD Gizli ordusunun Türkiye’yi yok etme savasi

AKP-Cemaat-ABD ittifakinin Türkiye’yi istila ve isgal savasinin tam ortasindayiz.
Saf olmayin. Savas tüm cephelerde vahsice sürüyor. Bugüne kadar bu savasi, fikirlerle tartistik, yani küresellesme, AB’ye girme, Ermeni ve Rum Tezleri’ne karsi koyma, Özellestirmeye karsi durmak, Ergenekon tertiplerini kökünden elestirmek gibi.

***Sonra fikirlerimizi derinlestirip sosyal psikolojik analizler yaptik, kitleleri, cemaati, medyayi, yazarlari, felsefi ve psikolojik olarak degerlendiren onlarca uzun uzun makaleleri bu sütunda yayinladik.

Ama simdi, yasadigimiz bu vahsi savasi, hak ettigi sekliyle yani `savas terimleriyle’ tahlile çalisalim.

Bahsi geçen yazilarimda bir seyi çözemedim, bu çözülmeyen sey: `peşin kötü’.  Yandas medya `kötü damgasi vurmus’, niçin kötü neden kötü açiklamiyor.

Mesela Cumhuriyet Mitingleri’ne katilan milyonlari pesinen `kötüler’ diye damgaliyor. Iste bu `pesin kötü’ kavrami beni düsündürdü. Bir degisik analizle daha iyi anlatabilirim, Uzay Yolu’yla baslayan uzay filmleri vardir. Bu filmlerde uzayda korkunç sümüksü yüzlü tuhaf yaratiklar karsimiza çikar. Bu `yaratiklar’ in hepsi pesinen kötüdür. Niçin kötüdür, çünkü `dünyayi istila edeceklerdir’ . Uzay filmleri bizi bu kötüye
sartlandirir. Uzay’da kimi görseler kötü damgasini vurup pesin pesin kötü deyip hemen öldürürler.

***Oysa bu filmlerde söyle bir tema hiç yoktur, mesela Jüpiter’de `elmas yataklari’, Ay’da define, Mars’ta altin hazineleri sakli ve bu yaratiklar iste bu hazineleri ele geçirmemizi önlüyor. Ancak klasik tüm macera filmlerinde bir `define’ öyküsü vardir,
Hindistan’ta Afrika’da geçen ya da masallarimizdan tanidigimiz bu hikayelerde kahramanimiz bir define aramaktadir ancak karsisina defineye ulasmalarini engelleyen kötü adamlar çikar ve onlarla savasir. Klasik masallar ve macera filmlerinde kötüleri taniriz, çünkü, onlar bir madeni, zenginligi, defineyi ele geçirmemizi önlüyorlar. Yani `kötü’nün bir anlami sebebi mantigi vardir, mesela magarada gizli madenleri kahramanimiz degil kötüler ele geçirecekmis…

***ABD’nin Orta Amerika’dan baslayip Filipinler’de süren ve Vietnam’da devam ve Orta-Dogu’da bereketlenen darbe savas iç ayaklanma istila planlarinda iste hep bu kötüler vardir. Filipinler’de önlerini kesenler kötüdür, Afganistan’da Irak’ta direnenler kötüdür, Vietnam’da direnenler kötüdür. Niçin kötüdür, cevabi yok, kötüdür. Oysa kötü diye damgaladiklari bu insanlar kendi ülkelerini, madenlerini, zenginliklerini koruyorlar ve yabanci istilaya geçit vermek istemiyorlar. Ancak ABD Dis Politikasi ve bu politikanin dilini güncellestiren büyük dünya medyasi `kötü’ imgesini profeseyonelce kullanir.

Hatirlayin, Irak Savasi’ndan önce `kötüler’ artik gün isigina çikartilmis Bush tarafindan `seytanlar’ (ser cephesi) olarak ilan edilmisti.

***Nedensiz `kötü’ olabilir mi? ABD kötü ilan ediyor diye `kötü mü’ oluyoruz..
Medyada, gazetelerde, dergilerde, internette, ekranlarda yirmi yildir her saat her aksam iste bu KÖTÜLER’e karsi amansiz bir savas görürsünüz. Niçin kötü olduklari söylenmez.

Bu kötünün ne oldugunu artik biliyoruz, bu kötü: düsmandir. Bir savas kavrami olarak: düsman. Yani, yok edilmesi sart olan düsman. Mutlak biçimde ortadan kaldirilmasi gereken düsman.

***Yandas medya ve haberlerin dilinde pesin pesin kötü ilan edilmemizin sebebi, Amerika’nin bizi `düsman’ ilan etmesidir. Eger sizler Amerika’nin `kötü’ (düsman) damgasi ve tarifine katiliyor ve yazilarinizda sorgulamadan pesin pesin ayni kötü’den ayni maksatla söz ediyorsaniz, siz Amerika’yla isbirligi içinde yani ayni cephede yan yana savasiyorsunuz, demektir.

Yani artik felsefi ve psikolojik degil tam anlamiyla SAVAS KAVRAMLARIYLA yorumlamaya çalisalim. Karsiniza mizahi degil ürkütücü bir tablo çikacak. Öncelikle hepimizin yakindan sahit oldugu 2003 Irak’i istila planina benzerlik hem sasirtici olacak, hem de Irak’i istila planinin `tipkisinin’ aynen Türkiye’de harekete geçirildigini göreceksiniz.

***(Asagida büyük harflerle yazilmis kelimeler SAVAS KAVRAMLARIDIR. )

1. ABD, Türkiye’yi bir Saddam Rejimi, bir Nazi Rejimi gibi görüyor ve bu rejimi topyekün tasfiye edip KESIN BIR ZAFER istiyor. Buna sebep Türkiye’nin Irak Isgali’ne katilmayip Türk Ordusu’nun `müslüman öldürmeye’ yanasmamasidir ve ABD Irak batakligina saplanip kalmasinda en büyük suçu Türk Ordusu’na atmistir. Ve ABD diger
tüm karistirdigi ülkelere yaptigi gibi Türkiye’ye `din’ ve `etnik’ merkezli bir tartisma hediye etmis ve bu tartismanin tarafina silah cephane verip `hamiligine’ soyunup bugün `açilim’ diyerek bitmek tükenmez bir karanliga dogru Türkiye’yi sokmustur.

***Dünyanin hiçbir yerinde `etnik’ ve `din’ merkezli tartisma bitmez, dünyanin her yerinde `etnik’ ve `din’ merkezli siyasetler, ya toprak, ya mübadele ya da `soykirim ve katliamlara’ sebep olmustur. Etnik ve din merkezli `siyasi sorunlar’ asla `çözülmez’ sorunlardir, Kürt sorunu diye yaygara koparanlar simdi `sorunu’ toprak vermeden mübadeleye yanasmadan ve katliamlara uzanmadan çözeceklerini ya saflikla ya kuklaligindan saniyor.

***Dünyada hiçbir `devlet’ topragini tartismaz, tartismadi, bunu herkes ögrensin, `toprak’i sadece galip düsman kuvvetleri tartisir, onlar da muzafferiyetleriyle masaya getirip su su bölgeleri madde madde istiyoruz deyip gelip karsiniza otururlar.. Türkiye hem Güneydogu’da hem de Suriye sinirindaki mayinli arazileri `toprak’ tartismasi olarak gündemine almaya zorlanmis ve kutsal ve bagimsiz meclisinde tartismistir. Bu durum, isgal günlerinin içinde yasadigimizin en büyük
belgesidir.

***2. Türkiye’yi (düsmani) CEPHEDEN SALDIRIYLA DEGIL IÇERDEN SIKISTIRARAK diz çöktürtmek istiyor.. HATTA DÜSMANIN KAFASI IÇINE GIRECEK elemanlari cemaat yapilanmasiyla ele geçirdigine inaniyor. Çünkü, Saddam’in ülkesi `kapali’ bir toplumdu, gazetecilerin yabanci misyonun ülkeye sizmasi kolay degildi ve gelen
duvara çarpiyordu. Türkiye ise `açik toplum’, yani medya gazeteler rahatlikla kullanilabilir ve bir askeri çikartma ve hava harekati yapilmadan ÜLKENIN DIRENCI FELÇ edilebilir.

***Üstelik Irak Savasi Amerika’ya bir trilyon dolara mal olmustur, hem maliyeti düsürmek hem de yeniden bir savasa girip zaten sarsilmis prestijini zorlamadan el altindan bir harekat en akilli seçimdir. Ve dahasi, Türkiye’yi onlarca yil süründürecek bir iç savas ortami Türkiye’ye kalici bir istikrarsizlik vererek ABD’nin isini kolaylastiracaktir. Ayrica ABD, PKK ve Cemaat gibi yapilari kontrol edip ülkeyi istedigi felaketlere sürükleyecek gücü varsa, bodoslama aptalca savasip dünya liderliginin prestijini düsürmeyecek kadar akilli bir dis politikaya sahiptir.

***Dünya Savas Tarihi’nde galip muzaffer ordular düsmani yok etmis ya da imha etmis ya da kaçirmis ya da silahlarini teslim almis ya da kendine baglamis ya da teslim olmaya zorlamis ya da kukla hükümetler kurdurmus ya da çikarlarini dayattigi andlasmalara zorlamistir, ancak, dünya savaslar tarihinde hiçbir muzaffer ordu, karsisindaki gücü, yani, emniyet ve istihbarat ve orduyu, içerden ikiye bölecek kadar sert bir darbe indirmeyi basaramamistir. Ordu, emniyet ve istihbaratin hiyerarsik düzeninin alt üst olmasinin tek örnegi Türkiye’dir. Bu durum, isgalin ne
kadar ilerledigini ve siddetle sürdürdügünün diger açik belgesidir.

***3. Türkiye’yi (düsmani) tarif etme (DÜSMANI SEKILLENDIRME) basariyla tamamlanmistir. Yandas medya ve cemaat yazarlari marifetiyle, düsman yani Türkiye: 1. Küresellesmeye karsi, 2. AB’ye karsi, 3. Asiri devletçi, 4. Dünyaya kapali, 5. Diktatör heveslisi, 6. Çagin gerisinde, 7. Özgürlük ve demokrasi düsmani, 8. Islam
ve Müslüman düsmani, 9. Ruscu (Avrasyaci) olma egilimi fazla, 10. Ermeni, Kürt ve Rum Tezleri’ni kabule yanasmiyor,11. Soguk Savas düzenindeki rolü redediyor, yani, Amerika’ya muhalif olabilir ithamlariyla tam anlamiyla yaftalanmis ve Türkiye tüm dünyaya bu kötü imaj ve bu marka kavramlarla kabul ettirilmistir. Velhasil üstüneçullanip istila edilecek kivama getirilmistir.

***Yazarlar gazeteciler haberler israrla ve tekrar tekrar Düsmani Sekillendirirken aynen bu kavramlari kullanip bir `ORTAK DÜSMAN’ `ORTAK HEDEF’ tarifinde anlasmistir. Uzun yillardan bugüne bu tarifleri yandas ve cemaatçi basin kullanarak düsmani damgalamakta büyük basari göstermis, ve ötesi, Ingilizce yayinlari ve yabanci
ülkelerdeki düsünce kurumlariyla çok sik toplantilari ve yabanci yazarlarla ikili lobi çalismalariyla, yabanci basin organlari dahi haberlerinde Türkiye için bu ifadeleri sik sik kullanmaya çoktan baslamistir.

***Ve bu `düsman’ sifatlariyla mahküm edilip dünyaya `kötü, seytan, diktatör’ diye takdim edilen Türkiye’nin saygin kurumlarinin liderleri ya da sözcülerinin bu `karalamalara’ karsi hukuk ve demokrasi ölçüleri içinde kendilerini, kurumlarini savunurken söyledigi tek bir cümle dahi ne ülke içinde ne dünya basininda bugüne
kadar `dikkate’ alinmamistir. Ülkeyi savunduklarini sandigimiz ve büyük makamlarda oturan en saygin makamlarin tek cümlesinin dahi ülke ve dünya basininda `yayinlanmamasi’ `görmezden gelinmesi’nin anlami sudur: sizin disinizda olanlar sizi hiç ciddiye almiyor, yani size `esir’ muamelesi uyguluyor.

Kafanizi kuma gömmeyin TÜRKIYE TARIHINDE GÖRMEDIGI BÜYÜKLÜKTE BIR KUSATMA ALTINDADIR.

**4. Öncelikle, bir dizi panik yaratip tedirginligi tirmandiran seri cinayetler profesyonelce islenmistir, Muammer Aksoy’dan Ugur Mumcular’a kadar. Ve sonra Hrant ve rahip cinayetleriyle tam bir suçlama `paketi’ ithamlari psikolojik saldirinin alt yapisi olarak kotarilip devreye sokulmustur. Ve tüm bu cinayetler Saddamvari ya da
Nazivari bir sert devlet kliginin yani `gizli devlet’in yaptigi propagandasini kabullendirmeye baslamistir, en azindan, kendi gazeteci ve yandaslarina bunu kabul ettirmistir.

***Artik bundan sonra yol haritasi çizilmis, bu gizli devlet kligi demokrasi düsmani olarak yok edilmeli maske hedefiyle, Türkiye’nin tüm yasamsal kurum ve degerlerine isgal ve istila baslatilmis ve: Cumhuriyet Gazetesi’ni Cumhuriyet Gazetesi’nin bombaladigi, Ugur Mumcu’yu Ilhan Selçuk’un öldürdügü ve Daglica’daki PKK baskinini
ise Türk Ordusu’nun kendi askerlerini öldürdügü seklinde bir medya ve siyasi dile tercümesini yapip kabul ettirmeye çalismislardir. Bu kadar agir ithamlar ve iftiralar karsisinda dahi, kendi askerimi ben niçin öldüreyim gibi bir savunmayi dahi yapamayacak bir yaka paça, kiskivrak durumu yaratilmistir.

***5. Türkiye’nin (düsmanin) elindeki EN YÜKSEK ARAZILERI ele geçirmek. Bir askeri harekatin ilk hedefi en yüksek en itibarli mintikalari ele geçirmektir. (Çankaya’dan baslayarak, hem devletin hem en balli özel sirketler ve Islami holding ve cemaatler ve Islami isadamlariyla, belediyelerden tarikatlara, Harran, Kizilirmak, Karadeniz Yaylalari’na kadar akil almaz makamlar ve ormanlar ve yabanci maden sirketlerine imtiyazlar ve imar affiyla araziler simdiden ele geçirilmis, Suriye sinirindaki mayinli araziler son anda halk tepkisiyle simdilik durdurulmustur. Ve ele geçirilmesi imkansiza kurumlar ise baski ve zorlamayla `susturulup’ ya da `itibarlari’ yani bir nevi simgesel olarak APOLETLERI SÖKÜLMEYE baslanmis demeyelim,daha fecisi apoletleriyle dalga geçilir hale getirilmistir.

***6. DÜSMANIN HAYATI NOKTALARI’na saldirin. Bugün Türkiye’nin hayati noktalarina saldirilar basariyla tamamlanmis ve hukuk adina direnen son kaleler Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Hakimler ve Savcilar Kurulu kalmistir, bu kurumlara da tertip ve tezgahlar ve kamera kayitlari ve dinlemelerle son saldirilar tozu dumana katarak
nihayete dogru ilerlemekte. . Ve geldigimiz son durum, Apo ifade verecek Türk Ordusu yargilanacak ve Güneydogu’da ordunun ve hükümetin yazili emriyle kahramanca savasanlari yaka paça hukuk tanimadan kodese atilmasi `isgalin’ diger en büyük belgeleridir.

***7. HIZLI HAREKET EDIP DÜSMANI FELÇ EDIN. Hukuka ve kurumlara ÇOK HIZLI VE PESPESE ANİ SALDIRILAR düzenleyin. (Ani ve hizli saldirinin handikaplari çoktur, mesela Vietnam’da ve Irak’ta batakliga saplanmislardir, çünkü, bilmediginiz arazilere tuzak doludur, Türkiye örneginde, yüksek hakim Ertosun ve Albay Dursun Çiçek’e saldiri, çarsafa dolanmis, ani saldiri simdilik karambolde kalmistir.. Benzer asilsiz mesnetsiz belgesiz iftira niteligindeki saldirilarla daha nice makam ve mevki sahipleri ya istifa ettirilecek ya da karalanip halkin gözünde seref ve itibar kaybiyla çürütüleceklerdir Saldirilarin hizina dikkat çekelim, Dursun Çiçek belgesi sahte çikinca, hemen kamera kayitlariyla gündem baska yöne hizla yine bombardiman yayinlarla sokulmus ve su anda bilmedigimiz `sürpriz’ suçlama ve ithamlarla nerelere ve kimlere uzanacagini kimsecikler bilmemektedir, bu, tam bir AFALLATMA
SASKINLASTIRMA ve saldiri noktalarini en azindan HUKUKI hatalara zorlama sürecidir.. Zaten bu gizli savasin harekat plani: sasirtilmis düsmani hukuki hatalara sürükleyip birer birer tutuklamak..

***8.. BASKI VE ZORLAMA. TSK’ye yapilan baskilar sonucu, su anki durumu `KABULLENMESI’ , `FAZLA DIRENMEMESI VE KADERE VE DÜNYA SARTLARINA BOYUN EGMESI ‘ ve `DAHA FAZLA KARSI KOYAMAYACAGI’ zorla kabul ettirilmeye çalisiliyor. (Bu durumu eski kale savaslarina benzetebilirsiniz, kaleyi muhasara eden güçler disaridan kaleye su ve mühimmat yollarini muhasara altinda tutarak kaledekileri teslim olmaya zorlar..) Ve `kale içinde panik ve iç savas çikartarak’, yani kale içine sizdirilmis adamlari ya da kale içinden kendilerine yakin kuvvet komutanlarini kullanarak ortam birbirine güvensiz bir hale getirilebilir, Özkök ve Karadayi pasa örnekleriyle, getirildi.

***9. KAFA KOPARTMA HAREKATI. Irak Savasi baslarken Bush’un elinde bir deste kagitla medyaya çikip 52 adet olan bir deste kagit içinde Irak Rejimi’nin tüm ileri gelenlerinin `Wanted’ resimleriyle savasin ilk hedefi olarak yakalanmalarini siraya koyduklarini ve saklananlari buldukça ekranlarda kartlari tek tek açtiklarini hepimiz izledik.
Türkiye’de de `gizli bir deste kagit’ düzenlendi ve bu deste içindeki yazarlar, gazeteciler, teker teker yakalanip içeri tikildi. Irak istilasiyla Türkiye harekati arasindaki en büyük benzerlik bu 52’lik destedir.. Irak Savasi’nda uygulandigi gibi aynen Türkiye’de uygulanmis milli, yerli, direnen ne kadar yazar var tutuklanip içeri atilmistir.

***Bu 52 kagit destesinin kimlere uzanacagini dahi gazete yazilariyla onlarca isbirlikçi yazar tarafindan seslendirmis ve böylelikle halkimiz bu destede yeni ve baska kimler var merakla beklemeye baslamistir. Su anda, bu destenin daha kimlere uzanacagi korkusuyla tam bir kiskivrak yaka paça içeri tikma sindirmesiuygulanmistir. Ve bu 52 kagit destesine bugün aynen Irak Savasi’nda oldugu gibi `esir’ muamelesi yapilmaktadir, yani, hukuk disiliklara dilekçe ve sikayetlerle avukatlarin karsi çikmalarini, desteyi açanlar hiç dikkate alinmamakta, hatta `esirden’ öte `fare’ muamelesi yapmaktadirlar.

***10. Irak Istilasiyla Türkiye harekati arasindaki en büyük diger benzerlik sudur: Irak’i yok etme plani `kimyasal silahlari’ ele geçirme bahanesiydi. Bu bahane Savasin da gerekçesiydi. Türkiye’de de bir takim `mühimmatlar, krokiler, darbe hazirlik planlari ve asli olmayan sahte belgeler’ iddia edilmis ve ortaliga sürülmüs
ve su ana kadar bu kroki, belge ve mühimmatlarin kimler tarafindan nasil niçin konulduguna dair sahici hukuki tek bir kanit ortaya konulmamistir. Ve sonra..

***Irak’ta bir buçuk milyon insan öldükten sonra `kimyasal silahlarin’ olmadigi gerçegini ABD sinsice gülüsüyle itiraf etmis, muhtemeldir ki Türkiye’de harekat tamamlandiktan, yüzlerce yazar içeri tikilip Türkiye’nin direnci kirildiktan sonra, simdi iddia olunan Ergenekon Belgeleri’nin tümünün sahte oldugunu (bir küçük
yanlislikmis gibi) kendileri kis kis gülerek itiraf edecekler, ama is isten Irak’ta oldugu gibi geçmis olacak.
Ve Türkiye’ye baslatilan isgal harekatinin IRAK harekatiyla en büyük benzerligi, Bagdat’a atilan seyredilmis uranyumla bombalar naklen yayin tüm dünyaya gösterilerek ARAPLAR’in ya da direnenlerin onurlari ve azimleri kirilmasi yildirmak ve göz korkutmak, haksiz tutuklamalari protesto edenleri pasifize edilmek istendi.
Türkiye’de de bütün kameralar çagrilarak NAKLEN YAYIN ASKERI MÜHIMMATLAR’in çikartilmasi halkin direncini kirmak içindi..

***11. MEYDAN OKUMA. Düsmanin Komuta Kontrol Sistemleri’ni dagitmak. Genelkurmay’ da ortaya çikarilan casus dinleme vakalari, aslinda, Genelkurmay’ in kontrol sistemini parçalamakti, gerçeklesti. Bugün telefon dinleme vakalarindan dolayi Genelkurmay kendi arasinda siradan gündelik konusmalarini dahi yapamaz hale gelmistir. Yani, kontrol sistemi en azindan psikolojik olarak darmadaginik bir telasa sürüklenmis, kuvvet komutanlari kendi aralarinda arkadasça ailece konusmalarini dahi iptal ederek tam bir suskunluk içinde kilitlenmislerdir.

***Ikinci büyük meydan okuma, ABD Türkiye’ye istihbarat verecegini bölüsecegini söylemesine ragmen istihbarati Türkiye’ye degil dünyanin gözleri önünde PKK’ya vermistir. Üçüncü büyük meydan okuma, Türk subaylarinin PKK’ya havadan ABD ordusunun silah attigini ve sonra Israil Ordusu’nun Kuzey Irak’ta PKK’ya egitim verdigini ve yine Türk subaylarinin Avrupa devletlerinin PKK’ya aleni silah ve para yollarini kolaylastirdigini defalarca dile getirmesine ragmen ULUSLAR ARASI KAMUOYUNDA çit çikmamis hiç ciddiye alinmamislardir ve meydan okumanin baslangiç noktasi, Kuzey Irak’ta Türk askerlerini çuvala geçirmeyle harekat baslamistir.

***12. Türkiye’ye karsi yapilan harekati, OPERASYONLARI (MÜSTEREK) ISBIRLIGIYLE SÜRDÜRMEK. El altindan sizdirilan casusvari sahte belgeler yandas gazetelere gizlice verilmekte ve yandas medya organize sekilde saldirmaktadir. Onlarca TV, onlarca gazete ve hatta Internet yayinlari operasyonu ortaklasa gerçeklestirmektedir . Bu `müsterek’ cepheye Avrupa Birligi’nin nerdeyse bütün devletlerini almislardir. Ve Avrupa Birligi sözcüleriyle Türkiye’nin susturulmasi suçlanmasi ve asagilanmasiyla harekat hergün gazete mansetlerinin marifetiyle tam bir KUSATMAYA dönüstürülmüstür.

***13. EZICI PSIKOLOJIK ÜSTÜNLÜK, ezici medya üstünlügüyle saglanmakta. Organize bir faaliyet grubu muharebe alanini (gazeteler, siyaset, tv.) belirleyip yalan casus bilgi ve ithamlarla sok sok basliklariyla topyekün bir saldiriya girdiler. Iki yildir araliksiz süren bu sok saldirilarin konusu belgelerin hiçbirinin gerçekligi ispatlanamamistir. Peki, bu kadar ispatsiz hukuksuz sahte belge ortaliktayken niçin halkimiza özür gibi bir açiklama yapilmiyor, çünkü, savas halinde hiçbir düsman geri adim atmaz, aksine saldiriyi daha kararli kilmak için yalan ve yanlislarini `hakikat’ gibi savunarak ve en önemlisi `gizleyerek’ ‘örterek’ ilerler.

***Psikolojik üstünlügü, sahtelikleri ortaya çiktiginda, topluca yaygara yaparak yani ortalikta kiyametler kopartarak `maskeleyip’ halk tarafindan duyulmalarini önlemeye çalisiyorlar. Hiçbir ordu savas sürerken `yanlisini’ kabullenmez ve göstermez, aksine, harekat merkezi yanlislari ya gizler ya savunur. Türkiye’ye isgal harekati baslatanlar birbirlerinin yalanlarina sikica sarilip gizleyerek daha büyük bir MORAL’le saldirilarini COSKUYLA VE DEMOKRASI VE ÖZGÜRLÜK MARSLARIYLA sürdürmekteler. Hukuk’u ve yasalari ve demokrasiyi hiçe sayarken KAZANDIKLARI BU MORAL MOTIFASYON bir `savas alani’ ahlakinin en büyük delilidir.

***Zurnanin son deligi osuruktan kenardan göya vicdan adina yazan Yildirim Türker gibi yazarlar, suçlandigi haksiz ithamlar agrina gidip intihar eden gazilere götüyle gülerek dalgasini geçmekte, Perihan Magden gibi yazarlar insanlar hukuksuzca içeri alindikça seytani sevinç çigliklari atmakta.. Bu kadar `duygusuz’luk ancak savasin
beyinleri paramparça edip ayakta kalan askerlerin de `aklini yitirmesiyle’ olur ve bu yazarlarin haksizliga ugrayanlarla seytani dalga geçmeleri Ebu Garip Hapishanesi’nde iskence yapan ABD’li kadin askerlerin fotograflarina benzemekte.

***14.Türkiye’ ye karsi harekati düzenleyen KONTROL MERKEZI. ABD, Cemaat ve AKP’nin kontrolünde bir üst KOMUTA MERKEZI tüm bu asilsiz iddia ve mahkemeleri ve operasyonlari yukardan düzenlemekte ve yönetmekte. Kamuoyunun psikolojisini amaçlari dogrultusunda yönetebilmek için operasyonlar bir üst merkezden taktik ve
manevralarla düzenlenmekte. Savasi manevra ve taktiklerle sürdüren KONTROL MERKEZI zaman zaman büyük hatalar yapmakta, Türkan Saylan örneginde oldugu gibi, ancak manevralarla yani yeni operasyon dalgalari ve bambaska itham belgeleriyle konunun bir parçasini kapatip konunun tümündeki iddialarini sürdürmeyi profesyonel bir kurnazlik ve dikkatle basarmaktadir.

**15. Kontrol merkezinin harekat plani: Önce ILK SALDIRILACAK YERLERI’ tespit ettiler. (Bir savasta önce nereleri bombalanacak, fabrikalar, garnizonlar, ulasim yollari..) Kontrol merkezi, ilk saldirilacak yer olarak toplumda infial uyandirmasi ve toplumun yönlendirilmesini kutuplasmasini saglamak için önce yazar cinayetlerini
sonra Hrant, Rahip cinayetleri benzeri olaylari hedefledi ve sonra, GENELKURMAY KARARGAHINI seçti, telefon dinleme kayitlarini ortaya çikartarak, Genelkurmay’ in `iletisim’ gücünü kirdi.

***Ikinci ve en önemlisi halki bilgilendiren yasayan milli yazarlari seçtiler. Üçüncü olarak, halka güç veren TV’leri bastilar. Dördüncü olarak yogun psikolojik bombardimanla bu TV’leri maddi olarak destekleyebilecek isadami, sendika gibi kaynaklarini `sindirdiler’ ve son olarak Cumhuriyet Mitingleri’yle Türkiye’ye güç veren kitlelerin gözünü korkuttular. Ve mansetlerinde ve ekran tartismalarinda Cumhuriyet’in degerleri, Atatürk ve gazilerimizle ve bu ülkeyi bir arada tutan kardeslik degerleriyle sabahlara kadar kahkahalar atarak asagilayip ZAFER SARHOSLUGUYLA eglendiler.

***16. GÜCÜ YERINDE KULLANMAK. AKP-CEMAAT-ABD adamlarinin en kabiliyetlerini `ordu ve emniyete ve hakimlige’ sizdirdilar. Savas Sanati’nin en büyük becerisi güçlerini nerde nasil kullanacagindir. En güzel örnek Türkiye, artik savas stratejilerinde kayda girmelidir, hakimler, emniyet ve ordu içine sizilarak KAFANIN IÇINE
girilmistir. Amerika ne Filipinler’de ne Vietnam’da ne Irak’ta düsmanin beyni içine sizabilmeyi basaramamistir, bunun tek örnegi Türkiye’dir. ABD tarihinde ilk defa düsmanin beyni içine cemaat ve Israil ve isbirlikçileri marifetiyle elini kolunu sallaya sallaya girebilmistir. Ve ABD’nin son elli yilda tüm savaslari içindeki en büyük BASARISI, ZAFERI budur.

***Bir ülke istihbarat, gizlilik ve güvenlik konularinda asiri paranoya sahibi olmali ve asiri kuskusuyla sik eleyip sik dokumaliydi, ancak, sag iktidarlarla iç içe girmis cemaatler ve Islamci örgütler ve 12 Eylül’ün lideri Kenan Evren’in polis okullarini bir tarikata devretmesi ve Özallar’in marifetiyle ve Israil güvenlik andlasmalariyla Türkiye’nin en mahrem beyni istihbarat odaklarina güve, bit, casus, ajan, isbirlikçi yuvalari haline getirilmistir. Ve dünyada esine benzerine rastlanmayan istihbarat içi savaslar manset manset Türkiye’de ortaliga dökülmüs, halkin kendi vergileriyle ayakta tuttugu kurumlara olan güveni infilak ettirilmistir.

*17. Bir harekatta savasan taraflarin en büyük gücünü SILAHLARIN GIZLILIGI olusturur. Düsmanin silahlari askerleri nerdedir ve ne kadar güçlüdür. Türkiye’ye saldiri düzenleyenler Türkiye’nin güçlerini nerde oldugunu biliyorlar, bu yüzden, hem yazarlarina saldirildi hem de `krokilerle mühimmatlar’ aranip icad edilerek
Türkiye’ye SIZIN SILAHLARINIZIN YERLERINI VE GÜCÜNÜ BILIYORUZ, mesaji bir meydan okumayla verildi. Ancak, Türkiye, kendine saldiranlarin gücünü üstünkörü biliyor, yani, kendine saldiranlar hangi kurumlarda hangi resmi görevlerde ne kadar sayida ve kimler oldugunu bilmiyor. Sadece hayali bir `cemaat’in militanlarindan söz ediliyor, o kadar. Ve bu cemaatin gizledigi silahlar var mi, ikmal yapabilir mi, bir gerçek saldirida ABD Ordusu’ndan mesela PKK’nin aldigi gibi silahlari hizla alabilir mi, ya da aldi mi, gibi bir yigin karanlik soru ortada..

***18. SÜRPRIZ SALDIRILAR DÜZENLEMEK. Bir savas baslamadan savasin sürpriz planlarini kimse bilemez. Türkiye’ye karsi hazirlanan harekatin sürpriz sasirtici harekati eski Genelkurmay Baskanlari’nin ifadeleridir. Bu ifadelere baktiginizda belki de ordu içinde bir takim dinlemelerin içerden en yüksek komuta tarafindan düzenlendigi gibi akilalmaz bir düsünce ortaya çikiyor ki.. Halkin gözünde güvenilirligi çok saglam olan komuta kademesinin Büyükanit’in Dolmabahçe gizli görüsmesi ve muhtirasi da eklenince, Türkiye halki hala karanlik bu noktalarda
inanilmaz bir `hayal kirikligi’ yasamis ve harekat ilk büyük sürpriziyle Türkiye’yi karmakarisik hale getirmeyi basarmistir. Karargah içinden dinlemelere kimler yardimci oldu sorusu hala ortada oldugu için, bu durumu, dünya savas tarihinin en büyük sürpriz savasi, TRUVA’nin Tahta Ati’na benzetebilirsiniz.

***19. Yani halkin en güvendigi askerlik kurumunun içinde bir takim kuvvet komutanlarinin tuhaf açiklamalari Türkiye’yi istila harekatinin en büyük basarisidir. Ki, düsman kuvvetlerini birbirine düsürmeyi dünyada hiçbir komutan becerememistir, yani, ordu ve emniyet’in ayristirilmasi, tarihte hiçbir düsmanin
bulamayacagi yag bal pekmez kaymak’tir. Önce, bir dizi Kemalist yazarlari öldürüp laik-seriat gerginligi tirmandirildi, sonra, ordu-emniyet saflastirildi, sonra, ordu içinde farkli sesler yükseltildi ve sonra, Türkiye’nin Komuta Kalbi, Milli Güvenlik Kurulu’nun en itibarli komutanlari yaka paça içeri tikildi.. Taliban askerlerinin her açiklamasini dahi manset yapan dünya basini bu yüksek rütbeli subaylarin yaka paça içeri tikilmalariyla ilgili açiklamalarina adettendir bir haberdir diye dahi yer vermemektedir.

**20. Ve bugün savas sürerken bir ara netice olarak, MIT, Emniyet, Hakimlik ve Askeri kurumlar içerden bölünmüs birbirine girmis çatismalarla TAM ANLAMIYLA MUTLAK BIR DAGILMAYA DOGRU sürüklenmistir, artik Kibris’ta toprak, Güneydogu’da toprak gibi dilleri altinda sakladiklari baklalari çikartmalarinin sebebi, zaferlerinden emin olmalaridir.

***21. Türkiye’ye karsi yok etme harekatini baslatanlar MUTLAK ZAFERLERINI ne zaman ilan edecekler. Hiçbir zaman, mutlak zaferlerini, Güneydogu, Irak, Kibris sorunlarinin hangi ölçekte tavizlerle çözüldügünde anlayacagiz. Ikincisi, Türk Ordusu’nun Afganistan ve Irak’ta Amerika adina muharebeye katilip Müslüman öldürmeye
ikna edilmesiyle anlayacagiz. Ancak, AKP’nin Ermeni, Rum, Güneydogu gibi tezlerine karsi koyacak tek bir yerel TV’nin ya da yazarin ortalikta kalmayisi ya da bütünüyle siyasi alandan defedilmeleri, harekatin sonuna yaklastigimizi gösteriyor.

***22. Ancak yasadigimiz çagda ZAFER’i ordular, istihbarat güçleri, medya degil, HALK belirler. Su anda Türkiye’de yikilmayan tek kale: HALK’tir. Büyük tahminimiz, yazarlarin ve televizyonlarin halkla irtibatinin kesilmesinin sebebi de budur. Önümüzdeki 5-10 yillik süre içinde, yayin bombardimanlariyla halkin tutum ve
kanaatlerini yavas yavas degistirmeye çalisacaklar. Halk’in en temel inançlarini yikabilmek ve halki ele geçirebilmek bu savasin asil ve ikinci büyük cephesi olacaktir.

***23. Amerika silahlariyla ya da ajanlariyla girdigi her toprak parçasinin silahli güçlerini yok etmeyi basarmistir, ancak Amerika bugüne kadar girdigi herhangi bir ülkede HALK’I MAGLUP EDEMEMISTIR.

***24. Ülkemizin birligi ve dirligi ve tarihten bugüne kadar getirdigimiz tüm bagimsizlik degerlerimizi bugün tasiyan tek gücümüz HALK’tir. TÜRKIYE’nin tersanelerini emniyetini hukukunu mahkemelerini fabrikalarini meclisini
her yerini ele geçirebilirler, ama, TÜRKIYE HALKI’ni bilebildigimiz tarihlerden bugüne yenmeyi, pes ettirmeyi, teslim almayi KIMSE basaramamistir. Bizler, BU HALKIN EVLATLARIYIZ. HALKIMIZA INANCIMIZ TAMDIR. NIHAI KARARI VERECEK OLAN HALKIMIZDIR. .

***Türkiye Cumhuriyeti Istiklal Savasi ardindan Türk Ordusu’nun kahraman subaylariyla kuruldu. Ordu’nun siyaseti belirlemesi Türkiye’de bugüne kadar süren yogun tartismalari da pesinden getirdi. Ancak, bugünkü amansiz isgal ve kusatmayi kiracak tek gücümüz, halkimizdir. HALKIMIZ BU ISGALDEN MUZAFERRIYETLE ÇIKACAKTIR.
Muzaffer Türk Halki, tarihimizde ilk defa, agadan babadan isadamindan ordudan yabancidan destek yardim almadan bu isgali KENDI BILEKLERIYLE kiracak ve tarihimizde ilk defa HALKIMIZ demokrasisini kendi basina insa edecektir.
Halkimizin siyasi kisiligi ve kimligini bu topraklarda ele geçirmesi için su an içinde bulundugumuz kusatma Türkiye için tarihi bir sanstir. Halkimiz nihayet sahneye çikacak. Nihayet halkimiz kendi basina kendi gücüyle kendini bu topraklarda varedecek..

***Bugüne kadar, agalarin pasalarin isadamlarinin medyanin mafyanin tezgahinda seçimlerle uyduruk demokrasiyle perisan edilip elinden SIYASI GÜCÜ ALINAN halkimiz, tarihimizde ilk defa SIYASET SAHNESI’ne çikacak.. Bu halkin tarihlerden bugüne en büyük en kutsal degeri: bagimsizliktir. Ve bu halk tarihin hiçbir döneminde `toprak’ini baskalariyla asla tartismamistir. Ve bu halkin tarihlerden bugüne tek siyasi sorunu `haklarinin gasp edilmesiyle’ esitçe bölüsümünü siyasi olarak gerçeklestirememis olmasidir.. En dogru siyaset budur, bir ülkeyi HALK
INSA EDER..

***BU TOPRAKLARIN ÇOCUKLARI. BU ÜLKENIN EVLATLARI.. Artik bir toprak ve bir memleket sahibi olmak istiyorsaniz bu hepimiz için büyük ve son sanstir.. Kimse halkin gücüne `burun kivirmasin’. . Bin yildir hiçbir düsman ya da ajan güce teslim olmayan bu halk, tarihin en kritik en trajik anlarinda sahneye çikmayi bilmistir.
Bu yüzden, harekatin bu saatten sonraki safhasi, Türkiye Halkinin Direncini kirmaya dönük psikolojik harekat seklinde sürecektir.

***(Bir son not olarak, Irak Savasi’nda Amerikan Ordusu’na destek veren ve Türk Ordusu’na Irak’ta Savasa Girmelisin tesvik yazilari yazanlar bugün sevinç naralari atmakta. Ve o günlerde bizlerin direncini kirmak için, `Bunlar Saddamci, Saddam’i destekliyorlar’ diye durmaksizin yayinlar yaptilar. Ve akli yetmez birçok genç, Saddamci görünmemek korkusuyla devre disi kaldi. Bugün de kah sevdigimiz kah sevmedigimiz bir yigin yazari insani içeri attilar. Bu insanlara `haksizliklar’ yapiliyor diye bu sütunlarda çigliklar attigimizda, özellikle Milli Görüsçü gençler,
`bu haksizliklari biz de görüyoruz, ancak, hiçbirimiz bu insanlari sevmiyoruz..

***Onlari savunursak onlardanmisiz diye itham ediliyoruz’ diyorlar. Biz Irak Savasi günlerinde `Saddamcilik’ suçlamalarina yüz verseydik Türkiye’de Amerikan karsitligini dünyada en yüksek rakamlara çikartamazdik. Bu gençlere söyle dedim, mesela, ahlaksizligiyla ya da pisligi ve hirsizligiyla çok namli bir fahise kadin
bir arabanin altinda kalsa, ona yardim etmez misiniz? Söyle mi düsünürsünüz, simdi bu yarali kadini yerden kaldirirsam bana herkes `sen fahiseden mi yanasiniz, fahiseyle mi birliktesin’ diyecek..

***Insan olabilmeniz için önce içinizde kendinizin de kuskusu olmayan bir `insan kimligi’niz olabilmeli. Insanlar sayet o bu su ne der diye korkup ürkmüs vazgeçmis olsalardi bugün `erdem’ `onur’ denilen hiçbir degerimiz zirnik kalmazdi. Ikinci notum sudur, Cumhuriyet Mitingleri’ni çok iyi gözlemledim, bu iktidar ve sagci iktidarlar ilkokul ve ortaokul gibi düsük egitimli herkesi bütünüyle kandirabilmekte, bunun tek istisnasi Aleviler’dir. Bu sunu gösterir, halkimiz bilinçlendikçe siyasi tavri bagimsizliga dogru yükseliyor. Egitim düzeyi düstükçe sagci Amerikanci iktidarlarin oyuncagi olmaktan kurtulamiyor. Yorulmadan korkmadan ve bikmadan israrla halkimiza bagimsizlik degerlerini anlatmaktan baska çaremiz yok..

***Halkin direncin,i iste bu cehalet ya da kendine güveni olmayan, asagilik kültürüyle siyaset yapmaya çalisan yarim aydinlarin güvensizligi üzerinden bertaraf etmeye çoktan basladilar) Ve dogunun batinin akademisyenleri, savas teorisyenleri soruyor: savaslarin galibi Teknoloji mi? Bütün cografya parçalarindan karsi bir ses yükseliyor, hayir, savaslar teknolojik üstünlükle degil, HALKLA kazanilir. Oturun geçmisteki ve yüzyilimizdaki ve simdi olmakta olan savas tarihlerini okuyun, ZAFERI eninde sonunda belirleyecek olan HALKIMIZDIR. .

***Halkin gücü topragina tarihine kardesligine ve bölüsümüne askla baglanmis olmasidir. Onlarin aski ise seyhlerine ya da ABD’ye.. Bizim askimiz, Yunuslar’a Fatihler’e Nasreddin Hocalar’a Mustafa Kemaller’e bagimsizligimiza ve uçsuz bucaksiz lezzetleri üreten yaylalar ve daglarimizadir. .

İNTERNET AJANS

  • Netinial Internet

Yorumlar

“KAFANIZI KUMA GÖMMEYİN – Nihat GENÇ” adlı makaleye bir yorum yapilmis
  1. şamil YÜCEL dedi ki:

    SEVSİNLER SİZLERİN MİLLET VE VATAN SEVERLİĞİNİZİ.

    TÜRK ORDUSUNU YÖNETEN KADROLAR, SİZLER
    GİBİ GERİ ZEKALI MIDIRLAR?
    Aylardan beri, bir irtica palanıdır, ortalığı kasıp kavuruyor. Neymiş efendim, ordu Ak partiyle, Fethullah Gülen cemaatini silmek için, bir irtica planı hazırlamış. Peki bu plan nasıl tatbik edilecek? Partiye ve bu cemaate mensup olanların işyerlerine gerekirse evlerine suç unsuru teşkil eden maddeler konacak çocuklar müzelere doldurulacak önceden belirlenmiş irtica meskenleri işaretlenecek verilen bir emirle hepsi biden güdümlü füzelerle, gömülü lav silahlarıyla vurulacak Arkasından Normandiya çıkarması gibi deniz komandoları Allah, Allah nidalarıyla boğazdan kıyılara .çıkarma yapacaklar. Böylece toplumun nazarında,suçlu konuma düşürülüp halk desteğini yitirmeleri sağlanmış olacak. Ve bu planın eylem şeklide, irtica planına açık, açık yazılmış. Tabi hazırlanmış olan bu plan sumen altında kalmayacak. Kalırsa hiçbir anlam ifade etmez. Herhalde irtica ile mücadeleyi Genelkurmay ve onun karargahı yapmayacak. Bu planın en küçük askeri birliklere kadar gönderilmesi gerekir. Çünkü bu mücadelenin tüm yurt satın da yapılması lazım.. Efendiler Türk toplumu bu kadarı mı geri zekalıdır. Bunca deliler , kalıntılar, bilgiler araç ve gereçler ortaya döküldüğünde bu planı yapanlar, bunu bedelini nasıl ödeyeceklerini hiç düşünmediler mİ? Be geri zekalılar, Bu ordu Mustafa Kemal’in ordusudur. Patagonya ordusu değil. Ne yaptığının ve ne yapacağının fakındadır. Böyle davul zurna çala,çala gelen bir darbe olur mu? Her kuvvet kendi alanında darbe yapacak. Peki sonuç sıfır.
    Bu irtica palanı tüm birliklere gidecek, birlik komutanları da palanda ön görülen hususları aynen tatbik edecek. Bundan da, tüm personelin haberi olacak. Gerçekten böyle bir plan varsa, ve eylemin icra şekilde planda açık, açık yazılmışsa, vay bu ordunun haline. Eski bir ordu mensubu olarak hiç düşünmeden önerim şu olacaktır. Hemen başta Genelkurmay başkanı olmak üzere tüm ordu mensupları derhal emekli edilmeli.Ve haklarında yasal işlemler başlatılmalıdır. Çünkü tümü emir ve komuta zincirinde bilerek anayasal bir suç işlemişlerdir. Gerçekten bunlar varsa, hükümet de gereğini yapıyorsa vatan hanidir.
    Beyler biraz akıllı olun, Ordunun doğal olarak bir irtica planı vardır. Olması da gerekir. Zaten milli güvenlik planında birinci öncelik irtica palan değil midir? Tarih de bunu en acı örneği olan bir Menemen olay yaşanmadı mı? Menemen olayına karışanların soy ağacını araştırın bakalım bu gün devletin neresine kadar çöreklenmişlerdir.? Bu gibi irtica eylemlerine karşı hazırlıklı olmak ordunun görevi değil midir? Sizler bunu bilmeyecek kadar bu kadar cahil misiniz?
    Biliyorsunuz bir ara kene hastalığı vardı. Yapıştığı insanı yavaş, yavaş ısırıp onu ölüme kadar götürüyordu. Şimdi bazıları da tip ki, bu kene misali milli güvenliğimizin teminatı olan ordumuzu kemirip duruyor. Ama şunu hiç unutmayınız.. Orduyu yöneten kadrolar bazıları gibi zekalı değil ve olamazlarda. Çünkü böyle bir plan yoktur. Olamaz da. Eğer böyle bir plan varsa,küçük askeri birliklere kadar gitmesi gereken bu irtica planından Gülen hayranları tarafından yağmur gibi yandaş medyaya yağması gerekirdi. Neden bir tane dahi olsun pusuya yatmış yandaş medyaya yollanmıyor. Bu noktaya özenle dikkatinizi çekiyorum. Yandaş medyaya soruyorum. Bu şahısı beleniniz var mı? Yok. Yargı bir karar verdi mi? Yok. Peki durmadan kan emici bir vampir gibi orduya saldırmanın amacı ne? Amacı arzu edilen düzeni egemen kılmak mı? Boşuna kimse ham hayale kapılmasın. Unutmayalım ki, hiçbir Genelkurmay Başkanı ve ordu mensubu böyle bir planın altına imza koymaz. Kendini bilerek ateşe atmaz. Bu plan okyanus ötesi bir planın Türkiye’de ki uzantısıdır. Hedefi de, irtica kaynağının önünde asla ve asla yıkılmaz bir set olan Türk ordusunu etkisiz hale getirmektir. Türk ordusu adına teminat veren bir Genelkurmay Başkanı böyle tuzağa düşmez. Şahsi düşüncem şudur. Sıfatını belli etmeyen bu ihbarcı, bir tür yoldan normal irtica planını elde edip, o malum yakıştırmaları sonradan irtica planına ekleyip, bu planı ordu yaptı diyip, bazı geri zekalı yandaşlarına sundu. Onlarda yandaş medya mensuplarına postaladı. Bu bir şahısın işi değil, bu bir misyonu yerine getirmek için organize edilmiş bir ekibin işidir. O İhbarcı şerefsizde, biraz olsun onur ve vatan sevgisi varsa, mertçe çıksın ortaya. Ve yasal yoldan kanıtlasın savını. Bizde helal olsun deyip ona sahip çıkalım. Hem vatanı ve milletini canından çok seveceksin, öte yandan,adını ve imzanı göndermiş olduğun belgenin altına atmayacaksın. Yesinler senin vatan ve millet severliğini. Ey sahte vatansever ve yandaşları unutmayınız ki bu memlekete Çılgın Türklerin torunları olan yargı mensupları ve onlara güvenen duyan bizler varız. Bakın sizlere çok önemli bir gerçeği açıklamak istiyorum. İster sağcı, ister solcu hükümetler oldun, dini siyasete alet ettikleri zaman ordu ya yönetime el koymuştur yada yasal yollardan uyarıda bulunmuştur. Onun için, Türkiye din ve Laiklik çatışmasını ebedi olarak bitirecek önlemler almak zorundadır. Bu işi gündemden silecek şifre bende. İlgili ve sorumlu kurumlar isterlerse kendilerine sunmaya hazırım.
    Anlı şanlı Prof. oturmuşlar koltuklarına ahkam kesiyorlar. Yeniçeri ordusuna, ikinci Cumhuriyete ve ümmet olgusunun özlemine kendilerini kaptırmışlar. Durmadan, usanmadan, utanmadan ve yasaları umursamadan Cumhuriyet ordusunu üzerime kusuyorlar. Merak ediyorum. İçinizden her hangi birinizin oğlu güneyde vatan savunması yaparken sakat kalan takma ayaklarıyla bir çayınızı içmek için ağır, ağır yanınıza yaklaşsaydı, o anda kimyanız nasıl olurdu?.Eminim ki, suratlarınız: okyanus ötesi surata dönüşürdü. Oğlunuz ne yapardı biliyor musunuz? Ne yapacağını biliyorum. Ama, söylemiyorum. Bu tabloyu açılım planına destek verenlerin vicdanlarına sunuyorum. Birde Dersim olayında onursuzca Cumhuriyet’i kuranlar saldırmaya başladınız. Açın Faik Bulut’un dersimle ilgili belgesin okuyun. Bakın Dersim başkomutanı, Rıza efeni Anadolu bozkırlarında Yedi emperyalist ordusunu dize getiren Türk ordusunu yenmesine rağmen yine de, yenilen ordulardan yardım diliyor. Aydın denen insanda biraz utanma duygusu olur. Maalesef oda yok.
    Sonuç olarak diyorum ki, Türkiye’de her an ordunun karşı kayması gereken bir irtica belgesi var. Eğer arzu ederseniz o irtica belgesini sizlere göndereyim. Bakın ve Allah’a inancınız varsa, bana söyleyin. Dünyanın hangi ordusu, bu irtica kaynağına karşı bir karşı koyma planı hazırlamaz.? Belki o zaman yüzünüz kızarır. Tabi utanacak ve kızaracak bir ruhunuz ve benliğiniz varsa. Bunu bazı yandaş meyde mensupları çok iyi bilmektedirler. Ama onun açığa çıkarılması işlerine gelmiyor. Cumhuriyetin kurulmasından beri, Türkiye’de bu karanlık ve günah belgesini egemen kılmak isteyen karanlık güçler her zaman var olagelmiştir. Bundan sonrada var olmaya devam edecektir. Ne zamana kadar,sözde değil, özde Atatürkçüler ,Atatürk’ün” Biz ilhamlarımızı gök yüzünden değil, yer yüzünden alıyoruz” Vecizesindeki, elle tutulan, gözle görülen ve bilimsel olarak kanıtlanan yedi gök yüzü ilham kaynaklarının neler olduğunu idrak ettikleri zamana kadar.
    Şamil Yücel.
    Emekli Binbaşı.

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari