KAMUDA HEDİYELERLE KÖŞEYİ DÖNMEK

Ocak 17, 2010 tarihinde tarafından  
ÜSTAD'IN KALEMİNDEN - BURHAN ÖZBEY kategorisinde yayımlanmıştır.

KAMUDA HEDİYELERLE KÖŞEYİ DÖNMEK

“Devlet’ten geçinmek Türk’ün tek idealidir. Özel yaşamında sade, kanaatkâr, şerefli, mütevazı ve uysal olan bir Türk, en ufak bir kamu görevlisi olduğu anda, kibirli, saygısız, saldırgan, despot, açgözlü ve rüşvetçi olur. İktidar sahibi olduktan sonra tek meşguliyeti, devletin parasını kendi ve adamları yararına yağmalamak; görevleri en yetenekli olanlara değil, vicdanlarını satın alabileceklerine dağıtmaktır.”

Bunları ben söylemiyorum.
Bu analiz, 1892 yılında Fransız yazar Georglades’in, Osmanlı Devleti’ndeki izlenimlerini toparladığı kitabından bir alıntı.Hiç bir söze ve yoruma gerek bıraktırmayan yazar yorumunun en can alıcı noktası, yazıldığı tarih; 1892. Yıl 2008…..” (Gazeteport – Zübeyde Saraçoğlu – 4 Mayıs 2008)

X

Ne zaman içimizde bir isyan duygusu belirse, her zaman başta bulunan yöneticilerin ve devlet kadrolarını işgal eden, iktidarlara güdümlü çıkarcı bürokratların fotoğrafı gözümüzün önünde belirir…

Bu satırların yazarı 25 yıl devlette müfettişlik, başmüfettişlik ve teftiş kurulu başkanlığı yapmış ve neyin ne olduğunu, iktidar erki siyasilerin, devlet kuruluşlarını nasıl babalarının çiftliği gibi kullandığını bizzat yaşayarak görmüş, bağrı yanık emekli bir bürokrattır.

Çeyrek asırlık meslek yaşamında kuruluşlarda kimlere, ne pahalı nesnelerin “hediye” adı altında sunulduğunu, birçok kere görmüş, duymuş, olanlar karşısında içi yanmaktan başka bir şey yapamamış olan yazarınız, bu konuda pek çok örnekle karşılaştığı için, yazılanların büyük ölçüde gerçeği yansıttığını düşünmektedir. Hem de hiç kuşkusuz…

X

Yıllar önce görevimiz gereği mensup olduğumuz kuruluşun bir il deki müdürlüğünde yaptığımız soruşturma sırasında, kuruluşla müşteri bazında ilişkisi olan tanınmış bir firmanın yetkilisiyle yaptığımız görüşmede bize aynen şöyle demişti:

“Müfettiş bey, biz işimizi yaptırabilmek için çaresiz müessesenin başında bulunan müdüre bir şeyler vermek zorunda idik. Elden para vermek bir anlamda rüşvet sayılıyordu. Biz de ne yapıyorduk, müdürün ya da karısının özel günlerini takip ediyor ya da bayram seyran gelince kendisine pahalı hediyeler alıyorduk. Doğum günü bahanesiyle çok pahalı altın- pırlanta  takılar aldığımız oluyordu. Kendisine böyle pahalı hediyelerden epeyce verdik….”

Ne yaparsınız? Alan memnun veren memnun… Verirken de alırken de kimse görmüyor. Es kaza yakalansa bile ne denecek? İnsan ilişkilerine dayalı uygarca ortaya konulan bir davranış… Hediye… Ortada bunu kısıtlayıcı bir mevzuat ve yasa hükmü var mı? Yok. O zaman müfettiş olarak siz ne yapabilirsiniz? Koskocaman bir hiç!

Hiçbir dönemde, hiçbir iktidar bunu önleyici bir yasal düzenleme ve bu yönde çıkarılacak yasanın ciddi olarak denetimini yaptıracak bir mevzuatı ortaya koyamaz ve koymadı da… Çünkü işlerine gelmez.

Bir de yasada belirtilmişlerin (kamu görevlilerinin) mal beyanlarında bulunma zorunluluğu ve uygulaması var. Tam bir komedi… Hiçbir yararı, geçerliliği ve inanırlığı yok. Siz bir kamu görevlisi olarak servet üstüne servet sahibi olabilirsiniz, buna karşın mütevazı bir mal beyanında bulunarak, paşa paşa tatlı hayatınızı sürdürebilirsiniz… Çaldığınız parayı koyacak yer mi yok!

X

Bugünlerde yine devletin üst kademelerinde çok çok önemli mevkilerde bulunan kimi zatlara (!) bazı yerlerden çok pahalı hediyeler takdim edildiğine dair haber ve yorumları yaygın basında okuyoruz…  Konu çeşitli basın organlarında yer aldığına göre, demek ki ortada bu yönde yaşanmış bir olay var.

Üzerinde durmak istediğimiz, devletin en üst kademelerinde bulunan şunun bunun hediye almış olması değil. Kişilerden öte sistemin yanlışlığı, geçersizliği ve denetimsizliği asıl önemli konu. Siz ne düşünürsünüz  bilemiyoruz….

Kurtuluş savaşı yıllarında Yüzbaşı Selahattin’e, yaveri olduğu vatansever ve dürüst insan tutuklu Halil (Kut) Paşa hakkında Padişah’a güdümlü mahkeme heyeti soruyor, “Sizin hakkınızda iyi bilgiler aldık. Çok temiz, namuslu, yürekli bir subay olduğunuzu öğrendik… Halil Paşa’nın kötülüklerini sizden öğrenmek istiyoruz.

Yüzbaşı Selahattin’ in yanıtı tarihe geçecek ve bugünlere ibret olacak şekilde:  “Eğer buyurduğunuz gibi ben namuslu isem Halil Paşa’nın namussuz olmasına, Halil Paşa namussuz ise benim namuslu olmama imkân yoktur”

Ne demek bu?.. Öğretmen nasılsa sınıf öyledir… Baştakiler namusluysa, aşağıdakiler büyük ölçüde namusludur. Öndekiler malı götürüyorsa arkasından gelenlerin ortalığı talan etmemesi düşünülemez…

Sonuç:

İnsanın dürüstlüğü, salt yaptığı ibadetle, hac, oruç farizalarını yerine getirmekle olmaz. Dürüstlük topluma, insanlara karşı yapılan yararlı ve olumlu eylemler, ortaya konan tavırlar ve gösterilen iyi niyetlerle anlam ve geçerlilik kazanır. Önce çalmadan çırpmadan düzgün bir yaşam süreceksin sonra Allah’la kendi aranda ki hesabın muhasebesini yapacaksın… Aksi halde ne Tanrı’yı ne de insanları kandıramazsın…

BURHAN ÖZBEY

  • Netinial Internet

Yorumlar

“KAMUDA HEDİYELERLE KÖŞEYİ DÖNMEK” adlı makaleye bir yorum yapilmis
  1. Seyfi Doğan dedi ki:

    Benim babam da kartımızda unvan, elimizde kadro, başkalarının gözünde ise yetkimiz vardı. Ama iş uygulamaya geldiğinde hiç bir şey yapamıyorduk, görünür görünmez yasalar hep korumacı ve kollamacı derdi. Sizi anlıyorum ve babamı rahmetle anıyorum, beyefendi.

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari