LUNAPARK YAZMASAM BİR YERİM DÜŞER – AYIŞIĞI’NIN “DUYDUNUZ MU?” KÖŞESİ

Ağustos 31, 2009 tarihinde tarafından  
SOYDA_BAŞYAZI - HÜSEYİN SOYDABAŞ kategorisinde yayımlanmıştır.

LUNAPARK YAZMASAM BİR YERİM DÜŞER – AYIŞIĞI’NIN “DUYDUNUZ MU?” KÖŞESİ

Lunapark; (Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre) Türlü eğlence ve oyun kuruluşları bulunan alan olarak tarif ediliyor.

Yani temel amaç eğlenmek, oyun oynamak, zaman geçirmek, deşarj olmak.

Çocukluğumuzda Lunapark nerede, İzmit’te panayırlar vardı. Bayramlarda eski mezarlığın üzerine kurulurdu. Belli ücret karşılığı hediye kazanmak için çember atmak, dönme dolaplara binmek, atla gezmek, atlıkarıncaya binmek ve Abra Kadabra adıyla gelen sihirbazı seyretmek sadece panayır zamanında mümkündü.

Biraz daha ileri tarihlerde oyunlar daha modern olmaya başladı artık şehrimizde panayır kalkmış yerine Kocaeli Sanayi Sergisi adıyla, hem ilimizin sanayisini tanıtan hem de içinde Lunaparkı olan bir harika cümbüş alanı kurulmuştu. Tarih 1966.

1970li yıllarda hem katılımlar hem de eğlence anlamında büyüyen ve her yıl 28 Haziran tarihini iple çekmemize sebep olan Kocaeli Sanayi Fuarı başladı. Herkesin dilinde Lunapark. Çoluk çocuk herkes Lunaparka. Öyle ki sanayi bölümleri yılda sadece bir defa gezilir ve gece gündüz okullar açılana kadar devam eden Lunaparkta olurdu tüm Kocaeli Halkı.

Diğer illerden, ilçelerden, beldelerden, köylerden özel arabalar kalkar ve Lunaparkın kapanışında herkes yaptıklarını anlatarak tekrar arabaya doluşur ve geldikleri yerlere dönerlerdi.

Ve artık yıl 2009. Kocaeli Kültür ve Sanat Festivali olarak kuruluyor 66lı yılların Sanayi Sergisi. Yine en büyük ve görkemli yeri Lunaparkı.

Panayırdan sergiye, sergiden fuara, fuardan festivale giden yolda değişmeler yaşanırken, Lunaparkta değişen teknolojiden nasibini alıyor ve artık bir sektör haline geliyordu.

Günümüzde artık Lunapark her yaş gurubunun ayrı ayrı veya birlikte hoşça vakit geçirdiği, eğlendiği bir güzellik ve estetik merkezleri, bir teknoloji harikaları.

Aynı zamanda bir eğitim yeri, anne, baba ve çocukların takım ruhunu, heyecan ve sahiplenme duygularını paylaşarak, yaşayarak öğrendikleri bir yer Lunapark.

1996 yılında Kemer’e geldiğimde, şimdiki Maliye Binası’nın sağ karşısında Lunapark adıyla anılan bir mezbelelik vardı. Gerçekten buraya Lunapark dediklerinde gülmüş ve Kemer’in benim geldiğim yerlerin kaç yıl gerisinde olduğunu hesaplamaya çalışmıştım.

Daha sonraki tarihlerde orada bir takım kötü şeylerin olduğunu ve bir sonraki yerel yönetiminde o olayları bahane ederek Lunaparkı kaldırdığını biliyorum.

“Pireye kızıp yorgan yakmak” bu olsa gerek. Bundan daha korkuncu ise buna halkın ses çıkarmaması. Burası turizm ve eğlencenin başkenti, müzik ve ışığın çekim merkezi olmalı ki Kemer kazansın. Burada turizm satıyorsunuz, her şey dâhile kızıyorsunuz, turistlerin dışarı çıkmasını istiyorsunuz ve Lunaparka karşı çıkıyorsunuz.

Aklınıza turp sıkayım. Çevre katledilirken, narenciye ağaçları sökülürken, betonlar yükselirken, her yer çöp ve mezbelelik dolarken, sular kirlenirken ve bunların yüzünden geleceğimiz tehlikeye sürüklenirken ses çıkarmayın. Ferdi birkaç hareket için Lunaparka saldırın.

Hem turizmin kötü gittiğinin ve turistin dışarı çıkmadığının yazılarını yazın, resimlerini çekin, haberlerini yapın. Sonra turisti dışarı çıkaracak cazibe merkezine kaka deyin. Lunapark kaka. Neden, çünkü biz öyle istiyoruz. Çünkü fi tarihinde bir adam öldü, bu defa da istenmeyen bir olay yaşandı. Daha ne olsun.

Yok, öyle şey, bunlar adli vakalar ve insanın olduğu her yerde olabilir, bugün başkalarının yarın benim canım da yanabilir. Ama bunun için bir ilçe cezalandırılamaz. “Efendim, İlçemiz Belediye’sinde adam öldürüldü. Belediye’yi kapattık”  Böyle birşey olabilir mi? Bunun için Lunapark kalkar mı? Bir ilçenin hem büyükleri, hem çocukları ve hem de ticari hayatı cezalandırılır mı?

Kemer’in kaderi birkaç kişinin elinde olmamalı. Birkaç kişinin isteği değil Kemer’in kazancı söz konusu olmalı. Lunapark gerekiyorsa Lunapark, başka birşey gerekiyorsa başka birşey konmalıdır.

Ben ne Kemer’de yaşayan vatandaşın ne esnafın nede Kemer Belediye Meclis Üyelerinin Lunaparktan şikâyetçi olduğuna inanmıyorum.

Burası turizm ve eğlencenin başkenti, müzik ve ışığın çekim merkezi olmalı ki Kemer kazansın. Burada turizm satıyorsunuz, her şey dâhile kızıyorsunuz, turistlerin dışarı çıkmasını istiyorsunuz. Ve Lunaparka karşı çıkıyorsunuz.

Öyleyse siz Lunaparka değil, Kemer’e karşı çıkıyorsunuz.

 *********

Gelelim asıl konuya “Sevgili Başkan”

Ben Lunaparktan şikâyetçiyim.

Lunapark dediğin ışığı şehrin girişinden görünen, sesi karşı beldelerden duyulan, bir uçtan bir uca bir gecede gezilemeyen bir yer olmalı.

Kemer’e kurulan Lunapark değil; sadece “Çocuk Oyun Merkezi”

Lunapark dediğin LUNAPARK gibi olmalı.

Sen bitmiş olan bu Kemer’in son şansısın.

Eğer bir sonraki seçimde aday olmamı istemiyorsan.

Kemer her şeyiyle kazanmalı.

“KEMER’DE LUNAPARK’IN EN BÜYÜĞÜNÜ KURMAK SENİN GÖREVİN OLMALI”

%&%&%&%&%&%&%&

AYIŞIĞI’NIN “DUYDUNUZ MU?” KÖŞESİ

Epey bir zaman geçti. Tayin olmuş bir bürokrat dostum telefonla aradı.

 —Başkanım, geçmiş olsun, dağda kartopu oynarken yakalanmışsın!

—Anlamadım sevgili dostum dağa hiç çıkmadım hem kartopu oynamak suç mu ki?

—Valla Semih “Duydunuz mu?” köşesinde, “Eski bir ilçe başkanı dağda kartopu oynarken yakalandı” yazmış. Kartopu yani anlasana aganigi, maganigi…Benim de aklıma sen geldin.

—Ah be üstadım nerede bizde o şans, keşke oynasaydık ta yakalansaydık.

—Öyle deme, gazeteye düşersen yandın.

 ***********

O sohbetten sonra her gittiğim yerde Ayışığı Gazetesi arar olmuştum. Kim kime, nerede, ne yapmış. Kimin takkesi düşüp keli görülmüş. Kimin ayağı taşa takılmışta kirlenmiş.

Halen de takip ediyorum. Gerçi artık aramaya gerek yok. Tıkla www.kemerhaber.com bütün detaylar karşında.

Geçen günlerde yine birisi aradı. Ayışığı Gazetesinden yani Semih’ten şikâyetçi.

“Öyle korktum ki abi” diye başladı sözlerine, sonra devam etti.

“Bir baktım Ayışığının internetteki ‘Duydunuz mu?’ köşesine.  Tarif ettiği aynen ben. Olay aynı, yer aynı, kişiler aynı. Semih’i bulabileceğim yerleri dolaştım. Ve buldum sonunda, sanki tesadüfen oradan geçiyormuşum gibi. Beni görünce, her zamanki tatlı haliyle, ‘Vay canım abim’ dedi, düşündüm. Öptü beni ‘Vay, birde numara yapıyor’ dedim, aklım sıra”

—Ne haber canım. Dedim,

—Ne olsun abi. Dedi, başladı Kemer’i anlatmaya. Dünya yansa umurumda değil hâlbuki. Pişkinliğe vurdum.

—Duydunuz mu köşen bugünde pek fiyakalı. Dedim.

—Yakalanıyorlar abi ne yapayım. Dedi. Bugünkü hele tam çulluk gibi, başkasından kaçarken benim kucağıma düştü. Tabii görmemezlikten geldim, ama yazmamazlıktan gelemezdim. Ekmeğimizi bu işten kazanıyoruz be abi.

–Yani, ben değilmişim Abi.

VE, BANA BİR UYARIDA BULUNUYOR

“Öldüm, öldüm dirildim. Aman abi ha, aman dikkat. Sonra eş dostla paylaştım. Herkes, her gün bakıyormuş, kendilerine uymayınca ‘Oh’ çekiyorlarmış. Bu Kemer’de de korkulacak işleri yapan ne çok kişi var be abi…”

Yani siz siz olun Semih’e yakalanmayın,

Ayışığı Gazetesine sobelenmeyin,

Duydunuz Mu? Köşesine misafir olmayın,

Ve, Lunaparkta çarpışan otolara binince başınızı vurmayın.

SEVGİ VE SAYGILARIMLA

Hüseyin SOYDABAŞ

NOT; Bu yazının tamamında  (şimdi yazacağım dahil) otuz bir defa LUNAPARK kelimesi kullanılmıştır. Oysa bu kelime, birkaç hafta içinde yerel basınımızda beş yüz altmış yedi kez kullanılmıştır. Bunların bir çoğu yıpratma, birazı kerhen yıpratma, çok azıda yapıcı olarak yer bulmuştur, basınımızda.

Başka işimiz yok mu bizim. Haydi, eski elbiseleri giyin, kazma kürek bulun, kolları sıvayın.  Otellerin ölü sezona girmesiyle, Kemer’in  Turizm Mücadelesi başlıyor.

Bu aynı zamanda Kemer’in var oluş veya yok oluş mücadelesi,  Benden söylemesi….

  • Netinial Internet

Yorumlar

“LUNAPARK YAZMASAM BİR YERİM DÜŞER – AYIŞIĞI’NIN “DUYDUNUZ MU?” KÖŞESİ” adlı makaleye 2 yorum yapilmis
  1. MUHSİN YILMAZ dedi ki:

    Yine bir ders, anlayanlara. Anlatım şiir gibi. Kemer’in gözde bir yer olması için kuyu kazmak yerine bir birimizi sevelim ve bardağın dolu tarafını daha da çok doldurmaya çalışalım.

  2. Mehmet Beki dedi ki:

    Turizmciyim. Bu olaylarda bazı gazetelerin durumu bana “yeniçeri ocaklarının kapatılmasını” hatırlattı.

    Keçecizade İzzet Molla, Yeniçeri Ocağının kapatılması olayını 15 Haziran 1826 tarihinde ebcedle düşürdüğü tarih kıtasında şöyle anlatır:

    Tecemmü eyledi Meydân-ı Lahme
    Edip küfrân-ı ni’met bunca bâğî
    Koyup kaldırmada ikide birde
    Kazan devrildi söndürdü ocağı

    Güncel Türkçe ile;

    Şunca şehir eşkıyası, evvelden beri gördükleri nimetlere karşı nankörlük edip isyan için yine Etmeydanı’na toplandılar.
    İkide birde kazanı koyup kaldırayım derken, nihayet kazan bu devrilişte ocağı da söndürdü.

    Anlayana sivri sinek saz,
    Anlamazsanız ekemer bile az.

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari