MAYIN KONUSUNDA DÜŞÜNCELER VE BİLDİRGE

Mart 27, 2010 tarihinde tarafından  
EĞİTİM VE KÜLTÜRÜN TARİHİ - M.ALİ SULUTAŞ kategorisinde yayımlanmıştır.

MAYIN KONUSUNDA DÜŞÜNCELER VE BİLDİRGE

Sayın Duygu Sucuka Hanımefendi,

Değerli yoldaşımız, ilkedaşımız, arkadaşımız,

Sade bir duyarlı yurttaş olarak, başarıyla kotardığınız açıkoturumun konusuyla ilgilendim ve şimdi de bilgilendim. Bu düşünceyi ortaya atanlara, bu düşünceyi eyleme koyanlara, konuyu irdeleyip kamuyu bilgilendirenlere çok teşekkür ediyorum. Sadece kendi adıma değil, sizinle birlikte oluştur-duğumuz Mersin Sivil Toplum Birliği (MSTB) Platformu başta olmak üzere STK’ler adına da…

Hem nalına hem mıhına yazıp söyleyen biri olarak, iğneyi kendimize batırmak istiyor, her şeyden önce MSTB’nin kendisini biraz daha güncellemesini, özellikle çevre ve eğitim alanlarında Valilik, Millî Eğitim, Mersin Üniversitesi, diğer devlet ve toplum kuruluşlarıyla elele yaptığı yaşamsal çalışmaları böyle yurt genelinde duyurmasını ve yeni açılımlara önayak olmasını arzu ediyorum. “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” deyip dolaylı yaklaşmıyorum soruna…

Genelde sizi ve girişimlerinizi izliyorum. Özelde de bu Açıkoturumu izledim, elimden geldiğince duyurmaya çalıştım. Her aşamasında tutarlı ve düzeyli bir toplantı olduğunu göğsüm kabararak gözlemledim, uzaktan da olsa. Ne ki, uzak veya yakın olmak; kullanımımıza sunulan teknoloji yardımı olduktan ve bu hizmetleri kullanmasını öğrenip bildikten sonra!..

Başta Türkiye Petrolleri A.O. olmak üzere, ülkemizin petrol, doğalgaz, tarım ve diğer potansiyelinin belirlenmesine yönelik araştırma ve geliştirme çalışmalarına kol kanat gerip ülke toprağına sadece sahip çıkmakla yetinmeyip bu topraklara işlev de kazandıran kişi, üniversite ve STK’lerimiz dâhil, kurum ve kuruluşlarımıza minnet duygularıyla teşekkürler ediyorum.

Daha dün, gitti gidecek diye çığlıklar atarken, STK’lerin kararlı duruşlarıyla verimli topraklarımızın birilerine yok pahasına peşkeş çekilmesinin ve ulusal güvenlik açısından ülkeyi karanlıklara sürükleyebilecek bir yanlış adımın önüne geçildi. Bu toplantıyı aşarıyla kotardığınız ve hiç geciktirmeden toplumu bilgilendiren bu bilimselliği yüksek ve özet “GÜNEYDOĞU SINIR MAYINLARI Açıkoturumu Sonuç Bildirgesi”ni yayınlamanızı takdirin de ötesinde bir yaklaşımla değerlendirip ödüllendiriyorum da…

Yolunuz ve bahtınız açık olsun. Has ve hoş kalın!..

Mehmet Ali Sulutaş (nam-ı diğer duyarlı yurttaş)

MSTB Kurucu Başkanı ve şimdilerde yakın gözlemcisi

————————————

“GÜNEYDOĞU SINIR MAYINLARI” Paneli Sonuç Bildirgesi

Türkiye Petrol Jeologları Derneği ile Güneydoğum Derneği tarafından düzenlenen ‘Güneydoğu Sınır Mayınları’ konulu panel, siyasetçi, akademisyen ve bürokratların katılımı ile 25 Mart 2010 günü tartışıldı. Panel toplumun tüm kesimlerine açık olarak geniş katılımla gerçekleşti.

Türkiye, 1950’li  yıllarda Suriye sınırında, toplam 216 bin dönümlük bir alana, 615 bin adet anti personel kara mayını döşemiştir. Türkiye’nin, o yıllardaki koşulları, sınırları mayın gibi hedef gözetmeyen, tehlikeli silahlarla korumayı zorunlu kılmış olabilir, ancak koşullar değişmiştir.

Günümüz teknolojisi ile mayın olmadan da, elektronik sistemler ile sınırlar çok daha güvenli bir biçimde korunabilmektedirle r. Sınırdaki mayınların temizlenmesi amacıyla, 2002-2004 yıllarında TSK ve MSB çalışmalar yapmış ancak sonuç alınamayınca, konu  Maliye Bakanlığına intikal etmiştir. Maliye Bakanlığı, Mardin ve Şırnak illeri için ihaleler yapmış, ancak her iki ihaleden de sonuç alınamamıştır.

CHP’nin başvurusu üzerine Danıştay; mayın temizleme işi ile temizlenen alanların tarımsal amaçlı işletilmesi işinin birlikte yapılmasında, kamu yararı bulunmadığı gerekçesiyle şartnameyi  iptal etmiştir. İptal üzerine, işi yasal bir zemine oturtmak için, 4.6.2009 tarih ve 5903 sayılı yasa çıkartıldı. Bu yasaya göre, mayın temizleme işi, öncelikle MSB tarafından, o da olmazsa Maliye Bakanlığınca, hizmet satın alınması yöntemiyle  yapılacaktı. Bu usul ile yapılamaması halinde, tarımsal kullanma karşılığı yaptırılacağı yasa kapsamında önerilmişti..

Anayasa Mahkemesi, yasanın, arazinin kullanımı karşılığı temizlemeye izin veren maddesinin yürütmesini durdurdu. MSB’lığı yasanın ilk bölümünde yer alan hizmet alımı kapsamında, Namsa koordinarörlüğü’nde hizmet satınalma yoluyla temizletmek için işlemlere başlamıştır. Türkiye önümüzdeki dönemde sınırlarındaki mayınları temizlemeyi başarırsa, bu dünyanın en büyük mayın temizleme operasyonu olacaktır.

Mayından arıdırılmış alanların petrol potansiyeli

Türkiye Petrolleri A.O. ülkemizin petrol ve doğalgaz potansiyelinin belirlenmesine yönelik olarak 1954 yılından bu yana arama ve üretim faaliyetlerini kesintisiz sürdürmektedir. Son 8 yılda bu arama faaliyetleri artarak sürmekte olup yurdumuzun her yerinde yoğunlaşan faaliyetler aynı hızla Güneydoğu Anadolu bölgemiz ve Irak-Suriye sınırı boyunca da devam etmektedir.

Nitekim bu çalışmanın göstergesi olarak,  sınırdaki mayınlı alan dahil belirlenen ve bazıları Suriyedeki yatakların devamı olan 6 adet sahadan bugüne kadar 17.3 milyon varil petrol üretilmiştir. Hala, bu sahalardan alınabilir petrol rezervimiz 25.7 milyon varildir. Bu rezervin yaklaşık olarak 2 milyon varillik kısmı mayınlı alan altında kalmaktadır. Şayet; yasa kapsamında mayınların temizlenmesi sağlanırsa bu bölgedeki  çalışmalar hızlanacak ve aynı zamanda maliyetler de aşağıya çekilmiş olacaktır.

Bunun yanında, TPAO tarafından mayınlı alana tekabül eden 13 adet petrol üretim kuyusunun sondajının yapılması amacıyla 200.000 m2 nin üzerinde alanın temizlenerek kullanım hakkının verilmesi için hazırlıklar tamamlanmış olup, yasal işlemlere başlanılacaktır. Bölgede, 2008 ve 2009 yılında yapılan arama çalışmalarında da Yolaçan sahasında gaz ve petrol keşfi yapılmış, bu bölgede halen arama ve geliştirme çalışmalarına devam edilmektedir.

Kamuoyunda sıkça tartışılan sınır bölgesinde yer alan petrol ve gaz rezervlerinin yüzeydeki mayın temizleyen ve tarımsal amaçla kullanacak şahıslara tahsis edileceği yönündeki görüşler ise, gerçekle bağdaşmamaktadı r. Çünkü; yürürlükteki “Petrol yasası” gereği bu alanlardaki petrol ve gaz rezervleri ancak petrol yasası kapsamında arama hakkı alan şirketlere aittir ki, bunu da devlet adına TPAO yürütmektedir.

Mayından arıdırılmış alanların Arkeolojik potansiyeli

Güneydoğu sınırımızda,  en olmaması gereken yerde kara mayınları durmaktadır, tıpkı bir karabasan gibi… Suriye sınırımız 50 km daha güneyden veya daha kuzeyden geçseydi birçok problem ortaya bile çıkmayacaktı. Sanki, “körün taşı”  deyimi gibi, sınırı getirip arkeolojik alanların ya üzerinden ya da kenarından geçirmişler. Aslında, “Türkiye-Suriye sınırının bir gece vakti gemici feneri ışığında ve fırtınalı bir havada kağıtlar/haritalar uçuşurken çizildiği” söylenir. Körlüğün başka türlü tanımı, ancak bu kadar tesadüfün bir araya gelmesi, birilerinin önceden bazı çalışmalar yaptığını ve mayınlanacak alanların sanki rezerve edilmesini plânladıklarını akla getiriyor.

Mayınlı alanların kullanılabilirliğ i, Ceylanpınar’ın potansiyeli

Türkiye’nin güney – güneydoğusundaki komşularımız Irak ve Suriye sınırında yer alan, 1956 yılında mayınlanmaya başlanılan alan 300 ile 750 metre genişliğinde yaklaşık 780 kilometre uzunluğundaki bölgede iki Kıbrıs adası büyüklüğünde yani 508.000 dekarlık mayınlı arazi olduğu bilinmektedir.

Yaklaşık 54 yıllık geçmişi olan bu mayınlı araziler, Suriye sınırında Şanlıurfa, Mardin, Kilis, Hatay, Şırnak ve Kilis illerini kapsamaktadır. Yaklaşık 54 yıldır ekilmeyen mayınlı arazilerdeki topraklarda organik madde miktarları ekilen arazilere göre, en az yüzde 30-40 ‘tan daha yüksek verime sahiptir. Ayrıca, mayınlı araziler gen kaynaklarımızın korunduğu alanlardır.

Sözü edilen mayınlı alanlarda, birinci ve ikinci sınıf tarım arazileri en büyük oranı oluşturmaktadı r. İşlenebilir tarım arazilerinin yanında, daha düşük miktarlarda olmak üzere mera alanları, orman, makilik alanlar ve volkanik kayaçlarla kaplı alanlar bulunmaktadır. Mayınlı arazilerin işlemeli tarıma elverişli bölümünün, illere göre değişmekle birlikte,  % 80‘e yakın bir oranda, yaklaşık 170 000 dekar olduğu hesaplanmıştır. Bu arazinin % 70‘inin sulanabilir özellikler taşıdığı değerlendirilmektedi r. Kooperatif çatısı altında örgütlenen üreticinin, her işletmede ziraat mühendisi önderliğinde gerçekleştirecekleri üretim, Türkiye’nin gıda ve gıda güvencesine önemli katkılar sağlayacaktır.

Bölgede özellikle küçük ve orta ölçekli tarım işletmelerine çağdaş tarım uygulamalarını göstermek, onlara tohumluk, damızlık hayvan, fide-fidan yetiştirmek için kurulmuş olan, doğu-batı istikametindeki boyu 80 km , güney-kuzey istikametindeki eni ise 40 km olan CEYLANPINAR TİGEM’ in önemli ve örnek olduğu bilinen bir gerçektir.

Mayınlı araziler ve organik tarım

Mayınları temizleme yöntemi ile sonrasında yapılması düşünülen organik tarım üretimi arasında son derece önemli bir ilişki vardır. Çünkü organik tarım, toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumayı amaçlayan bir üretim şeklidir.

Yaklaşık olarak 50 yıldır işlenmeyen ve bakir kabul edilen bu arazilerin besin maddesi rezervleri bakımından zengin olduğu ve organik tarım için elverişli olduğu tahmin edilmektedir. Bu yüzden mayınların temizlenmesi işlemleri sırasında toprağın hiçbir şekilde kimyasal bir kirliliğe maruz kalmaması gerekmektedir. Mayınlar temizlendikten sonra toprakta yapılacak fiziksel, kimyasal ve biyolojik analizler sonucunda hangi bitkisel ürünlerin yetiştiriciliğ inin yapılabileceği ve hangi tarım metotlarının kullanılabileceğ i saptanabilir.

Bölge iklim koşulları ve toprak yapısı göz önüne alındığında genel olarak pamuk, mısır, Antep fıstığı, mercimek, nohut vb ürünlerin üretimi yanında sebze, meyve ve bağcılığın yapılabileceği görülmektedir. Organik hayvansal üretim için de cazip olan bölgede, keçi ve koyun yetiştiriciliğ i yanında organik tavuk yetiştiriciliğ i yapılarak organik, süt, et ve yumurta üretimi yapılabilecektir.

Bölge Üniversitelerindeki Ziraat Fakültelerine aktif görev verilerek bölgenin coğrafi, iklim ve sosyo-ekonomik yapısına uygun ve bölge halkına istihdam sağlayacak organik tarım projeleri geliştirilmelidir. Kırsal ve bölgesel kalkınmayı sağlayacak bu proje modellerinin hayata geçirilmesi bölgeyi bir cazibe merkezi haline getirecektir.

  • Netinial Internet

Yorumlar

“MAYIN KONUSUNDA DÜŞÜNCELER VE BİLDİRGE” adlı makaleye bir yorum yapilmis
  1. Jale Anıl dedi ki:

    Sevgili dostlar,
    Duygu Sucuka, karşı komşumdur ve GÜNEYDOĞUM DERNEĞİ Kurucusu ve Başkanıdır. Derneğin kuruluşundan bugüne kadar gelişmesini çok yakından bilen birisi olarak Sayın Duygu SUCUKA’yı önce başarılarından dolayı yürekten kutluyorum ve bundan sonraki çalışmalarında da zincirin halkalarını daha da çoğaltacağını biliyorum ve inanıyorum. Sayın Mehmet Ali SULUTAŞ benim duygu ve düşüncelerime tercümanlık yapmış. Sağolsun varolsun. Sizler gibi sağduyulu bireylerin bir araya gelmesinden dolayı ve bu çalışmalarda emeği geçen herkesi kutluyor ve bundan sonraki çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Sevgiyle kalın. Jale Anıl (emekli/63) 26.3.10

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari