OSKAR, KİM VE NEDEN? – M.Ali SULUTAŞ

Mart 5, 2010 tarihinde tarafından  
EĞİTİM VE KÜLTÜRÜN TARİHİ - M.ALİ SULUTAŞ kategorisinde yayımlanmıştır.

OSKAR, KİM VE NEDEN? - M.Ali SULUTAŞ

Değerli dostlar,

Grammy (Gremi), Altın Küre ödülleri gibi bir de Oscar (Oskar) Ödülü var Amerikan kültürünün pompalandığı. Bu yılın Oskar adayları açıklanmış ve ödüller 7 Mart 2010’da yine görkemli (!) bir törenle dağıtılacakmış.  İlk kez 1929 yılında verilen Oskar ödülleri bu yıl 82. kez sahiplerini bulacakmış. Bu konuda geçen yıl, 22 Şubatta, “KİM ve NEDEN?..” başlıklı bir yazı yazmışım.

“Bu sabah yine yürüyüşe çıktım, Mersin’in Müftü Deresi kıyılarında. Evden 8’i 8 geçe çıktım, 9’u 9 geçe geri döndüm…” diye başlayıp, “Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?..” diye bitirdiğim yazımı bir kez daha yolluyorum, ekli dosyada. Bilginize saygı ve sevgimle sunarım…

Söz konusu yazımda sorguladığım ‘Ne-Te-Ve’ ile ‘Ne-Ce-Ce’ televizyonlarına bir yenisi eklendi bu yıl Ocak ayı sonlarına doğru. Her akşam 8’den sonra ‘Kelime Oyunu’ başlıklı yayın kuşağını izlediğim ‘Kanal- 1’ meğer satılmış. Kime? Ne bileyim ben!.. ABD’nin ‘New York’ kentinin Belediye Başkanı’na olabilir mi acaba? Adı, ‘Bloomberg HT.’ Evet, adı ta böyle. Yayın organlarımıza, kaynaklarımıza, kurumlarımıza sahip çıkamıyoruz, bari kendimize sahip olalım…

Sevindiğim tek şey, bu Te-Ve’nin adının sonundaki HT’yi ‘eyç-ti’ diye değil de, has Türkçe ile ‘He-Te’ diye okumaları. Yayın kuşaklarının başlıklarına bakın, çoğu İngilizce. Tanıtım gösterimi ve filmlerin tamamı İngilizce. Alt yazı eklemişler, ama “dostlar alışverişte görsünler” türünden.

Mersin Üniversitesi’nin kurucu Rektörü, (emekli öğretim üyesi) Vural Ülkü çok da güzel bir yazı yazmış, “TELEVİZYON TÜRKÇESİ” başlığıyla, İçel Sanat Kulübü’nün kesintisiz yayın organı (dergi biçimindeki) Aylık Bülteni’nin Aralık 2009-Ocak 2010 sayısında. Prof. Dr. Vural Ülkü, benim gibi Türkçeye duyarlı insanlara da tercüman olmuş bu üç sayfalık yazısında…

“Ülkemizde televizyonlar sayesinde, Türkçenin içinde yepyeni bir dil geliştirilmeye başlandı: ‘Televizyon Türkçesi’. Bu dili, en özgün biçimiyle, yabancı filmlerin dublajlarında (başka bir dilde seslendirilmesinde) duymak mümkün. Onu yaratanlar ise, filmlerin çevirilerini yapan dâhiler. Bu grubu (ekibi, kurulu, kümeyi) oluşturanların kimler olabileceklerini düşününce, neden bilinmez, insanın aklına ilk olarak yine televizyonlardaki reklam spotlarında (kesitlerinde, noktalarında) oynayan gençler, özellikle genç kızlar geliyor…” diye başlayan yazı şöyle bitiyor:

“Luther, …çeviri yaparken, ‘evdeki annenin, sokaktaki çocukların, pazardaki sıradan adamın nasıl konuştuğuna bakmalı, ona göre çevirmelidir,’ diyordu. Kafasını çalıştırmadan kelime kelime çeviri yapanlara ise, ‘eşekler’ demekten bile çekinmiyordu. Böyle sözler, günümüzde elbette hiç de doğru olmaz. Fakat ‘Televizyon Türkçesi’ yerine düzgün Türkçe beklemek de herkesin hakkıdır.” Doğruya doğru, dosdoğru söze şapka çıkarılır, “helâl olsun!” denir…

Hatırlanıp unutulmayacak bir sözle buluşalım: “Türkçenin feda edilmesine göz yumulmayacaksa en az laikliğe sahip çıkıldığı kadar Türkçeye de sahip çıkılmalıdır.” (Feyza Hepçilingirler)

Kültüre de sahip çıkılmalıdır tabii!.. Saygı ve sevgilerimle, M. Ali Sulutaş / 3 .3.10

  • Netinial Internet

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari