RÜYAMDA ANTALYA’DA DOLAŞAN AJANLAR GÖRDÜM

Temmuz 11, 2009 tarihinde tarafından  
KAOSUN EŞİĞİNDE - SÜLEYMAN TURAN kategorisinde yayımlanmıştır.

             RÜYAMDA ANTALYA’DA DOLAŞAN AJANLAR GÖRDÜM

Tunceli Mazgirtli bir hemşerim, zamanın birinde bir düş görmüş. Düşünde bir kadın ile berabermiş ve ertesi gün kadını bulup demiş ki:

—Hanımefendi kusura bakmayın ama size bir şey anlatacağım. Dün gece bir düş gördüm. Düşümde ikimiz de çıplaktık ve oynaşıyorduk.

Kadın son derece muhafazakâr bir çevrede yetiştiği için adama: “Allah belanı versin, terbiyesiz herif!” demiş. Bunun üzerine adam, son derece masum bir yüz ifadesiyle kadına: “İyi de hanımefendi, bu sadece bir rüya. Bir anlamı yok ki. Sadece paylaşmak istedim” demiş.

Adam Avrupalı. Felsefi yaklaşımı son  derece idealist. Diyor ki: “Biz bu dünyaya, insanlığa hükmetmek için gelmişiz.”

Bir başkası Amerikalı… O da  şunu diyor: “Biz özeliz. Tanrı’ya yakınız. Dünyada O’nun istediklerini icra ediyoruz. Tanrısal bir misyonumuz var. Rüyamızda, bizlere sinyaller veriliyor. Yol haritamız belirleniyor.”

Zaten başkanları Bush da demişti: “Tanrı, Irak’ a girmemi emretti”

Marx’ ın hocası idealist Hegel’ in ruhuna rahmet okutan (aşırı idealistlik noktasında) Batılılara ben de desem ki: Dün gece düşümde bir melek gördüm ve bana dedi ki… Acaba ne derlerdi! Ya da gördüğüm bir düşü onlarla paylaşsam tepkileri ne olurdu? Tam bu düşünceler içindeyken yıllarca önce gördüğüm bir rüya aklıma geldi. Hem de Mazgirtli hemşerimin rüyasıyla kıyaslanamaz ölçüde politize olanından.

Düşteyim. Akdeniz Üniversitesi’nde öğrenci olduğum yıllar. Rüyamda, Meltem Mahallesi’nde oturan bir arkadaşımın evine gittim. Ortam kalabalık. Oyun oynuyoruz. Kapı çalınıyor ve daha önce hiç görmediğim, okulumuzdan bir arkadaş bizlere katılıyor. O sırada durup dururken politize cümleler kurmaya başlıyorum. Arkadaş oyuna devam ediyor gibi görünse de pür dikkat beni dinliyor. Anlaşılan söylediğim tek kelimeyi bile kaçırmak istemiyor. Söyleyeceklerim bitince, yerinden fırlıyor ve bizlere iyi akşamlar dileyip, jet hızıyla evden çıkıyor. Tam o sırada aksakallı dede beliriyor ve diyor ki: “Çok yazık ki bu çocuğu birileri muhbirleştirmiş. Hem de okyanus ötesinden birileri. Stajlarını yapmak için yurtdışına çıktığında birleri onu kafa kola almış ve maddi imkânlar sunup kandırmış. Senin dediklerini İngilizce’ ye çeviriyor şimdi. İsim, yer ve tarih belirterek kaydediyor.”

İyi de neden yapıyor bunu? Diyorum.

“Bu onun işi. O bir haber elemanı” diyor aksakallı dede.

Olamaz diyorum. Bu imkânsız. O, yerli mi yabancı mı bilmiyorum ama bizim okuldan bir öğrenci.

Geriliyorum.

Rüyanın devamında, stajlarımı yaptığım Kemer’ e beş dakika mesafedeki Fransız tatil köyüne gidiyorum. İşyerinden biriyle sert bir tartışma geçiyor aramızda. Tartışma, benimle, bir deniz Albayının oğlu arasında ve ne hikmetse, Fransızca olarak gerçekleşmekte. Ben Türk, o Türk ama tartışma Fransızca. Bana hakaretvari şeyler söylüyor ve ben, çok sert bir üslupla yanıt veriyorum. Onun anladığı üslupla ve yine Fransızca olarak. Hemen yanımızda ise bir Fransız arkadaş pür dikkat bizleri dinliyor. Arkadaş, otelde spor şefi olarak çalışıyor. Buraya kadar her şey normal. Anormal kısımsa sonra başlıyor. Fransız arkadaşımız ofisine geçiyor ve… Ondan sonra Ak Sakallı Dede’den öğrendiğime göre şunlar oluyor: O Fransız, eline kâğıt kalem alıyor ve şunları yazıyor. La date ( tarih)… Süleyman Turan a dit que ( Süleyman Turan dedi ki…) Kısacası arkadaş, benim  ve iş yerinden tanıdığım arasında geçen diyalogu tarih belirterek kaydediyor… O sırada aksakallı dede ile aramızda şu diyalog geçiyor:

– İyi de neden yazıyor?

– Nedeni çok basit. O burada çalışıyor görünüyor ama aslında gerçek işi bu değil. Anlayacağın bir istihbaratçı o.

– İyi de bana ne bundan?

– Sana ne olur mu? Senin dediklerini kaydediyor.

Sonra aynı Fransız’ı Kemer’de dolaşırken görüyorum. Etrafı dikkatle inceliyor ve çok detaylı notlar alıyor. Sadece ‘turistik amaçlı’ diyorum kendi kendime ve başka anlam vermek istemiyorum. Çünkü işim, olayı başka açıdan değerlendirmeyi gerektirmiyor.

İyice geriliyorum. Sonunda, kan ter içinde uyanıyorum. Oh be, rüyaymış… Okulumuzda CIA, işyerimizde Fransız Gizli Servisi çalışanı mevcut değilmiş. Rahatlıyorum. Mutlu oluyorum.

Bu yazımı tesadüfen okurlarsa, Batılıların olayın üstünde duracaklarını sanmıyorum. Mazgirtli hemşerimin de dediği gibi “Nihayetinde bu bir düş”  nesnel kanıtlı bir olay değil ki… Yani rüyalara inanmaya kalkarsak işin içinden çıkamayız. Kısacası, rüya, sübjektif inanç ve doğrular  başka, objektif yaşam koşulları başka…

Umarım ki, Tanrı ile bağlantılı olduklarını zanneden Batılı dostlar da bir gün bunun ayırdına varırlar. Rüyalarıyla gerçekleri karıştırmazlar ve nesnel koşullar çerçevesinde hareket ederler.

  • Netinial Internet

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari