ŞİDDET, SAVAŞLAR VE PROTESTOLAR

Aralık 19, 2009 tarihinde tarafından  
KAOSUN EŞİĞİNDE - SÜLEYMAN TURAN kategorisinde yayımlanmıştır.

ŞİDDET, SAVAŞLAR VE PROTESTOLAR

Şiddet, güç ve baskı uygulayarak insanların bedensel veya ruhsal yönden zarar görmesine neden olan bireysel veya toplu hareketlerin tümüdür.

Bazı filozoflar şiddetin insanın doğasında var olan, içgüdüsel bir özellik olduğunu düşünmektedirler. Bu yaklaşımdan hareketle, şiddetin ve onun gelişmiş şekli olan savaşların, önlenmesinin olanaksızlığından bahsederler. Halbuki şiddeti kabullenmek ve insan doğasının baş edilemez bir parçası olarak görmek, şiddetin artmasına yol açar.

Kuşkusuz her insan, doğasında bir parça şiddet barındırır. Üzerinde durulması gereken şey, bu yönünün nasıl törpüleneceği olmalıdır.

Savaş ise, tarihi boyunca bir çok siyasetçi ve filozof tarafından bazen bir ‘bilim’ bazen de bir ‘sanat’ olarak değerlendirilmiş ve ayrıntılı şekilde incelenmiştir.

İnsanlık tarihinin en önemli filozoflarından Hegel,’ tarihin diyalektiği savaşı zorunlu kılmaktadır’ demekte ve bir ölçüde onun kaçınılmaz olduğu noktasına vurgu yapmaktadır. Olayı bu biçimde ele almanın sakıncalı olduğu düşüncesindeyim. Zaten, toplumcu filozoflar da bu yaklaşıma itiraz etmektedirler. Bu filozoflar, olayın kaçınılmaz olmadığını ve gerekçeleri ortadan kaldırılırsa şavaşların ve şiddetin önlenebileceğini ortaya koymuşlardır.

Kısacası savaşları önlemenin ve şiddetten arınmış bir dünya yaratmanın nesnel koşulları mevcuttur. Ekonomik dengesizliklerin, dünya çapında, ortadan kaldırılması ve insanlığın sosyolojik dönüşümlerden geçirilmesi neticesinde barışçıl bir dünya yaratmak mümkün olabilir.

İkinci Dünya Savaşı’ nın gerçek nedeninin 1929 ekonomik buhranı olduğu, üzerinde hemfikir olunan bir realitedir. O halde üzerinde durulması gereken ekonomik dengelerin neden alt üst olduğu ve bundan kaçınmanın mümkün olup olmadığı olmalıdır. Şu soruya yanıt aranmalıdır: “Hesap edilemeyeni” hesaplamak mümkün müdür? Bunca bilimsel veriye rağmen gözden kaçırılan şey nedir?

Tabii ki tüm suçu kapitalist sisteme yüklemek, işin kolayına kaçmak olur. Koasun eşiğine doğru yol alıp, oradan olaya bakmaya çabalamak ve uygun çözüm yolları aramak gereklidir.

Tüm bu yaklaşımlardan geçelim ülkemizin iç yapısında yaşanan gelişmelere…
Maalesef toplum olarak son zamanlarda şiddet yanlısı görüntüler sergilemeye başladık. Bireysel silahlanmanın önüne geçilemiyor. Edindiği silahı kullanmaktan geri durmayan insanların kendini devlet erkinin yerine koymaya kalkışması da işin cabası.

Öte yandan, bir hukuk devletinde pek makul görülemeyecek hareket tarzları, alışılmadık protesto gösterileri yapılıyor. Neyin nesi bu protestolar anlamak mümkün değil. Nihayetinde, devletin en üst mahkemesi, yasalar çerçevesinde, hukuk normlarına uygun bir karar vermiş ve bir siyasi partiyi kapatmıştır.

Hukuk kararlarını, hukuk felsefesi çerçevesinde eleştirebiliriz ama, ona uymamak, onu protesto etmek lüksüne sahip değiliz.

Kendini devletin yerine koyma çabalarını da, ikide bir hukuk kararlarını bahane ederek sokaklarda gösteri düzenlemeyi de bir kenara bırakma vakti gelmiştir. Kanunlara uymak ve şiddetten kaçınmak tüm vatandaşların titizlikle uyması gereken bir zorunluluktur.

SÜLEYMAN TURAN

  • Netinial Internet

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari