SINAVLA YAŞAMAK

Temmuz 2, 2009 tarihinde tarafından  
EĞİTİMCİ GÖZÜYLE-İLHAN DENİZ kategorisinde yayımlanmıştır.

SINAVLA YAŞAMAK

Eğitim ve öğretimde her yıl haziran ayının ilk 3 haftası sınavla geçer. SBS ve ÖSS sınavları, bir yılın çalışması 80-90 dakika ve 3 saat 15 dakikada ölçülmeye çalışılır. Sınav bitimlerinde genellikle öğrencilere “geçmiş olsun” denir. Aynı ifade toplumumuzda hasta ziyaretlerinde de kullanılır. Sınavdan çıkan öğrencilere çoğunlukla sınavın nasıl geçti diye sorulur. Öğrenciler bu sorulara hep kaçamak bir cevapla fena geçmedi derler. Aslında öğrenciler bu sorulardan hiç hoşlanmazlar.

Şimdi cadde ve sokaklara baktığımızda çocuklarımızda mutlu bir yaşam belirtisi görüyoruz. Çünkü sınavsız günler geçirmektedirler. Rengarenk giyinmiş, gezen gençler sokak da bisiklete binen, top oynayan çocuklar tatilin tatlı bir şekilde zevkini çıkarmaktadırlar. Ancak bu mutlu yaşam TEMMUZ ayının ortalarına doğru yerini bazen daha çok sevince ya da buruk bir üzüntüye bırakacak. Tabi tüm bunlara aile bireyleri de katılacak. Sınav sonuçları açıklanmıştır. Kimi istediği düzeyde başarı elde etmiştir. Kimi istediği başarıyı elde edememiştir. Başarılı olanlar okul tercihlerini yapacaklar. Başarısız olanlar tekrar aynı sınav maratonuna hazırlanmaya devam edeceklerdir. Yazılı ve görsel basın sınav birincilerini açıklayıp onlarla görüşmeler yapıp günlerce yayın yapacaklar. Sınavda başarılı olan okullar, dershaneler açıklanacak ne hikmetse iller de SBS ve ÖSS sıralamalarına tabi tutulup, illerde kendi aralarında başarı sıralamasına gireceklerdir.

Eğitim sistemi üzerine günlerce açık oturumlar düzenlenip uzmanlar konuşturulacak, sistem eleştirileri yapılacak. Peki sonrası mı? Tabii ki her zamanki gibi aynı kaldığımız yerden devam edeceğiz. Oysa sınav sayısını azaltıp çoğaltmakla sistem değişmiyor ki! Eğitimde fırsat eşitliği yokken sınavlarda eşitlik sağlanıyor. Yani her öğrencinin nasıl bir eğitim aldığına bakılmaksızın, her öğrenciye aynı sorular soruluyor. Zaten bunu sınavdan çıkan öğrencilerin konuşmalarında da anlıyorsunuz. Bazıları sorular zordu derken bazıları normaldi diyor. Bu yıl ÖSS sınavlarına yaklaşık 1 milyon 400 bin kişi girdi. Bunlardan kontenjan artırımı ile lisans, ön lisans ve açık öğretim programları ile birlikte yaklaşık 450-500 bin kişi bir üniversiteye yerleşecek. Geriye kalan yaklaşık 900 bin kişi öğrencilerin değimiyle açıkta kalacak. Yani sistem dışında. Buradan görüyoruz ki bizim sınavlarda eritemediğimiz yaklaşık her yıl 900 bin kişi vardır. Eğer bunları eritirsek sınavlara daha az kişi katılacak ve üniversiteye yerleşme yüzdeleri artacaktır. ÖYSM başkanının verdiği bilgiye göre sınava girenlerin büyük bir kısmı üniversitede okuyan veya bir üniversiteyi bitirenler oluşturmaktadır. Demek ki bu sınavlarla üniversiteye girenlerin büyük bir çoğunluğu girdiği bölümden memnun kalmıyor. Buradan görüyoruz ki sınav sayısını bir yada iki yapmak bu sisteme çözüm olmuyor, olmayacakta…

 Peki ne yapmak gerekli, sınavsızda bu iş olmayacağına göre çözüm orta öğretimde yani lise düzeyinde çözülmelidir. Liseler iki yada üç bölüme ayrılabilir, bölümlere ders kredisi konur. Geçmişte uygulanan kredili sistemde liseden mezun olmak için herkes aynı sayıda kredi almak zorundaydı. Oysa şimdi şöyle bir sistem uygulanabilir:

         1. Sadece lise mezunu olmayı düşünüp üniversiteye gitmeyi düşünmeyenler için belli bir ders kredisi konur. Bunlar lise mezunu olur, ama ÖSS sınavlarına giremezler. Denecek ki kimsenin okuma hakkına kota koyamazsınız. Zaten bu öğrenciler birkaç sınav denemesinden sonra sınava girmekten vazgeçiyorlar yada liseyi 5 yılda bitiremezlerse, bir sınıfta iki yıl üst üste kalırsalar belgelenip açık liseye gidiyorlar.

       2. Açık öğretime veya iki yıllık okullara gitmek isteyenler için belli bir ders kredisi konur.

       3. Dört ve beş yıllık okullara gitmek içinse belli bir ders kredisi konur.

Böylece hem öğrenciler lise düzeyinde okulu bırakıp belgelenmek zorunda kalmayacak, hem de ÖSS sınavına giren öğrenci sayısı azalacaktır. Bu sayede öğrenciler meslek seçimlerini daha erken yaşta seçme şansına kavuşup, hayatla daha barışık yaşayarak sosyal etkinliklere daha fazla zaman ayıracaklardır.

Bunlar benim bir eğitim emeklisi ve veli olarak sistem için düşüncelerimdir. Elbette daha iyisi, farklısı düşünülüp söylenebilir. Ne var ki bu sistem böyle gidip sınavlar bu şekilde devam ettikçe gençlerimiz hayatları boyunca sınavlara hazırlanmaktan başka bir şey düşünmeyeceklerdir. Çünkü üniversiteyi bitirdikten sonra onları daha farklı bir sınav KPSS bekliyor. Kriz döneminde bazı iş yerlerinde işten çıkarmak için bile sınav yapıldığını gazetelerden okuduk. Kısacası günümüzde hayatımızın her alanında sınav kâbusu ile yaşamakta kalıyoruz.

Gençlerimizin sınav kâbusundan uyandırılmasını yetkililerimizden bekliyoruz.

İlhan DENİZ

Tüketiciler Birliği Antalya Şube

Eğitim Komisyonu Sorumlusu

  • Netinial Internet

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari