ŞU MEŞHUR AB OLAYI

Haziran 9, 2009 tarihinde tarafından  
KAOSUN EŞİĞİNDE - SÜLEYMAN TURAN kategorisinde yayımlanmıştır.

ŞU MEŞHUR AB OLAYI

“Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerideki cephenin suskunluğudur.”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Görünen o ki AB, Türkiye’ yi bünyesine alma konusunda oldukça isteksiz. Süreç, tamamen taraflar arasında politik ve ekonomik bir satranca dönüşmüş durumda. Portekiz, Yunanistan, Hırvatistan gibi ülkeler için modernite projesi olarak görülebilecek olay, Türkiye için başkalaştırma, çeşitli tavizler kopartma ve belli bir politik çizgiye taşıma operasyonuna dönüştürülmüş gibi görünüyor. Gerçek amacından oldukça uzaklaşmış olan proje neye hizmet ettiği belli olmayan yerel ve uluslararası bir çekişmeye doğru hızla sürükleniyor.

Esas itibarı ile Türkiye’ yi AB’nin kapısına bağlayan; başkalaşıma ve değişime uğratmaya çalışan ABD’dir. Çünkü ABD’nin, Kemalist sistemle problemleri vardır. Kemalizm’in devletçi yönü, ulusalcı nitelikleri ve anti-emperyalist duruşu ABD’ yi öteden beri rahatsız etmektedir. ABD açısından Kemalizm, neoliberal politikalar, küreselleşme süreci ve BOP önünde büyük engel olarak durmaktadır. O halde yapılması gereken, AB sürecini kullanarak, hissettirmeksizin Kemalizm’ le hesaplaşmak. Avrupalılar ise bu yaklaşıma dünden razı olduklarından, ABD’nin istediği biçimde hareket etmektedirler. Zaten onların Türkiye’ ye yönelik temel stratejileri belli: Türkiye az gelişmiş Arap ülkeleri ile modern Avrupa arasında bir tampon bölgedir. Ne gelişmesine fırsat verilmelidir ne de batmasına. Sorunların girdabında, Avrupa’ ya muhtaç bir ülke olarak varlığını sürdürmelidir. Yoksa ki Türklere karşı son derece önyargılı oldukları bilinen Avrupalıların, Türkiye’ yi bu uygarlık projesine dâhil edeceklerini düşünmek çok safça olur.

Pekiyi insanlarımız neden bile bile bu oyuna geliyorlar? Hangi ülke dik duruşlar sergilemesini sağlayan yapısının yıkıma uğratılmasına yardımcı olur? Sebebi çok basit: Her şeyden önce, Türkiye’nin içyapısında AB sürecinin devamını isteyenleri neoliberalizm yanlısı, küreselleşme fanatiği veya BOP destekçisi olarak değerlendirmek çok tutarlı olmaz. Aynı kişilerin Avrupalıların temel stratejilerine alet olmak istedikleri de düşünülemez. Ancak çok net olarak görünen bir gerçek var ki o da Türkiye’nin içinde de birilerinin Kemalist sistemden oldukça rahatsız oldukları. Bu sistemi yıpratmak için ellerinden geleni yaptıkları ve en azından bu sebepten Avrupalılarla işbirliğine gittikleri. Kemalizm’ den rahatsız olan bu çevreler, tüm bu süreçlerin sonunda Türkiye’ nin Avrupa Birliği’ ne dahil olamayacağını çok iyi bilmektedirler. Buna karşın, Kemalist sistemden sökmek istedikleri çokça vidalar bulunduğu için hararetle destekliyorlar süreci. Gerçekte desteklenen şey sadece ucu açık süreç, Birliğe dahil olma olayı değil…

Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk dergisinin 84. sayısında şu meşhur AB olayı ve katılım süreci ile ilgili bir yazı yazdım. Söz konusu yazımda AB’ ye dâhil olma meselesine karşı olmadığımı, zira gerçekleşme olasılığı olmayan bir olaya karşı olmanın olanaklı olmadığını belirttim. Gerçekleşme olanağının bulunmamasına yönelik gerekçelerimi belirtirken, AB yetkililerine şu temel soruyu yönelttim: Türkiye’ ye müzakere tarihini neden verdiniz? Türkiye’ yi bir modernite projesinin içinde görmek için mi, yoksa süreç boyunca Kemalist sistemi çökertip, ülkemizi istediğiniz politik ve ekonomik çizgiye taşımak için mi? Lütfen doğrusunu söyler misiniz!

Sorunun yanıtını söylememe herhalde gerek yok…

Bu sorunun bir başka versiyonunu iç dengelerimizdeki çeşitli güç odaklarına ve siyasi yapılara sormak gereklidir.

Türkiye’ nin iç yapısında AB sürecini, destekleyenleri veya destekliyormuş görüntüsü verenleri ikiye ayırmak mümkün. Olayı gerçekten destekleyen ve gizli gündemi olmayan birinci gruptakiler, aslında iyi niyetliler. Aralarında bu sürecin sonunda gerçekten AB’ ye dahil olacağımıza ve Batı standartlarını her alanda yakalayacağımıza inananlar var. Hatta AB’ ye dahil olunmasa bile sürecin mutlaka yaşanması gerektiğini ileri süren ve yapılacak düzenlemelerin ileride elimizde kar kalacağını zannedenler bile var.

Düşününüz ki önünüze bir hedefiniz var. O hedefe ulaşma yolunda çok önemli düzenlemeler yapıyorsunuz, kanunlar çıkarıyorsunuz. Hedefe varamadığınızda şöyle düşünüyorsunuz: Pek çok çağdaş düzenleme elimizde kar kaldı!  Ne kadar ilginç!

Pekiyi süreç boyunca verdiğiniz tavizler ve elden gidenlere ne diyeceksiniz?

Çağdaş düzenleme yapmak için AB sürecini yaşamanın dışında başkaca bir yol yok mudur yani? Ucu açık ve nereye çıkacağı belli olmayan süreç olmadan, çağdaş düzenleme yapılamaz mı?

Gelelim ikinci gruptaki gizli gündemli insanlara…

İkinci gruptakiler, bu süreci sadece siyasi emelleri paralelinde destekleyen, daha doğrusu destekliyormuş görüntüsü veren kesimlerdir. Politik satrançlarını ‘dürüst oyun’ çerçevesinde oynamayan bu kesimler, teokrasi yanlıları ve Kürtçülerden meydana gelmektedir.

Avrupalılara sorduğum soruyu bu kesimlere de sormak istiyorum. Hem de kolaylık olsun diye cevap seçeneklerini belirterek…

Kürtçülere şunu soruyorum: Şu meşhur AB sürecini destekleme sebebiniz aşağıdakilerden hangisi?

a-Türkiye’ yi çok seviyorsunuz. Bu nedenle bir modernite projesinin içinde yer almasını ve diğer Avrupa ülkeleri gibi çağdaş değer ve normlara sahip olmasını arzuluyorsunuz.

b-Nasılsa bu sürecin sonunda AB, Türkiye’ yi bünyesine almayacak ama yürütülecek müzakereler boyunca istediğiniz düzenlemeler yapılacak ve siyasi amaçlarınıza bu yolla ulaşmış olacaksınız.

Bu noktada aynı paraleldeki sorumu teokrasi yanlılarına da sormak istiyorum.

Teokrasi yanlılarına, yine iki seçenekli olan sorum çok açık olacak: Teokratik bir düzen getirme yolunda, bir modernite projesine güvenen vatandaşlar, AB olayını destekliyormuş görüntüsü verme sebebiniz hangisi?

a-AB, asla bir Hıristiyan kulübü değildir. Tersine biz Müslümanları da kapsayacak bir uygarlık projesidir. Dolayısıyla o kulübe katılım bizler açısından hayırlı olacaktır.

b-Bu sürecin sonunda AB, nasılsa Türkiye’ yi bünyesine almayacaktır. Ancak müzakereler boyunca yapılacak çeşitli düzenlemelerle beraber, Kemalist yapı yıpratılacak, laik demokratik sistemin önemli unsurları törpülenecek ve teokratik bir devlet yapısına doğru önemli adımlar atılacaktır.

Şimdi söyler misiniz lütfen sorunun doğru yanıtını!

Nedense doğru seçenek daima “b” şıkkı gibi görünüyor bana.

Bütün bunlar bir yana, AB olayını sevda boyutunda ve iyi niyetle destekleyen insanlara çok kızgın olmadığımı belirtmeliyim. Ancak onlar için basit bir benzetme yapacağım: Esmer ve yakışıklı Anadolu delikanlısı, Brüksel civarından sarışın ve mavi gözlü bir matmazele âşıktır. O kadar ki düşte gibidir. Kızın hiç bir kusurunu göremez hale gelmiştir. Öte yandan Brükselli kız, çeşitli hesapları nedeniyle, delikanlıya kesin bir dille hayır diyememektedir. Ama bir yandan da olumsuz yanıt vereceği konjonktürü sabırsızlıkla beklemektedir. Vakti geldiğinde ” J’ai quelqu’un dans ma vie (Hayatımda biri var)” deyip sıyrılacaktır bu işten.

Pekiyi bu olaydan kurtulmanın en pratik çözümü nedir?

Çözüm son derece basit. Reddedilme durumunda yaşanacak hayal kırıklığını gidermenin tek yolu şimdiden bu sevdadan vazgeçmektir. Çünkü ileride kabul edilmeyeceğimiz bir birlik için bunca tavizler vermek anlamsızdır.

Avrupalıların ileride ülkemizi reddediş tarzları ile ilgili öngörüm ve iddiam şudur: Tüm bu süreçler yaşandıktan sonra AB, Türkiye’ yi kesinlikle bünyesine almayacak, yani reddedecektir. Hangi Avrupa ülkesinde katılımımıza yönelik referandum yapılırsa yapılsın sonuç alemimizde olacaktır. Ancak bu ülkeler deyim yerinde ise aralarından birini kurban olarak seçip, referandum yaptıracaklar. Muhtemelen az nüfuslu, Türkiye ile diplomatik ve ekonomik ilişkileri çok zayıf olan, fazla tepki gösteremeyeceğimiz bir ülke bu işe alet edilecektir. Fransa, İngiltere ve Almanya gibi önemli aktörler de timsah gözyaşları döküp, bizleri teselliye kalkışacaklardır. Hem de yaşanacak bu olumsuz gelişmenin temelinde yer almalarına rağmen.

Buradaki esas tehlike ise, gelinecek noktada, Türkiye’nin bu ülkelerin istediği çizgiye taşınmış olması olacaktır.

Tabii dirayetli bir karar alınıp, şimdiden bu işten vazgeçilmezse…

  • Netinial Internet

Yorumlar

“ŞU MEŞHUR AB OLAYI” adlı makaleye bir yorum yapilmis
  1. admin dedi ki:

    Hoşgeldin Süleyman Turan;
    Yazılarını yıllarca keyifle okudum ve aynı siteyi paylaştık uzun zaman, araştırmacı kişiliğin, konulara hakimiyetin ve en önemlisi de genç bir araştırmacı-yazar oluşun etkiliyordu beni. her yazında hak, adalet hakimdi, memleket sevgisi vardı, “biz başarırız kimseye ihtiyacımız yok” diye haykırdın yıllarca. İlk kitabını kızıma hediye ettim, “bu ne kadar ince” dedi bana. Sonra gece yarısı yatak odamın kapısını çalıp, uyandırdı ve “bu ne kadar dolu” dedi.
    Bundan daha büyük keyif var mı?
    Sevgili okurlarım,siz Süleyman Turan’ın kaleminden “Habib Baba’yı” okudunuz mu?

    Onu tekrar ve dafalarca yazmalısın Süleyman Turan.
    Millet kime kul olacağını bilmeli.

    Hoş geldin aramıza ve başımızın üstünde yeri var sizlerin.
    Bunu göstermek için benim köşem olan “Başyazı’nın” üzerinde olacak köşen.

    Bu bir lütuf değil, lütuf olan senin bizlere bir şeyler öğretmek için didinmen.
    Seni kucaklıyor ve tekrar hoş geldin diyorum.

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari