SU VE KURAKLIK (Ekonomik konular panelimizin sonuç raporu II)

Kasım 6, 2009 tarihinde tarafından  
DUYGU DOLU - DUYGU SUCUKA kategorisinde yayımlanmıştır.

SU VE KURAKLIK (Ekonomik konular panelimizin sonuç raporu II)

23 Ekim 2009 tarihinde Siirt’te yaptığımız panellerimizin ekonomik konulu olanlarından “Su ve Kuraklık” başlığıyla işlenen panelimizdeki konuşmacı Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Öner Çetin idi. Yapılan sunumu, özet konuşma metni şeklinde burada veriyorum. Konunun uzmanı olan Bilim Adamı tarafından sunulan ve son derece faydalı ve önemli bilgiler içeren metni Güneydoğu özelinde kısaltmaya çalıştım.

Su ve kuraklık konusunu daha önce Urfa’da birkaç kez, Siirt’te ise ilk kez işledik.

05.11.2009

dsucuka@hotmail.com

****

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ’NDE KURAKLIK RİSKİNE KARŞI ENTEGRE YAKLAŞIM VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Kurak, yıllık yağışın düşük olduğu su taleplerinin yağışlarla karşılanamadığı devamlı olan doğal bir dengesizliktir. Kuraklık ise yıllık ortalama yağıştan daha düşük, belli olmayan sıklıkta ve şiddette geçici olarak meydana gelen doğal bir su–talep dengesizliğidir. Çölleşme ise insanoğlu tarafından toprak ve su kaynaklarının dengesiz kullanımı sonucu toprakların aşınması, erozyon ve tuzluluk oluşumu sonucu toprakların kullanılamaz hale gelmesidir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi de ülkemizin en önemli toprak ve su kaynaklarına sahip bir bölge olduğu göz önüne alındığında, GAP nedeniyle de özellikle su kaynakları ve sulamaya yönelik yatırımlar da ülke geneline göre daha yüksek orandadır. Bu durum sulamanın toprak ve su kaynakları üzerindeki etkilerini daha önemli hale getirmiştir. Ayrıca, sulama döneminde gereksinilen su miktarını önemli ölçüde arttırmıştır. Böylece kuraklığa bağlı sektörler bazında su talebi de artmıştır. Ancak su kaynaklarındaki belirgin azalışlar yeterli su sağlanamaması sorununu ortaya çıkarmıştır. Kuraklık ve çölleşme ile mücadele etmenin veya başa çıkmanın yalnız bir yolu bulunmamaktadır. Bu nedenle topyekun ve sektörler bazında toprak ve su kaynakları ile ilgili tüm kesimlerin alacakları önlemler entegre bir şekilde uygulanmalıdır. Bunlar; genel olarak su hasadı, teraslama, küçük göletlerin inşası, marjinal suların kullanımı, su tasarrufu sağlayan sulama yöntem ve/veya sistemlerin kullanımı, su yönetim stratejilerinin geliştirilmesi, sosyal, ekonomik, kültürel ve yasal çerçevede en uygun önlemlerin alınması olarak sıralanabilir.

Sıcaklık artışı, yağış yetersizliği ve kuraklık birbirine bağlı ve tarımı doğrudan etkileyen iklim olaylarıdır.

Türkiye’de son yapılan çalışmalara göre, uzun dönemde yıllık ortalama sıcaklıkların 2.5-4 oC arasında artacağı tahmin edilmektedir. Yağış açısından önemli değişikliklerin yaşanacağı, özellikle kış aylarında ülkemizin Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde % 20-50 arasında azalacağı tahmin edilmiştir (Kadıoğlu, 2008).

Yeryüzünde dünya nüfusunun büyük bölümü kurak ve yarı kurak bölgelerde yaşamaktadır. Kuraklık insanların yaşama ve sosyo-ekonomik gelişimini etkileyen doğal bir afettir. Böylece kuraklık birbiri ile ilişkili 4 kategoride sınıflandırılır. Bunlar meteorolojik kuraklık, hidrolojik kuraklık, tarımsal kuraklık ve sosyo-ekonomik kuraklıktır. Meteorolojik kuraklık iklimsel değişiklikle (yağış ve nispi nem) kuru periyodun süresi ile tanımlanır. Hidrolojik kuraklık ise, yerüstü ve yer altı su temini (dere ve nehir akımları, rezervuar, göl ve barajlardaki su sevileri, yer altı suları) ile ilgilidir. Tarımsal kuraklık ise, meteorolojik kuraklığın tarıma olan etkilerinin görülmesidir. Bunlar yağış yetersizliği, gerçek ve potansiyel evapotranspirasyon arasındaki farklılık, toprak su eksikliği, bitki verimi ve üretimindeki önemli düşüşlerdir. Sosyo-ekonomik kuraklık ise, hava koşullarına bağlı olarak su teminindeki yetersizlikler nedeniyle besin talebinin artışı olduğu zaman meydana gelir. Bu açıklamalara göre en önemli olay yağış yetersizliğidir (Heim, 2002).

Dünya nüfus artışına bağlı olarak suya olan talep de önemli ölçüde artacağı beklenmektedir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda kuraklığın iki ana nedeninden birisinin tarımda yanlış sulama teknikleri, diğerinin küresel ısınma olduğu belirtilmektedir.

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ’NDE İKLİMSEL DEĞİŞİKLİKLER

Türkiye genelinde 2008 yılı sıcaklıkları normallerinin 0.7°C üzerinde gerçekleşmiştir. İlkbahar mevsiminde genel olarak yurdumuzun çok büyük bir bölümünde ortalama sıcaklıkları uzun yılların üzerinde gerçekleşmiştir. 2003 yılı hariç son 10 yılın ilkbahar mevsimi sıcaklık sapmaları pozitiftir. 2008 yılı ilkbahar mevsimi sıcaklık ortalaması 13.9°C ile normallerinin 1.7°C üzerinde gerçekleşmiştir. Yaz mevsiminde genel olarak yurdumuzun büyük bir bölümünde ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde seyretmiştir. 2008 yılı yaz mevsimi 1.5°C’lik anomali ile 1940-2008 yılları arasındaki en sıcak 6. yaz olmuştur (DMİ, 2009).

Güneydoğu Anadolu Bölgesi için sıcaklık ortalamaları aylara göre incelendiğinde, uzun yıllık ortalamaya göre (1971-2000), 2007 ve 2008 yılında özellikle ilkbahar ve yaz aylarında sıcaklıklardaki belirgin artış görülmektedir. Uzun yıllık ortalamaya göre 2008 yılındaki sıcaklık artışı 4 oC’nin üzerindedir.

Yağış miktarı, Türkiye’de genelinde dolduğu gibi 2008 yılında özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde uzun yıllar ortalamasına göre önemli düzeyde azalmıştır (Şekil 2.2). Bu durum bölgenin çoğu yerinde sulanmayan alanlarda buğday, arpa ve mercimek gibi ürünlerde kuraklıktan dolayı hiç ürün alınmamasına neden olmuştur. Çünkü bölgenin özellikle Cizre, Diyarbakır, Mardin ve Şanlıurfa istasyonlarında 2008 su yılında ölçülen yağış miktarları uzun yıllar ortalamasına göre, sırasıyla % 60, % 45, % 70, % 36 ve % 44 oranında daha az meydana gelmiştir.

Kuraklıktan 2008 yılında en fazla kuru alanlarda yetiştirilen tahıllar etkilenmiştir. Çünkü tahılların kritik yetişme dönemlerine göre, ekim döneminde Ekim-Kasım ayında uzun yıl ortalama yağış 85 mm iken, 2008 yılında yalnız 4.7 mm olarak gerçekleşmiştir. Benzer şekilde, bölgede suya en fazla gereksinim duyulan Mart-Nisan aylarında uzun yıl ortalaması 138 mm, 2008 yılında ise 36 mm’dir. Yetişme dönemi ve tüm yıl boyunca da benzer azalış gerçekleşmiştir. Bu veriler Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kuraklığın 2008 yılında tarım açısından ciddi bir doğal felaket olduğunu göstermektedir.

KURAKLIK VE SU YÖNETİMİ

Türkiye’nin mevcut kullanılabilir su varlığı göz önüne alındığında, kişi başına kullanılabilir su miktarı 1430 m3/yıl’dır. Bilindiği üzere 1000 m3/kişi/yıl’dan daha az suya sahip ülkeler su fakiri, 8 000-10 000 m3/kişi/yıl’dan daha fazla suya sahip ülkeler ise su zengini ülke sayılmaktadır. Ülkemizdeki nüfus artışı da göz önüne alındığında, 2025 yılında ülkemizde kullanılabilir suyun 1000 m3/kişi/yıl civarında olacağı tahmin edilmektedir. Ayrıca tarıma ayrılan ya da temin edilen su, şehir ve sanayide suyun kullanımının artması nedeniyle azalmaktadır. İklim değişikliği nedeniyle küresel ısınmanın etkisi ile bitkilerin sulama suyu gereksiniminin de artacağı göz önüne alındığında suyun etkin kullanımı son derece önemli olacaktır. Buradan hareketle, ülkemizde dolayısıyla Diyarbakır ilinde de olası bir kuraklıktan önce zaten henüz sulamaya açılmamış arazilerin sulamaya açılması da göz önüne alındığında mevcut su kaynaklarının son derece tasarruflu ve etkin kullanılması gerektiği ortaya çıkar.

Ülkemizde ve Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bölgesinde, halen yoğun olarak yüzey sulama yöntemleri kullanılmaktadır. Uygulamada ve yapılan gözlemlerde, ne yazık ki, aşırı su kullanımı yanında sulama yönteminin gerektirdiği önlemler alınmadan sulama yapıldığından, aşırı yüzey akış ve derine sızma meydana gelmektedir. Ayrıca, bazı sulama şebekelerindeki taşıyıcı ana kanallar aşırı ve yanlış sulamalar sonucu, arazilerin verimli üst toprağı ile dolmaktadır. Bu kanallar, büyük emek ve maddi kaynaklar harcanarak tekrar tekrar temizlenmektedir. Dolayısıyla, harcanan aşırı su yanında, toprak ve bunun yarattığı maddi kayıplar ölçülemeyecek ve yerine konamayacak kadar büyüktür.

Ayrıca, yağışlı bölgelerde, toprak içerisinde doğal olarak bulunan tuzlar yağmur sularıyla akarsulara ve yer altı sularına taşınır, bunlar aracılığıyla da deniz ya da göllere kadar ulaşır. Bu nedenle yağışlı bölge topraklarında genellikle tuz birikmesi olmaz. Ancak, kurak ve yarı kurak bölgelerde, tarımsal üretim ve verimi arttırmak amacıyla toprağa kontrolsüz verilen sulama suyu, içlerinde doğal olarak bulunan tuzu toprağın içine taşırlar. Fazla verilen bu su, aynı zamanda taban suyunu yükseltmek suretiyle toprak ve taban suyu içinde bulunan tuzları da yukarı doğru taşır. Sıcağın etkisiyle beraberinde toprak yüzeyine kadar taşıdığı tuzları burada bırakarak, buharlaşmak suretiyle toprak yüzeyinde tuzlanma yaratır. Bu durum ise, tarımsal üretimi sınırlar ve verimi düşürür. Örneğin elektriksel iletkenliği (EC) 0.400 dS/m olan ve iyi kalitede bir sulama suyu sayılan bir sulama suyu ile pamuk tarımında toprağa yılda yaklaşık 2.5 t/ha tuz ilave edilmektedir. Bu biriken tuzlar, yağışların yetersizliği nedeniyle yıkanamıyor ve/veya gerekli drenaj önlemleri alınarak araziden uzaklaştırılamıyorsa kısa sürede bu araziler tuzlulaşarak elden çıkacaktır. Daha da ilerisi çölleşmeye doğru gidecektir. Bu durumu doğrulayan belirtiler ve sonuçlar zaten GAP Bölgesi’nde şimdiden görülmeye başlanmıştır.

Geleneksel yüzey sulama yöntemlerinde “sulama etkinliği” yaklaşık % 40 civarındadır. Halbuki modern sulama teknolojilerinin kullanımı ile yağmurlamada bu oran % 70, damla sulamada ise % 90 ‘a çıkarılabilmektedir (Wolff ve Stein, 1999).

Kurak ve yarı kurak ülkelerde tarımsal sulamanın gelişmesi için su kıtlığı büyük bir darboğazdır. Dünya nüfusunun artışı, ekonomik büyüme ve şehirleşme ile daha da artacaktır. Kalkınmakta olan ülkelerin birçoğunda suyun % 80’i tarımda kullanıldığı halde sulama şebekelerinin birçoğunda su kayıpları % 50 ile % 80 arasındadır. Bu kayıpların azaltılması, teknolojik gelişme ve sürdürülebilir su tasarrufu için potansiyel araştırma olarak ele alınmalıdır. Bu nedenle de sulama şebekelerinin sistem performanslarının izleme ve değerlendirilmesine önem verilmelidir (Öğretir ve Beyribey, 1998 ) .

Şüphesiz ki gelecek yıllarda; artan su kıtlığı, içme ve kullanma suyu ihtiyacı ile sanayileşme, su kullanıcıları arasındaki rekabeti arttıracak ve sonuçta tarıma ayrılan su ile birlikte tarımsal sulama yatırımlarını da azaltacaktır. Bu nedenle de tarıma ayrılan suyun etkinliğini arttırmaktan başka tercih yoktur.

Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında ve konunun önemi de göz önüne alındığında, olası iklim değişikliği ve kuraklık durumunda öncelikle sulama ve su kaynakları doğrudan etkileneceği için aşağıdaki bölümlerde il bazında doğrudan alınması gereken önlemler ve uygulamalar verilmiştir.

Bu uygulamalar “Teknik” ve “Kurumsal” olarak 2 ana başlık altında toplanmıştır. Bu uygulamalar yapıldığı takdirde kuraklık eylem planı başarıya ulaşacaktır.

KURAKLIĞIN ETKİSİNİ AZALTMANIN YOLLARI

Kuraklık riskine karşı alınabilecek önlemler, kuru ve sulu tarım koşullarında birlikte ele alınarak olası çözüm önerileri ve eylem planları aşağıda verilmiştir.

1 Teknik Uygulamalar

1.1 Kısıntılı Sulama Uygulamaları

a) Bitkinin bazı dönemlerinde sulama yapmamak

b) Sulama aralığını daha geniş tutarak böylece sulama sayısı ve sulama suyu miktarını azaltmak

c) Her sulamada sulama suyu miktarını azaltarak uygulamak

d) Bir kısım alanı sulama dışı bırakmak

1.2 Uygulanan Sulama Yönteminin Gerektirdiği Teknik Koşulları Sağlamak

1.3 Yağmurlama Sulamalarda Özellikle Sıcak Bölgelerde, Günün Serin Saatlerinde veya Gece Sulama Yapmak

1.4 Sulu ve Kuru Koşullarda Kuraklığa Dayanıklı Bitki Tür ve Çeşitlerini Yetiştirmek

1.5. Sulamadan Dönen veya Drenaj Suyunu Kullanmak

1.6 Toprak işlemesiz Tarım ve/veya Toprak yüzeyini Mulclama

1.7 Atık Su Kullanılması

1.8 Su Hasadı

1.9 Teraslama

2 Kurumsal Uygulamalar

2.1 Sulama Suyunun Hacim Esasına Dayalı Ücretlendirme Yapılması

2.2 Su Tasarrufu Sağlayan Sulama Yöntemlerini Uygulamak

2.3 Sulama Birliklerinin Etkinliğinin Artırılması

Doç Dr. Öner Çetin (2009)

  • Netinial Internet

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari