TANIDIKLARINIZIN ARASINDA, AZGIN TEKE VAR MI?

Ocak 22, 2010 tarihinde tarafından  
SOYDA_BAŞYAZI - HÜSEYİN SOYDABAŞ kategorisinde yayımlanmıştır.

TANIDIKLARINIZIN ARASINDA, AZGIN TEKE VAR MI?

Herkes elinden geleni yapıyor; kimisi, ülkenin zenginliklerinin birilerinin eline geçmesi için, kimisi  parçalara bölünmemiz için, kimisi kaybolup gitmemiz için, kimisi de giderayak torbasını daha fazla doldurmak için.

Tamam kış kışlığını yapacak ama, kışın yaşanması ile ayazda kalacak olanlar neden çaresiz, gamsız, tepkisiz bir görünüme bürünüyor, bu kış Allah’ın emriyle olan bir kış değil, Allah’ın adını pazarlayanların yarattığı bir kış.

Neden mücadele edilmiyor.

Kimseye “silahı kapalım, vatanı savunalım, haydi cepheye” demiyoruz. İstediğimiz sadece canlı, diri durmak ve ” ölü balık  modundan” uzakta durup bir birimize elektrik vermek, güven vermek, birbirimizin arkasını kollamak.

Yazdığım yazılar dost ve arkadaş profilime de yansıdı ve birçok şehirde birçok köşe yazarı arkadaşım oldu.

Sohbetlerde ortak konumuz “okuyucu sayısındaki düşme” Deniz’i aradım. “Bayağı düşme var” dedi.

Öyle bir hale getirildik ki; okumak angarya, mücadele eziyet, hatta silkinmemiz bile işkence gibi görülmeye başlandı.

Okuyucu da haklı, uzun bir süredir ‘bitmeyen senfoni’ gibi hep bir birine benzeyen yazılar, hep aynı konular. Her şey ikiye bölünmüş durumda. Herkesin ayrı bir tarafı, gurubu, kısmı, bölümü var artık.

Sinsice planlanmış bir oyunla “TÜRKİYELİ OLMAK” bitirildi.

Bugün bulunduğum yerde sabah otobüsle bir görüşmeye gidiyordum. Ayaktayım ve oturan iki kişinin sohbetine kulak kabartıyordum. Konu eğitimdi, anladığım kadarıyla birisi öğretmen. Biraz ileri de birisi inince ben oturdum, diğerinin yanına.  Duramam ki. Hemen bir kontak kurdum ve başladım sohbete.

Öğrendiklerim:

“Milli Eğitim de büyük bir bölüme yarın karne yok. Önce ‘sistem çöktü’ dedi ve bunun sebebini ‘e okul bilgilendirme sistemi’ ne  aşırı yüklenme sonucu yığılma olduğunu ve bunun normal karşılanabilirmiş, velilerimiz zaten isterlerse aşırı yüklenme azaldığında internetten çocuğunun karnesini görebilirmiş. Sonra yanıma kulağıma doğru sokuldu, ‘sistem çöktü’ dediğim doğru, çocuklara bir şey öğretemiyoruz, çocuklara eğitim verebilmek için gerekli disiplini sağlayamıyoruz. Yapılan toplantılarda üstü kapalı olarak bize, “aman başlayan bitirsin, yenileri geliyor, alt yapı yetersiz” gibisinden sözler hatırlatılıyor. Zaten verilen kitapların içi boş, tek iyi tarafı, çocukları araştırma yapmaya yönlendiriyor. Evinde imkanı, interneti ve hevesi olan başarılı okuyur. Zaten  mecburen destek kitap öneriliyor velilere. Böylece bedava kitap işi tek başına yeterli değil. Kitaplar da gereksiz ve yanlış bilgiler ve yönlendirmeler de var”

Bu gayet bilgili, konuşması ve davranışları mükemmel emekliliğini hak etmiş, “benden 3 alan üniversiteyi kazandı demektir” diyecek kadar kendisine güvenen bir öğretmen. Teşekkür ettim ve ondan önce indim, otobüsten.

Bu müfredatla yetişen kuşağın halini de gündüz yollarda, parklarda, akşam toplu taşım araçlarında görüyoruz. her talebenin, gencin kulağında telefonundan veya bazı cihazlardan gelen, iki kulağını da kapayan kulaklıklar. kimse kimseyi görmeden önüne bakıyor ve müzik dinliyor. Lay, lay, lom…

Etrafındaki olan bitenden habersiz, kimseye saygı duyma gereği, kimseye selam verme özelliği olmayan, kendi halinde, içine kapanık, etrafındaki bebek sesini,  konuşmaları, hayatı dinlemeyen koyun gibi başı önünde bir nesil yetişiyor.  Hepsi ölü balık modunda.

Bu yazılar ve sitemizin bilgileri,  çeşitli yollardan portföyümüze geçmiş tam 20.425 kişiye mail yoluyla en az ayda bir kere gönderiliyor, ancak okunma sayısı günde 800 gibiydi, şimdi 400-600 aralığında ve düşüyor.

Öyle bir hale getirildik ki; okumak angarya, mücadele eziyet, hatta silkinmemiz bile işkence gibi görülmeye başlandı.

Okuyucu da haklı, uzun bir süredir ‘bitmeyen senfoni’ gibi hep bir birine benzeyen yazılar, hep aynı konular. Her şey ikiye bölünmüş durumda. Herkesin ayrı bir tarafı, gurubu, kısmı, bölümü var artık.

Sinsice planlanmış bir oyunla “TÜRKİYELİ OLMAK” bitirildi.

En iyisi konuyu değiştireyim de son kalan okurlarda kaçmasın. İşte size göre bir yazı. (Alıntı, ben de gamsızım artık. Sendromdayım)

BANA GÖRE İÇİNDEKİ EN GÜZEL MESAJ: “Öküzün gamsızı, kasabın bıçağını yalar”

Besicilik yapanlar veya köyle ilgisi olanlar bilir..
Koyundu, keçiydi, sığırdı..
Etinden sütünden faydalanılan hayvanların erkeği pek makbul  değildir.
İnek buzağılar..
Yavrusu dişi ise mal sahibi sevinir..
Hayvana ihtiyarlığının son demine kadar bakılır..
O da sahibini, dölünden döşünden  sebeplendirir, tonlarca süt verir.

İneğin yavrusu erkekse sahibi yandı.
Erkeğin, yani boğa adayının huyu suyu dört beş yaşına kadar çekilir..

Ondan sonra cinsel açıdan zaptedilmez hale gelir. Çaresi kasap bıçağıdır.
Haaa! Bir çaresi daha var.. Hayvanın husyeleri burulur..
Yani  cinsel hayatı  bitirilir..
“Dişilere ilgi duymayan” bütün erkekler gibi onlara da “öküz” derler.

Tarlada saban sürer, kağnı arabasını çekerler.
Dişi milletiyle ilgileri  kalmadığından hissiyatları da sıfırlanmıştır..
Gamsız olurlar. Dert, kasavet çekmezler..
“Öküzün gamsızı kasabın bıçağını yalarmış” lafı buradan çıkmıştır *

Koyunun erkeği koçtur.. Hiperaktif ve saldırgandır.. Cinsellik açısından  gözü karadır..

Kurban bayramlarında belediyelerin kurduğu toplu kesim  merkezlerinde bu halleri daha iyi görülür.
Cinsdaşları dört beş metre uzakta kasaba boyunlarını uzatırken, bunlar  giderayak bir dişiyi daha becerme gayretindedirler.
Onları kurban kesim yerinde koyunların sırtına binmeye çalışırken teşhis  ederiz.
Davar cinsi mahlûkat olduklarından bu hayasız halleri dini duygularımızı rencide etmez.
Güler geçeriz.

*Keçinin erkeği olan “teke” ise hepsinden farklıdır.. On iki yıl ortalama  ömrü olan bu davar türünün erkeği cinsel açıdan çok aktiftir.

Nedendir bilinmez yaş yarıyı geçtikten, hele dokuzu onu bulduktan sonra sürüdeki yavrulara musallat olur.. Yetişkinlere ilgi duymaz, kuzu dediğimiz yaştakilerle hissi ilişki kurmak ister.

Çoban milletinin kelime haznesi “üç yüz” sayısı ile sınırlı olmasa bu teke davranışına mutlaka ” azgın teke sendromu” gibi fiyakalı bir  isim takarlardı.

İnsan türünün erkeğinde de bu haller vardır.

*Temsil, otuz sene sakin sakin geçen bir evlilikten sonra bakarsınız ki adam; yaşına başına, hatta sosyal statüsüne uygun olmayan birine kaçmış.

Gözü bir şey görmez.. Laf dinlemez, nasihat heyetlerini kabul etmez.. Yukarıda gök kubbe yarılsa  o bildiğini okur..
Evi, barkı terk eder kaçtığı kadına teslim olur.
İşi bilenler böyle bir duruma hemen “azgın teke sendromu yaşıyor.” teşhisini koyarlar..

Erkekte andropoz döneminin birinci ayağı budur.

Türkiye’nin gündemine arka arkaya birkaç ” azgın teke sendromu” vakası düştü..
Ne kadar kadın köşe yazarı varsa kafası karıştı.
*Kimi bu erkekleri lanetledi..  Kimi hemcinslerine “Akıllı olun.. Fevri  davranmayın..
Geçici bir durumdur..” fikirleri verdi.. Kimi de suçu kadınlarda bulan yazılar yazdı.

Bunların okuyana yan etkisi yok.   Çare çözüm göstermektir.
Ne yazık ki çaresi de yok.

Bu sendromu yaşayan erkeklerin büyük bir bölümü, ilk şiddetli krizden sonra kendine gelir.
Pişmanlık duyar. Araya giren “nasihat heyetlerinin” lafını dinleyip, evine geri döner.

O  andan itibaren de azgın tekeliği gitmiş, kasabın bıçağını yalayan gamsız bir öküze dönmüştür.

Artık ondan, evin kadınına da hayır gelmez.

Adam zenginse ailesi onu bir hayır kurumunun başına geçirir.
Temsil, en   yakın mekteplerden birine “Okul Aile Birliği Başkanı” yaparlar.

Adam orta halliyse yeniden sosyalleşmesi zor olduğundan onu hacca  göndermekten başka çare kalmaz.
Hacca gider, evdeki karı niyetine şeytan taşlar, böyle deşarj olur.

Eve hiç dönmeyenlerin durumuna gelince.
Bunlar ” azgın teke sendromunu” en ağır yaşayanlardır. *
Dönüşü olmayan bir yola girdiklerini bilir, hayatlarının bundan sonraki  bölümünü ona göre düzenlemeye çalışırlar.

*Önce kendilerine olan düşkünlükleri artar.*
*Sağlıklı hayat meraklısı olurlar.. Sıkı diyet uygularlar.*
*Genç işi giyim kuşama dadanır, spor giyinmeye çalışırlar. *

“Bütün dertleri; talip oldukları genç kadınla aralarındaki yaş farkını ört bas etmeye çalışmaktır.”

Nüfusa gidip yaşlarını küçültmek mümkün olmadığından kendilerini estetikçilere teslim ederler.
Geçkin erkeğin sarkık derisinden bu sektör sebeplenir.

BELİRTİSİ VAR MI?

” Azgın teke sendromu”nun erkekteki ilk belirtisi televizyon başında ortaya    çıkar.   *Tek başına televizyon izleyen bir erkek Lig TV’yi, haber kanallarını, aksiyon filmlerini seyretmiyor da Elma gibi, Sinek gibi gençlerin kanallarına takılıyorsa fikri bozulmuş demektir. *

*Özellikle MTV veya Number One kanalında klip izliyorsa bilin ki çoktan  kararını vermiştir. *

*Hele hele Fashion TV’nin başından kalkmıyorsa gözü iyice kararmıştır ki   karısının o erkekle her türlü ağız dalaşından uzak durması icap eder.*

*Özellikle de “Senin için saçımı süpürge ettim.” cümlesini fikir  tartışmalarında kullanması sakıncalıdır. *
*Çünkü bu durumda erkeğin gözü kadının saçına takılır. O saçların süpürgeye benzetilmesi için kuaföre ödenenlerin kendi  cebinden çıktığını hatırlar.*

*İyi olmaz..*
*İkinci kategoriye girenlerin tedavisi yoktur. Hapı da keşfedilmediğinden ağızdan ilaç alınması suretiyle sakinleştirilmeleri imkânsızdır. *

*Eskiler bu durumu “azgınlaşma” ve “teneşir” ilişkisiyle açıklamışlar.
Ben keyfinizi kaçırmamak için adını doğrudan telaffuz etmiyorum. *

*Ağızdan ilaç almakla tedavisi mümkün olmayan bu “azgın teke sendromuna girmiş”  erkeklerin gönül maceralarına son nokta teneşirde konulur.

*Bunun için de bir parça pamuk yeterlidir.*

************************

  • Netinial Internet

Yorumlar

“TANIDIKLARINIZIN ARASINDA, AZGIN TEKE VAR MI?” adlı makaleye 3 yorum yapilmis
  1. EMEK dedi ki:

    İYİ GÜZEL DE BİRDEN FAZLA KUMASI OLANLARA NE DİYELİM…
    BUNLARINKİ NE SENDROMU ….SEVGİ HİSSEDİLEREK YAŞANANDIR …
    HİSSEDİLMEYEN AŞK SEVGİ OLAMAZ..

  2. cilnevaz dedi ki:

    Ne güzel yaa adam antropoza giriyor bu bahaneye sığınıyor buluyor bir genç dilber hadi bana eyvallahh kadın menopaza giriyor ama zavallım sıkıntı ile ugrasmaktan benim kocam beni nekadar mutlu etti kackere elimi tuttu seni seviyorum lafını söyledimiki acaba diye düsünmüyor aşkın neresinde farkında degil oda asık olmak istiyormu oda aynı tutkuları yasamak istiyormu kimsenin aklına gelmiyor o öküzz kocasını saymıyoruzda ondan ne zaman hayır geldiki kadına kadın dogurdu yaa kadınlıktan öıktı adam icin toplumda nasılsa erkektir ooo ne var bunda kır dizini otur annesin sen diyor yaa katmerli bir destek.Yok öyle 3 köfteye 5 ekmek geöti artık sizin saltanatınız kadınlarınızı aldatırsanız artık aynı şekilde cevap alacaksınız gizli yada aleni sizi aldatacak kadınlarınız sonuna kadarda yanlarındayım toplumun civisimi cıktıı erkekler aldatınca kadınlarda aldatsında vidası cıksın ne olacak erkege mubahta kadına tüüüü pismi neden sizin yasamak istediginiz duyguları karınız yaşamazmı yanılıyorsunuz beylerrr yanılıyorsunuzz atta degil kabiliyet bence seyistee hadi yayınlayın bu yazıyı siz fazla oldunuz agzın tekemisiniz ne haltsanız senelerce aldatınız analarımızı bacılarımızı bu nesilde sizden intikam alıyor işte.ne var dısarıdaki haramda bu kadar diye merak ettirdiniz evinize geldinizz hatunun koynundan kadınınız kazanın altını yaktı gözyaşlarını yazmasına silerek kirli donunuzu yıkadı dövünerek aldatın siz devam edin kadınlar artık uyandıı yapın siz daha hovardalık azgın tekelikmi öküzlükmüdür kadınlarda artık ruhlarında haramın tatlı oldugunu yasamak istiyorlar acın kulaklarınızı yanınızdaki kadın sizin gördügünüz kadın degil onlarda istiyor genç erkek sizin gibi ahı gitmiş vahı kalmış erkekler degil onlar sadece sizi kalaylıyorlar yuvaları ve cocukları icin sizi sevmiyorlar emin olun yalan söylüyorlar kabarmasın bir yerleriniz karılarınız sizin icin ölmüyor sadece numara yapıyorlar başka yerlerde yaptıkları numaralar gibi HADİ YAYINLAYIN BU YAZIYI GÖRELİM

  3. cilnevaz dedi ki:

    GERCEKLER ACIDIR BEYLER KAFALARINIZI DEVE KUŞU MİSALİ KUMDAN CIKARIN ARTIK BU BİR KADININ SESİDİR.BİTTİ MASAL GERCEKLER YALANSIZ DOLANSIZ GERCEK BUNLARR

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari