TORA BORA’DA ÇOBAN OLMAK

Nisan 1, 2010 tarihinde tarafından  
KAOSUN EŞİĞİNDE - Süleyman TURAN kategorisinde yayımlanmıştır.

Diş ağrısı çekenler, dişleri sağlam olanları; yoksulluk çekenler de parası çok olanları mutlu sanırlar.

Bernard Shaw

XXX

Dünyaya kim olarak geleceğinizle ilgili iki seçeneğinizin olduğunu varsayalım. Tora Bora yöresinde fakir bir çoban veya İngiltere’ de, Kraliyet Sarayı’ nda bir prens olarak. Bu iki seçenekten birini tercih etmeniz istense, büyük olasılıkla yanıtınız prens olmak olurdu herhalde.

Pekiyi neden? İngiliz Prens, Tora Boralı çobandan daha mı mutludur?

Bu seçenekler bana sunulsa, çoban olmayı tercih ederdim.

Sübjektif gerekçelerimi belirteyim: Bir çobanın sınırlı ilişkileri vardır. Yaşantısı çok sadedir. Kafası bir prense göre daha az karışıktır. Çevresinde entrikalar dönmez. Suratına gülüp, arkasından olumsuz konuşan dostlara sahip değildir. Bir sürü sıkıcı törene katılma zorunluluğu yoktur. Güvenlik sorunu olmadığından, korumaları olmaksızın istediği yere gidebilir. Sürekli olarak göz önünde ve paparazi takibinde değildir. Bu nedenlerden ötürü ruhu daha dingindir. Dolayısıyla da daha mutludur.

Öte yandan Tanrı, prens olarak dünyaya yollayacağı kişinin kalbini hüzünlere bürür. Genelde bu konumdaki insanların ruh sağlığı, çok hassas dengeler üzerine inşa edilmiştir. En ufak bir sıkıntıda moralleri yerle bir olur. Tanrı, daha başından, prense verdiği güç kadar, güçsüzlük de bağışlamıştır.

Öte yandan, prensin ekonomik açıdan güçlü olması, onun çok mutlu olduğunu göstermez. Mutluluk içsel bir duygudur ve çoğu zaman, ekonomik güçlülük gibi dışsal koşullardan bağımsızdır.

Tüm bu nedenlerden dolayı çoban olarak dünyada bulunmak daha akılcı görünüyor. Hüzünlerden, entrikalardan uzak, dingin bir yaşam dururken, prens olmak neyime yarayacak?

Biraz da gülelim:

YANLIŞ ANLADI

Oldukca yakışıklı ve cüsseli, her hali ile dört dörtlük bir adam bardan içeri girer. Yanında bir devekuşu ile bara yaklaşırlar ve adam barmene seslenir:
-Bana bir viski!
Devekuşunu gösterek:
“Ona da bir bardak su” der ve içtikçe içerler.
Sonra adam “hesap” der. Barmen:
-27 Dolar 45 cent.
Adam elini cebine atar. Cebinden çıkardığı paranın hepsini bırakır ve çıkar.
Barmen parayı sayar. Tamı tamına 27 Dolar 45 cent.
Adam ve devekuşu ikinci gün yine gelirler ve aynı yerde içerler.

“Hesap” der. 36 Dolar 18 cent. Adam elini cebine atar; bütün parayı bırakır çıkarlar. Barmen sayar. Tam 36 Dolar 18 cent. Barmen şaşkın şekilde olayın sırrını çözmeye çalışır. Üçüncü ve dördüncü gün adam ve devekuşu gelip, gece geç saatlere kadar içerler. Hesap ne kadar olursa olsun elini cebine atıyor bütün parayı bırakıyor, barmen sayıyor. Hesap tam. Ne eksik ne fazla. Barmen kafayı yemek üzere dayanamıyor ve bu işin sırrını soruyor. Adam anlatıyor:

-Bir gün Aladdin’ in sihirli lambasını buldum. İçinden cin çıktı ve bana üç dilek dilememi söyledi. Ben de diledim…
1- Çok yakışıklı ve kadınların hayran olduğu bir tipim olsun!
2 -Her yerde ve her zaman ne kadar paraya ihtiyacım olursa olsun, elimi cebime attığımda hazır olsun!

Barmen paranın sırrını öğrenmiş ve rahatlamıştır. Sonra devekuşunu göstererek sorar:
-Pekiyi bu ne? Adam cevap verir:
-O mu? “3.dileğim” der. Beni hiç yalnız bırakmayacak uzun bacaklı bir piliç istemiştim.Cin, yanlış anladı!

  • Netinial Internet

Yorumlar

“TORA BORA’DA ÇOBAN OLMAK” adlı makaleye 3 yorum yapilmis
  1. AYsel Al dedi ki:

    Süleyman Bey,

    Her zamanki gibi yazınızı severek okudum. Düşündüren ve anlamlar çıkartan az ve öz.

    Tebrikler,

    Aysel AL

  2. Badegül ÜNAT dedi ki:

    Süleyman bey yazınız güzel ama ben bazı sölediklerinize katılmıyorum.Çobanda hayatındanmutsuz olabilir. Hep zorluk çekip yokluklarla boğuşup gün yüzü görmeden ölmüş olmasıda muhtemel olabilir.Bence insan prens olupda mutlu olabilir çoban olupda.Önemli olan bardağın dolu tarafını görebilmek.Bu arada dilek dilerkende dikkatli olmalıyız :))) saygılarımla..

  3. Anonim dedi ki:

    Valla bir bayan olarak ”Tora Bora’da Çoban Olmak” yazınızı okuduğumda şunu söylemeliyim ki(tabii biz bayanlar göz önüne alındığında prenses ve çoban oluyoruz).Ne prenses olmaya ne de televizyonlarda millete bağımlılık yaratan dizilerdeki,özendiren bayanlardan olmaya hiç heves etmedim.Düşünceleri büyük,çevreleri dar,dostları az ama gerçek,hayatları sade,kendine göre değerleri olan insanların daima daha mutlu oldukları fikrine sonuna kadar katılıyor,kendim de her ne kadar şehirde yaşıyor olsamda yazdıklarım gibi yaşamaya çalışıyorum.Şu an ki koşullar buna izin vermese de ilerde sakin bir balıkçı kasabasında yaşamayı planlıyorum.Sağlığım,dostlarım,kitaplarım,deniz ve tekneler hayatımda oldukça zaten mutlu ve keyifliyim.
    Düşüncelerinize ve bunu yazan ellerinize sağlık.
    Umarım hayatınız düşündüğünüz gibi geçer.
    Sevgi ve Saygılar…
    Jale Boztepe

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari