TÜRKÇEMİZ DE ELDEN GİDİYOR MU?

Ocak 15, 2010 tarihinde tarafından  
İÇİMDEKİ SESLER - A.CENAN AKPINAR kategorisinde yayımlanmıştır.

TÜRKÇEMİZ DE ELDEN GİDİYOR MU?

Başlangıç notu: Parantez içinde sizlere sunduğum deyimler, aşağılık duygusu içinde bulunan beyin fukaralarınca kullanılan ifade biçimleridir.

Milli bütünlüğümüz gibi Türkçemiz de büyük bir tehdit altında. Bunu kısa ve öz olarak değinmek isterim.

Tsunami: Japon dilinde “Denizin yüzünde çok büyük ölçüde karışıklıkların ya da denizaltı depremlerinin ortaya çıkardığı, çok uzun deniz dalgası” olarak kullanılan bir terimdir.

Yakın geçmişte bu doğa olayının çok büyük ölçülerde mal ve can kaybına neden olduğunu üzülerek izledik.

Hepinizin bildiği gibi, tsunami ve birçok yabancı terimlerin, deyimlerin kullanımı, sözde sahte bilgiçliğin (entelliğin) göstergesi olduğu için, özellikle sahte aydın (entel) geçinenler, kendilerini üstün görme sevdasında olanlar daha iyi anlayabilsinler diye, bu yazımı bu tür terim ve deyimlerle kaleme almamı umarım anlayışla karşılar ve hatta bu terim ve deyimleri kullananların, aslında kibarlık budalası, beyin fukarası olduklarını fark ederek hallerine gülersiniz.

Türk Dil Kurumu sözlüğünde “tsunami” teriminin anlamı yukarıda belirttiğim gibi açıklanmış, yani kısaca “çok uzun deniz dalgası”, “olağan üstü büyüklükte deniz dalgası” olarak biz kendi Türkçemiz ile bu doğa olayını ifade edebiliriz. Doğrusu da sanırım bu olacaktır.

Bizleri asıl yaralayan, hükümet yetkilileri, konularında uzman olan sözde akil adamlar, politikacıların ve daha birçok kişinin konuşmalarında ve beyanatlarında, radyolarda, yazılı ve görsel basında yabancı terim ve deyimlere sürekli yer vermeleri olmaktadır. Bizleri yaralamasının nedeni ise, belli mevkie gelmiş, sorumluluk sahibi ve halka örnek olması gereken bu kişilerin ağızlarından çıkan yabancı kökenli kelimelerle düştükleri gülünç durum değil midir?

Bu gülünç duruma düşenler arasında, sanatçılar, iletişim ve yayın organı görevlileri, görüşüne başvurulan normal kamu görevlileri de var tabii. Tesadüfen birkaç İngilizce veya başka bir yabancı dil biliyorlarsa bunu, kendisini dinleyenlere gösterebilmek için, dillerinin döndüğü kadarıyla, ifade ettikleri konuda, kullanacakları cümlenin içeriğinde yabancı terim ve deyimlere yer verirler.

Sanırım karşısındaki kitlelerin onlar için “ vay be adama bak ne güzel konuşuyor, kesin yabancı lisan biliyordur, bu adamı anlamak için profesör olmak gerekir” filan diye düşündüklerini zannediyorlardır, bu aşağılık karmaşası (kompleksi) içinde olan çokbilmiş beyin fukaraları…

Bilim dallarının, dünya üzerinde ortak kullandıkları, özel olarak kullanılan terimleri (terminolojisi) vardır. Parantez içinde sizlere sunduğum deyimler, bu aşağılık karmaşası içinde bulunan beyin fukaralarınca kullanılan ifade biçimleridir.

Bilim dallarında kullanılan özel terimlerinin dahi Türkçemizde karşılıkları, ifade edilebilecek sözcüklerimiz bulunabilir. Bilgisayar terimi olarak kullanılan indirme (download). Yükleme (upload), biçimlendirme (formatlama veya format atmak) gibi…

Gençlerimiz arasında da yabancı kökenli basit yabancı halk kitlelerinin kullandıkları birçok kelimeler maalesef kullanılmaktadır. Hoşça kal (bye/bay), vay be..! (vauuav), aman Allah’ım (oh! my god/oo may gad), ve daha nice anlamsız ve özenti ile kullanılan saçma sapan kelimeler…!

Espritüel: (Fransızcadan gelen ve sık kullanılan bir kelime. “Yerinde ve zamanında, güzel ve hoş karşılanan, ince anlamlı, düşündürücü söz söyleyen, nükte yapan kimse..”)

Seksi: (İngilizceden gelen bir kelime. “Cinsel çekiciliği olan.”)

Finansman: (Fransızcadan gelen bir kelime. “Bir girişime işleyebilmesi, gelişebilmesi için gereken para ve krediyi sağlama işi.” Biz bu kelimeye karşılık olarak kısaca “Bir girişim için kaynak temin etme” olarak pekala ifade edebiliriz. Buradan yola çıkarsak;

Finansör: “Bir giriş için gerekli kaynağı temin eden kişi” diyebiliriz.

Tekstil sektörümüzce üretilen giysiler üzerinde ki, kültürümüzle uzaktan yakından ilgisi olmayan konulara atıfta bulunan yazılar, resimler v.b. gibi…

Firmaların isimleri ve tabelalarda yer alan anlamsız ifadeler… Kaş yerine Kash yazılması ve daha niceleri…

Fakat, yabancı kökenli kelimeleri kullanmak, bulunulan ortamda bir değer kazandırır düşüncesi ile hareket edilirse, tabii ki karşımızdakiler tarafından ne kadar beyin fukarası olduğumuz fark edilecektir. Bunun bilincine varılırsa, sanırım Türkçemize hakkını vererek dilimizi arındırmada üzerimize düşen görevi yerine getirmenin huzurunu yaşarız.

Lütfen; yabancı terim, deyim ve kelimelerden arınmış sade Türkçemizi kullanarak, kendinizi “beyin fukarası”, “sahte aydın” (entel)  damgası yemekten kurtarınız.

Bırakınız dileyen, Arapça, Kürtçe, Ermenice, her nece istiyorsa o dili öğrensin ve konuşsun, bizlere düşen görev öz dilimiz olan Türkçeye sahip çıkmaktır ve bu en kutsal görevlerimizden birisidir.

A. Cenan AKPINAR
Tüketiciler Birliği Antalya Şube
Kültür ve Sanat Komisyonu Sorumlusu

  • Netinial Internet

Yorumlar

“TÜRKÇEMİZ DE ELDEN GİDİYOR MU?” adlı makaleye 3 yorum yapilmis
  1. Ali Kemal Senan dedi ki:

    Cenan bey,
    Yazınızı dikkatle okuduktan sonra, hassasiyetlerinizi görüp size büyük ölçüde hak verdim. Yalnız bir konu var ki, o sözler beni gülümsetti. Hayır. Siz Türkçe’miz üzerine böyle bir yazı yazabiliyorsanız, dar düşünceli olamazsınız. Neden mi böyle yazıyorum? Türkçe’yi bilerek yanlış kullananlar kimler? dediğiniz gibi özenti yaşayan zavallılar. Ama ya Hükümet yetkililerine dair söyledikleriniz???? Sanırım hep aynı hataya düşülüyor bu ülkede. Eğer sizin politik görüşünüze sahip değilse o “ÖTEKİDİR” yani o öteki, Türkçe’yi böylesine katleder, O öteki şöyledir-böyledir. Bakın, yazınızın güzelliğine ve içeriği itibariyle verimliliğine rağmen, böyle sınıflandırma yapmanızı hoş karşılayamadım. Siz söylediğinizde haklıysanız eğer bana Türkçe’yi doğru kullanan bir muhalefet elemanı gösteriniz. Oldu mu şimdi? Bakın bana da yanlış yaptırdınız. Türkçe’yi yanlış kullananların nereli, hangi cenahtan olduğuna bakılmaz. katleden katlediyordur ve yazdığınız güzel yazının muhatabıdırlar. Sonuça biliyoruz ki, Hükümet yetkilileri yumurtadan çıkmadılar. Bugün görev verilse ismi bende malum bazı kitap düşmanları bile hükümette görev alabilirler. Gelelim yazınızın diğer tarafına; Cenan bey, yabancı Kelimelerin bilinçli olarak, bir görgüsüzlük gereği olarak sokulmak istenmesi konusunda sizinle hemfikirim. Ne var ki; Dünya’da konuşulan en gelişmiş lisanların bile katkılara, ithal de olsa yeni kelimelere ihtiyacı vardır. Hatta siz buna bazı Bilgisayar terimleriyle örnekler de verdiniz. Geçmiş devirlerde Arapça’nın bilinen 6400 kelime ile dilimize yerleşmesinin yanında bir takım İngilizce, Fransızca kelimeler bir gereklilikle var olmuşlardır. Tsunami kelimesi bir uzakdoğu lisanıdır. Çünkü Tsunami genelde bir Okyanus afetidir ve en çok onların yaşadığı bir olay olmakla birlikte uzak doğuluların kültürlerine bile etki etmektedir. Bu kelimenin tam karşılığının tek kelime olarak Türkçe’mizde olmaması bu yüzden normal karşılanmalıdır. Peki biz kullanmalı mıyız? Evet. Kullanabiliriz. Bunu her dil kendince yapmakta ve bundan rahatsızlık duymamakta, bu bir zenginlik olarak görülmektedir. Hatta bunun milliyetçi duygularla ele alınması bazen komik bile olabilmektedir. Bakın “Döner”, bunun Türkçe diğer ifadesi “Çevirme” dir. Orta doğu ülkelerinin kültüründe olmayan bir yiyecek olduğu halde Türklerin öncülüğünde oralarda sevilir hale gelmiş, “CHAWIRMA” İsmiyle kullanılır olmuştur. Çok zengin bir dil olan Arapça’nın sahipleri bundan hiç de şikayetçi değildirler. Bu durum İngilizce’de mevcuttur, tabii ki Fransızca’da.
    Türkçe’mize gelince.
    Çok yaşlı bir dil olmasına rağmen bizim lisanımız Arapça, İngilizce, Fransızca, Almanca, Japonca, Çince gibi geniş içerikli değildir. Geniş içerikli lisanlar bile ithal kelime kullanırken bizim dilimizi böylesine korumaya kalkışmamız ise bazen komik sonuçlar getirmektedir. Ecevit’in bir zamanlar oluşturmaya çalıştığı ama önce kendisinin vazgeçtiği proje gibi… Eminim sizde “Dumanlı Tüttürgeç” kelimesine gülmüşsünüzdür.
    Bu arada güzel yazınıza ben de bir katkıda bulunmak istiyorum. Özellikle Turistik yerlerdeki dil yozlaşması. Buna öncülük eden yabancı dildeki tabelalar, ilanlar. Yabancı hayranlığı oluşturan bazı görüş ve düşüncelerin yayınlanması gibi. Tabii bundan bizim cahillerimiz, aymazlarımız sorumludur.
    “Non stop Cafe” “Comfort hotel” “Exelance boutique” (Bir tarafı İngilizce-diğer tarafı Fransızca hilkat garibeleri.) İşte bunlara göz yumanlar. İyi hatırladığım bir olay şudur; Turizmimizin ilk zamanlarında Dalaman’da Almanların yoğunlukla yaşadığı bir sitenin önündeki levha orada yıllarca durdu. Kimse anlamadığı için tepki görmedi. Taa ki biri anlayıp o tabelayı taşlayıncaya kadar. Çünkü orada “Türkler ve köpekler giremez” yazıyordu. Evet final olarak şunu söylemek istiyorum. Türkçe’mize dikkat edelim. zorunluluk halleri dışında salak kelimeleri ithal edip durmayalım. Ama biz, diğer dilleri layıkıyla, edebiyatına kadar öğrenelim. Kendi ülkemizi iyi tanıtıp kötülerin tuzağına düşmemek için. En son sözüm ise şu; LÜTFEN TURİZMİ YÖNETEN CAHİL-CÜHEYLA TAKIMINDAN BİR AN ÖNCE KURTULALIM.
    Ali Kemal Senan
    (Bu yorumumda var olan %30 nispetindeki Arapça kelimeden dolayı üzgünüm.)

  2. CENAN AKPINAR dedi ki:

    Sn. Senan;

    Yazdıklarınıza tüm samimiyetimle katılıyorum. Ancak yanlış anlaşıldığını tahmin ettiğim bir hususu burada zikrederek, düzeltmek ihtiyacı hissettim. Bu cevabımda ben de arapça kökenli kelimeler kullandığım için hoş görünüze rücu ediyorum. Sanıyorum sizin eleştirinize esas olan paragraf;

    “Bizleri asıl yaralayan, hükümet yetkilileri, konularında uzman olan sözde akil adamlar, politikacıların ve daha birçok kişinin konuşmalarında ve beyanatlarında, radyolarda, yazılı ve görsel basında yabancı terim ve deyimlere sürekli yer vermeleri olmaktadır. Bizleri yaralamasının nedeni ise, belli mevkie gelmiş, sorumluluk sahibi ve halka örnek olması gereken bu kişilerin ağızlarından çıkan yabancı kökenli kelimelerle düştükleri gülünç durum değil midir?”

    bölümü olsa gerek. Burada dikkatinizi çekmek isterim ki “bugünki hükümet yetkilileri” ifadesi yoktur, genel olarak “hükümet yetkilileri”ne vurgu yapılmıştır. Bugün ve öncesinde yer alan tüm hükümetlerin, bazı yetkililerince TV ve basına verdikleri demeçlerde yer verdikleri yabancı terim ve deyimlere tarafımdan atıfta bulunulmuştur. Hangi dönem, hangi partiden olursa olsun, kamu oyuna hitaben yapılan konuşmalarda, verilen beyanatlarda, yazılı açıklamalarda halkın anlayabileceği dilde ifadeye riayet edilmesi gerektiğine inanıyorum.

    Mutfağa “ailesel otlangaç” v.b. gibi komik deyimlere sizinle birlikte ben de karşıyım. Öz Türkçe konuşalım derken tabii ki dilimizi komik duruma düşürmeyelim, hatta ve hatta dilimizde artık kök salmış Arapça’dan Farsça’dan gelmiş veya türetilmiş kelimeleri de anlayışla kabullenmemiz gerekir zira malumunuz olduğu veçhile, adli literatürde Arapça, Farsça, Osmanlıca kelimeler, deyimler, terimler mevcuttur. “Ticari teamüllere aykırıdır.”gibi ve daha birçok…

    Yazıma göstermiş olduğunuz ilgi ve kişisel görüşleriniz için bu vesile ile teşekkürlerimi sunmak isterim.

    Sevgi ile ve sağlıklı kalınız.

  3. Anonim dedi ki:

    hepinize katılıyorummmm

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari