YABANCI DİL ÜZERİNE MAKALE – CEHALET BİZE FARZ MI?

Ocak 5, 2010 tarihinde tarafından  
AKDENİZİN DELİSİ-ALİ KEMAL SENAN kategorisinde yayımlanmıştır.

YABANCI DİL ÜZERİNE MAKALE - CEHALET BİZE FARZ MI?

Size sadece 3 yaşında Zahra isimli bir Arap bebekten söz edeceğim. Babasının ismi ise Hamad.

Bu bebeğin özelliği, babasıyla oynarken, ana dili olan Arapça’yı değil, sadece 1,5 ay önce öğrenmeye başladığı İngilizceyi kullanması.

Bir diğeri; İsmi Sumayya. Babası Filipinli bir Müslüman. Sumayya 10 yaşında ve özelliği mükemmel İngilizcesiyle akademik kitapları anlayarak okuyabilmesinin yanı sıra ne ana ve ne de baba dili olmadığı halde İngilizce’yi bir İngiliz aksanıyla konuşabilmesi.

Üçüncü örnek; Abdurrahman. O henüz 16 yaşında. Babası Arap. Annesi İngiliz olmayan bir Avrupalı. Bu gencin özelliği ise İngilizce kitap yazması ve benim kitaplarımı İngilizce’ye çevirmek için istekli olması.

Sanırım ilk paragrafta hangi konuyu seçtiğimi anladınız.

Şimdi lütfen çevrenize bakın. Çocuklarınız. Genç akrabalarınız. Hangisi, hangi yabancı dile ilgi duyuyor ve yukarıdaki ölçülerde başarılı olabiliyor? Ya siz? Belki 25, belki 30 belki 45 veya daha fazla yaştasınız. Hangi yabancı dilde ne kadar konuşabilir, yazabilirsiniz? Hadi siz biliyorsunuz. Sizin gibi kaç tane sayabilirsiniz?

Birleşik Arap Emirliklerindeyim. Türkiye’de herkes bilir ki, orada Arapça konuşulur. Yanıldınız. Orada hakim dil İngilizce. Araplar bile birbirleri arasında İngilizce konuşuyor. İngilizce konuşmadıklarını söylediklerinde ise farkında olmadan İngilizce cümleleri kullanabiliyorlar.

Bu memlekette her cins, renk, türde insan var. Her dilin sahibi burada. Ama buranın 25.nci sınıf sayılan insanları..Yani Hintliler bile kendi aralarında “Hambırıyelle, bırıyelle” derken araya İngilizce sıkıştırıyorlar. Eğer karşı tarafın Hintçe bilmediğini anlarlarsa, kendilerine yakın bir aksanla İngilizce olarak bütün dertlerini anlatıyorlar.

Hintlilerin “Dokunulmazlar” denilen bir kastları var. Yani anlamı şu; “Bu insanlar o kadar pis ki, 24.ncü sınıf Hintliler bile, –Nasılsın dostum- diyerek onların elini sıkmıyor. İşte bu kesimin BAE’ye gelmeleri şimdilerde oldukça kısıtlanmış. Ama geçmişte gelenler oldukça fazla ve geri dönmek istemiyorlar. Zaten gitmemeleri gerek çünkü bütün pis işleri onlar yapıyorlar.

Bu kesimden birine uluslar arası siyasetten soru sorsanız size “bırıbmbırıhgşehgoeig” diyerek kendi İngilizcesiyle cevap verecektir.

Şimdi gelelim bize.

Önce küçük bir hikaye;

2005 yılında Sudan’da inşaat işleri yapmakta olan bir Türk firması, Türkiye’den 3 işçiyi Hartum’a getirmeyi düşünür. Onlara pasaport çıkarabilecek kadar para gönderir ve prosedürlerin ardından yola çıkmalarını ister. Üç kafadar nasılsa bizi kırmızı halılarda karşılayacaklar diyerek yanlarına bir kuruş para almazlar ve bir kelime yabancı dilleri de yoktur.

Bu üç Türk, Mısır hava yollarıyla Kahire’ye kadar gelirler. Orada aktarma olacaktır ve her şey yolunda giderse, hiç beklemeden Sudan başkenti Hartum’a ineceklerdir. Ama düşünüldüğü gibi olmaz. Çünkü Hartum’da o sıra kum fırtınası vardır ve uçak yola çıkamaz.

Bu kafadarlar dertlerini anlatamadıkları için imkan olduğu halde otelde kalmayıp, havalimanında alüminyum sandalyeler üzerinde yatmaya başlarlar. Karınları acıkır, para yoktur. Biri gider kontuarlara Türkçe derdini anlatmaya çalışır. Anlatamayınca sinirlenir ve bankoları, duvarları, sandalyeleri tekmelemeye başlar. Onu sakinleştirirler ama bu defa diğerinin çişi gelir. Sıkışık halde etrafta dolaşır, şekilleri bile idrak edemeyip duvara işemeye kalkınca havalimanında ipler kopar. Polis onları bulundukları yerde gözetime alır. Tabii vicdanları o kadar icap ettirmiş olacak ki, üç gün içinde onlara su haricinde hiç bir şey verilmez. Gidebildikleri en uzak mesafe ise zoraki öğrendikleri ayak yoludur.

Sonunda uçak kalkar ve bizim efendiler uçaktaki bütün yiyecekleri silip süpürmeye kalkarlar. El işareti ile “Yok” denildiğinde yine bağırıp çağırmaya başlarlar ve böylece Hartum’a inilir.

Üç gün önce inseler bir karşılama problemi olacağı düşünülmez ama böylesine gecikince, karşılayacak olan kişinin de dikkati dağılmıştır. Adam maç seyretmeye dalınca bizim adamlar gümrükten geçirilmeyip geri uçağa bindirilirler.

TV seyreden adam duruma uyandığında uçak kalkmak üzeredir. Hemen müdahale edilir ve üç adamımız uçaktan indirilir. Tabii sonra başka bir safha başlar. Üç adam, bütün bu rezilliğin müsebbibi olarak karşılayacak kişiyi gördüklerinden, onu apronda evire çevire dövmeye kalkınca Sudan polisi tarafından stadyum benzeri hapishaneye atılırlar. Bu açık alan mahpushanesinde onlara birer bez parçası ve birde çomak verilir. Bu mahkumların en büyük lüksüdür çünkü o bez parçasını çomağa bağlayıp oluşan gölgeye başlarını sokabileceklerdir. Bu mekanda içtikleri çamurlu Nil suyudur yedikleri de bakla kurusu.

Şimdi Kemer’desiniz. Çevrenize bir bakın. Yabancı dil bilen kaç Türk var? (Almancıları saymıyorum) Cevap ; Yok. …Yapmayın şimdi..Hello, Hav ar yu? Ne var yu? Deyip kahkaha atmakla yabancı dil konuşulmuş olmuyor.

Bir devirde Alman Turistlerimiz vardı. Onları karşılayan Almancılarımızdı. (Biz değiliz) Alman Turistler yerlerini Ruslara bıraktı. Onları karşılayan Kırgız, Azeri, Kazak Türkleri. (yine biz değiliz.) Yabancılara çalışma zorluğu getirilince misafirleri karşılama görevi Güneydoğulu AB li sarıgarı düşkünü gençlerimize kaldı. Onlar da bir kaldırımdan diğerine HALLLOOOOOUUUU diyerek işi kotarmaya koyuldular. Şimdi çoğu Rusça’nın değişik lehçelerine bile hakim. Peki ya biz? Biz?????? Akdeniz’in, Egenin mülk sahipleri neredeler? Neredeyiz yahu?

Bu nasıl turizm? Ya beklentiler? Ne bekliyoruz biz Turizmden? Yapmayın dostlarım kandırmayın kendinizi. Bir ticaret çift tarafla yapılır. ALICI-SATICI. Siz ne alıcısınız ne de satıcı. Siz seyircisiniz. SEYİRCİ.

40 yaşın üzerindekiler bilir. Komünist ülke olmadığımız halde bir devirde bu ülkeden dışarıya çıkmak yasaktı. Çıkmak yasak değildi ama dışarıya çıkarken 100 dolardan fazla para götürmek yasaktı. Daha bir çok nedenden dolayı biz dünyayı TÜRKİYE bildik. TÜRKİYE’mizi de Dünya.

Evet. Her şeyimiz yetiyordu o zaman. Ama artık yetmiyor. DÜNYA VAR DÜNYA İÇİNDE. Keşfetmek için dil gerek. Yapmayın. Eğer “Param var, Ben başkanım, müdürüm gezerim” diyorsanız, vazgeçin. Kepaze etmeyin bizi.

Havalimanlarında, fuarlarda, otel lobilerinde o kadar garip görünüyorsunuz ki, inanın “Vatandaşımız” demek zor geliyor. Sizden bir şey olmaz artık. Bari çocuklarınızı maganda yetiştirmeyin.

Araya bir soru sıkıştırıyorummmmmmmmm;  Ülkemizi yurt dışı fuarlarda temsil eden otel sahipleri, müdürleri, turizm acente yetkilileri, belediye başkanları, GATAB Başkanı, (BÜYÜK HARFLE)

KAÇINIZ YABANCI DİL BİLİYORSUNUZ???????????????

Şimdi bazı dostlarım diyecek ki, “Yine bağırıyorsun.” (Bilhassa Hüseyin Soydabaş)

Evet. Çünkü ben gerçekleri gözlerimle gördüm. Yukarıdakiler belgelerle sabit.

Dünyaca meşhur olması gereken bir Tarih ve Turizm cennetinde yaşayan, yabancı dil bilip, ikinci dilden dolayı duble insan olanlara,  Selam olsun.  (GERİSİ, Geride dursun)

Ali Kemal Senan

04-01-2010

  • Netinial Internet

Yorumlar

“YABANCI DİL ÜZERİNE MAKALE – CEHALET BİZE FARZ MI?” adlı makaleye 3 yorum yapilmis
  1. Serhat Ataman diyor ki:

    Sayın Ali Kemal bey,

    Yazınızı hayretle okudum.
    Yazdıklarınızdan şunu anladım doğrumudur ?
    GATAB ( Güney Antalya Turizm Geliştirme Birliği) Başkanı ve diğer birçok Bölge Belediye Başkanları ve turizm temsilcilerinin yabancı bir lisan bilmediklerini mi söylüyorsunuz..Bu çok kötü bir şaka olmalı.Yılda 2-3 milyon turistin geldiği dünyada bile artık önemli bir turizm destinasyonu durumuna gelmiş bölgeyi ulusal ve uluslararı platformlarda lisan bilmiyen kişilerin temsil edebilme ihtimali olsa olsa bir kötü bir parodi olabilir.
    Yazdıklarınıza inanmak istemiyorum.

  2. Kaya Gültekin diyor ki:

    Ali bey “Akdeniz’in delisi’ olarak kendinizi tanıtmışsınız.Ancak üstteki yazıyı okuyunca sizin deliliğinizden epeyce şüphe ettim.Eğer sizin söyledikleriniz delilik ise bize akıllı diye yutturulanları ne olarak tanımlıyacağız ?

  3. isimsizzz diyor ki:

    Herzamanki yazılarınız gibi buda harıka bir yazı olmuş. ne yazıkki kimse duymaz ve sadece yazı olarak kalır burda.bizim öyle bir özelliğimiz var işte…hiçbirşey yapmamak gibi….

Farklı mı düşünüyorsunuz?

Ekleyecek birşeyiniz mi var? Fikrinizi hemen belirtin. Burası fikrini özgürce yazanların sitesi.

Burası özgür bir platform. Yukarıdaki bilgilerin hiçbirisini doldurmak zorunda değilsiniz.
Elbette bu yorumu yapanı bilmeyi çok ister, düşündüklerini korkmadan dile getirenleri bilmeyi isteriz.

Copyright © 2009 · Bütün hakları saklıdır · eKemer.com · Giriş
Makalelerin sorumluluğu yazarına aittir.

Subscribe to eKemer - Antalya Kemer'in Yorum PortalıHaberler Rss Subscribe to eKemer – Antalya Kemer'in Yorum PortalıYorumlar Rss netinial nl

antalya web tasarim firmalari, antalya web dizayn firmalari, antalya web site tasarim firmalari